
Hâlık'ın Mahbubu Ahmed-i Muhtar. Ümidimiz Sende, Sen bizi kurtar!.. Sardı ufkumuzu: Kar, kış, uçurum, Cihan başka cihan, ben korkuyorum!. Nur ve ışık, ne gün döner yurduna. Hasret kaldı, cömert Nil, Yeşil Tuna!. Rahmet beklemede gönül tarlamız. Bu durgun sulara kim verecek hız. Kandillere katran döktü geceler, Bir kabus halinde çöktü geceler.Safa sarayımız timsahlara yem, Ne desem? Hayale sığmaz hikayem!.
Nice senelerdir ehl-i salibe, Ümmetinin kanı edilir hibe!.
Ayakta gam bağı, ümmet değil hür, Zaman boyu bin parçaya bölünür!..
Bu felaket zehir uyutmuş bizi, Nasıl anlatsam ki ahvalimizi?
Gayret yok kimsede bir an kadar, Dünya, koca alem, şimdi bize dar!.
Batı, ah!. Kanımı emen bir sülük, Şeytan bile bilmez böyle kötülük!.
Kalplerden îmanı sökmeye memur, Bulunmaz gönlünde bir zerrecik nur!.
Tapar alçak adam menfaatına. Kurtuluş imkansız düşme altına!.
Öyle bir zaman ki, hikayesi zor, Sırtlanlar, yılanlar hücum ediyor!.
Kurumaz bir nefes gözümün nemi, Bu ebedî hicran yakar sînemi!.
Hala ehl-i salib diş biler bana, Beni varlığımdan attı yabana!.
Yine sahipsizim, yine bîkesim, Eyvah! Hiçbir yere ulaşmaz sesim!.
Öyle bir bela ki, îblîs hiç kalır. Bebeklerden bile intikam alır!.
Ciğer deler, kana bürür beyazı, İnsaf nedir bilmez bu kanlı tazı!.
Söndürdüğü ocak hayale sığmaz. Onu tasvir için ben ne desem az!.
O bir kara bela, o bir köstebek, Kurtulmaz hışmından, ne yar, ne bebek!
Zalimi alkışlar, mazlumu ezer, Kanlı ayakları başlarda gezer!.
Gök çökse değişmez haçlı zihniyet, Etmiştir ümmetin mahvına niyet!.
Bu hicran gecesi, bu karanlık ne? Ey Nebî! Hasretiz, nur iklimine!.
Çiçekler susadı, yaprak kurudu, Bize hayat veren senin nurundu.
Senin için coşar, çırpınırdı can, Şimdi yüreklerde yok o heyecan!.
Ne sözde hikmet var, ne kalblerde sır, Akıllar düğümlü, fikirler kısır!.
Artık yol bilmiyor ayaklarımız, Kilit mi nedir, dudaklarımız?
Nedir bilmiyorum, bu ürkek nazar. Eyvah!. Kâr etmiyor: Feryad, figan, zâr!.
Kar etmez tufanlar, kar etmez bela. Tabibler çaresiz, bu ne ibtila?
Madde zehir kıskaç, îmana pusu, Bir müthiş günah ki, temizlemez su!.
Kirlendi duru el, kirlendi etek, Gaye başka değil, mide dolsun tek!.
İçki, fuhuş, rüşvet, faiz ve kumar, Nice ocakları etti tarumar!.
Ya şu israf, ya şu, milyarlık takı, Ara bulamazsın İslam ahlakı!.
Bizi can evinden felaket vurdu, Güzel, iyi ne var, yaktı, kavurdu!.
Bir derin yara ki, kan boşanıyor, Dinmek, durmak yok, her an boşanıyor.
Nerde ecdattaki cûd, kerem, insaf? Boşa her çırpınış, tesir etmez laf!.
Bizde ecdada has ne aşk, ne şevk var, İşte hayatımız bir yıkık duvar!.
Bu dünya gecesi bir güne hasret, Ey Nebî, ey Nebî! Işıklar lütfet!
Gamım büyük, menzil ırak, yol uzun, Rahmeyle, çağlasın rahmet havuzun!.
Hâlık'ın Mahbubu Ahmed-i Muhtar, Ümidîmiz Sende, Sen bizi kurtar!.
Mustafa Necati Bursalı |