 |
| Sitedekiler |  | Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 1
Arama Motorları: 3
|
| Yandex | Googlebot | | Baidu Spider |
Ziyaretçi: 11
Toplam: 15
Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Bedavacı Team
|  |
|
| Ruhuna El-Fatiha |  | Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
|  |
|
|  |  |
 |
Söz cevherini sarf etmeğe aşktan başka şey layık mıdır?? Paylaş
|
|
| Kategori: Tasavvuf Yazıları
|
| Yorumlar (2)
|

“Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib,
Kılma derman kim helakim zehr-i dermanındadır!”Aşığın hali, mum ışığının etrafında dönen pervaneye benzer.
Işık, pervaneyi, yani küçük kelebekçiyi yakıp yandırmaktadır.
“Şem’i gör kim yanmadan yandırmadı pervaneyi” der, Fuzuli.
Pervane içten içe yanan mumun ışığına vurgundur.
Bir an ona yakın olabilmek için etrafında divane olup dururken, çember git gide daralmaya başlar. Pervanenin cesareti ve şevki, özlemini kamçılayan her mesafe, mumun alevine dokunma ve sıcaklığını duyma isteğini kamçılar.
“Biraz daha, biraz daha yakın olayım”
derken sonunda kanadını ateşe kaptırır. Ateşe karışan aşkı, vücudunu küle döndürür.
Yandıkça aşkın hakikatine varır, Mecnun’un Leyla’sında ilahi aşkı bulduğu gibi…
Pervanenin aşkla seyre daldığı mum, ilahi nurdur ki bu ışık, Hak aşkını arayan salik’in kalbini aydınlatır. Aydınlattıkça yakar, yaktıkça irfana ulaştırır; dış dünyaya Allah’ın nazarıyla baktırır.
Aşığın gönlünde aşk ateşi, ruhunun hicranını alıp götürür.
Nereye baksa sevgiliyi görür. Aşkıyla aydınlatmaya çalışır ahını, hicranını.
Hiç uyumaz, sevgilini adı dilinde, gözü kapıda vuslat anını bekler.
Aşkı, vadiye benzeten Feridüttin Atar, “Bu vadiye düşen kor ateşler gibi yanar” der.
“Aşık, susuz kalıp çöllerde hararetle koşan, koştukça, yanan bir alevlenip yükselen kimsenin haline benzer. Aşık, işin sonunu düşünmez. Aşk baştan sona gönül işidir”…
“Aşk nedir?”
diye sordular Mansur’a.
“Üç güne varmaz görürsünüz, sabredin bekleyin” dedi.
Önce kollarını ayaklarını kestiler. Her bir uzvu aşk içinde inledi.
Bedenini astılar; o, yine “aşk” diye sızladı. En sonunda yakıp küllerini nehre saçtılar.
Her bir zerresi “aşk” nidasıyla savruldu.
Aşkı, Mevlana’ya sordular:
“Anam aşk, babam aşk, Peygamberim aşk, Allah’ım aşk, ben bir aşk çocuğuyum.
Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim…” dedi.
Güneş bile Sevgililer Sevgilisine vurgundur.
O’nun nurunu gördüğü andan beri aşkından pervane gibi döndü. Süleyman Çelebi,
güneşin aşklara dönüşünü,
“Dedi gördüm ol Habib’in annesi/ Bir acep nur kim güneş pervanesi”
diyerek mısralarına döktü. Mecazi aşk, acı ve ıstırap yüklüdür.
Nefsin isteklerine ulaşamayınca aşkın kasveti ruhu sıkar.
Beşeri aşkta da insanı ilahi aşka götüren bir yol vardır.
Mecnun’un Leyla’sını ararken Mevlası’yla buluşması gibi.
Tasavvufun, kamil insan olma yolunda en önemli payesi ilahi aşktır.
Sevgili, yalnızca Alemlerin Rabbi Allah’tır.
İnsanoğlu ancak o sevgiyle “yaratılmışların en üstünü” vasfına ulaşır.
“El çek ilacımdan tabip…”
Hak aşığı Yunus Emre dağları, taşları, ağaçları, kuşları sevdi.
Her nazarıyla Sevgili’nin tecellisini gördükçe gönlü hoş oldu.
O hoşluk onu diyar diyar gezdirdi. Her gidişi onda bir başka buluş oldu.
Yerdeki karıncadan, uçan kuştan Sevgili’nin haberini sordu.
Sonunda Yunus’un aşkı buram buram reyhan kokusu saçtı.
Bu koku canlar cananına ulaşınca,
“Yaradan’ı severiz yaratılandan ötürü”
“Gönül Çalab’ın tahtı Çalab gönüle baktı”,
“Ben gelmedim dava için Benim işim sevgi için Dostun evi gönüllerdir Gönüller yapmaya geldim”
diyerek sevgiyle yoğrulan hasretini şiirleriyle paylaştı. Bu aşk büyüdükçe Yunus’a asırlar boyu bilinecek “sevgi mektebini” kurdurdu. Aşık ruhlara aşkın en güzel motiflerini dokudu.
Sevgiyi böylesi ilahi aşktan uzaklaştırırsak ne aşkı anlayabiliriz ne aşkın bereketinden nasiplenebiliriz. Aşkı tadan maşuk sevgilisini herkesle paylaşmak ister.
Çünkü herkes aynı sevgiliden bahsetsin, aynı sevgili için yansın diye arzular.
Yüce Yaratıcı’yla var oluş sırrına ererken,
“Hiç aşktan özge şey reva mı? Sarf etmeğe gevher-i kelamı”
„Söz cevherini sarf etmeğe aşktan başka şey layık mıdır?“
der, Şeyh Galip.
Sevilmesi gereken asıl varlık Cenab-ı Allah, sonra Hz. Peygamber,
ardından da yaratılanların en şereflisi olan insan ve diğer varlıklardır.
Varlıkların ve özellikle insanın sevilmesi, iman güzelliğinin sonucudur.
O sevgi insana cefa değil safa olur.
Fuzuli’nin dediği gibi;
“Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib,
Kılma derman kim helakim zehr-i dermanındadır!”
|
|
|
#1 Yazar: avni 9 Eylül 2010 11:56 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 9.09.2010
|
| Grub : Üye
|
| Konu Sayısı: 0
|
| Yarum: 3
|
| MSN: --
|
|
“Hiç aşktan özge şey reva mı? Sarf etmeğe gevher-i kelamı”
„Söz cevherini sarf etmeğe aşktan başka şey layık mıdır?“
ALLAH RAZI OLSUN... |
| Açtığı Konular: 0 | Yorum: 3 |
|
|
|
|
#2 Yazar: Serzenis 10 Eylül 2010 15:05 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 27.08.2010
|
| Grub : Yazar
|
| Konu Sayısı: 10
|
| Yarum: 6
|
| MSN: --
|
|
Aşkı ve aşk derdini iyi tahlil etmek söz kalıplarından sadırlara nüfuz etmes için yol vermek gerek.Sultanul Aşıkin Hz. Mevlana Efendimizin "Bulanık suları berraklaştırır.” buyurması, aşk ve muhabbetin, insan hayatındaki feyizli netîcelerine işarettir.
Ve bu beyittten hareketle son devrin Hz. Mevlanası aşk insanı bir islam büyüğü şöle buyurmaktadır:
Hakîkaten muhabbet tahakkuk edince zahmet, rahmete inkılap eder; güçlükler kolaylığa dönüşür. Bir kimse aşkla yöneldiği bir yolda, karşılaştığı güçlükleri aşmak için muhabbet sâyesinde bir kudret, liyâkat ve dirâyet kazanır. Ferdî ve tabiî hayatta bile karşılaşılan zorluklar, yaptığı işi seven insanlar için, muhabbetinin gücü nisbetinde yok olur veya küçülür, ehemmiyetsizleşir. Nitekim ashâb-ı kirâm, İslâm dinine bağlılıkları, Allâh’a ve Peygamber Efendimize muhabbetleri sebebiyle, bu yüce dinin tebliği için Çin, Semerkand ve İstanbul gibi uzak diyarlara zorlu, çetin ve çileli seferler yapmışlar, ama bu onları yormamıştır. Zîrâ sînelerinde taşıdıkları risâlet nûrunun izleri ve îmân aşkı, bu uzun ve meşakkatli seferlerde çektikleri çileleri kendileri için âdeta bir lezzet hâline getirmişti. Ferhat’a da dağları delmek; mecâzî ve fânî aşkı sayesinde kolaylaşmış ve o, bu güç işin üstesinden zevkle gelmişti.
|
| Açtığı Konular: 10 | Yorum: 6 |
|
|
|
| Bilgi |
|
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
|
|
|  |  | | Haftanın Sohbeti |  |

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
|
|
| Tasavvuf Sohbetleri |  |

[SOHBET DİNLE] 3. Sohbet : "Benden Adam Olmaz Diyenlere - Sahabe'den Eşsiz Tövbe Örnekleri - Birbirini Öldüren İki Kişiden Allah Hoşnut Olur "
|
|
| Görüntülü Sohbet |  |

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
|
|
| Tefsir Dersleri |  |

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
|
|
| Fıkıh Dersleri |  |

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
|
|
| Tasavvuf Dersleri |  |

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
|
|
| Radyo Sohbetleri |  |

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
|
|
| Mesnevi Sohbetleri |  |

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
|
|
| Haftanın Konusu |  |

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
|
|
| Tasavvuf Dershanesi |  |

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
|
|
| Anket |  |
| Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz? |
|
|
| Duyurular |  | |
|
 |
|