
Göreceksin ki, gönül miskin çevreyi tutacak, nice canlar o kokuyla dirilecek.Oysa, kokularımız diriltici değil, bilakis öldürücü.Zaferimizi kutlamak için bize yanaşanlar, zift dolu yürekliğimizin iğrenç kokularına maruz kalıyorlar.
Mağlubiyetimize yanaşan yok. Dost, mağlubiyetin doğurduğu çocuktur. Düştüğün zaman kalbine eğil, orda dostun kokusunu duyacaksın..
Ey varlık hapsinde, etrafını altınlarla, gümüşlerle donatmaya çalışan kalp. Sonra sen nasıl kırılacak ve gönül; olacaksın.Kimi zirveye tırmanınca mutlu olur, kimi de kuyuya düşünce. Nemrut, tanrıyı vurmak için göklere yükselmiş ve ;ululuğunu...; ilan etmişti.Yusuf ise kuyuda ermişti sonsuzluğun sırrına. Nemrut, bir topal sineğe rezil olmuştu, Yusuf ise Mısır a sultan. Biri, kırılmayan, taş kalbe k düşmüştü; öbürü kırık kalbinin derinliklerinde manalar devşirmişti.
Birinin kokusu;Nemrut; diye kokuyordu, diğerinin kokusunu sabah rüzgarı,;Yusuf Yusuf; diye bütün aleme dağıtıyordu.Ey gönül, sen hiç kuyuya düşmemişsen, sana ;Yusuf; nasıl diyeyim?
Ey gönül, sen hiç secdede miraca vasıl olmamışsan, sana Ahmed&in kokusu nasıl ulaşsın?Ey gönül, sana sıra sıra çarmıhlar dizilmemişse, İsa nefesinin diriltici kokusunu doya doya içine çekebilir misin?Ey gönül, başın yere düşmemişse, Hüseyni zaferler seni nasıl selamlasın?
Ey gönül, senden önceki kırık gönüllerin şifresini çözememişsen, cennet kokularını nasıl duyarsın?Ey gönül, sana deli desinler, divane, mecnun desinler; sana mağlup desinler, lginin zillet içindeki çocuğu desinler.
Fakat ey gönül, sana, zaferin sarhoşu demesinler. Sana, ;kalbini kıramadı; demesinler.Ey gönül, haydi ilgini mübarek kıl. Kır kalbini ve ;gönül ol. Kokular devşir cennetten; hatta daha ötelerden.
Ey gönül,,,;GÖNÜL OL!! |