 |
| Sitedekiler |  | Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 1
Arama Motorları: 2
Ziyaretçi: 9
Toplam: 12
Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Bedavacı Team
|  |
|
| Ruhuna El-Fatiha |  | Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
|  |
|
|  |  |
 |
Meczup Dilinden Hakikatler Paylaş
|
|
| Kategori: Videolar
|
| Yorumlar (5)
|
Eskiden kalbi uyanıklar, şeyh efendiler, Hakk dostları bir sohbet ortamına veya zikir meclisine çocuklar ile meczupları davet ederek onları en orta halakaya, Şeyh'in tam karşısına oturturlarmış...Neden? Bu sâbiler,bu gönlü günah kiri ile kirlenmemiş meczuplar hürmetine Allah'ın rahmeti celp edilsin ve orada bulunan herkeze sirayet etsin... İşte bu haslet zamanla unutulunca ne çocuklarımızın günahsızlığının bir değeri kaldı nede meczuplarımızın kıymet-i harbiyesi...Ama Allah zü'l celâl Hazretleri kullarına olan merhameti sonsuz olunca ikisinide aramızdan eksik etmedi...
Geçtiğimiz günlerde Muhterem Darussefa Hocamızın eski İstanbul Meczupları'nı anlattığı Bakma Pejmurdeliğine isimli makalesinden sonra,etrafımızda ,hayatımızda biz farkında olmasakta dolaşan ve göklerden üzerimize rahmet inmesine vesile olan meczupları düşünmeye başladık...Kim bilir yaşamımız boyunca kaç tanesi yanımzıdan geldi geçti...Bazılarının pejmurdeliği gözlerimizi perdeledi,içlerindeki cevheri göremedik.Belki burun kıvırdık...(Aslında kimin sanatını beğenmeyip burun kıvırdığımızın farkında olmadan...)
Aşağıdaki videoda bir ilimizde bulunan iki meczupun sözlerini işiteceksiniz...İsimleri Recep ve Ahmet... Kendilerinden bî-haberlerce onlara verilen isim Deli Recep ve Deli Ahmet...Ariflerce, işin sırrına vâkıf olanlarca ise isimleri Veli Recep, Veli Ahmet...Herkes tarafından çok sevilen, istedikleri her kapıdan kendi evi kendi işyeri imiş gibi girip çıkan bu iki gönlü güzel, dili tatlı Abimiz, aynı zamanda cami kuşudur...Hususi olarak Kandil Geceleri'nin en güzel süsü bu iki Allah'ın aşkı ile cezb olunmuş Dostlardır...
Aklı evvel bir kişi Recep ve Ahmet Abi'den noel ağacının önünde aklı sıra yeni yıl mesajı almaya çalışıyor...Lütfen sözlerine dikkat edin...Bakmayın Pejmurdeliklerine....Pat çat anlaşılan sözlerin arasından,o kendilerini gizledikleri perdenin arkasından onları görmeye çalışın...HİKMETE RÂM OLUN...
|
|
|
#1 Yazar: Ayşe Reşad 1 Ocak 2011 18:04 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 12.11.2010
|
| Grub : Üye
|
| Konu Sayısı: 20
|
| Yarum: 58
|
| MSN: --
|
|
"Harâbât ehlini hor görme zâkir, defineye mâlik viraneler var.."
En son deli de mahalleyi terk ettiğinde ...
Her mahallede bir deli yok artık... Ama her sokakta bir kaç katil, bir kaç uyuşturucu taciri, bir kaç eli kanlı çete mensubu göğsünü gere gere caka satabiliyor...
Peşrev: Vefalı ve balık hafızası taşımayan okur yığınlarına sahip olsaydım, "Deli Ziya'yı kaç kişi unutabildi" diye başlardım bu yazıya....
Hasan Kaçan'ın Deli Ziya'sını kaç kişi hatırlıyor? Gırgır Mizah Dergisinde her hafta yeni macerası merakla beklenen ölümsüz çizgi karakterlerden Deli Ziya, Cinderesi havzasında yaşayan gerçek bir deliydi. Tıpkı karikatürlerdeki gibi; yaz-kış aynı paltoyla gezer, sessiz sedasız bulduğu irice taşlardan birinin üstüne "tüner", insanları seyrederdi. İnsanlarla pek konuşmazdı, uzun beyaz sakallarıyla karizmasını konuşturmakla yetinirdi. Adı Deli Fehmi'ydi. Kendisiyle alay edenlere hiç bir şey olmamış gibi bakar, onları "yok sayar", eğlenmek için taş atan çocuklara ve kendisinden korktuğu için taşa sarılan cahillere gülmekte yetinirdi. Bir gün sessiz sedasız aramızdan ayrılıp gitti Deli Fehmi. Kimilerine göre vefat etmişti, kimilerine göre, üstü örtülen "bir edepsizliğe" kızdığı için paltosunu alıp gitmiş, başka mahallelerde "tüneyecek taşlar" aramayı tercih etmişti. Deli Ziya'nın "yittiği" günlerde, onun oturduğu taşlara "kurulan", "torbacılar" peydah oldu. Deli Fehmi'nin öz ağabeyi olan Deli Ziya o öldükten sonra çıkmıştı "sahneye"... Ağabeyine nazaran daha hırçın ve konuşkandı, hiç bir zaman ağabeyi kadar karizmatik olamadı fakat o da "zararsızlığıyla" mahallenin delisi olarak sevilmeyi başardı. Hasan Kaçan, "karşı mahallenin" çocuğuydu. Her iki mahalle arasında mekik dokuyan Deli Ziya'yı çizerken iki kardeşin hangisinden daha çok etkilenmiştir bilmiyorum ama karaktere birinin adını, diğerinin özelliklerini yansıtmış olmasından dolayı her ikisini de tanıdığını düşünüyorum... Her mahallede hatta nerdeyse her sokakta bir deli yaşardı eskiden. Aileden biriydi onlar. Aç, biilaç kalmamalarına dikkat edilir, soğuktan donup-donmadıkları önemsenirdi. Bir yere giderken "kapıya pencereye mukayyet olmaları" istenirdi. Hatta işlerin yolunda gitmesi için "o masumların" duaları istenir, çaresiz kalındığında onlara "akıl danışılırdı"... Deliler cennetiydi yurdum. En gözü pek cengaverinden, en radikal dervişlerine kadar gönül verdiği herkesi deli ilan eden halkımın her mahallede en az bir deli barındırmasını garipsememek gerekiyor... Deli kaynayan o sokaklarda katiller, pezevenkler, ******ler, ib..'ler barınamazdı. Halk içinde yaşatmaz, delisi olmayan sokaklara gitmeye mecbur ederdi onlardı. En fazla Osmanlı devrinden kalma "Ustura Kemal" artığı mahalle bıçkınları barınabilirdi o sokaklarda. Onların "icraatları", "mahalle kızlarının namusunu korumakla" sınırlanır, yan gözle bakanları mahalle sınırlarının dışına kadar dövmelerine izin verilebilirdi... Eli mahkum olup kirli işlere bulaşanlar da sessiz sedasız "kader kurbanı" damgasıyla başka diyarlara yelken açarak, onurlarını korumayı başarırlardı... Tırnakçılık ve yankesicilikle geçimini sağlayan Roman ailelerin arasında bile esrar kullananlar dışlanır, eroin işine bulaşana cüzzamlı muamelesi yapılırdı.
Ara Nağme: Vahşet ve kan lekesi o kadar uzaktı ki hayatımızdan; bir gariban, namusu uğruna gözü dönüp, eşini balta ile doğradığında "Kasımpaşa canavarı" şeklinde manşetlere çıkardı. Şimdi ölü sayısı 3'ü aştığı takdirde olay ancak haber değeri taşıyabiliyor... Testere fantezileri bile kesmiyor artık, sinemalarda insan etinin pişirildiği "muhteşem sahneleri" seyretmeye koşan insanlara... "Bir kabadayı" devlet adına işlenen cinayete erkete olarak bulaşsa dahi "racona ihanet etmiş sayılır" yüzüne bakılmazdı, şimdi devlet adına kurşun sıkan her pislik "Polat Alemdar" namıyla alkışlanıyor...
Artık her mahallede bir deli yok. Olsa da mahalle sakinleri onların farkında değil. Ayaklarına dolaştığını düşünenler itip - kaktığı, psikopatlar sövmek için kullandığından dolayı deliler de "akıllı" taklidi yapmaya mecbur kalıyor artık... Mahalle delileri, bugün, çöp konteynerlerinden bulabildiği kırıntılarla doyabilmek için dahi kağıt toplayan "onurlu çete" mensuplarının işini bitirmesini beklemek zorundalar artık. Dayak yememek için, mecburlar bunu yapmaya... Deliler yok artık her sokakta ama bir kaç katil, bir kaç uyuşturucu taciri, bir kaç eli kanlı çete mensubu göğsünü gere gere caka satıyor... Halkın onları arasında "yaşatmaması" ne mümkün? Katillerle, mafya baronları ile kapı komşu olanlar, kendilerini daha emniyette hissetmek için zamanla onlarla daha sıkı - fıkı ilişkiler kurmak zorunda hissediyorlar kendilerini. Koyun koyuna yaşamanın getirdiği mecburiyetler de var. Örneğin bir katil "imajını parlatmaya" ihtiyaç duyduğu zaman; birinden ricada bulunduğunda, o mahalle sakini, "onur", "etik", "adab-ı muaşeret" kavramlarını aklının ucuna dahi getirmeksizin elinizdeki imkanları seferber etmek zorundadır. Pek büyük sorun da teşkil etmez, bu durum. Nasılsa onları koltuklarının altına almış "ağabeyleri/ablaları" "kahramanlık yapmış" gibi pazarlayacak yol ve yöntemler bulmakta mahirdirler... Öyle bir boya çekerler ki hiç kimse onun "kara savaşların" piyonu olduğunu anlamaz. İşin farkında olan "uyanık" ve olayın arka planından habersiz "sazan" cilacılar da bir iki kadife ve fırça darbesi ile parlattılar mı, o "piyon"a "kale" muamelesi dahi yapılır.... Hem diyelim ki "tezgah" anlaşıldı, ne gam! Nasılsa yığınla böyle "olağan icraat" ifa etmiş kişi olduğundan, "onlar daha beterini yapmıştı" diye sırıtır, kendinizi aklarsınız... "Herkesin" en az sizin kadar kirli olduğu bir camiada kimin gıkı çıkar ki? En fazla "onur", ahlak", "etik" diye vızıldanan "sivrisinek" hükmündeki bir deli "peydah olur", "kendi başını yiyene kadar" sizin kulağınızın keyfini kaçırır...
Ara Nağme: Fakir ilk yazılarından birine "kıyas kültürü" adını koymuş ve o yazıda "hayata gözlerini açtıklarında babalarınca pipileri ölçülen, pikniklerde yumurta tokuşturarak eğlenen çocuklar, büyüdüklerinde her icraatını niye bir başka icraatla aklamayı ihmal etsinki" mealinde "deli dolu" fikirler beyan etmişti... ***
Delilerin itibar gördüğü, "fakir" ama "onurlu" insanların yaşadığı mahalle ve sokak yaşamının artık "ütopya" olduğunu anlayacak kadar büyüdüm. Ama Deli Ziya'ya olan sevgi ve saygımı hiç yitirmedim... Üstünde kirli insanların ağırlandığı taşlara oturmak deliliğin şanına yakışmaz. Temiz taş bulmak umudu olmasa dahi, hiç değilse yüzüne tükürüldüğünde utanacak icraat yaptığını anlayıp, başını öne eğip susacak kadar onurlu bir kaç insanın kaldığı mahalleler arayarak deliliğin onurunu korumaktan yanayım... Sadece "kapıya pencereye mukayyet ol" diye emanet edilen yapıların ev sahiplerinin gelip emanetlerini teslim almalarını bekliyorum... Okuduğunun özünü değil, şeklini önemseyen bir yığın okur arasından "derdini, sıkıntını, açık açık anlatsana be deli!" diyecek hayli akıllı çıkacaktır, şüphesiz... Delinin derdi kendi sıkıntısını önemsemek olsaydı, elinde imkan varken, her yazısını köşe bucaktan vermek yerine binanın duvarından sergilemez miydi, kimseyi incitmemek adına bir yığın isim verip "ününe ün" katmaz mıydı? Boş verin, her şeyi size izah edenler, bu konuyu da mantıklı şekilde izah edeceklerdir... Ne diyordu o ünlü kızılderili şefi hatırlayalım; en son deli mahalleyi terk ettiğinde (...) "beyaz adam" anlayacak! Ya da umut delinin ekmeği işte...
Yaşar İliksiz - Haber 7 |
| Açtığı Konular: 20 | Yorum: 58 |
|
|
|
|
#2 Yazar: esra 1 Ocak 2011 21:45 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 14.01.2010
|
| Grub : Editör
|
| Konu Sayısı: 194
|
| Yarum: 1567
|
| MSN: --
|
|
çok merak ettik videoyu ama açılmıyor..hayr olsun..derviş hocam
--------------------
Hissesizliğime acı,fenâdan yanmışım..Cefâdan yanmışım..Fenâdan yanmışım,fâniyim,âcizim...Âcizlerden yanmışım,kadirsin çek canımı bu acziyetten..Afviyetini nasib kıl kavlime.. Can tükenmek üzre, ey cân! Sekeratta elinden bir müjde,Estağfirullah..Estağfirullah,Estağfirullah El-azîm..Affet! .... Canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-iyar.... |
| Açtığı Konular: 194 | Yorum: 1567 |
|
|
|
|
#3 Yazar: azize1 1 Ocak 2011 23:03 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: --
|
| Grub : Ziyaretçi
|
| Konu Sayısı: 0
|
| Yarum: 0
|
| MSN: --
|
|
Delilere bu kadar övgü var da neden deli olucak cesaret yok peki ...buda bir çelişki deli kadar saf temiz niyetli konuştuğunun nereye varacağını hesaplamayan hatta geleceğin hesabını yapmayan insanlar ... Mevlana tüm kazandıklarını kaybedince HAK katında kazandı..şeyhliğini makamını kaybetti Kendi ailesi içinde olan insanlar ne kadar övgü yaparsa dışardanda bunu bekleyin aile neyi övüyor haksızlığa karşı geleni mi yoksa afferin yavrum afferin evladım bak okudu adam oldu bunu mu biraz aklımızla çelişiyoruz toplum olarak neyi savunuyoruz başkasında olunca iyi güzel hoş ya kendimizde olunca biraz haksız olan bizleriz kendi ailenize bakın ne için çabalıyorsunuz doğru dürüst olması için yetiştirdiğiniz çocuklar mı yoksa herkes övsün diye çabaladığınız makineler mi doğru insan haksızlığa sessiz kalmaz delidir bir nevide zaten her yerde konuşur zaten korkusuda yoktur ondan bunda çünkü Onların kaybedecek birşeyi yok ... ama deliler üstünden velilik iddiasında olmaya devammmm..onlar deli değil ama akıllılarda akıllı değil |
| Açtığı Konular: 0 | Yorum: 0 |
|
|
|
|
#4 Yazar: Sail Dervis 1 Ocak 2011 23:11 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 5.05.2009
|
| Grub : Yönetici
|
| Konu Sayısı: 1998
|
| Yarum: 1205
|
| MSN: --
|
|
Azize hocam ,yorumunuza devam edin...Lütfen...
--------------------
Ey gönül kendini vezn etmeye kantar ara bul! Yürü git, kantarına hâlis olan a’yar ara bul! Kapatırlar seni bir hâl-i haraba yalınız Ol karanlık geceler kendine bir yâr ara bul |
| Açtığı Konular: 1998 | Yorum: 1205 |
|
|
|
|
#5 Yazar: nefes 2 Ocak 2011 16:07 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 6.05.2010
|
| Grub : Yönetici
|
| Konu Sayısı: 1519
|
| Yarum: 1738
|
| MSN: --
|
|
''herkes övsün diye çabaladığınız_mız'' .....(işte bu yeter..) |
| Açtığı Konular: 1519 | Yorum: 1738 |
|
|
|
| Bilgi |
|
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
|
|
|  |  | | Haftanın Sohbeti |  |

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
|
|
| Tasavvuf Sohbetleri |  |

[SOHBET DİNLE] 3. Sohbet : "Benden Adam Olmaz Diyenlere - Sahabe'den Eşsiz Tövbe Örnekleri - Birbirini Öldüren İki Kişiden Allah Hoşnut Olur "
|
|
| Görüntülü Sohbet |  |

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
|
|
| Tefsir Dersleri |  |

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
|
|
| Fıkıh Dersleri |  |

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
|
|
| Tasavvuf Dersleri |  |

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
|
|
| Radyo Sohbetleri |  |

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
|
|
| Mesnevi Sohbetleri |  |

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
|
|
| Haftanın Konusu |  |

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
|
|
| Tasavvuf Dershanesi |  |

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
|
|
| Anket |  |
| Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz? |
|
|
| Duyurular |  | |
|
 |
|