Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
Tasavvufun Lüzumu
TASAVVUFUN LÜZÛMU
Bir Mevlânâ âşığı olan Pakistanlı büyük
mütefekkir Muhammed İkbâl, Türkiye'ye gelirken uçağın Türk hava sahâsına girmesi
ile birlikte ayağa kalkmış, bir müddet öylece beklemişti. Yanındakiler sordu:
"- Niçin böyle yaptınız?"
O da, şu mânidar cevabı verdi:
"- Bu topraklar, Hazret-i Mevlânâ'nın kabrinin bulunduğu mübârek topraklardır
ve bu mukaddes mekânda yaşayan millet de öyle bir millettir ki, yıllarca
İslâm'ın muhafızlığını yapmıştır. Eğer Türk milleti olmasaydı, İslâm, Arap
yarımadasında hapsolurdu. Bunun içindir ki, gönlümde Hazret-i Mevlânâ'ya ve onun
necîb milletine karşı sonsuz bir saygı ve ihtirâm vardır. İşte bundan dolayı,
yâni onlara hürmeten ayağa kalktım."
Böylesi bir muhabbet, hayranlık ve ihtiram dolu bu misâl de gösteriyor ki,
tasavvufun yetiştirdiği ender şahsiyetlerden biri olan Hazret-i Mevlânâ'nın,
vefatından asırlar sonra bile İkbâl gibi büyük bir mütefekkiri etkileyip onun
şahsiyetinin şekillenmesinde rol oynaması ve gönül âlemini aşk, vecd, muhabbet,
incelik, letâfet, mârifet gibi yüce hasletlerle tezyin edebilmesi, bir bakıma
tasavvufun lüzûmunu sergileyen müstesnâ bir hakîkattir. Öyle ki, doğudan batıya
kadar nice gönülleri kaynaştıran, olgunlaştıran ve zirveleştiren bir hakîkat!..
Asırları ve nesilleri kuşatan bir hakîkat!..