Senin hayranın olarak, seni övmek, benim aklımı, fikrimi başımdan aldı.
Konuşamaz oldum.
Bir âh etme gücüm kaldı. Niçin âh ettiğimi, âh derdimi anlatacak bir mahrem, samîmi, yakın bir dost bulamıyorum?
Ben de Hz. Ali (kv) gibi kuyuya ah ediyorum.
Kuyu, benim âhımdan coşar da, ağzında kamış biter. O kamış da ney olur feryada başlar. Benim gönül sırlarımı etrafa yayar.
Ey ney!
Feryad etme, sus!
Çünkü biz sana mahrem değiliz. Bu yüzdendir ki, kamıştaki şeker, bizden özür dilemede, kamıştan da özür dilemede…
Beri gel,
daha beri gel,
daha beri.
Nereye kadar aşktan uzak duracaksın,
hele bir kulak ver dinle:
Bir rivayete göre Peygamber Efendimiz(sav) Hz. Ali’ye bazı sırlar söylemiş. Hz. Ali (kv) emanetin ağırlığına dayanamamış, bu sırları kör bir kuyuya söylemiş.
O kuyunun ağzında bulunan bir kamış bu sırları duymuş.
Onu kesip ney yaptıkları zaman o gizli sırları feryad ederek etrafa yaymış.