Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyibeleri, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyibeleri, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyibeleri, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyibeleri, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
Elhamdülillâhi Rabbil Âlemîn, Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn.
“Miracü’sseade” kitabinda nakledildigine göre Imam Rabbani kuddise sirruh söyle buyurmuslardir.:”Bir kimse tarikata süluk etmek, seyhe intisab etmek üzere geldigi zaman seyhin ona ilk emredecegi sey istiharedir.Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi vessellem’e uyarak seyh böyle yapar. Müridin durumuna göre istihareyi üç veya yedi defa yaptirir. Mürid bu muazzam hitap karsisinda bocalamazsa ve simasinda bir kabiliyet görülüyorsa seyh Allah’in yardimina siginarak ona Allah’in yolunu telkin eder.
Eger seyh, müridin kalbinin mutmein oldugunu ve arzusunda sadik bulundugunu görürse bu da istihare yerine geçer ve dogrudan dogruya tarikati telkin eder. Karsilikli itmi’nandan sonra birde istihare yaptirirsa bu nur üstüne nur olur. Aslinda tarikata girerken de böyle yapmali, önemli islerin zuhurunda böyle yapmalidir.
Seyhin istihareden sonra ilk emredecegi sey tevbedir. Burada müridin icmali, yani bütün günahlarinin hesaba katarak bir tevbe yapmasi emrolunur. Mürid, süluke baslarken bütün günahlardan tevbe eder.
Bu zamanda himmetler kisa ve zayif olmasi sebebiyle seyh müride yükleyecegi vazifeleri az az yükler. Hepsini birden vermez. Bir müddet böyle devam eder.”
Müellif der ki:”Seyhler bunu kendiliklerinden degil, Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi vessellem efendimizin sünneti seniyyesine uyarak böyle yapmaktadirlar. Islamin ilk zamanlarinda rasulullah’a bey’at eden sahabiler üç dört vakit namazi birakmamak üzere bey’at etmislerdir. O zaman bu kadari farz kilinmisti. Rasulullah da:” Bu namazlar hiçbir suretle terk edilmeyecek!” buyurmustu.
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyibeleri, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
Elhamdülillâhi Rabbil Âlemîn, Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn.
KALB Kalb; iman, haşyet, inabe, zikir, takva ve selamet makamı olma bakımından ayet-i kerimelerde özellikle zikredilmiştir:”
Onlar o kimselerdir ki, Allah imanı kalbilerine yazılmıştır.”(Mücadele suresi / 58) “Allah imanı size sevdirdi ve onu kalbilerinizde süsledi.” (Hucurat suresi / 7) “İste size va’dolunan cennettir ki, Allah’a itaate dönen, O’nun hükümlerine riayet eden, ona göre gaybde olan Rahman’dan ürperti duyan bir kalb ile gelen kimselere hastır.”(Kaf suresi / 32–33) “Şüphesiz ki bunda, kalbi olan, yahud kendisi huzur içinde olarak kulak veren kimseler için elbette öğüt vardır.”(Kaf suresi / 37) “Onlar Allah’ın takva için kalblerini imtihan ettigi kimselerdir. Onlar için magfiret ve büyük mükâfat vardır.”(Hucurat suresi /3) “O günde ki ne mal fayda verir ne oğullar. Ancak selim bir kalb ile gelenler müstesna.” (Suara suresi /88–89)
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyibeleri, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
Elhamdülillâhi Rabbil Âlemîn, Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn.
İmam Nevevi rahimehullah “el Ezkar”inda söyle der:”Zikir kalb ve dil ile yapilir. Eftal olan, kalb ve dil beraberce yapilandir. Eger zikir sadece biri ile yapilmak isteniyorsa kalb ile yapilmasi eftaldir.”
Bu her iki sekil de Kitab ve Sünnete dayanir.
Bizim bu yoldaki rehberlerimiz olan Naksibendiyye büyükleri kalb ile yapilan hafi, yani gizli zikri tercih etmislerdir. Bu da Kitab ve Sünnete dayanir.
Bu ümmet içinde imam olmak hüviyetini kazanmis âlimlerimiz hafi zikrin delili olarak, “Rabbini kendi içinde, tazarru ile yani titreyerek ve korkarak zikret:”(A’raf suresi/205)
Yine ayet-i kerimede:”Rabbiniza tazarru ile ve gizli olarak dua edin.”(A’raf suresi /55) buyurulmustur.
Manasi:”Ben kulumun zamanina göreyim. Beni zikrettigi zaman onunla beraberim. Eger beni kendi içinde zikrederse bende onu kendi kendime zikrederim. Eger beni bir topluluk içinde zikrederse ben de onu ondan daha hayirli bir topluluk içinde zikrederim.”
Hazreti A’ise ve ebeveyninden rivayet olunduguna göre Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi vessellem söyle buyurmuslardir :”Öyle zikir vardir ki bazi zikirlerden yetmis kat eftaldir. Kiyamet gününde bütün yaratiklar hesaplari görülmek üzere gelirler, hafaza melekleri de yazdiklari seyleri getirirler. Allah Teala buyuruyorki:”Iyice bakin, kulumun hesaplanmamis bir ameli kaldi mi?” Melekler derler ki:” Yarabbi, onun hakkinda bildigimiz ve hifzettigimiz her seyi yazdik. Baska bir sey birakmadik. “Kul çaresiz kaldigi bir anda Cenab-i Hak buyurur:”Senin benim yanimda bir iyiligin var ki, simdi senin onunla mükâfatlandiracagim. O ise (meleklerin yazamadigi) zikr-i hafidir.
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyibeleri, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyibeleri, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
Elhamdülillâhi Rabbil Âlemîn, Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn.
1-Her ihvan hanımı eğer bir tarikata girmeyi arzu ederse muhakkak kocasının girdiği tarikata girmelidir.
2-Tarikata girmeyi sevkle arzu eden kadın, dersini kocası vasıtası ile şeyhinden almalıdır.
3-Bulunduğu yerde tarikat dersi vermeğe yetkili hanımefendi varsa ondan bilgi almalıdır.
4-Derslerini arttırmaya kabiliyetli olanlar yine kocaları veya yardımcı hanımefendi vasıtasıyla durumu şeyhine veya vazifelisine bildirmeli ve onun emirlerine göre hareket etmelidir.
Ey ebediyet yolunun yolcusu! İyi bil ki: her velini hayatında ve ölümünde kendine mahsus özelliği ve himmet edişi vardır. Mesela: Hakikati kalbe nakşetmesi, Tevhid denizinde yüzmesi, fena ve kendinden geçme sırrına ermesi,ölümünden sonra da bu sırların yüce himmet le saliklerine ( kendine uyanlara ) aynen devam etmesi. Bahauddin Şahı Nakşibend.K.S.Hz.ne mahsus bir keyfiyedir.
<<Hayıslı kadın necaset necaset üzere olduğu için namazdan men edildi.Masiyet necasetini buna kıyas et.Masiyet necasetlerinden temizlenmeyen insanın hizmetten men edilmesi hayızlı kadının namazdan men edilmesinden korkunçtur!>>Ağyarın efkarından kalbini muhafaza etmek:İster hayır olsun ister şer.Çünkü ağyarın hangi ameli olursa olsun bu yolun salikine hicap etmekte müsavidir...Kaynak;Adab Erkam yayınları...
Bir öğrenci, 15 yıllık tahsil hayatının sonunda belli bir alanda uzman olarak üniversiteyi bitirir.
Bir ustanın yanında işe başlayan bir çırak, yıllar sonra o alanda usta olur. Mahalle takımında futbola başlayan biri, ciddî bir çalışmanın neticesinde "amatör küme-üçüncü lig-ikinci lig-birinci lig" merhalelerini geçer, millî takımın en gözde bir elemanı hâline gelir.
İşte, bütün bunlarda bir seyru sülük olduğu gibi nefis için de bir seyru sülük lâzımdır. Ham petrol başlangıçta siyahtır ve pis kokuludur. Fakat arıtma neticesinde bu ham petrolden yüzlerce faydalı şey üretilir; benzin, bunlardan sadece bir tanesidir. Onun gibi, nefis işin başlangıcında o ham hâliyle tabir yerinde ise pistir. Fakat belli bir seyru sülük sonucu arınmış hâle gelir, kötü özelliklerinden birer birer kurtulur.
Anlatılır ki bundan iki yüzyıl önce Arabistan'da bazı tarlalarda petrol sızmaya başlayınca, tarla sahipleri rahatsız olmuşlar, yok pahasına ellerindeki tarlaları satmışlar.
Hâlbuki günümüzde arıtma neticesi, o pis kokulu madde "siyah altın"a dönüşmüştür.
Benzeri bir değerlendirme, nefis için de aynen geçerlidir.
Nefsin Yedi Mertebesi
Tasavvuf kitaplarında nefsin yedi mertebesinden söz edilir:
Onlar... Veliler... Mürşidler... Allah dostları...
Onlar gıpta, hasret yerindekiler; Zamandan ve ruhdan derindekiler; Kur’an’ın, Allah’ın, gaye insanın... Kıl kadar sapmadan peşindekiler... (S. Büyükdoğulu).
Evet, onlar... Onları anlamak ve anlatmak... Ne kadar zor. Onları anlatmak elbette zor. Çünkü heyhat onlar ince bir ruh, bizlerse etten bir kalıp... Merhum Necip Fazıl Kısakürek’in sesini duyar gibiyim: “... Efendi hazretlerini her görüşümde insan, ondan her ayrılışımda hayvanım... Yalnız ağzı ve kalbiyle bir takım doğruları geveleyen, fakat teniyle çöplükte yaşayan bir hayvan... Tam da filozofun dediği gibi metafizik hayvan” (O ve Ben, 218 ). Onlar... Rabbimizin kutsi hadisde buyurduğu üzre; gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum dediği kutlu insanlar... Kutlu Nebi’nin kutlu varisleri...
Vaktiyle İmâm-ı Gazali’de okumuştuk: “Yaşayışındaki ve yaradılışındaki gayesi yalnızca karnını doyurmak olan kimsenin kıymeti kendinden çıkan gibidir” Kimi bu haliyle de olsa hep mutlu hep bahtiyar, kimi hep sıkıntıda hep bir bedbaht… Nedir bu alemin hali bilemedik dedem. Hele sen bir söyle mutluluğun saadetin, şekavetin, bedbahtlığın alameti acep nedir?
Saadetin alameti, mutluluğun işareti: Allah’a itaat etmen, boyun eğmen, Dostun sözünü dinlemen, yolundan gitmen bununla birlikte merdûd olmaktan korkman, yani bu halinin kabul edilmeyişinden çekinmendir. Şekavetin alameti ise, Allah’a isyan etmene, masiyet üzre günah yolunu tutmana rağmen makbul biri olduğunu ummandır, sevildiğini ümid etmendir!
“Allâh’ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allâh’a secde ederek sağa sola döner.” (en-Nahl, 48)
"Sübhane Rabbiyel a'la"
“…Kuşları ve tesbih eden dağları da Dâvud’a boyun eğdirdik. (Bunları) biz yapmaktayız.” (el-Enbiyâ, 79)
Cenâb-ı Hak, yarattığı canlı-cansız bütün mahlûkâtına kendini tanıtmış ve onları dâimî bir sûrette zikir ile vazifelendirmiştir. Bu sebeple bütün varlıklar, yaratılışları muktezâsınca kendi hâllerine mahsus bir sûretle Rablerini tanırlar ve O’nu zikrederler.
Cemâdât, nebâtât ve hayvânât, aynı zamanda Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i ve diğer peygamberleri de tanırlar. Bu hâl nebevî mûcizelerde mütemâdiyen görülür. Onlar yeri geldiğinde taşa, asâya ve benzeri cansız varlıklara Allâh’ın lutfuyla âdeta ruh verirler. Bu sebepledir ki Ebû Cehl’in elindeki taşlar, Peygamberimizin mûcizesi olarak dile gelmiş, O’nun doğruluğunu tasdîk etmiş ve Hakk’ı zikretmiştir.Hazret-i Mûsâ’nın elindeki asâ ise yine Allâh’ın lutfuyla ejderhâya dönüşmüş, Firavun’u korkutmuştur. Yine bir zamanlar Kızıldeniz, ilâhî emre boyun eğerek Hazret-i Mûsâ ve ashâbına yol olmuş, buna mukâbil sıra Firavun ve askerlerine geldiğinde ise, onları tanıyıp helâk etmiştir. Mescid-i Nebevî’deki hurma kütüğü, Rasûlullâh’a firak ve hasretinden inleyerek ağlamıştır. Ayrıca bir çok hayvan da, kendilerine zulmeden sahiplerini, yine o Varlık Nûru -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e şikâyet etmişlerdir.
Hazret-i Mevlânâ şu veciz beyitleriyle cemâdâtın ilâhî emre itaat etmelerini ne güzel ifâde eder:
“Görmez misin? Bulutlar, güneş, ay ve yıldızların hepsi de bir nizam üzere hareket ederler. Bu sayısız yıldızların her biri, vaktinde doğar, doğuş zamanları ne geri kalır, ne de önce olur.
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyibeleri, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
Elhamdülillâhi Rabbil Âlemîn, Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn.
Nikâh akdi ile evlilik kurmuş olan Müslüman erkek ve kadın bir vücut gibidirler. Birbirlerine karşılıklı olarak riayet etmeleri gereken hakları ve edepleri vardır. Bunlar içinde farz, vacip, sünnet ve mübah olanları vardır. Bunlara, derecelerine göre layık oldukları önemi vermek ve tatbik etmek hem emr-i ilahi, hem sünnet-i peygamberi hem tarikat adabı, hem de saadetleri gereğidir.
Tarikata girmiş bir Müslüman aile hukukuna riayet etmesi lazımdır. Peygamberimiz (sav) kadınlara söyle buyurmuşlardır:”Eğer bir kimseye Allah’tan başka birine secde etmesini emredecek olsaydım; kadınlara kocalarına secde etmelerini emrederdim.”Bunun sebebi, erkeklerin kadınlar üzerindeki haklarının büyüklüğüdür.(Mistakü’l-Mesabih)
Peygamberimiz erkeklere de söyle buyurmuşlardır:”Müminlerin imanca en olgunları, ahlaki en güzel olanlarıdır. Sizin en hayırlınız da kadınlarına en hayırlı olanlarınızdır.” (Mistakü’l-Mesabih)
Nikâh akdi ile evlilik kurmuş olan Müslüman erkek ve kadın bir vücut gibidirler. Birbirlerine karşılıklı olarak riayet etmeleri gereken hakları ve edepleri vardır. Bunlar içinde farz, vacib, sünnet ve mübah olanları vardır. Bunlara, derecelerine göre layık oldukları önemi vermek ve tatbik etmek hem emr-i ilahi, hem sünnet-i peygamberi hem tarikat adabı, hem de saadetleri gereğidir.
Tarikata girmiş bir Müslüman aile hukukuna riayet etmesi lazımdır. Peygamberimiz (sav) kadınlara şöyle buyurmuşlardır:”Eğer bir kimseye Allah’tan başka birine secde etmesini emredecek olsaydım; kadınlara kocalarına secde etmelerini emrederdim.”Bunun sebebi, erkeklerin kadınlar üzerindeki haklarının büyüklüğüdür.(Mistakü’l-Mesabih)
Peygamberimiz erkeklere de şöyle buyurmuşlardır:”Müminlerin imanca en olgunları, ahlaki en güzel olanlarıdır. Sizin en hayırlınız da kadınlarına en hayırlı olanlarınızdır.” (Mistakü’l-Mesabih)
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyibeleri, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
*Seyr-u Sulûk'ta yanınızda bulunmasını isteyeceğiniz çok önemli bilgiler ihtiva eden bir kılavuz!
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyibeleri, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
Elhamdülillâhi Rabbil Âlemîn, Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn.
Her müridin üzerine vacib olan ve muhakkak riâyet etmesi gereken âdâba gelince, bunları sâdât-ı kiram hazarâtının cumhûrunun ittifakıyla üzerinde durdukları şekilde ve özet olarak beyan edeceğiz. Bunlar on beş kadardır:
1-Mürid, matlub ve maksuduna ancak kendi şeyhinin irşad ve yol göstermesiyle vâsıl olacağına inanmalıdır. Eğer gönlü başka şeyhlerde geziyorsa ve kendi şeyhine gerektiği şekilde bağlanmamışsa feyz alamaz.
2-Şeyhinin terbiyesine ve bütün emirlerine gönül rızasıyla bağlanıp boyun eğmelidir. Bu bağlılık malıyla ve bedeniyle hizmet etmekle belli olur. Çünkü müridlik ve muhiplik cevherleri ancak bu şekilde meydana çıkar. Kişi sadâkat ve ihlâs mizanına vurulur, ondan sonra ne olduğu anlaşılır.
3-İster basit âdetlerinde, isterse diğer bütün âdetlerinde olsun kendi irade ve ihtiyarini şeyhinin irade ve ihtiyarına tâbi kılmalı, onun emrinin ve irşadının karşısında fikir beyan etmemelidir.
4-Şeyhinin tab’an sevmediği şeylerden kaçınmalıdır, onları kat’iyyen yapmamalı, şeyhinin sahip olduğu kemâl ve ahlâka dikkat ederek onun güzel ahlâkıyla ahlâklanmaya gayret etmelidir.
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in azîz, latîf, mübarek, mücella, mutahhar ruh-i pâkileri, Âlinin ve Ashab-ı Güzin’in ruh-i saadetleri,Peygamberler silsilesinin ervâh-ı tayyibeleri, Ebu Bekir es-Sıddîk ra. Efendimiz’den günümüze kadar gelen tüm Sâdât-ı Kirâm Hazerâtının ruh-i saadetleri, yaşayanların ruhaniyetleri için 1 Fatiha-i Şerife 3 İhlas-ı Şerif…
Elhamdülillâhi Rabbil Âlemîn, Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn.
Mürşitle beraber olmanın âdâbı çoktur. Biz burada mürit için her zaman riâyet edilmesi zarûri olan edepleri anlatacağız.
Allâme Ibni Hacer el-Heysemî, “el-Fetevâ” sinin hâtimesinde söyle der: “Meşâyıhden tarikat alma yolları çeşitlidir. Teberrüken bir şeyhten inâbe almakla, bir mürsid-i kâmilin terbiyesine girmeyi birbirine karıştırmamak lâzımdır. Teberrüken bir şeyhten inâbe almak isteyen dilediği şeyhten inâbe alabilir. Ama bir mürşid-i kâmilin terbiyesine girmek isteyen kimse, içlerine gireceği cemaatin âdâbına riayetle mükelleftir. Allah cümlemizi salih bir cemaatle daima beraber kılsın. Amin.”
Mürid, kendini cezbeden şeyhin rehberliğinde yola çıkmağa niyet edip terbiyesine girmelidir.
Eğer can u gönülden bir mürşidin terbiyesine girmek ve layıkıyla istifade etmek istiyorsa: