 |
| Sitedekiler |  | Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 1
Arama Motorları: 3
|
| Googlebot | Baidu Spider | | Yandex |
Ziyaretçi: 16
Toplam: 20
Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Bedavacı Team
|  |
|
| Ruhuna El-Fatiha |  | Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
|  |
|
|  |  |
|
|
| Kategori: Sohbetler » Yazılı Sohbetler » Sami Ramazanoğlu
|
| Yorumlar (0)
|
Allah Teala buyuruyor:
“Hamd Allah’a mahsustur.” (Fatiha Sûresi, 1)
Hamd, Sûfiyeye göre, kendisine hamd edilenin kemâlini izhârdır. Onun kemâli de sıfatında, ef’âlinde ve âsârında zâhir olmuştur.
Şeyh Dâvud-ı Kayserî der ki:
Hamd, kavli, fiilî ve hâlî olmak üzere üç kısımdır.
1- Kavli hamd: Cenâb-ı Hak kendisini nasıl senâ ettiyse ve hamdini enbiyâsının lisanlarında, nasıl icrâ ettiyse lisanın öylece hamd ü senâ etmesidir.2- Fiilî Hamd: Allah’ın rızâsını umarak ve ancak O’na teveccüh ederek bedenî ibâdet ve hayrata devam etmektir. İnsana, lisânıyla hamd etmek ne şekilde vâcip ise her bir uzvuyla hamd etmek de öylece vâciptir. Kul hangi durumda olursa olsun Cenâb-ı Hakka hamd etmekle mükelleftir. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem: “Her bir hâl için Allah’a hamdolsun.” buyurmuşlardır.
Kulun, Allah’a hamd etmiş olabilmesi için her bir uzvunu ne için yaratıldıysa Allah’a kulluk ve O’na kurbiyet yolunda şer-i şerîfin beyân ettiği vech ve istikâmette kullanması lâzımdır. Kulun bu vazifeleri îfâda nefsî hazlarını tatmin gibi süflî bir arzu bulunmamalıdır.
3- Hâlî Hamd: Ruh cihetiyle yapılan hamddir ki; ilmî ve amelî kemâlat ile muttasıf olmak, ahlâk-ı ilâhiye ile ahlâklanmaktır. İnsanlar ahlâk-ı ilâhiyeyi kendilerine ahlâk edinmekle memurdurlar. Bunları peygamberler birer birer tavsif ve târif etmişlerdir.
Kulun hamdi Allah’ı bildiği ölçüde kıymet kazanır.
Kulun bu üç şekilde hakîkat üzere O’na hamd edebilmesi çok müşküldür. Belki taklîden ve mecâzen mümkündür. Çünkü:
Birincisi: Hamd, senâ ve medh, O’nun zât ve sıfatına lâyık bir veçhede olmalıdır. Bu ise mârifet-i zât ve sıfat ve ef’ali gerektirir. Âyet-i kerîmelerde ise:
“Onlar, O’nu ilmen ihâta edemezler, yani kavrayamazlar.” (Tâhâ Sûresi, 110)
“Onlar, Allah’ı hakkıyla takdir edemezler.” (En’am Sûresi, 91) buyrulmuştur.
İkincisi: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Mîrac Gecesi’nde “Beni senâ et!” emr-i celîline muhâtap oldukta emre imtisal ve izhâr-ı ubûdiyet eyleyerek:
“Ben, Seni, lâyık olduğunca senâ edemem! Sen, kendini nasıl senâ etti isen öylesin!” dedi. (Müslim)
Cümlemiz, Cenâb-ı Peygamberi taklîden hamd ü senâ ile memuruz.
Cenâb-ı Hak taklîdimizi tahkîka erdirsin!
Huccetü’l-İslâm İmâm Gazâlî -rahimehullah- Minhâcü’l-Âbidîn nam eserinde der ki:
Hamd ve şükür, sâlikin geçmekle mükellef bulunduğu menzillerin sonuncusudur. Maksadına ancak böyle vâsıl olabilir. Kulun sülûke ilk adımını atması semavî bir ihtar ve husûsî bir tevfîk-ı ilâhî ile olur ki sâhib-i şeriat Hazret-i Muhammed Mustafâ -sallallahu aleyhi ve sellem- buna: “Nur kulun kalbine girdiği vakit bir fütuhâta mazhar olur ve inşirah duyar.” mealindeki hadîs-i şerîfiyle işâret buyurmuşlardır.
Dediler ki:
“Yâ Rasûlallah! Bunun, sahibinin bilebileceği bir alâmeti var mıdır?” Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cevâben:
“Şu aldanma yerinden yani dünyadan, kalben alâkayı kesmek, ebediyet yurduna gönülden yönelmek. Ölüm gelmeden evvel ölüme hazırlanmaktır.” buyurdular.
Kulun kalbine; her şeyden evvel bütün nîmetlerin bir tek mün’îmi vardır, diye bir fikir ve ihtar hâsıl oldu mu “Allah benden şükür istiyor, hizmetinde devam ve ziyâde istiyor, şükür etmediğim takdirde nîmetini benden izâle edeceğini ve azabının geleceğini hatırlatıyor! Bana bir peygamber gönderdi, onu mûcizelerle teyit etti, benim her şeyi bilen ve her şeye kâdir olan bir rabbimin olduğunu haber verdi, her taatın sevabını, her mâsiyetin ikâbını bildirdi, emretti, nehyetti” diye düşünürse en azından böyle bir istidlal ile Allah’a dönmekten başka çare bulamayacak, kalbinde gitgide yakîn hâsıl olacak, âhiret hazırlığına girişecek, şerîatin erkânını zahir ve bâtınıyla öğrenmeğe, ilmini ve mârifetini Allah’ın emirlerini ve Rasûlünün sünnetlerini yaşayarak kemâle erdirmeğe çalışacaktır.
( Fatiha Sûresi Tefsiri, s. 24-27) |
|
| Bilgi |
|
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
|
|
|  |  | | Haftanın Sohbeti |  |

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
|
|
| Tasavvuf Sohbetleri |  |

[SOHBET DİNLE] 3. Sohbet : "Benden Adam Olmaz Diyenlere - Sahabe'den Eşsiz Tövbe Örnekleri - Birbirini Öldüren İki Kişiden Allah Hoşnut Olur "
|
|
| Görüntülü Sohbet |  |

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
|
|
| Tefsir Dersleri |  |

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
|
|
| Fıkıh Dersleri |  |

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
|
|
| Tasavvuf Dersleri |  |

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
|
|
| Radyo Sohbetleri |  |

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
|
|
| Mesnevi Sohbetleri |  |

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
|
|
| Haftanın Konusu |  |

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
|
|
| Tasavvuf Dershanesi |  |

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
|
|
| Anket |  |
| Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz? |
|
|
| Duyurular |  | |
|
 |
|