Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
Tasavvufun Gayesi
TASAVVUFUN
GÂYESİ
Kâinatta
hiçbir şey, gâyesiz ve tesâdüfî değildir. Herşeyin bir gâyesi ve kaderi vardır.
Nitekim Allâh Rasûlü (s.a.s.), peygamber olarak gönderilişinin bir gâyesi
bulunduğunu ve bunun da "mekârim-i ahlâkı tamamlamak" olduğunu açıkça ifâde
buyurmuşlardır. İlimlerin ve özellikle İslâmî ilimlerin ortak gâyesi, "dünyâ ve
âhiret mutluluğu" olarak özetlenmiştir. Dînî ilimler arasında yer alan
tasavvufun gâyesi nedir? Tasavvufun
gâyesi, insanı kötü ahlâktan, çirkin huylardan uzaklaştırmak, güzel vasıflarla
bezemek, Allâh ve Rasûlü'nün ahlâkını benimseterek Hz.Peygamber'e tam bir ittibâ
ile "insan-ı kâmil" yetiştirmektir. Bir başka ifâdeyle, "müslüman için ebedî
saâdeti sağlamaktır." Bu
ana gâyede bütün mutasavvıflar ittifak hâlinde olmakla birlikte, bunun
gerçekleşmesi konusunda ön görülen vesîle ve yollar farklıdır. Bir kısım
mutasavvıflar, bu netîce ve gâyeye ibâdet ve zikirle, bir kısmı riyâzatla, bir
kısmı aşk ve vecdle erişileceğini ifâde etmektedir. Bunun nihaî sınırı
vuslattır. Vuslata ermenin en güzel yolu, "üsve-i hasene" olan Allâh Rasûlü'ne
ittibâ ile O'nun verâset-i mânevîsine sâhip olmaktır.
* Kaynak: Ana
Hatlarıyla Tasavvuf ve Tarikatlar; Prof. Dr. H. Kamil YILMAZ; Ensar Neşriyat