 |
| Sitedekiler |  | Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Arama Motorları: 3
|
| Googlebot | Baidu Spider | | Yandex |
Ziyaretçi: 9
Toplam: 12
Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Bedavacı Team
|  |
|
| Ruhuna El-Fatiha |  | Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
|  |
|
|  |  |
 |
8.Ders SÛFÎLERIN DERECELERI Paylaş
|
|
| Kategori: Tasavvuf Dershanesi
|
| Yorumlar (6)
|
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyiberi, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
Eûzü billahi mine'ş-şeytâni'r-racîm Bismillâhirrahmânirrahîm
Elhamdülillâhi Rabbil Âlemîn, Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn.
Sofiyye hazarâtının dereceleri hakkındadır. Onlar üç tabakadır: 1-Tâlib mürid, 2-Yolu yarılamış sâlik, 3-Seyr u sülûkünü ikmal eylemiş vâsıl. Buna müntehi vâsıl da denilir.
Tâlib mürid vaktine sahib olmalıdır.
Sâlik hal ehlidir.
Müntehî ise her an uyanıktır. Böyle bir kimse için en efdal sey her bir nefesine dikkat etmektir. Büyüklerimiz buyurdular ki: “Müridin ameli dağlar kadar bile olsa azdır. Arifin ameli zerre miktarı bile olsa çoktur. Bunun sebebi, mübtedî mürid, muradına ermek için biraz yoruluncaya kadar bir iş yapsa amelini büyük görür. Kendine varlık vermeğe kalkar. Böyle bir amelin ise degeri yoktur.
Yolu yarılamış sâlik, her menzilin âdâbına riâyet etmek mecburiyetindedir. Yoluna bu endişe ile devam eder. Bir hali diğer haline benzemez. Sufiyye hazarâtı salikin bu halini; bir tecellîden diğer tecelliye mazhar olması, halden hâle terakki etmesi olarak tarif ederler ki bu merhaledeki sâlik durmadan yol almaktadır. Müntehî ise makamları asmış, temkin makamına ulaşmıştır. Sufiyye hazarâtı bunu her an hakikatle yüz yüze gelmek, her an bir hakikat tecellîsine şahit olmakla tanımlarlar. Çünkü kalbî itmi’nânı onu Allah’a yaklaştırmaktadır. Haller onu değiştiremez. Hiçbir şey ona tesir edemez.
Züleyha, Yusuf’a karşı sevgisinde, onu görünce ellerini kesen kadınlardan daha fazla sâdik olduğu için Yusuf’u gördüğünde gayet sakin davranmıştı. Çünkü o, diğerlerine göre temkin makamında bulunuyordu.
Müridin makamı mücahede etmek, ciğerleri sızlaya sızlaya yola devam etmek, acıları yudum yudum içmek ve şikayet etmemek, nefsinin hazlarından sıyrılmak, heva ve heveslerini terk eylemektir. Bu yola girmeyen kimselerin böyle şeylerden manevi bir fayda temin etmesi mümkün değildir.
Hüseyin bin Mansur el-Hallâc’a müridin tarifini sordular, söyle cevap verdi: “İlk aşk ve şevkiyle yola çıkan ve sağa sola meyletmeden menzil-i maksuda varıncaya kadar dosdoğru gidendir.”
Yola yarılamış sâlikin makamı belâlara sabır, muradını elde etmek için ezâlara, acılara katlanmak, her halinde sadâkatten ayrılmamaktır. Bütün menzillerde edeb gözetmek esastır.
Müntehînin makamı ise sahv, temkin ve icabettir.Sahv, Allah’ın ayetleri ve işaretleri karsısında her an uyanık olmak, gâfil bulunmamaktır.Temkîn, karsılaştığı hal ve durum ne olursa olsun Allah’ın huzurunda huzur halini muhafaza etmektir.
Bir de müntehî, nereden davet edilirse edilsin Hakk’a icabet makamındadır. Bu halde iken onun için sıkıntı veya rahatlık, vermek veya mahrum etmek, cefâ yahut vefâ, yemesi veya aç kalması müsâvidir. Bunlar onun halini değiştirmez. Çünkü onun nefsî hazları fâni olmuş, zâhiren halk ile hukuku kalmıştır.Fakat bâtınıyla her an Hak iledir. Bütün bu haller Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in halleridir.
Hazret-i Peygamber, ilk vahiyden evvelki günlerde Hira dağında inzivaya çekilir, sonra halkın içine dönerdi. Onun yalnızlık hali ile, halk arasında bulunması arasında fark yoktu. O her an Allah ile beraberdi.
Suffe ashâbı da böyle idiler. İçlerinden nice emîrler ve vezirler çıkmış olmasına rağmen insanlar arasına karışmak onları temkin makamlarından ayırmamış, her an Allah ile beraber olmuşlardır.
Bu anlattığımız ve anlatacağımız makamların hakikatini ancak o makamlara varanlar bilirler. Onları anlayabilmek için bizzat varmak ve tadını almak lazımdır. Bizler simdi ne bu makamlardayız, ne yaklaşmış, ne de kokusunu almış durumdayız. Ancak bir çocuk gibi büyüklerimizden duyduklarımızı nakletmeye çalışıyoruz. Hataya düşmekten ve ehli olmadığımız şeylerin lafını etmekte cüretkar davranmaktan Allah’a sığınırız.
Özet olarak sunu söyleyelim ki, öğrendiklerinle amel etmen gerekir. Daha âlimlerin ahlâkıyla ahlaklaşmadan bu tarik hakkında ileri-geri konuşmaktan sakın.
Ibrahim ed-Düsûkî hazretleri der ki: “Allah Teâlâ bize irfan verip marifetinin zevkini duyursun. Allah Teâlâ, tarikatımızda bulunanlardan sırf meşhur olmak için yapmadıklarını söyleyip bizimle istihzâ edenlerin hasmıdır.”
Yine şöyle buyurdu: “Kim hıyanet ederse yolda kalsin. Öğüdümüzü kabul etmeyen, sözlerimizden ders çıkarmayan arkamızdan gelmesin! Bizi diline dolamasın. Biz, evlatlarımızdan ancak sevk u setaretli ve cana yakin olanları severiz. Sır emanet edilmeye kim lâyık hale gelirse ona emanet ederiz.
Evlatlarım! Allah hakki için söylüyorum. Tarikatımı kötülemeyin. Söylediğim hakikat sözleriyle oynamayın. Olduğunuzdan başka şekilde görünmeyin. Hakki batıla karıştırmayın. Hakikatlerin bazısını bazısına perde yapmayın. Halis olun ki kurtuluşa erdirilesiniz. Sizi nasıl seçip evlatlığa kabul etmişsek siz de bizim hakkımıza riayet etmelisiniz. Bizi kederlendirip suyumuzu bulandırmayın. Tarikatımızı câhilane sözlerinizle kötülemeyin. Başkalarının kötülemesine sebep olmayın. Şüphe uyandıracak hareketlerde bulunmayın. Nasıl sizin bizde terbiye edilmek ve nasihat almak hakkiniz varsa bizimde sizin üzerinizde sözümüzün dinlenmesi, öğüdümüzün kabul edilmesi hakkimiz vardır. Benim size emrettiklerim kendi emirlerim değil Allah’ın emirleridir. Bize verdiğiniz sözü bozarsanız Allah’a verdiğiniz sözü bozmuş olursunuz. Sizin bizden alacağınız bir takim kağıt parçaları ise bizim size ihtiyacımız, size sarf edecek vaktimiz yoktur.”
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selem, devamlı olarak açlığa riayet ederdi. Ayakları şişinceye kadar ibadet ederdi.
Onu, aynı hallerini muhafaza ederek Ebû Bekir Siddiyk takip etti. Hüzün ve eleminden bir ah ettiği zaman içinden kızarmış ciğer kokusu duyulurdu. Bütün malini Allah yolunda harcardı.
Ömer Ibnü’l-Hattab da ayni şekilde Rasûlullah’in izini takip etti. İbadetlerinde daima azimet derecesini tercih edersi. Elbisesini deri parçalarıyla yamar, başına sert kıllarla yapılmış şeyler giyerdi.
Osman bin Affan da her gece kalktığında ayakta Kur’an’ı hatmederdi.
Ali bin Ebî Tâlib de sahabe-i kiramın hasları ve büyükleri…Rasûlullah’a bu kadar yakin olmalarına rağmen amellerine böyle dikkat ettiler, bir gevşeklik göstermediler. Rasûlullah’ın yanında olduklarına güvenmediler. Allah yolunda yol almak için gayretleri, takvaları ve açlıkları bu derece idi.
Sen de düşün. Şeriat ve tarikat ifratı emretmez. Onlara uymak istersen iste onların halleri. Hakikate hakikat denmesi, emirlerin amellerle gerçekleşip şeriatın emirleriyle neticelendirildiği içindir.
Sâlik, insanların kendine hürmet göstermesine aldanmamalı, -yukarıda anlatıldığı şekilde- makam ve mevkiye kıymet vermemelidir. Makam mevki sahiplerine ihtiram için ayağa kalkmak, oturmak, kabul etmek, yüz çevirmek, gösterişler ve zâhiri muâmeleler onu meşgul etmemelidir. Çünkü sâlikin tek riayet etmesi gereken Allah’ın emirleri ve yasaklarıdır.
Şeyh Abdullah el-Kazzaz rahimehullah der ki: “Kişi, Hak Teali’yi her şeye tercih etmedikten sonra marifet nuru kalbine girmez.
Ebû Abdillah Muhammed bin Münâzil der ki: “Kul eğer riyasız, seksiz ve sirksiz olarak bir tek nefes yasamışsa bu ona bütün ömrü boyunca yeter.”
Seyh Aliyyü’l-Havvas kuddise sirruh demiştir ki: “Müridin sekînetli olması lazımdır. Şeyh, bir kimsenin sohbetine yetişip hal ehli, kesif ehli olacağını anlasa, müride de kâbiliyet görürse ona himmet ve emek sarf eder. Fakat eğer çiftçi tarlasından iyi mahsul almak istiyorsa evvelâ tarlasını dikenlerden, çakıllardan temizler. Onun için mürid Allah’a kurbiyetine mani olacak her şeyi kalbinden temizler öyle giderse mürşidi de temizlenmiş tarlasına tohumunu eker, mahsulünü bekler.Alçak gönüllü olmak, boynu bükük bulunmak, müridlikte nefsine ağır gelecek şeylere maruz kaldığı zaman ferahlamak müridin kalbinin temizliğinin alâmetlerindendir.”
Lillahi Teâle'l Fâtiha
|
|
|
#1 Yazar: Darussefa 4 Mart 2011 10:38 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 13.11.2010
|
| Grub : Editör
|
| Konu Sayısı: 1687
|
| Yarum: 1755
|
| MSN: --
|
|
Bu yol öyle bir yoldur ki:UĞRUNA CAN VERİLİR!!!!Sakın terk-i edebden..
Raşahat sahibi Şeyh safi (rah) anlatıyor: Hacegan yolunun büyüklerinden Mevlana Hüsameddin Buhari’nin Babası Hamidüddin şaşi (rah) vefat döşeğinde idi. Bu zat büyük alimlerdendi.Şah-ı Nakşibend’le aynı dönemde yaşamıştı. Şah-ı Nakşibend’e büyük hürmet. sevgi ve saygıları vardı. Fakat o kalp doktoruna teslim olup seyru sülük terbiyesi almamıştı. Kendi ilim ve tedbiri ile yetişmiş ti.Zahiren helal ve harama dikkat etmiş, Farzları yapıp ,haramlardan kaçınmış,fakat kalbine pek eğilmemişti. Oglu Hüsameddin Buhari ise Emir Hamza’nın (ks) irşatta halifesi idi. Emir Hamza da Seyyid Emir Külal’in (ks) ogludur. Hamiddüddin Şaşi vefat anında sıkıntı ve ızdıraba düştü. Oğlu ve dostları baş ucunda idiler.Bir ara oğlu: -Baba ne haldesin? Diye sordu. Babası: -Benden şu anda kalb-i selim istiyorlar.O da bende yoktur. Nasıl elde edileceğini de bilmiyorum!”dedi.Hüsameddin Buhari babasına: -Sakin olun, kalbinizi bana bırakın. Selim kalbin ne olduğunu anlayacaksınız!” dedi. Ve derin bir murakabeye daldı. Bir saat kadar öyle kaldı. O anda CENAB-I HAKK’A yönelip babasını bu ızdırap ve endişeden kurtaracak- İlahi rahmet ve sakinet istedi. Orada bulunan diğer müminler de dua ettiler. Gözlerini açtığında, babasının yüzüne bir nur ve huzur inmişti. Kalbi dünyadan ayrılık, yanlızlık ve ölüm endişesinden kurtulup ALLAH ile huzur bulmuştu. İnen rahmet ve sakinet ile ızdırabı gitmişti. Bu arada gözlerini açtı, bulduğu huzurun sevincini ve kaçırdığı fırsatın hasretini şöyle dile getirdi: -Oglum! ALLAH sana bol mükafat versin. Meğer bize lazım olan iş bütün ömrümüzü Bu kalbi elde etmek yolunda harcamak imiş. Fakat ne yazık ki Ömrümü başka türlü zayi ettim!”dedi.ne mutlu bu babaya ki salih evladının dua ve gözyaşı bereketi İle YÜCE ALLAH’ın rahmetine kavuştu,huzur içinde dünyadan göçtü.”,raşahat,45)
--------------------
Geceler boyunca vardır nice yolcu,yastığı ya devesidir ya da elinin avcu... |
| Açtığı Konular: 1687 | Yorum: 1755 |
|
|
|
|
#2 Yazar: Sail Dervis 4 Mart 2011 16:28 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 5.05.2009
|
| Grub : Yönetici
|
| Konu Sayısı: 1998
|
| Yarum: 1205
|
| MSN: --
|
|
NOTLAR
*Mürid vaktine sahib olacak.Hayatını nasıl geçiriyor,günahmı işliyor, sevap mı kazanıyor devamlı kendisini ve gönlünü kontrol edecek.
*Hâl, daha makam olmamıştır.Bu yüzden sürekli değişir.Eğrelti elbise gibidir.Mürid çalışıp gayret ederek "hâlini" "makam" haline dönüştürüp sabitlemelidir.
Misal;Müride namaz kılarken bazı şeyler verirler,mürid secdeden gıdalanmaya başlar...Gözyaşı olur...İçinden Allah'a karşı yalvarma hissi veya sürekli amel yapma isteği olur...Bu haldir...bir müddet sonra kaybolur...Makam haline gelirse eğer saydığımız bu güzellikleri her an yaşar.
*GÖZYAŞI AÇILIŞLARIN İŞARETİDİR.
*CESEDİN AMELİNDEN DAHA BÜYÜK OLAN KALBİN AMELİDİR.
Allah Dostlarının büyüklerinden merhum Bıçakçı Amca (Ruhuna el-Fatiha) şöyle dermiş:Mesela sohbetten çıktın.İçinde bir ağıt başladı.Eve geldin ama sohbet evinde de devam ediyor!Dikkatli olacaksın.Dünya işleri ile dünya kelamına başladın mı o hal gider.Böyle bir hal isabet eder ise, evine git...Karanlık bir odaya çekil.Seccadenin üzerinde o anı yaşamaya çalış.Uzatabildiğin kadar uzat.Bazen yalvarma isteği gelir o demlerde.Yalvarmak Allah'a yakınlığın işaretidir.Bu hâl ihlaslı olanlara-ibadete gayret edenlere- verilir.
*111 Estağfirullahil azîm dedikten sonra " İlahi ente maksûdî, ve rıdâke matlubi"(İlahi! amacım sensin ve isteğim senin rızandır) demek gerekir.Bunun manası verilen hallerin sana aksi tesir etmeden gerçek matlubunu hatırlamaktır.
*Bu yolda çok imtihanlar var.İDDİADA BULUNDUN MU HEMEN İMTİHAN EDERLER.
*Hal en büyük tehlikedir. Zira insana benlik duygusu gelebilir.Kendini birşey zannetmeye başlar.Mazaallah.Allah'a sığınmalı ve çok şükretmelidir.
*Gafletle yenen yemek, kalp katılığına sebebiyet verir.Yemeği kimin verdiğini düşünmeli besmele ve hamdele ile yemelidir ki şükrü bir nebze ifa edilsin.
*Gece kalkana tecelliler olur.Hiçbirşey yapmayacaksan bile seccadeyi ser,üzerinde uyukla ama o saatte hazır bulun.
*MÜCADELEYE GRMEZSEN,YARDIM GELMEZ
--------------------
Ey gönül kendini vezn etmeye kantar ara bul! Yürü git, kantarına hâlis olan a’yar ara bul! Kapatırlar seni bir hâl-i haraba yalınız Ol karanlık geceler kendine bir yâr ara bul |
| Açtığı Konular: 1998 | Yorum: 1205 |
|
|
|
|
#3 Yazar: esra 4 Mart 2011 17:42 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 14.01.2010
|
| Grub : Editör
|
| Konu Sayısı: 194
|
| Yarum: 1567
|
| MSN: --
|
|
rahatlıkla söylerim ki hocam..yeniden doğmuş gibiyim...
ALLAH RAZI OLSUN
Ne câh iledir, ne mal iledir Beyim, ululuk kemâl iledir ...(Şahidî)
--------------------
Hissesizliğime acı,fenâdan yanmışım..Cefâdan yanmışım..Fenâdan yanmışım,fâniyim,âcizim...Âcizlerden yanmışım,kadirsin çek canımı bu acziyetten..Afviyetini nasib kıl kavlime.. Can tükenmek üzre, ey cân! Sekeratta elinden bir müjde,Estağfirullah..Estağfirullah,Estağfirullah El-azîm..Affet! .... Canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-iyar.... |
| Açtığı Konular: 194 | Yorum: 1567 |
|
|
|
|
#4 Yazar: esra 3 Nisan 2011 18:51 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 14.01.2010
|
| Grub : Editör
|
| Konu Sayısı: 194
|
| Yarum: 1567
|
| MSN: --
|
|
Allahu ekber..!
--------------------
Hissesizliğime acı,fenâdan yanmışım..Cefâdan yanmışım..Fenâdan yanmışım,fâniyim,âcizim...Âcizlerden yanmışım,kadirsin çek canımı bu acziyetten..Afviyetini nasib kıl kavlime.. Can tükenmek üzre, ey cân! Sekeratta elinden bir müjde,Estağfirullah..Estağfirullah,Estağfirullah El-azîm..Affet! .... Canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-iyar.... |
| Açtığı Konular: 194 | Yorum: 1567 |
|
|
|
|
#5 Yazar: Kaplumbaga 3 Nisan 2011 22:09 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 16.10.2010
|
| Grub : Yazar
|
| Konu Sayısı: 42
|
| Yarum: 442
|
| MSN: --
|
|
"Salik, seyr-i sûlük'ünde ilerlemek istyorsa yediğine içtiğine dikkat etmeli, mümkünse namaz kılmayanların ve abdestsiz yemek yapanların yemeğini yememelidir."
Bunu okuduğumdan beri yemek yemem zorlaştı. |
| Açtığı Konular: 42 | Yorum: 442 |
|
|
|
|
#6 Yazar: Darussefa 29 Haziran 2011 17:33 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 13.11.2010
|
| Grub : Editör
|
| Konu Sayısı: 1687
|
| Yarum: 1755
|
| MSN: --
|
|
Yola yarılamış sâlikin makamı belâlara sabır, muradını elde etmek için ezâlara, acılara katlanmak, her halinde sadâkatten ayrılmamaktır. Bütün menzillerde edeb gözetmek esastır.
--------------------
Geceler boyunca vardır nice yolcu,yastığı ya devesidir ya da elinin avcu... |
| Açtığı Konular: 1687 | Yorum: 1755 |
|
|
|
| Bilgi |
|
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
|
|
|  |  | | Haftanın Sohbeti |  |

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
|
|
| Tasavvuf Sohbetleri |  |

[SOHBET DİNLE] 3. Sohbet : "Benden Adam Olmaz Diyenlere - Sahabe'den Eşsiz Tövbe Örnekleri - Birbirini Öldüren İki Kişiden Allah Hoşnut Olur "
|
|
| Görüntülü Sohbet |  |

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
|
|
| Tefsir Dersleri |  |

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
|
|
| Fıkıh Dersleri |  |

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
|
|
| Tasavvuf Dersleri |  |

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
|
|
| Radyo Sohbetleri |  |

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
|
|
| Mesnevi Sohbetleri |  |

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
|
|
| Haftanın Konusu |  |

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
|
|
| Tasavvuf Dershanesi |  |

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
|
|
| Anket |  |
| Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz? |
|
|
| Duyurular |  | |
|
 |
|