 |
| Sitedekiler |  | Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Arama Motorları: 3
|
| Googlebot | Baidu Spider | | Yandex |
Ziyaretçi: 21
Toplam: 24
Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Bedavacı Team
|  |
|
| Ruhuna El-Fatiha |  | Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
|  |
|
|  |  |
|
|
| Kategori: Sohbetler
|
| Yorumlar (1)
|
 Ebu Dücâne radıyallahu anh Ensar'ın bahadırlarından, fazilet sahibi bir zat. Sevgili Peygamberimizin hicretinden önce iman etmiştir. İsmi, Simak ibni Hareşetü'l-Hazreci, Ebû Dücâne de onun künyesi.
O bütün gazalarda bulunmuş. Canını Rasûlullah'a ve İslam'a feda eylemiş bir kahramandır. Başına kırmızı sarık sarar bütün harblere bu sarığı ile iştirak edermiş. Onun bu haraketi Allah ve Rasûlullah'a canını vermeğe hazır bir fedai manası taşırmış. Bir bahadırlık nişanı olan bu sarık dolayısıyla ona "zü'l-Meşhere" unvanı verilmiştir.
Sevgili peygamberimiz onun hakkında "Ebû Dücâne'nin sesi bir bölük askerdir." sitayişinde bulunmuştur. Onun kahramanlığının en güzel örnekleri Uhud'da görülür.
Uhud günü Rasûlullah (s. a) Efendimiz, üzerinde: "Korkaklıkta ar, ilerlemekte şeref ve itibar var. İnsan korkmakla kaderden kurtulmaz." yazılı kılıcını ashabına göstererek:
"Bu kılıncı benden kim alır?" buyururlar. Ashab-ı kiram; "Ben.. ben.." diye ellerini uzattılar ise de; Resûl-i Ekrem (s.a) efendimiz: "Bunun hakkını vermek üzere kim alır?" diye sözlerini tekrar ederler.
Ebû Dücâne (r.a); "Ya Resûlallah! bu kılıncın hakkı nedir?"diye sorar. Sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz:
"Eğilip bükülünceye kadar düşmana vurmaktır" buyurur.
Ebû Dücâne (r.a); "Ya Resûlallah! o şartla ben alırım" der ve kılınç ona teslim edilir.
Başında sarığı, elinde kılıncıyla, kahramanlık şiirleri söyleyerek meydana atılan Ebû Dücâne (r.a) müşriklere karşı çalımlı çalımlı yürümeğe başlar. Bu yürüyüş ashabın pek hoşuna gitmez. Bunun üzerine Fahr-i kainat (s.a) efendimiz: "Bu öyle bir yürüyüştür ki Hak teâlâ hazretleri bu makamların dışında sevmez." buyurarak düşmana karşı böyle yürünebileceğini ifade ederler.
Zübeyr bin Avvam (r.a), Resûl-i Ekrem (s.a)'in kılıncı Ebû Dücâne (r.a)'a vermesi ve onun Uhud günü gösterdiği cesaret, şecaat ve kahramanlığı şöyle anlatır:
"Rasûlullah (s.a)'den kılıncı ben de istedim. Fakat onu bana vermeyip Ebû Dücâne (r.a)'ye verdi. Ben de merakla onu takibe başladım. O çalımlı çalımlı yürüyor, önüne gelen müşriki vurup öldürüyordu. En azılı müşriklerden, iri cüsseli Ebû Zü'1-Kerş'e rastladı. Her tarafı zırhla kaplı olup sadece gözleri görünüyordu. Ebû Dücâne (r.a)'yi görünce hücum etti ve bir darbe ile kılıncını onun kalkanına gömdü. Kılıncına asıldı, çekti fakat çıkaramadı. Ebû Dücâne (r.a) serî bir şekilde doğruldu ve Ebû Zü'1-Kerş'e bir kılınç darbesi indirip, onu omuzundan ta uyluğuna kadar ikiye biçti. Sonra müşrik saflarını yara yara dağın eteğinde def çalan kadınların yanına vardı. Kılıncını çekti... Gördü ki; Hind... Vurmadan geri döndü."
Zübeyr b Avvam (r.a) bu kahramanlık karşısında; "kılıncın kime verileceğini Allah ve Rasulü daha iyi bilir." Ebû Dücâne kılıncın hakkını verdi diye kendi kendine söylenerek onun yanna vardı ve ona: "Yaptığın her şeyi gördüm. Kadına kılıncını kaldırıp da vurmaktan vazgeçtiğini de gördüm" dedi. O da: "Rasûlullah (s.a)'ın kılıncını kadın kanına bulaştırmak istemedim" diye cevap verdi.
İşte onlar böyleydi... Rasûlullah (s.a)'e hatta onun eşyasına karşı böylesine derin bir sevgi, saygı ve hürmetle dopdolu idiler...
Uhud günü sevgili Peygamberimizin yanından hiç ayrılmayanlardan biri de Ebû Dücâne (r.a)'dir. O, kendini Peygamberimize siper etmiş, atılan oklara karşı vücuduyla onu korumuştu. Müşriklerden Abdullah bin Hüneyd her tarafı zırhlı olarak onun yanına gelir. "Ben Züheyr'in oğluyum. Bana Muhammed'i gösterin. Ya ben onu öldürürüm, yahud onun yanında ölürüm. " diyordu. Ebû Dücâne (r.a) dayanamadı ve: "Gel buraya!... Ben vücudumla Muhammed'i koruyan bir kişiyim. Gel dedi!..." Yaklaşınca Hüneyd'in atının bacaklarına bir kılınç çaldı atıyla beraber çöktürüverdi. Bir kılınç da Hüneyd'e "Al!.. bu da Hereşe'nin oğlundan" deyip bir vuruşta onu yere serdi.
Resûl-i Ekrem (s.a) efendimiz bütün bu olup bitenleri görüyor ve Ebû Dücâne (r.a) için: "Allahım!... Hereşe'nin oğlundan ben razıyım, sen de razı ol!" diye dua ediyorlardı.
Yine onun kahramanlıklarından bir tanesini de Ka'b bin Malik (r.a) görmüştü... Şöyle anlatıyor:
"Üzerine zırh giyerek tanınmaz hale gelmiş bir müşrik, şehitlerimizin burunlarını, kulaklarını ve diğer azalarını kesiyordu. Zırhlı birisi yaklaştı ona öyle bir hamle yapıp bir kılınç çaldı ki; boynundan uyluklarına kadar vücudu ikiye bölündü. Sonradan da: "Ey Ka'b nasıl gördün? Ben Ebû Dücâne diyerek" kendisini tanıttı.
O cesaret, şecaat ve kahramanlığın zirvesinde olduğu kadar en güzel ahlakın da zirvesinde idi. Hiç kimseye kötülük düşünmez, boş, faidesiz şeylerle meşgul olmazdı.
Zeyd b. Eslemî onun ahlakî güzelliğini şöyle nakleder: "Ebû Dücâne hasta idi. Yüzü de nur gibi parlıyordu. Ziyarete gelenlerden biri ona: "Bu nura nasıl sahib oldun? diye sordu. O da: "Güvenebileceğim iki amelim var. Birisi;Beni ilgilendirmeyen hiç bir şeyle meşgul olmam. İkincisi; Hiç bir müslümana karşı kalbimde en küçük bir kötülük bulundurmam. Hiç bir kimseye kötülük düşünmem." diye cevap verdi. Ne güzel ahlak!. Ne güzel örnek!...
Ebû Dücâne (r.a) Yemame vaka'sında şehid olmuştur. Onun şehâdeti de hayatı gibiydi... O Müseylemetül Kezzab ve âvânesinin son müdafaa olarak toplandığı bahçenin kapısını açmak için kendisini içeriye attırmıştı. Duvardan içeriye atlarken ayağı kırıldığı halde harb ederek kapıyı Müslümanlara açmış ve orada şehadet şerbetini içmiştir. Cenab-ı Hak'tan şefaatine ermeyi ve onun bu ruh halleriyle bizlere de canlılık vermesini niyaz ediyoruz.
Mustafa ERİŞ |
|
|
#1 Yazar: swot 30 Mart 2010 15:27 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 8.03.2010
|
| Grub : Editör
|
| Konu Sayısı: 113
|
| Yarum: 212
|
| MSN: --
|
|
Gönül isterse neler yapar.
Gözlerimiz, bakışlarımız gönüle uymuştur.gönül isterse göz zehire bakar,yılana bakar;gönül isterse göz ibret alacağı,ders alacağı şeye bakar.
Gönül isterse,göz görülecek şeylere,dünyaya,dünya nimetlerine bakar,gönül isterse göz manaya,örtülü şeylere, ilahi sırlara bakar.
Gönül isterse,gözleri külliyat tarafına sürer götürür.Gönül isterse onları cüz’iyyat’ta hapseder,bırakır.
Beş duyumuzun her biri ,aynı su deposuna bağlı musluklar gibi,gönüle bağlıdırlar.gönül dilediği ile,emri ile iş görür.
Gönül ne tarafa işaret ederse,beş duyuda eteklerini toplar o tarafa koşar. ....
Dikkat ediniz,bütün bu işleri yapan hünerli el,aslında içte bulunan gizli bir elin emridir.o gizli el bedenimizin şu görünen elini maşa gibi kullanarak bu işleri yaptırmaktadır.
Eğer gizli el isterse,şu görünen el,düşmana karşı yılan gibi öldürücü olur.Yine gönül isterse,o el bir dosta karşı yardımcı olur.
--------------------
Kalbin lîsânı, niyetin suskun nazarıdır.. |
| Açtığı Konular: 113 | Yorum: 212 |
|
|
|
| Bilgi |
|
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
|
|
|  |  | | Haftanın Sohbeti |  |

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
|
|
| Tasavvuf Sohbetleri |  |

[SOHBET DİNLE] 3. Sohbet : "Benden Adam Olmaz Diyenlere - Sahabe'den Eşsiz Tövbe Örnekleri - Birbirini Öldüren İki Kişiden Allah Hoşnut Olur "
|
|
| Görüntülü Sohbet |  |

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
|
|
| Tefsir Dersleri |  |

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
|
|
| Fıkıh Dersleri |  |

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
|
|
| Tasavvuf Dersleri |  |

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
|
|
| Radyo Sohbetleri |  |

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
|
|
| Mesnevi Sohbetleri |  |

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
|
|
| Haftanın Konusu |  |

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
|
|
| Tasavvuf Dershanesi |  |

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
|
|
| Anket |  |
| Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz? |
|
|
| Duyurular |  | |
|
 |
|