Ana Sayfa  |  İletişim  |  RSS 2.0
Kullanıcı Paneli
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Kayıt Ol | Şifremi Unuttum?
Arama :
     
Ana Sayfa
Menü
 Site Duyuruları
 Haftanın Konusu
 Dergah
 Sohbetler
 Kuran-ı Kerim Öğreniyorum
 Kuran-ı Kerim Oku/Dinle
 Kuran-ı Kerim Meali
 Kuran-ı Kerim Tefsiri
 Kuran-ı Kerim Tilaveti
 Esma’ul Husna
 Peygamberimizin (sav) Hayatı
 Peygamberler Tarihi
 Sahabe-i Kiram
 İslam Tarihi
 Hadis
 İlmihal
 Yürek Telini Titreten Ayetler
 İslam Dünyasından Haberler
 Aşktandır - Sesli
 Tasavvuf
 Tasavvufi Edeb
 Mesnevi'den Hikayeler (Sesli)
 Makale-Araştırma
 Tasavvuf Yazıları
 Tasavvuf Dershanesi
 Tasavvufi Sorulara Cevaplar
 Fıkhi Sorulara Cevaplar
 Sâlik Yazıları
 Allah Kulu'ndan Dinlediklerim
 Videolar
 Allah Dostları
 Mezhebler
 Mübarek Gün ve Geceler
 Hanımlar İçin
 Çocuklar İçin
 Dini Hikayeler
 Adab-ı Muaşeret
 Dervişin Zikri-Dualar
 Ney Dinletileri
 Bant Tiyatrosu
 Dini Klip İzle/İndir
 İlahi-Ezgi Dinle/İndir
 Dini Film İzle/İndir
 Dervişin Kütüphanesi
  *** Ramazan 1432 - Özel ***
 İletişim
Misafirlerimiz
Sitedekiler
Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Yok.

Arama Motorları: 4
GooglebotMSN
Baidu SpiderYandex

Ziyaretçi: 44
Toplam: 48

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
4yBaKec ali şeker
arbekbey Ayser
Elcin Asgerov fatma seda
firolec117 gonca
güli_rana HyryNL
KARTAL1903 NuaphyNc
sadık Sahrada Bir Garip
Sail Dervis seffar
sürgün sır-a yolculuk
tıfıl zilan

Bedavacı Team
Son Yorumlar
Yazar: Darussefa, Konu:
Ya Nebi
Yazar: kayıp gazel, Konu:
Ya Nebi
Yazar: Darussefa, Konu:
Ya Nebi
Yazar: sır-a yolculuk, Konu:
Hesap
En Çok Okunanlar
» İşte öyle bir yaşanmış ...
» Sohbet'in Feyzi
» Kumaşçı İle Karpuzcu
» Mahzen-i Döküntüler
» Ya Nebi
» Âşık Olan... [Gece İle ...
» Nakşibendiler
» Her canlı bir canhıraş ...
» Hızır’dan Ders Alan Vel ...
» ..bir söz:)
En Son Eklenenler
» Allah’ı tanıyan O’nu se ...
» İMAM HATİP'İM
» Ya Nebi
» Bu aşk bir bahr-i umman ...
» Adalet nedir ?
» G/öz Açıp Kapatıncaya K ...
» Çün Sana Gönlüm Müptela ...
» bugün: sıradışı olduğu ...
» Hesap
» BUGÜN CANIM
Rasgele Konular
» Benide Götürün Ne Olur
» Dört Mevsim
» Bir Gönlüm Var, Mim Hal ...
» Kuytuların sesini duyab ...
» Hayy Dedin ve Dirildim. ...
» Bu Tokat Hata Yapmayan ...
» Dedim...
» Ed-dâi Nâyi AKDEMİR'in ...
» İhlas
» Nakkaşı Ara...
Radyo
Reklam
Takvim
«    Şubat 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
 

Ruhuna El-Fatiha
Büyük Hak Dostu
Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin
Vefatı-16 Ekim 1628
 
  Tasavvufun Menşei

TASAVVUFUN MENŞEİ
 

   Tasavvufun başlangıcı Resulullah Aleyhisselâm'ın ve Ashâb-ı kiram -radiyallahu anhüm- Hazerâtının yaşayışlarında görülmektedir. Bazılarının zannettiği gibi tasavvufî yaşantı Resulullah Aleyhisselâm'dan sonra başlamış olmayıp, doğrudan doğruya onun zuhuru ile ortaya çıkmıştır.
   Kaynağı Kur'an-ı kerim ve Hadis-i şeriflerdir. Asr-ı saâdet'te tasavvuf adı ve mutasavvıf adı ile anılan zümre yoktu. Sufilik yaşanırdı, fakat adı yoktu.
   Tasavvuf ilminin müslümanlar arasında zuhuru, hicri ikinci asrın ortalarına doğrudur.
Bugün elimizde mevcut eski tasavvuf kitaplarından sayılan "Nefehâtül-Üns" ün beyanına göre, sofi ismi verilen ilk zat hicrî 150 tarihlerinde vefat etmiş olan Ebu Hâşim isminde bir zâhiddir. Bu zatın Suriye'de Remle şehrinde bir zaviye meydana getirdiği ve sâliklerine sofi ismi verdiği rivayet edilmektedir.
   Süfyan Sevri, Ebu Hâşim hakkında: "Ben Ebu Hâşim'i görmeden önce sofinin ne olduğunu bilmiyordum" demiştir".
   Sofi ismi Peygamber Efendimiz zamanında yoktu. Bu kelime "Tâbiîn" devrinde söylenmeğe başladı.
   Saadet asrında en yüksek mevkiyi, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizle sohbet şerefine eren Ashâb-ı kiram -radiyallahu anhüm- Hazerâtı almışlardı. Her biri ayrı ayrı kabiliyetlere sahip idiler, vazifeleri ayrı ayrıydı. Bir kısmı ilim öğrenmeye, bir kısmı dini tebliğ etmeye, bir kısmı cihada, bir kısmı yöneticiliğe daha fazla ilgi duyarken, bir kısmı da ibadete daha çok önem veriyordu.
   Resulullah Aleyhisselâm'dan sonra Ashâb-ı kiram'a yetişenlere ve ilmi onlardan alanlara "Tabiîn" denilmiştir. Ondan sonra da "Tâbiîn"e erişen "Tebe-i tabiîn" gelmektedir. Bu üç nesil, eri hayırlı insanlar olarak kabul edilmişlerdir. Peygamber Efendimiz zamanında bütün müslümanlar o'nun sohbetlerinde feyz aldıklarından, kendilerine "sahabe" ismi verilmişti. Hazret-i Muhammed sallâllahu aleyhi ve sellem efendimizin irtihallerini müteakip, sahabe-i kiramdan bu feyzi ahzedenlere "tabiîn" denmeye başlandı. Bu sırada müslümanlar arasında vahdet zayıflamaya, birtakım bâtıl fikirler İslâm camiası içersine sokulup yayılmağa başladı, işte tam bu sırada bir topluluk, sâlih ameller işlemekte, doğrulukta, dinlerine olan samîmi bağlılıklarında, zühd ü takvada ileri giderek, uzlet ve vahdeti ihtiyar ettiler. Kendi nefisleri için birtakım zaviye ve hücreler meydana getirdiler. Bu şekilde hareket eden kimselere "sofiyye" denmeğe başlandı.
   İslâmî ilimler ilk devirlerde bir bütündü. Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelâm, Tasavvuf gibi bölümlere ayrılmış değildi. Bugünkü şekliyle bir Tefsir, bir Hadis ilmi yoktu, itikadî ve fıkhî mezhepler de yoktu. Bu tasnifler daha sonraki yıllarda ortaya çıkmıştır.
   Ashâb-ı kiram Tarikat-ı aliye'nin ne olduğunu bilmiyordu, amma yaşıyordu. Peygamber Efendimizin sohbetinde kendilerine icabeden herşey veriliyordu. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimizin aralarında bulunması ve sohbeti onları yetiştiriyordu. Ashâb-ı suffa da aynı şekilde yetişiyordu. Herkes nasibi kadar alıyordu. Kimisi çok alıyordu, kimisi az alıyordu. Hele bunların arasında bir zümre vardı ki; "Seninle beraber olanlardan bir taife de -gece- kalkıyorlar." (Müzemmil: 20) âyet-i kerime'sinde belirtildiği üzere, fazla ibadetleriyle seçilmişlerdi.
   İlk devirlerde zühdî bir hareket tarzında başlayan tasavvuf; İslâm dininin kendi bünyesinde doğmuş, gerçek canlılığının ve tazeliğinin bir devamı niteliğinde gelişmiştir. Tasavvuf ismiyle zuhuru, hicrî ikinci asrın ortalarına rastlamaktadır. Tarikat kelimesi ise tasavvufun sistemleşmesinden sonra kullanılmaya başlamıştır.
   Zühd hareketi "Mutasavvıfe" adı ile bir topluluk meydana getirince tasavvuf sistemleşmeye başladı. Fakihler nasıl ki fıkıh ilmini, kelâmcılar kelâm ilmini sonradan meydana getirdilerse; başlangıçta sadece hareket halinde beliren tasavvuf da öteki, İslâmî ilimler gibi, sonradan bir ilim haline geldi.
   İslâmiyetin ilk zamanlarında nefislerini riyâzat ve zâhidliğe vakfedenlere "zâhid, âbid" gibi isimler verilirdi. Daha sonraları zahidâne hayata sülük etmiş kimselere "sofi" denmeye başlandı.
   Söfiyyenin zuhuru ile şeriat ilmi iki kısma ayrılmıştır :
   a) Fukahâ ve ehl-i fetvaya mahsus olan ahkâm-ı âmmedir ki, ibadât ve muamelâttan ibarettir.
   b) Tasavvuf ehline ait mücahede, muhasebe-i nefs, bunlardan hasıl olan zevk, vecd haletleri, bunları ifade için kullanılan ıstılâhat ve izahattır. Daha ziyade zevken anlaşılabilen bu haller için"Men lem yezuk lem ya'rif" yani "Tatmayan bilmez" derler. Hazret-i Mevlâna'ya "Âşıklık nedir?" diye sordukları vakit: "Benim gibi ol da öğrenirsin" demiştir.
   Bedenî ameller için hükümler konduğu gibi, kalbî ameller için de hükümler kondu. Böylece "Tasavvuf ilmi " doğmuş oldu.
   Namaz, oruç ve diğer amellerin zahirî bir şekli varsa ve bunlar zahirî fıkhın mevzusunu teşkil ediyorsa; yine bu ibadetlerin aynı şekilde huzur ve huşu gibi bâtınî bir şekli de vardır. Bu da bâtını fıkhın yani tasavvufun mevzusunu teşkil eder.
   Fıkıh konularının dört mezhep imamı tarafından toparlanıp sistemleştirildiği ve bu imamların adları ile anılmaya başlandığı gibi; zikrin cehri kısmını Abdülkadir Geylâni -kuddise sırruh- Hazretleri, hafi kısmını ise Muhammed Bahaüddin Şâh-ı Nakşibend -kuddise sırruh- Hazretleri sistemleştirmişlerdir. Bundan sonra çeşitli kollar zuhur etmiş ise de, hepsinin aslı birdir. Tarikat-ı Muhammediye'dir. Gaye, Allah-u Teâlâ'yı en güzel şekilde zikretmek ve O'na kulluk yapmaktır.

    -Bu yazı çeşitli kaynaklardan derlenmiştir.









Facebook Sayfamız
Dervişin Fikri

Sayfanızı Da Tanıtın
Dervişin Fikri ile ilgili en güncel haberleri almak ve orjinal videoları seyretmek için açılan sayfada BEĞEN butonuna basınız
Sayfaya gitmek için tıklayınız.
Diline Sahib Çık!



Bir Muhabbet Çağrısı!


Kapıyı Çalmak İçin Tıklayınız.
Kısa Mesaj - Üyeler İçin
Haftanın Sohbeti

***YENİ*** [SOHBET DİNLE] Osman Nuri Topbaş Hocaefendi: "Halin İyi Olabilmesi İçin Dikkat Edilecekler 2. Bölüm "
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Görüntülü Sohbet

*** YENİ *** [SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 10. Bölüm : " İslam'ın Şartları "
Sohbeti izlemek için tıklayınız.
Fıkıh Saati - Sesli

Sual: "Babanın verdiği para ile açılan marketin miras hukuku açısından durumu"
Cevap için tıklayınız.
Sual: "Boşanmış Ailelelerde Çocukların Yaş ve Cinsiyete Göre Durumu"
Cevap için tıklayınız.
Haftanın Konusu

***YENİ*** " Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir'in kaleminden içinde bulunduğumuz Rebiulevvel ayına uygun bir muhabbet aşısı : " Bir Nefes Ümit "
Okumak için tıklayınız.
Tasavvuf Dershanesi

12. Ders Müridin Aile İçinde Riâyet Etmesi Gereken Âdâbı
Okumak için tıklayınız.
Duyurular

Sayın Editör,Yazar ve Üyelerimiz.Makaleleriniz için seçtiğiniz resimleri önce bilgisayarınıza kayıt edip,sonra yükleyiniz.Diğer sitelerden alıntı resimler bir müddet sonra silinmekte veya değişmektedir.

Dervişin Fikri İslami Portalı'nda Yazılarınızı veya Alıntılarınızı Yayınlamak İçin Üye Kontrol Panelindeki Konu Ekle Linkine Tıklayarak Yazılarınızı Bize Gönderebilirsiniz.

Namaz Vakitleri
Anket

Dervişin Fikri içeriğinde en beğendiğiniz bölüm hangisidir?

Tasavvuf Yazıları
Makale-Araştırma
Videolar
Sesli-Görüntülü Sohbetler
Kısa Mesaj
Ku'an-ı Kerim Meali/Hadis/İslam Tarihi gibi sabit içerikler
İlahi-Ezgi/Dini Film İndir-Dinle-İzle
Özel Mesaj Servisi

Hoş Sadâ

Sami Sultanımız-Özel
Dervişane Musıki
Ayet-i Kerime
Hadis-i Şerif
Dua
Son Dakika Haberleri
   
Ana Sayfa  |  İletişim  |  Üye Ol  | 
Copyright © 2008-2009 Dervişin Fikri  |  Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2009 Dervişin Fikri  |  Çeviri By © 2009 zIRyuMRuL
Genel Videolar Hit Statistics
İslami Sitelerin Bulusma NoktasıiSLami Toplist, islami Siteler, Toplist islamiHit.com domain