Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
Rabıtanın Delili
RABITANIN DELİLİ
"Rabıtanın
Kur'an ve sünnetle sabit bir asl u esası var mıdır?" denilirse, deriz ki: "Evet,
rabıta Kitab, Sünnet ve imamlarımızın kavilleriyle sabittir."
Rabıtanın delilleri:
Cenab-ı Hak, "Allah'a
yaklaşmaya bir vesile arayınız" (Maide suresi/35) buyurmuştur. Burada
ayetin mefhumu umumi ise de emredilen şey vesile aramak olunca, rabıta, kulu
Allah'a vâsıl edecek şeylerin en efdalidir. Çünkü Cenab-ı Hak, Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem ve onun hakiki naibleri hakkında: "De ki: Eğer siz
Allah'ı seviyorsanız bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin." (Âl-i
İmran suresi/30) buyurmuştur.
Burada rabıtanın zaruretine işaret
vardır. Çünkü tâbi olmak için tâbi' olunanı gözle veya hayalen görmek lâzımdır.
Bizim rabıtadan muradımız kâmil mürşidle her an ruhen beraber olmakdan başka bir
şey değildir. Çünkü Cenab-ı Hak: "Ey îman edenler! Allah'dan korkun ve
sâdıklarla beraber olun." buyurmuştur. (Tevbe suresi/119)
Müridin, doğrudan doğruya rabbının
huzuruna varması aslında en mükemmel olanıdır. Fakat biz yakinen ve kendi
hallerimiz bu olduğu için biliyoruz ki mürid kafi surette sülûkünün
başlangıcında buna muktedir olamaz. Allah'a vâsıl olduktan sonra vâsıta ortadan
kalkar. Bunun için büyüklerimiz demişlerdir ki: "Şeyhi olmayanın şeyhi
şeytandır."
Mevlânâ Hâlid Zıyâuddin Bağdadî kuddise
sirruh, bazı ihvanına gönderdiği bir mektubunda bu fakirin de kulağını çekerek
buyurdu ki: "Hakka'l-yakîn sırlarından habersiz bulunan bazı cahiller rabıtayı
tarikatte bid'at kabul ederler. Rabıta için asl u esası olmayan bir şeydir
derler. Bu yüce Nakşbendî tarikatı Kitab ve Sünnete tam bir doğrulukla ve
ihlasla sarıldıktan sonra rabıtayı vusul sebeblerinin en büyüğü olarak kabul
eder.
Sâdâtımızın büyüklerinden olan Hâce
Ubeydullah Ahrar kuddise sir-ruh hazretleri buyurmuşlardır ki: "Sadıklarla
beraber olmak âyet-i kerimelerde emredilendir. Allah Teâlâ bu kelamında zahiren
ve bâtınen sâdıklarla beraber olmayı emir buyurmuştur. Manen beraber olmanın
yolu rabıtaya devam etmektir.
Reşehat kitabında bu husus açıkça
anlatılmıştır." Rabıta, fenâ-fillah ve bekâ-billah mertebelerinin hakikatına
ererek Allah'a vâsıl olmuş bir kâmil mürşidin rûhâniyetinden yardım istemek,
ondan ayrı iken de feyz alabilmesi için her an edebini muhafaza etmektir.
Edebini her an muhafaza edebilmesi, onunla her an beraber olabilmesine bağlıdır.
Bu da, simasını hayalinden gidermeyip her an kendini huzurda bilmeye
alıştırmasıyla olur. Bunu yapabilirse her an huzurda ve nur içindedir. Bu vesile
ile bir sürü lüzumsuz işlerden de sıyrılıp kendini muhafaza etmiş olacaktır.
Bu konularla uğraşan, eğer evliyaullah
sözlerine inanıyorsa, onlar rabıtanın ne olduğunu ve bütün güzelliklerini
anlatmışlardır. Bu mevzuya takılan bir kimse eğer evliyaullahın sözlerine itimad
etmiyorsa, din imamlarının, yani bu ümmetin hukuk ve fıkhın zahirîne aid
mevzulardaki rehberlerinin sözlerine itimad etmesi lâzımdır. Gerçekleri anlamaya
muvaffak kılan ancak Allah'dır. En doğru yolu gösteren de O'dur.
-Bu yazı çeşitli kaynaklardan derlenmiştir.
Haftanın Sohbeti
[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"