Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
Tasavvuf ve Tarikatler
TASAVVUF ve
TARİKATLER
Yazar
: Dr. Selçuk ERAYDIN Yayınevi : M.Ü.
İlahiyat Fakültesi Baskı : İstanbul /
1994 / 518 shf. ISBN : Bilim Grubu : Din /
Tasavvuf Türü : Telif Hitap Ettiği Okuyucu Kitlesi:
Özel İlgi
Kitabın
Artıları: Adında anlaşılacağı
üzere önce çok güzel bir şekilde tasavvufun tanımı ve doğuşu sonrada tarikatlar
sistematik olarak çok güzel anlatılıyor.
Kitabın
Eksileri: Eser tasavvufun
anlatan modern bir eser. Klasik dönem tasavvuf eserlerinin özelliğini taşımıyor.
Genel
Değerlendirme: Eserde ilk önce
başka dinlerdeki mistizmden bahsediliyor. Sonra tasavvufun doğuşu, mevzuu ve
gayesini anlatılıyor. Akabinde ilk mutasavvıflar, tasavvufun özellikleri ve
tasavvuf ıstılahlar ele alınıyor. Sonrada vahdet-i vücud ve Anadolu ve
Horasandaki tarikatlar anlatılıyor.
Özel
Not: Eser okunarak genel
tasavvuf malumatı edinilebilir.
Giriş
bölümüyle başlayan bu kitap, dört bölümden oluşmaktadır:
1. Tasavvuf Tarihi 2. Tasavvufi
Islahatlar 3. Vahdet-i Vücud 4. Anadolu ve
Horasan'da Tasavvufi Cereyanlar, İntişar Eden Tarikatlar Kitabın sonunda ise,
tarikatların ve şubelerinin alfabetik sırası, bazı tasavvufi metinler ve
açıklamaları bulunmaktadır: Su Kasidesi, Mesnevi... gibi.
TASAVVUF İnsanın lehinde ve
aleyhinde olan şeyleri bilip "hal"en yaşaması olarak tarif edilmektedir. Bir
düşünceyi, bir fikri çeşitli meslekleri kendi haline terk etmek gelişmesini
engeller. Spor, bütün bedeni hareket ettirdiği gibi onu canlı bırakır,
gelişmesini sağlar. Fikirler de hal olarak yaşanırsa gelişir ve kalıcılık
sağlar. Tasavvuf, her
felsefi düşüncenin ideale yöneliş esasını teşkil eder. Kali hale tebdil etmek
şekliyle ifade edilen tasavvuf, İslam Dininin ihtiva ettiği bilgi sisteminin
kuvveden fiile yani kalden hale, nazariyeden ameliyeye dönüşüdür. Tasavvuf,
kalbin masivadan alaka kesilmesiyle sağlanır. Hakk'a kul olmanın
gerçekleşmesi, seyr-i süluk, manevi yolculukla mümkündür. insanlar bu yolculuğu
üç şekilde yaparlar: 1. Tarik-i Ahyar:
Namaz, oruç, Kur'an tilaveti gibi ibadetleri devamlı olarak yapmak 2. Tarik-i Ebrar:
Mücahede ve riyazat ashabıdır. Kötü ahlakı iyi ahlaka çevirerek mücadele etmek. 3. Tarik-i Şettar:
Şevk, Iştiyak, zikir, fikir, şükür yoludur. Bu ise on şekilde olur: Tevbe zühd
tevekkül, kanaat, uzlet, Allah a teveccüh, sabır, rıza, zikir, murakabedir. Tasavvufta önemli
olan islami esaslara uygun bir hayat yaşamaktır. Cüneyd-i Bağdadi'ye göre
tasavvuf; seha, rıza, sabır, işaret, gurbet, sof giyme, seyahat ve fakr gibi
sekiz haslet üzerine kurulmuştur. Tasavvuf kelimesi;
Ashab-ı Suffa, saff-ı evvel, Benu's- Sufa, safevi, savf, sofos-sophia sof
kelimelerinden türeyebileceği söylenmiştir. Tasavvufun mevzuu;
insanın güzel ahlak ile ahlaklandırmak, hal ehlinden olmasını sağlamaktır.
Gayesi ise; Hakk'ın rızasını kazanmak, nefsi temizlemek, Allah Rasulü (sav)'nün
ahlakı ile ahlaklanmaktır. İlk mutasavvıflar ;
Hasan Basri, Süfyan-ı Sevri, Ebu Haşim, Râbiatü'I- Adeviyye sayılabilir.
Türkistan'da tasavvufun yayılmasında Hoca Ahmed-i Yesevi'nin büyük katkılan
olmuştur. Yine ilk mutasavvıflar arasında; İbrahim Edhem, Zünnun-ı Mısri, Maruf
Kerhi, Seriyy Sakati, Bişr-i Hafi, Şakik Belhi, Ebu Yezid Bistami, Hamdun
Kassar, Cüneyd-i Bağdadi sayılabilir.
Bunlar hakkında da kitapta geniş bilgi
bulmak mümkündür. Velayete ulaşmanın
yollan şunlardır:
1-İbadetleri yerine getirmekteki ihlas 2- Su-i zandan
uzaklaşmak 3- Gurur ve kibirden
kaçınmak 4- Doğruluk 5-Emanet 6-Muhabbet ve buğz
7- Tevbe, Hakk tan
haşyet 8-Hüsn-i zan 9-Sabır
Bir insanın veli
olduğuna delil son nefesinde imanlı gitme şartıdır. Velinin kendisini bilip
bilemeyeceği hususunda tartışmalar vardır. Velayet, ikiye ayrılır: Velayet-i
Amme ve Velayet-i Nefsin mertebeleri ise şunlardır: Nefs-i Emmare, Levvame,
Mülhime, Mutmainne, Radiyye, Merdiyye, Kâmile. Tevbe üçe ayrılır:
Azap korkusuyla yapılana tevbe, sevap arzusuyla yapılana inabe, sırf Allah
hoşnutluğunu kazanmak için yapılana da tevbe denir. Vera, zühd
başlangıcı olarak ifade edilmiştir. Ağızdan kalbe giren ve çıkanın Allah ve
Resulü (sav)'nün arzu ettiği şeyler olmasına dikkat etmektir. Haram ihtimali
olan şeylerden çekinmektir. Dört kısımda mütalaa edilmiştir: 1. Vera-ı adul:
Fetva ehlidir. Dinin hükümlerine riayet etmektir. 2. Vera- süleha:
Haram ihtimali olan şeylerden çekilmektir. 3. Vera-ı
muttakıyan: Helalde şüpheli olanlardan uzaklaşmaktır. 4. Vera-ı sıddikin:
Hakk'a ibadette kuvvet kazanmak için, kifaf- ı nefs etmektir. (Kifaf-ı nefs; bir
kimsenin ölmeyecek kadar olan rızkı, nafakası.)
VAHDET -İ VÜCUD Her yerde ve her
şeyde kalbini yalnız Allah ile meşgul etme hali ve yaşayışıdır. İmam-ı Rabbani
tevhidi vucudi ve şuhudi olmak üzere iki kısımda mutalaa eder. Vucudî tevhid,
mümkün olan şeylerin vücudunu Allahu Teala'nın vücud denizinin dalgasını
görmektir. Varolan şeyler Allahu Teala'nın varlığının tezahürüdür. Bu makama
ulaşmış olanlar Hakkın vücud denizine daldıklan için (Fenafillah) orada denizden
ve dalgadan başka birşey göremez.(Şuhudi Tevhid).Kendini de bu deryadan bir
damla kabul ederler. Vücudî tevhid, latife-i kalbin seyrinde meydana gelir. Önce
imkan dairesinde seyreder. Hallac-ı Mansur bu istiğrak halinde `Enel hak' dediği
için idam edilmiştir. Panteizm fikrinin
sahipleri, bütün eşyanın Allah olduğunu ileri sürerler. Yani yaratan ile
yaratılanın ittihadına inanırlar. Bunu iki şekilde izah ederler. 1-Gerçek olan
Allah'tır. Alem bir takım görüntülerden başka bir şey değildir. 2- Alem hakikidir.
Allah mevcud olan şeylerin hepsidir. Birbirine zıt gibi
görünen iki görüş şöyle özetlenebilir: Allah'ın vücudundan başka bütün
varlıkların bir hakikate malik olmadığını, tabiatın Hak'ta fani olduğuna Yani
sınırlının sınırsızda birleştiğine inanırlar. Bunların inancı her şey Allah diye
ifade edilebilir. Benim anladığım Vahdet-i Vücudçular mevcudun Allah'ın delil
olduğunu görür ve söylerler. Panteistler ise, mevcudu (varlığı) Allah'ın bir
cüz'ü olarak görürler ve her şey Allah'tır derler. Bu örü ün en önemli simaları
Spinoza ve Hegel'dir. NOT: Eserdeki
Vahdet-i Vücud ve Panteizm bölümleri ehl-i halin anlayacağı ve bileceği bölümler
olduğundan anlaşılması için bizzat okunması gerekmektedir. Behaki'nin beyanına
göre her yüz senede bir müceddid gelecektir. Bunların ilki Ömer bin Abdülaziz
ikincisi İmam-ı Safi, üçüncüsü Ebul Abbas bin Süreyc (Ebu Hasan e1 Eş'ari),
dördüncüsü E1-Bakıllani, beşincisi İmam-ı Gazali, altıncısı Fahru'r -Razi
yedincisi İbn Dakiki'l- id, sekizincisi de Zeynu'l Iraki ANADOLU'DA
VE HORASAN'DA TASAVVUFİ CEREYANLAR VE İNTİŞAR EDEN TARİKATLAR Türklerin Müslüman
olmalarından sonra miladi 11. asırda bilhassa göçebeler arasında dervişlerin
azami gayretleriyle tekke ve tarikatlar bütün Selçuklu Devleti'nde her tarafa
yayıldı. Hoca Ahmed Yesevi tarafından bilhassa Horasan ve Maveraü'n-nehir
Türkleri arasında Yeseviye tarikatı en yaygın tarikattır. Anadolu'da 13. asırda
tarikatların menşei olarak Hacı Bektaş-ı Veli görünmektedir. Bektaşî tarikatı
Osmanlı'ya kadar uzanmış Yeniçeri ocağının dayanağı olarak kabul edilmiş ve
büyük nüfuz kazanmıştır. Selçuklularda tarikat derecesinde müessir olan başka
bir teşkilat da 'Ahilik' müessesesidir.
Osmanlı'daki Tasavvufi Cereyanlar: Osmanlı beyliği
kurulurken Osman Gazi Şeyh Edebali'nin kızını almıştır. O dönemde Ahi şeyhleri
de savaşlara katılmakta idi. Osmanlı'nın büyümesinde Ahiler büyük rol
oynamışlardır. Osmanlı'da ilk kurulan tarikat Nurbahşiyye Tarikatı'dir. Emir
Sultan vesilesiyle Bursa'da kurulmuştur. Bayramiyye Tarikatı özellikle Şemsiyye
(Akşemseddin), Melamiyye (Emir Sıkkini), Celvetiyye (Aziz Mahmud Hüdayi) gibi
çeşitli kollara ayrılmıştır. Irak, Suriye ve Mısır'da Kadiriyye, Rufaiyye,
Mevlevilik meşhur tarikatlardandır. İslamiyet'in Afrika'da yayılmasında en büyük
hizmeti Kadiriler yapmıştır. l9. asırda Sudan'daki öğretmenlerin hemen hepsi
Kadiri Tarikatı mensuplarıdır. Osmanlı eyaletlerini Afrika, Irak, Cezayir, Tunus
tarikatlerle idare etmiş ve kendisine bağlamıştır. Bugünkü Masonluk ve
misyonerlik faaliyetlerinin merkezi çalışmaları gibi.
Tarikat:
Tarikat yol demektir. Allahu
Teala'ya yaklaşmak ve O'nun hoşnutluğunu kazanmak için takip edilmesi
gereken yol manasına gelir. Bu tarikatların sayısı şubeleriyle beraber 200
kadardır. Mürid, Allah' a ulaşmak için 4 mertebeyi aşması gerekir.
1-Seyr-i ilâllah: Bu seyir nefisten
gerçek vücud tarafına sefer etmektir. Varlıktan varlığı yaratana seferdir.
Seyr ilallahta Vacibü'1-Vücud ilminin denizine ulaşılır.
2-Seyr fillah: Hakkın sıfatıyla
muttasıf ve O'nun ahlakıyla süslenerek "ufuk-ı a'la"ya ulaşmak bütün beşeri
sıfatları yok kabul etmektir. Ledünni ilmi keşfetmektir. Kısaca Vacibü'l-
Vücud denizinde damla olduğunu ve bu denizde kendisinin de yok olduğunu haz
olarak duymaktır.
3-Seyr ma'allah: Müridin her
mertebede Allah ile olan seyridir. Burada Ehadiyyet makamınâ yükselir. Bu
mertebeye "kabe kavseyni ev-edna" da denir.
4-Seyr anillah: Tekrar Allah'tan
dönüştür. İrşad ve tenvir için Hak'tan halka dönüştür.
Horasan'da İntişar eden
Tarikatlar:
Türkistan'da kısa zamanda doğan ve
geniş bir bölgeye yayılan tarikat Yeseviyye tarikatıdır. Kurucusu Ahmed
Yesevi dir. Bu bölümde Yeseviyye tarikatının adabı, önemli hükümleri
anlatılmaktadır.
Anadolu'da kurulan diğer bir
tarikat da Mevleviyye tarikatıdır. Kurucusu Mevlana Celaleddin-i Rumi'dir.
Bu bölümde Mevlevilik hakkında bilgi bulunuyor.
Nakşibendi Tarikatı:
Kurucusu Ahmed bin Muhammed
el-Buhari'dir. Diğer bir ismi Bahaddin Nakşibend dir. Buhara da dünyaya
geldi. Bulunduğu yerde Hacegan Tarikatı mevcud idi. Bu tarikatın manevi
evladı olarak kabul edilmiştir. Hacegan tarikatı aleni zikri, Nakşibendi
tarikatı ise gizli zikri ihtiyar etmiştir. Hacegan tarikatı alimleri ile
beraber olmuştur. Daha sonra kendi tarikatını kurmuştur. Tarikat; Yesevi
Tarikatının bulunduğu bölgelerde, Pakistan'da yayılmıştır. İstanbul'a
ise, Fatih Sultan Mehmed zamanında Ubeydullah Ahrar'ın halifelerinden Molla
İlahi vasıtasıyla girmiştir. Son Osmanlı padişahı Vahdettin'in Nakşi ve
Halidi olduğu rivayet edilir. Osmanlı'nın orta tabakası arasında büyük nüfuz
sağlamıştır. Nakşilik tam anlamıyla Sünni bir tarikattır. İstanbul'da 65
Nakşi dergahı bulunmaktadır. Türk kültürünün gelişmesi, yayılması ve
Anadolu'nun vahdetinde çok büyük emeği olmuştur. Tarikat üç koldan
Efendimize bağlanır. l- Hazret-i Ali, İmam Hüseyin kolu. 2- Ebu Bekir
Selman-ı Farisi kolu.3- Hazret-i Ali, Hasan Basri kolu.
Tarikatın kendine göre temel
prensipleri vardır. Nakşi tarikatında zikir şöyle yapılır: Önce
tevbe-istiğfar edilir. Kalp temizlenir. Kaza namazı ve ya şükür namazı
kılınır. Tekrar tevbe-istiğfar getirilir. Günlük olarak 111 defa
"estağfirullah el-azim", l 11 defa "lailahe illallah el-melikül hakkul
mubin", sonunda da "Muhammedü's-sadikül emin" denir. 11 l defa "Allahümme
salli ala Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim" denir. Ayetel kürsi,
Elem neşrah, Kevser, İzaca, 3 İhlas, Muvazeteyn sureleri okunur. Sonra
tefekkür-i mevt yapılır. Sabah namazından sonra Yasin okumak, iki rekat
İşrak namazı kılmak, iki rekat İstihare kılmak, öğle namazından sonra
Tebareke, ikindiden sonra Amme suresi okumak, akşamdan sonra iki rekat
Evvabin, yatsıya kadar Kur'an okumak, yatsıdan sonra Tebareke okumak, gece
iki rekattan az olmamak şartıyla teheccüd kılmak, sabaha kadar zikirle
meşgul olmak, Recepte 3, Şabanda 15, Şevvalde 6,Zilhiccede 9,Muharremin 9.
ve 10. günleri oruç tutmak, pazartesi perşembe, her ayın l3-14-15'inde oruç
tutmak müridin görevlerindendir.
Halvetiyye Tarikatı:
Kurucusu Şeyh Ebu Abdullah'tır.
Zamanın büyük bir kısmını halvette geçirdiği ve halvette kalmayı çok sevdiği
için kendisine ayrıca "Halveti" lakabı verilmiştir. Bu tarikat Seyyid Yahya
Şirvani sayesinde bütün İslam memleketlerine yayıldığı rivayet edilmektedir.
Bu yüzden ona tarikatın ikinci piri denir.
Bu tarikatın özelliği; Esma-i
Seb'a, kalbi tasfiye, her an Kelime-i Tevhid'i dilden düşürmeme, masivadan
uzaklaşıp, Zikr-i Celal ile meşgul olmaktır.
Tarikatın ilk dört şubesi
şunlardır: Ruşeniyye, Cemaliyye, Ahmediyye, Şemsiyye tarikatlarıdır. Bunlar
da kendi içerisinde değişik kollara ayrılırlar. Mesela; Şeyh Necmeddin
Muhammed el-Cerrahi, Halvetiyye tarikatı, Ahmediyye şubesi, Cerrahiyye kolu
müessesidir.
Bayramiyye Tarikatı:
Tarikat ehlinin dilinde Pir ismiyle
anılan ve Bayramiyye tarikatının kurucusu olan Hacı Bayram-ı Veli,
Ankara'nın bir köyünde dünyaya gelmiştir. Bursa'da müderrislik yapmıştır.
Gizli zikri benimsemiştir. Sarık yeşil renktedir. Taçları altı terekli beyaz
keçedendir. Tarikat, Hacı Bayram'dan sonra üçe ayrılmıştır:
1-Akşemseddin vasıtasıyla
Şemsiyye-yi Bayramiyye
2-Bursalı Dede Ömer (Emir Sıkkini)
vasıtasıyla Melamiyye-yi Bayramiyye
3-Hızır Dede Halifesi Bursalı
Üftade Hazretleri'nin müridlerinden Aziz Mahmud Hüdayi tarafından tesis
edilen Celvetiyye tarikatıdır
Şemsiye-yi Bayramiyye'nin kurucusu
Akşemseddin'dir. Fatih'in şeyhü'l-islamıdır. İstanbul'un fethini sağlamış ve
Eba Eyyub el-Ensari'nin kabrini keşfetmiştir.
Melamiyye tarikatının kurucusu Emir
Sıkkini'dir. Bu şahıs Akşemseddin'in zikir halkasından ayrılarak bu tarikatı
kurmuştur. Vahdet-i Vücud meselesinde Muhyiddin ibni Arabiyye'ye teslim
olmuştur. Orta Anadolu, İstanbul ve Edirne civarında yayılmıştır. Daha sonra
birçok şeyhi ve müridiyle beraber idam edilmiştir. Daha çok Rumeli'de
Melamiyye tekkeleri bulunmuştur.
Celvetiyye Tarikatı'nın kurucusu
Üsküdar doğumlu Aziz Mahmud Hüdayi'dir. Celvet, yerini yurdunu terk etmek
demektir. Tasavvufta ise kulun Hakkın sıfatlarıyla muttasıf olarak halvetten
çıkışına ve O'nun varlığında yok oluşuna denir. Celvet gerçek manasıyla halk
arasında Hakk ile beraber olmaktır. Herkesle beraber buna rağmen yalnız.
Aziz Mahmud Hüdayi dünya süsüne,
malına, mansıbına bağlı kalmayan, aza kanaat eden, ömrünün sonuna kadar
kendisini insanları irşada ve Hakk'a davet etmeye adayan mükemmel bir
insandı.
Celvetiyye, tam anlamıyla Sünni bir
tarikattır. Bu tarikatta sulûk, Esma ildir. Celvetiyye tarikatında müridin
vazifeleri şunlardır:
1-Mürid her gün l00 istiğfar, 700
kelime-i Tevhid, beş vakit namazdan sonra
"Aleyhissalatü vesselam sallallahu aleyhi ve sellem"i tekrarlamak.
2-İki rekat işrak namazı kılmak.
3-Altı rekat Duha namazı,12 rekat
teheccüd kılmak.
4-Boş vakitleri Kur'an-ı Kerim
okuyarak değerlendirmek.
5-Recep-Şaban ve Ramazan ayını
oruçlu geçirmek.
6-Şevval ayında 6 gün oruçlu
bulunmak.
7-Muharrem, Rebiü'l-evvel ve
Zilhicce aylarında onar gün oruç tutmak. 8-Haftada iki gün
(pazartesi-perşembe) oruçlu olmak.
Kadiriyye Tarikatı:
İran'ın Dilan şehrinde doğan
Abdu'l-kadir-i Geylani bu tarikatın kurucusudur.
"Gavsu's-sakaleyn" ismiyle de
anılır. Nesebi Hz. Ali'ye dayanır. Annesi 60 yaşında iken onu dünyaya
getirmiştir. Annesinin lakabı Ümmü'1 Hayr'dır. Hanbeli mezhebine mensuptu.
Çöllerde riyazet yapmıştır. Bağdat'ta vefat etmiştir.
Hitabeti son derece açık ve çok
güzeldir. Üstadımızın şeyhidir. Zikir; gizli, kalb ve hafide yapılır. Esma-i
Hüsna'yı zikretmek, lisanı zikirdir.
Eşrefiyye Tarikatı'nın kurucusu
Eşref i Rumi (Eşref zade)'dir. İzniklidir. Dergahı da İznik'tedir.
Rufaiyye Tarikatı'nın kurucusu
Ahmed er-Rufai `dir. Hz. Hüseyin'in soyundan geldiği için seyyiddir. 1160
senesinde hacca gitmiş ve Medine'de Ravza-i Mutahhara'yı ziyaret etmiştir.
Efendimiz (sav)'in kabri önüne gelince "Esselamü aleyküm ya ceddi" diye
selam vermiş ve Rasulullah (sav)'ın kabrinden gelen bir ses "Aleyküm selam
ya veledi" diyerek onun selamına cevap vermiştir. Orada bulunan herkes bu
sesi işitmiştir. Efendimiz (sav)'in kabrinden nûrâni bir el dışarı uzanmış
ve bütün ziyaretçilerin gözleri önünde o, bu eli öpmüştür.
Nesli; Arabistan, Irak, Suriye,
Lübnan gibi ülkelerde bulunmaktadır. Tarikat günümüze kadar gelmiştir.
Kitabın sonunda günümüze kadar
gelen tarikatların alfabetik sırası bulunmaktadır. Devamında ise bazı
tasavvufi metinler, Fuzuli'nin Su Kasidesi, Niyazi-i Mısri'nin Tevhid
Manzumesi, Mevlana'nın Mesnevisi'nin açıklaması ve bibliyografya
bulunmaktadır.
- Bu yazı çeşitli
kaynaklardan derlenmiştir.
Haftanın Sohbeti
[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"