Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
Tasavvuf Konusunda Dikkat Edilecek İlkeler
TASAVVUF
KONUSUNDA DİKKAT EDİLECEK İLKELER
Tasavvuf ve
tarikat konusunda göz önünde bulundurulması gereken önemli bazı hususlar şu
şekilde özetlenebilir:
1. Tasavvuf Kur'an ve hadislerde
bahsedilen incelikler ve İslam'ın manevi özü, tarikat ise bu öz istikametinden
sûfiler tarafından geliştirilen düzenlenen şekildir. İbadet, ahlâk ve dinî
heyecandan, insanın iç dünyasını zenginleştirip ruhî ve mânevî yönden kendini
geliştirmesinden ibaret olan birinci kısmı kabul etmek ve uygulamak her
müslümanın üzerine farzdır. İkinci kısım ise ihtiyarîdir. Zira özel bir hayat
tarzıdır ve bir gönül meselesidir. Bu yola girmeyenlerin girenlere, girenlerin
de girmeyenlere saygı göstermesi, hoşgörülü davranması gerekir.
2. Tasavvuf yolunu tutan ve tarikata
girenler diğer müslümanları küçümseyemezler. Zira kibir haram, tevazu farzdır.
3. Tasavvuf yolu ince bir yoldur ve bu
yolda ehliyetli, kâmil bir rehbere ihtiyaç vardır. Her şey erbabından
öğrenilirse doğru öğrenilmiş olur. Kendi başına bu yolda yürüyenlerin yolu
kaybetmeleri daima ihtimal dahilindedir.
4. Tasavvuf ince ve uzun olduğu kadar
zor ve tehlikeli bir yoldur. Ebû Ali Kûzbârî, "Biz bu yolda bıçağın sırtı gibi
bir noktaya ulaştık, azıcık sağa sola meyletsek cehenneme düşeriz" demiştir. Çok
kârlı olan bir işin riski de çoktur. Onun için bu yola giren kimse, şeytan,
nefis, benlik, şöhret, menfaat gibi tehlikelerin ve yalancı cazibenin çok olduğu
bu yolda gayet ihtiyatlı ve son derece dikkatli olmalıdır.
5. Genel olarak müslümanların makbul ve
muhterem saydıkları Bâyezîd-i Bistâmî ve İbn Arabî gibi mutasavvıfların,
şeriatın hükümlerine aykırı gibi görünen bazı fıkir ve ifadelerine bakıp bunlar
hakkında suizanda bulunmak ve acele hüküm vermek doğru değildir. Konuyu
uzmanlarına sormak, yanlış anlamalara elverişli hususları onlarla müzakere etmek
gerekir.
6. Derecesi ne kadar yüksek olursa
olsun bir velî günah işleyebilir. Peygamberlerden başkası günahsız değildir.
Ancak günah işleyen velîler günahta ısrar etmezler, ederlerse velî sıfatını
kaybederler. Fâsık ve fâcir (günahkâr) bir kişi özel anlamda velî, yani Hak
dostu olamaz. Bunlardan uzak durmalıdır.
7. Velîlerin, akıl ve dinî hükümlerle
bağdaşmaz görünen sözlerini işitenler ve bu tür hallerini görenler bu konularda
onları kendilerine örnek almamalı, delil saymamalı, bu tür söz ve ifadeleri
onların özel yaşayışı veya hatası sayıp kendileri şeriatın hükümlerine bağlı
kalmalıdırlar. Çünkü dinin açık hükümlerine, emir ve yasaklarına bağlı olmak
esastır. Bu olmadan tasavvuf da olmaz.
8. Tasavvuf alanında müslümanlar
asırlar boyu olgunlaşarak gelişen kültür birikimi ve gelenek sebebiyle zengin
bir mirasa, büyük bir ilim ve irfan hazinesine sahiptir. Bir müslüman tasavvuf
kitaplarını okuyabilir, tasavvufi düşünceden yararlanabilir. Bunun için tasavvuf
yoluna girmesi ve bir şeyhe bağlanması gerekmez. Ancak tasavvuf kitaplarında
gördüğü her şeyi doğru kabul etmemelidir. İnsan elinden çıkan her kitapta doğru
da yanlış da vardır. Yanlışı olmayan tek kitap Kur'ân-ı Kerîm'dir.
9. Velîlerin kerameti vardır ve haktır.
Bir velînin velî olması için kerameti olması da şart değildir. En büyük keramet
iyi bir ahlâk sahibi olmaktır. Hatta istikamet (doğruluk, dürüstlük) kerametten
üstündür. Mânevî kerametler maddî kerametlerden çok daha makbuldür. Bu sebeple
kerametleri ve menkıbeleri ölçü almamak ve abartmamak gerekir.
10. Velîler keşf ve ilham denilen bir
yolla özel bilgiler alabilirler. Keşf ve ilham yoluyla elde edilen en sağlam
bilgiler bile ancak ilhama mazhar olan kişinin kendisi için delil olabilir.
Başkaları için bağlayıcı delil değildir. Bu tür bilgilerden yararlanmak için
bunların Kur'an ve hadislerin açık ve kesin hükümlerine aykırı olmaması şarttır.
- Bu yazı www.kubacami.org
adlı internet sitesinden
alınarak düzenlenmiştir.