Ana Sayfa  |  İletişim  |  RSS 2.0
Kullanıcı Paneli
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Kayıt Ol | Şifremi Unuttum?
Arama :
     
Ana Sayfa

Ana Menü

Sohbetler Menu

İslâmî İlimler Menu

Kısa Mesaj - Üyeler İçin
Misafirlerimiz
Sitedekiler
Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Yok.

Arama Motorları: 3
YandexBaidu Spider
Googlebot

Ziyaretçi: 23
Toplam: 26

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Ali Turgut can ali
cihan talebesi Darussefa
eslem feride
fureyzi gönül_alemi
İlkbahar Kaplumbaga
kılınç Mesken-i Ravza
Nur pdxwim
Sail Dervis tıfıl
Uhud Yabani bahçenin sahte çiçeği
Züveyra Âdi

Bedavacı Team
Son Yorumlar
Yazar: İlkbahar, Konu:
Ey Gönül!
En Çok Okunanlar
» Güya:( .....sükun.....
» SON 3 GÜN "5. Yıldönüm ...
» Aşkın Acep Halleri Var. ...
» Derviş olmak; devrilmiş ...
» Hadi Bakalım Buda Bizde ...
» Dervişin Fikri 5 Yaşınd ...
» Yazıyorum İşte... [Gece ...
» Acemaşiran Ney Taksimi
» Bu Dergahta Yananlar Va ...
» Şerîat - Tarîkat - Hakî ...
En Son Eklenenler
» Tamu Kapusunda Bir Müri ...
» Salih, Sadık, Muhlis Ki ...
» Keşke Demek
» Hiç Düşünmüyor Musun?
» Hangi tohum yere ekildi ...
» Gönül Simidi
» Leblebi Şekeri Sevenler ...
» Ey Gönül!
» Saadetli Ölüm
» 3. Sohbet : "Benden Ad ...
Rasgele Konular
» Kaside: "Gülme,Gülme A ...
» Aşkın şarabından içem, ...
» İmdâd Kıl
» Ruhum Sana Aşık, Sana H ...
» İmtihan-Serdar Tuncer
» ERİDİM(KELAM VE KALEM)
» Sahi Siz Kimsiniz?
» Tevekkül
» Ney olup ağlamaktır en ...
» PEYGAMBERLERİN RIZKI...
Radyo
Reklam
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Ruhuna El-Fatiha
Büyük Hak Dostu
Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin
Vefatı-16 Ekim 1628
 

Gül Yetiştiren Büyük Üstad
Paylaş
  Kategori: Sohbetler » Yazılı Sohbetler
  Yorumlar (1)


'çok duygulandım okurken,kabe yollarına diye bir ilahide vardı sohbetin ardında,ve rabıta rabıta....sonra yüreğimde taşıdığım yolculukları düşündüm..nereye gidişat nerden nereye...nesillerin koptuğu şu dönemde ,düşüncelerin başı sonu nerde..

gönül bahçemizin çiçegi irfan güneşinin hayatı bu kadar derin?...

suyun yüzünde öyle bakarken dalamamak..tutunsan da tutunamamak..ve en acısı hasret kalmak...

birlikte ağlayalım mı?


Sadiye Öner
2008 - Temmuz, Sayı: 269, Sayfa: 018

Dilediği kullarını rızası yoluna sokan onlara bu yolu gösterecek kişileri halkeden ve kullarından dilediklerinin kalplerine bu büyük zatlardan kıvılcımlar sıçratan, onları iman, ibadet, güzel ahlâk, sevgi ve saygı yoluna sokan Allah Teâlâ’ya hamdolsun.

İnsan sosyal bir varlıktır. Her hali ile toplumun malıdır, insanları düzgün bir toplum düzgün olur. İnsanların terbiyesinde bir eğitim önderi son derece önemlidir. Tasavvufta bunun adı Mürşiddir. Mürşid; rehber, kılavuz, yol gösteren demektir. Mürşidin yolu sırat-ı müstakim yoludur. Bu yolda bir üstadın terbiye usulüne girip onun ruhî ve kalbî miraçlarının neş’esini duyabilenlere ne mutlu. Bunun için insanın Allah (c.c) yolunda doğruyu arayış gayreti içinde olması gerekmektedir.

Herkes için tasavvufa girme mecburiyeti yoktur, ancak girmeyen böyle önemli bir yoldan ve önemli bir rehberden mahrum kalır. Davud el-Kebir bir sohbetlerinde şöyle buyurmuşlardır: “Bir irfan sahibinin peşinden isterse bir adım olsun gitmen kendi kendine yüzbin fersah yürümenden daha iyi ve daha hayırlıdır.”

Bunları yazdıktan sonra gerçek bir Allah dostunu, merhum Musa Topbaş (k.s) Efendi hazretlerini yadederken yüreğimizi O’na sunmaya çalışalım. Gerçekte Allah dostlarının insanlar tarafından övülmeye, anlatılmaya ihtiyaçları yoktur. Çünkü Allah Teâlâ onları sevmiş, derecelerini yüce eylemiş, onları sevenleri de kendisini seviyor saymış.

Gönül bahçemizin güzel çiçeği, aşk, mânâ ve irfan güneşi Musa Topbaş (k.s) Efendi hazretlerini Medine-i Münevvere yıllarımızda tanıdım. Ondaki güzellikler tarif edilemezdi. Bu güzellikleri her gören farkederdi. Nuranî simâları mushaf yaprağı gibi parlardı. Bakışlarından arındırıcı feyzler alınırdı, bakışları sevgi pınarı, insanların karakışına doğan bir güneş gibiydi.

İçimizdeki insanı kuran, yeni bir aşk, yeni bir umut ekleyen bakışları vardı. O gül büyüten büyük üstad; hayat içinde aynı çizgide kalamayan, sürçen, tökezleyen insanları olumsuzluklardan sakındıran bir rehberdi. İlahî ateşi kaybeden, ateşi küllenen insanı alevlendiren bir seher yeliydi. Seherlerde hangi yoklukta süslediyse yüreğini, sevenlerini de o yakutla süslemeye çalıştı. O’na olan sevgide Allah Teâlâ’ya giden bir yol vardı. O’nun yoluna girenlerde gözle görülür derecede olumlu değişmeler olurdu, onların gönül evine konardı. Yetimliğimizi okşayan el, garipliğimize merhem olan aziz bir varlıktı.

Merhum Musa Topbaş (k.s) Efendi hazretlerinin her hal ve hareketleri Kur’an ahkâmına ve sevgili Peygamberimizin sünnetine uygundu. O’nun zevk aldığı şeyler İslamî, içtimaî, ruhanî neşelerdi. O ömür boyu gönlünü Allah Teâlâ’ya bağladı ve herkese de böyle olmak gerektiğini söyledi. Bulunduğu erenler yolunu ve Hak kapısını yaşadığı sürece kusursuzca açık tutmuştu. Yunusça bir sevgi, Mevlanaca bir gel deyişi vardı. İnsanları sevdi, ihvanı sevdi, bütün malûkatı sevdi.

Herşeyin sunîsinin çoğaldığı bir zamanda herşey sahibini arıyor. Fakirleri, çaresizleri, kimsesizleri severdi.

Onda en çok görülen şeylerden biri de, vermek, vermek yine vermekti. Başlı başına bir vakıf müessesesi gibiydiler. Yaptıkları hizmetlerin gizli kalmasını arzu ederlerdi. Hediyeleşmeyi severlerdi.

Her hal ve hareketlerinde nezaket ve zerafet sezilirdi.

Çok muntazam, saatli hayatları vardı.

Misafir kabul saatleri de belliydi. Onları kapıda güleryüzle karşılarlar, hediyelerle de uğurlarlardı.

Aile hayatı zirvedeydi. Nesilleri birbirine bağlayan bağların koptuğu ya da kopartıldığı bir dönemde, gençlere ayrı bir önem verir, çocuklarla ayrıca ilgilenir ve şakalaşırlardı. İstikamet ve teslimiyete önem verirlerdi. Mütevazi idiler. Zengin-fakir, genç-ihtiyar, bilgili-bilgisiz, rütbeli-rütbesiz bütün insanları kabul ederlerdi. Sükût ve edeb ehlini çok severlerdi.

O sürekli bir yolculuğu taşıdı yüreğinde. Anadolu ve yurtdışı seyahatleri olurdu. Senenin belli günlerinde uzun bir süre Medine-i Münevvere’de atardı kalpleri. Ramazan aylarında Mescid-i Nebevî’de iftar sofraları kurdururlardı. Bu gelenek hâlâ devam etmektedir.

Yaradanına açık gönlünde herkese yer vardı. Her türlü güzelliğin çiçek açtığı gönlünde çiçeklerin ayrı bir yeri vardı. Köşkünün bahçesindeki kediler, köpekler bile ayrı bir şefkate mazhardı. Daha söyleyemediğimiz çok şey.

Gökyüzünü çadır, güneşi tuğ yapan şanlı bir ecdadın hayranıydılar. Kutlu seherler sonrası ağaran şafaklar başka ağarır, dost meclisinde dil yürekteki kirleri arındıran bir tılsımdır. Elini dostça uzatışı elimizden değil yüreğimizden tutmak içindi. O İslamı bütün varlığında çiçeklendirmeyi büyük bir maharetle başarmış bir Allah dostudur. O tasavvuf yolunun büyükleri gibi ne dünyayı ne ukbayı istedi, o sadece Allah Teâlâ’yı istedi. O sevgili Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’den bir yansımaydı. O’na olan sevdasından dolayı varlığı gül kokuyordu.

O arkasında güzel izler, güzel insanlar bıraktı. O 16 Temmuz 1999 da Rabbine gitti. O’nun yokluğuyla billur bakışlarını çiçeklerinde yaşatmakta olan bahçedeki güller garip kalmış, boynu bükülmüş, bir zamanlar O’nun merhametinden nasiplerini almış kediler bile ortadan kaybolmuştu.

Onun hatırasının önünde hürmetle eğilerek, O’nu rahmetle ve fatihalarla anarak O’na hasret yüreğimizle noktalayalım... Kabri nurla dolsun. Amin!..

       
#1 Yazar: nefes                                                                                                                 4 Ocak 2012 07:30 | MSN: --
Kayıt Tarihi: 6.05.2010
Grub : Yönetici
Konu Sayısı: 1519
Yarum: 1738
MSN: --
Pamuklara benzettiğim musa babamızın bir kaç da kendi dilinden nasihatı tamda buraya uygun düşer diye..buyrun;

**sıkılmadan bir nefeste içiverelim inş..

''Ablam ve annem rahmetli oldular, ömürlerinde çarşıya gitmediler Beyleri neler getirmişse onu giydiler Belki bazen beylerinin getirdiği elbise ve kumaşların rengini-desenini beğenmediler, ama bu onların kalbini de çok meşgul etmedi Zira dünyanın süsüne, ziynetine çok gönül kaptırılırsa, aslî vazifemiz olan kulluğu unutmaya başlarız
Hanımlar dış dünya ile ne kadar alâkadar olurlarsa, çarşı-pazara ne kadar çok çıkarlarsa, o kadar stresli olurlar Çünkü göz, kalbin penceresidir Kalbi, ne kadar çok şey meşgul ederse, o da, o kadar yorulur Halbuki çocukların terbiyesi de, ev hanımlığı da gönül huzuru ve sabır gerektiren işlerdendir
Öfke ile, aceleyle hazırlanan ve yenilen bir yemek, onu yiyen insanda mânevî terakkîyi yavaşlatır, bazen de durdurur Nasıl ki her lokmanın helâl olmasına îtina gösterilmesi gerekirse, ocağın başında yemeği pişirirken de, sofraya konulup beraberce yenilirken de gönül hoşluğu ve huzur hâli olması şarttır Aksi hâlde yemek, mânen pişmemiş olur ve mânevî melekelerde hamlık yapar
* * *
Sahip olunan bütün nîmetler, Cenâb-ı Hakkın rızâsına uygun kullanıldığı müddetçe nîmettir, aksi hâlde sahibi açısından imtihan, musîbet, külfet ve belâdır Para böyledir, bindiğimiz araba böyledir, hatta giydiğimiz kıyafet böyledir Meselâ giyindiğimiz elbiseyi almak için saatlerce çarşı-pazar geziyorsak, o çok kıymetli olan vaktimizi heder ediyoruz demektir Yine üzerimizdeki kıyafeti, bedenimizi güzelce örtme vazifesi dışında, insanlara tepeden bakmak için giyiyorsak, bizim için mânevî bir musîbet olmaya başlamış demektir Çünkü Peygamber Efendimiz, elbisesiyle gurur ve kibir peşinde olanların ALLAH’ın rahmetinden uzaklaştıklarını haber vermiştir
* * *
Telefonlarda çok konuşmak hatalıdır Bazıları, zarurî işlerinin dışında, saatlerce telefonda sohbet etmektedirler Bu hem kendimiz, hem de konuştuğumuz kimse açısından zaman israfıdır O kıymetli vakitler içerisinde, nice hayırlı işler yapılabilir
* * *
Ev hanımları, mümkün mertebe ev işlerini kendileri yapmalıdırlar Bu, hem âilenin mahremiyeti açısından, hem de âile bütçesi ve israfa kaçmamak cihetinden önemlidir Eski âile hayatımızda, herkesin yapacağı bir iş vardı Zaman zaman birbirine yardımcı olmanın dışında herkes, canla başla kendi vazifesini bilir ve yapardı Bu iş bölümü ve karşılıklı anlayış, âilenin saadet ve huzurunu temin eden en büyük hasletlerdendi
* * *
İnsanoğlunun üç tuzağı vardır Bunlar: Servet, şehvet ve şöhrettir İnsan bunlara kapılıp aldanırsa, zelîl olur Kim mânevî lezzetler için, fânî lezzetlerden vazgeçerse ALLAH o kuluna, bambaşka ihsânlarda bulunur İmanın ve mâneviyatın tadını ikram eder
* * *
Gıybet çok mühim bir hastalıktır Kimsenin arkasından, onun hoşlanmayacağı şekilde konuşmamalıdır Söylediğimiz kusurlar arkasından konuştuğumuz şahısta yoksa ona iftira etmiş oluruz Eğer konuştuğumuz şeyler doğru ise bu da gıybettir Cenâb-ı Hak, Müslümanların birbirlerinin gıyabında kötülüklerinden bahsetmelerini her hâlükârda yasaklamıştır Zaten bizim vazifemiz, insanların kötülüklerini araştırmak, ortaya dökmek değildir Biz öncelikle kendi hatalarımızı araştırıp onları telâfî etmeye çalışacağız
Hanımlar dînî ve mânevî meselelerde çok gayretlidirler Yalnız iki husus, onların bu gayretlerini gölgede bırakır: çarşı-pazar ve dilleri…
aLLAH (cc) hepimizi, rızâsı peşinde koşan sâlih ve sâliha kullarından eylesin Âmin''
Açtığı Konular: 1519 | Yorum: 1738    

  Bilgi

Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.




Haftanın Sohbeti

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Sohbetleri

[SOHBET DİNLE] 3. Sohbet : "Benden Adam Olmaz Diyenlere - Sahabe'den Eşsiz Tövbe Örnekleri - Birbirini Öldüren İki Kişiden Allah Hoşnut Olur "
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Görüntülü Sohbet

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
Sohbeti izlemek için tıklayınız.
Tefsir Dersleri

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Fıkıh Dersleri

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Dersleri

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Radyo Sohbetleri

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
Sohbetleri dinlemek için tıklayınız.
Mesnevi Sohbetleri

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Haftanın Konusu

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
Okumak için tıklayınız.
Tasavvuf Dershanesi

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
Okumak için tıklayınız.
Anket

Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz?

Değişiklik iyidir.
Böyle kalsın.
Bir ay deneyebiliriz

Facebook Sayfamız
Dervişin Fikri

Sayfanızı Da Tanıtın
Dervişin Fikri ile ilgili en güncel haberleri almak ve orjinal videoları seyretmek için açılan sayfada BEĞEN butonuna basınız
Sayfaya gitmek için tıklayınız.
Diline Sahib Çık!



Duyurular

Sayın Editör,Yazar ve Üyelerimiz.Makaleleriniz için seçtiğiniz resimleri önce bilgisayarınıza kayıt edip,sonra yükleyiniz.Diğer sitelerden alıntı resimler bir müddet sonra silinmekte veya değişmektedir.

Dervişin Fikri İslami Portalı'nda Yazılarınızı veya Alıntılarınızı Yayınlamak İçin Üye Kontrol Panelindeki Konu Ekle Linkine Tıklayarak Yazılarınızı Bize Gönderebilirsiniz.

Namaz Vakitleri
Hoş Sadâ

Sami Sultanımız-Özel
Dervişane Musıki
Ayet-i Kerime
Hadis-i Şerif
Dua
Son Dakika Haberleri
  
Ana Sayfa  |  İletişim  | Üye Ol  | 
Copyright © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Çeviri By © 2009 zIRyuMRuL
GenelVideolar Hit Statistics
İslami Sitelerin Bulusma NoktasıiSLami Toplist, islami Siteler, ToplistislamiHit.comdomain