 |
| Sitedekiler |  | Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Arama Motorları: 3
|
| Googlebot | Baidu Spider | | Yandex |
Ziyaretçi: 7
Toplam: 10
Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Bedavacı Team
|  |
|
| Ruhuna El-Fatiha |  | Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
|  |
|
|  |  |
 |
Bir pınarın başın,Bir testiyi koşalar... Paylaş
|
|
| Kategori: Tasavvuf Yazıları
|
| Yorumlar (0)
|
 İnsan; "bir" kelime. Ama içinde ikilik barındıran bir kelime. Kesret (çokluk) âleminde vahdeti bulmak üzere yolculuk eden her insan dinlemeye, duymaya, bir şekilde konuşmaya anlatmaya ihtiyaç hisseder. Yalnız değildir. Kendinden öte bir söyleyen, bazen kendisinden öte bir işiten varlığın adıdır insan. Günlük hayatta şöyle veya böyle bir şeyleri paylaşma ihtiyacı hissederiz. Herkes sahasına göre, kötüler kötülüklerini, tiryakiler tiryakiliklerini, sevenler sevgilerini, nefret edenler nefretlerini paylaşmak isterler. Maddeye ait veya değişik ifade tarzıyla kalıba ait durumlar paylaşıldıkça azalır. Kalbe ve mânâya dâir güzellikler ise paylaşıldıkça artar, çoğalır. İşte kalıbın ötesine geçip kalp etrafında manevî buluşmaya ve bilişmeye sohbet denir. Erenlerin sohbeti ele giresi değil sohbet ehli olabilmek için erenlerin hâline ya tâlib olmak veyahut olmak vakıf olmak icabeder.
Kalbe ulaşmadan kalbindeki güzelliği bulmadan yani ermeden, erenlerle oturup kalkmadan mânâya ulaşılamadığından hakîki sohbete erişilmesi mümkün değildir. Her ne kadar aynı zamanda aynı mekânda bulunulsa da. Bu sohbet, mânâya uzak olanlara, "el"e, yani yabancıya verilecek bir nesne değildir. Fakat samimi bir niyetle, ikrar ile gelenler sohbetin feyzinden ve bereketinden muhakkak nasibdar olur. "Ele giresi değil" sözü hakkında bazı meşâyih (bazı şeyh efendiler) bir mürşidin sohbetine erip onun elini tutanlar kendilerine tevdi kılınan bu emanete hıyanet etmeksizin dosdoğru hareket etmeye gayret ederlerse emanetin esas sahibi olan Hazreti Allah'ın kudret eli onlar üzerine olur. Ve böylece herhangi bir şahsın eline ve avucuna sığamayacak muazzamlıkta tecellîlere mazhar olurlar. Ümmî Sinan Hazretlerinin "ele giresi değil" sözüyle bu manevî mîrâc'ın ancak Cenâb-ı Hakk'ın lütuf ve merhamet eliyle gerçekleştiğine de işaret ettiğini belirtmişlerdir.
Sohbet kalplerin buluşmasıdır, kalıpların buluşması değildir. Kalıbını bedenini meclislere taşıdığı hâlde niyetini ve kalbini bir yerlerde unutan kişiler kırk yıl böyle devam etseler dahi sohbetin zevkine de mânâsına da, menziline de ulaşamadan hatta kokusunu bile alamadan geçip giderler.
bir pınarın başına
bir testiyi koşalar,
kırk yıl anda dursa da
kendi dolası değil
Konuşan ehildir. Çoğu zaman bu da kâfi değildir. Amma kalp kulağı ve gözü açık olan için ise karşısındakinin ehliyeti hiç mühim değildir. Zira hâlis niyete sahip kibirden ve riyadan uzak olan muhabbetli insanlar Cenâb-ı Hakk'ın hıfz-ı himayesindedir. Bu sayede duyması gerekeni duyar, alması gerekeni alırlar. Hem, sahib-i sohbet esasında Hakk Teâlâ'dır. Ne falandır, ne filandır. Yine geldik sohbetin başına. Senden bir işiten var, benden bir söyleyen, demiş ululardan biri. Bir başka ârif-i billâh "senelerdir Allah ile sohbetteyim, halk beni vaaz-u nasihat ediyor zannetmekte" diyerek sohbet makamının ulviyyetini hâlen özetlemiştir.
Kişinin kemâle ermesine sohbet vesile olsa da, bunun olabilmesi için bazı edebe riâyet şartı vardır. Sohbetle hasta kalpler tedavi olur, fakat kalbin en azından tedaviyi kabul edebilecek kıvamda olması ve bu kalp sahibinin hiç olmazsa haddini bilmesi şartı vardır. Mizacı bozuk, şekk ve şüphe ile dolu kimseler sohbetin zevkine eremez. Bu zevki alamayınca da kalbi uyanmaz, yani irşad olamaz. Sohbet gafletten kişiyi ikaz eder, uyandırır. Uyanmış bir kalp, mânâyı, nefsinin tavırlarını fark eder, en azından hisseder. Kendisi için hayırlı ve rızaya uygun hâlleri fehmeder. Hatta bu onda öyle bir manevî tiryakilik uyandırır ki sohbetsiz olamaz, sohbet haliyle hemhal olmak ister. Çünkü sohbet malumat temeline, kuru bilgi esasları üzerine inşa edilmez.
Sohbetin esası, temelleri hâl ve tecellilerdir. Buna binâen bir kez kalbiyle bu hâle erişen kişi asla o tadı ve kokuyu unutamaz. Biliş sahibi değil buluş sahibi, başka ifadeyle bildiğini bulan değil, bulduğunu bilen kişi hâline gelir. Kalbin tatmin olması da ancak bu şekilde şahid olmakla ve ermekle olur. Hz. Pir Necmeddin-i Kübra; "Arif mürşidlerin sohbetleri ezel ikliminden eserek gelen ve taa bakâ iklimine doğru giden nefes ve rüzgârlar gibidir. O kimseler ne konuşurlarsa konuşsun, hangi mevzudan bahsederlerse bahsetsinler hep O'ndan bahsederler hep O'nu zikrederler. Onların sözleri bu aziz nefesi taşıyan kervanlar gibidir. Şâir konuşmalarla ariflerin sohbetini ayıran işte bu manevî hâldir. Sözlerinin şekline değil kokularına, kopup geldikleri yere nazar eyle ki, sohbetin zevkine varabilip hakiki bilgiye erişebilesin." buyurarak sohbet ve benzerlerini mânâ pusulasıyla işaret etmiştir.
Sohbetteki oluş vesileleri türlü türlüdür. Bazen konuşanın kemâli, bazen dinleyenin kemâli. Bazen birinin nazarı, bazen de zaman ve mekânın hususiyeti, bu hâli celbeder. |
|
| Bilgi |
|
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
|
|
|  |  | | Haftanın Sohbeti |  |

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
|
|
| Tasavvuf Sohbetleri |  |

[SOHBET DİNLE] 3. Sohbet : "Benden Adam Olmaz Diyenlere - Sahabe'den Eşsiz Tövbe Örnekleri - Birbirini Öldüren İki Kişiden Allah Hoşnut Olur "
|
|
| Görüntülü Sohbet |  |

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
|
|
| Tefsir Dersleri |  |

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
|
|
| Fıkıh Dersleri |  |

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
|
|
| Tasavvuf Dersleri |  |

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
|
|
| Radyo Sohbetleri |  |

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
|
|
| Mesnevi Sohbetleri |  |

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
|
|
| Haftanın Konusu |  |

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
|
|
| Tasavvuf Dershanesi |  |

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
|
|
| Anket |  |
| Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz? |
|
|
| Duyurular |  | |
|
 |
|