Ana Sayfa  |  İletişim  |  RSS 2.0
Kullanıcı Paneli
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Kayıt Ol | Şifremi Unuttum?
Arama :
     
Ana Sayfa
Menü
 Site Duyuruları
 Haftanın Konusu
 Dergah
 Sohbetler
 Kuran-ı Kerim Öğreniyorum
 Kuran-ı Kerim Oku/Dinle
 Kuran-ı Kerim Meali
 Kuran-ı Kerim Tefsiri
 Kuran-ı Kerim Tilaveti
 Esma’ul Husna
 Peygamberimizin (sav) Hayatı
 Peygamberler Tarihi
 Sahabe-i Kiram
 İslam Tarihi
 Hadis
 İlmihal
 Yürek Telini Titreten Ayetler
 İslam Dünyasından Haberler
 Aşktandır - Sesli
 Tasavvuf
 Tasavvufi Edeb
 Mesnevi'den Hikayeler (Sesli)
 Makale-Araştırma
 Tasavvuf Yazıları
 Tasavvuf Dershanesi
 Tasavvufi Sorulara Cevaplar
 Fıkhi Sorulara Cevaplar
 Sâlik Yazıları
 Allah Kulu'ndan Dinlediklerim
 Videolar
 Allah Dostları
 Mezhebler
 Mübarek Gün ve Geceler
 Hanımlar İçin
 Çocuklar İçin
 Dini Hikayeler
 Adab-ı Muaşeret
 Dervişin Zikri-Dualar
 Ney Dinletileri
 Bant Tiyatrosu
 Dini Klip İzle/İndir
 İlahi-Ezgi Dinle/İndir
 Dini Film İzle/İndir
 Dervişin Kütüphanesi
  *** Ramazan 1432 - Özel ***
 İletişim
Misafirlerimiz
Sitedekiler
Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 1
seffar

Arama Motorları: 3
GooglebotYandex
Baidu Spider

Ziyaretçi: 17
Toplam: 21

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
4yBaKec arbekbey
Ayser Darussefa
Elcin Asgerov fakir
firolec117 fîrâkın feryadı
geylani günahkar
iorucu KARTAL1903
kayıp gazel Miskin
NuaphyNc pürnur
Sahrada Bir Garip Sail Dervis
swot talebe

Bedavacı Team
Son Yorumlar
Yazar: Darussefa, Konu:
Ahh!
Yazar: kayıp gazel, Konu:
Ahh!
Yazar: Sahrada Bir Garip, Konu:
Ahh!
En Çok Okunanlar
» İşte öyle bir yaşanmış ...
» Sohbet'in Feyzi
» Kumaşçı İle Karpuzcu
» Mahzen-i Döküntüler
» Ya Nebi
» Âşık Olan... [Gece İle ...
» Çün Sana Gönlüm Müptela ...
» Nakşibendiler
» Her canlı bir canhıraş ...
» Ahh!
En Son Eklenenler
» Özledim Rasulü Gönül Ya ...
» HAKİKİ ÂBDEST...
» Ayakta Su İçme! . . .
» Bir Üvesy'imiz,Bir Hır ...
» Bu yolla elde edilen mu ...
» En güzel râbıta ne şeki ...
» Göz Terbiyesi
» İnsanı helak eden 76 bü ...
» Allah’tan Yüz Çevirenle ...
» Himmet ehli, bir rahmet ...
Rasgele Konular
» Nasıl bir teslimiyettir ...
» CANIMIN İÇİNDE CANSIN.. ...
» GÖREVİNE RAZI OLMA
» ATEM-TUTEM MEN SENİ
» TEFEKKÜR-İ MEVT NASIL Y ...
» En Zor Zaman'da Bile.. ...
» Tasavvufî hayatın başla ...
» Prof.Dr.Hasan Kâmil Yıl ...
» Var imdi miskin Yunus u ...
» Sadece Susar Ve Gülerim ...
Radyo
Reklam
Takvim
«    Şubat 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
 

Ruhuna El-Fatiha
Büyük Hak Dostu
Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin
Vefatı-16 Ekim 1628
 

Hz.Mevlana'da Aşk
Paylaş
  Kategori: Makale - Araştırma
  Yorumlar (10)

Hz.Mevlana'da Aşk

Mevlâna der ki, "Aşk geldi. Damarımda, derimde kan kesildi; beni kendimden aldı, sevgiliyle doldurdu. Bedenimin bütün cüzlerini sevgili kapladı. Benden kalan yalnız bir ad, ondan ötesi hep o.."
Uğruna bir ömür bağışlanan, yanıp yakınılan bu eşsiz sevgili. Allah'tır. Âşk'da Allah'a karşı aşırı sevginin kemale erişi, âşığın âşkta yok oluşudur. Gerçek ilhama mazhar olmuş, gerçek yokluğu zevk edinmişlerin en büyük arzusu ilâhî vuslat'tır. Mevlâna, bu yolun coşkun âşığıdır, aşktan doğmuş, aşkla yoğrulmuştur.
"Bizim peygamberimizin yolu âşk yoludur. Biz âşk çocuklarıyız; âşk bizim anamızdır,"
der ve hakiki diriliğin aşkta yok olmakla mümkün olabileceğini söyler "Aşksız olma ki ölü olmayasın. Âşkta öl ki diri kalasın.." Mevlâna'nın âşkı, ömrünün üç merhalesinde olgunlaşmış, bir ömür bu uğurda harcanmıştır. Mevlâna bunu bir beytiyle şöyle ifade eder: "Bütün ömrümün hülâsası şu üç sözden fazla değil: Hamdım, pişdim, yandım." Tahsil ve yetişme devresinin hamlığını Tebrizli Şems pişirmiş, ondan sonra yokluğu ile Mevlâna'yı yakmış, kavurturmuştur. Mevlâna'ya göre, gerçek âşığa aşktan başka herşey haramdır. İlâhi âşk ve ma'şuk herşeyin üstünde ve içindedir. İnsan, kendisini yoktan var edeni nasıl sevmez? Bu sevgi, aslında onun özündedir, herşeyin sonu ona varır. "Fîhi Mâ-fih" adlı eserinde şöyle buyurur: "Aslolan sevmektir. İnsan'ın mayasındaki bu duyguyu arıtmalı. açıklamalıdır. Bedenimiz bir kovan gibidir. Bu kovanın balı ne mumu da ilâhî aşktır..."
Mevlâna'nın Şems'e karşı yakınlığı ve âşkı da budur: Şeyh Şelâhaddin ve Çelebi Hüsameddin'e olan aşk da bu.. Onlarda mutlak varlığın kemâlini, cemâlinde Allah nurlarını gören Mevlâna, gerçek âşkı. yani "Zât-ı ilâhiye"yi sembolleştirerek terennüm etmiştir. Mesnevi'sinde, "Hakiki maşuk olan Allah'dan başka bir temaşası bulunan âşk. âşk olamaz, saçma-sapan bir sevda olur" buyurdukları gibi, Mevlâna'daki âşk, tam anlamıyla ilâhi âşk'tır; başka hiç bir şey değildir ve olamaz.
Mevlâna, coşkun âşkını Şems'in adında sembolleştirmiştir. Kendisinden yirmi yaş fazla 60-70 yaşındaki bu derviş, Mevlâna'da öz cevherini bulduğu ilâhî âşkı olgunluğa ulaştırmış, yokluğu ile de Mevlâna, O'nu âşkın sembolü yapmıştır. Bu sembol Allah'ın cemâl ve celalim imâ eder. Mevlâna, ezeli maşukun yüzünün aksını ve nurlu ışıklarını her yerde görür. Tebrizli Semseddinde bu nurlar; gören Mevlâna onu bunun için över. İlâhî vecdin verdiği mestligi, şarabın mestliğine benzetmiş, şarabı da âşk şarabı olarak sembolleştirmiştir. ilâhî âşkın, yakıcı sarhoşluğu bu.. Şiirlerindeki bağ, gül ve bülbül, hepsi de birer semboldür. Asıl maksat Allah'tır. Bir rubaisinde bunu şöyle dile getirir:
"Başımı koyduğum her yerde secde ettiğim O'dur. Attı yönde ve altı cihet dışında Mâbud O'dur. Boğ, bülbül, semâ ve sevgili.. Hepsi bahane, maksat daima O'dur."
İşte Mevlâna'daki âşk ve sevgili..
Çünkü o, herkesi seviyor, herkesi kabul ediyordu. Onca insanlar ceset ve kalıp itibariyle çok, fakat maya ve ruh bakımından tekli. Bir rubaisinde "Yine gel, yine gel.. Her kim olursan ol. yine gel.. İster kâfir ol, ister mecûsi, ister putperest. İster yüz kerre bozmuş o! tövbeni.." diyor ve ilâve ediyordu: "Umutsuzluk kapısı değil bu kapı. Nasılsan öyle gel.." Bütün bir insanlığı çağırıyor, aydınlık, nurlu kapısında, onlara gerçek yolu, Hak yolunu gösteriyordu.
Bu çağrıya uyanlar, onun etrafında kümeleşiyor. hidayet yolunu seçiyorlardı. Bilgini, cahili, zengini, fakiri, köylüsü-kentlisi, sultanından çobanına kadar Mevlâna'nın kapısında, ona uyanlar arasındaydı. Bu ilâhî bir çağrıydı. Konya bir gönüller yurdu, âşıklar kabesı olmuştu. Nitekim bu çağrı Mevlâna devrinde de, Mevlâna'dan sonra da gönüllerde aksini bulmuş, onun mübarek türbesi, onu sevenlerin bir sığınağı, zıya retgâhı olmuştu. Artık simdi Mevlâna cağrılıyordu. Gecen yılların Mevlâna ihtifallerinde biz de Ona şöyle sesleniyorduk artık: Gel. yine de gel. yine de...
Gel, cana can ver, imâna imân, Gel vuslatı hasretinden güç olan..
Dillerde senin adın. gönüllerde sen...
Umutsuzlara umut, çaresizlere çare sen.. Her yüzde sen, her yönde sen.
Ey köpük köpük aşk olup coşan
Ey semâ semâ dökülen, taşan..
Gel.. Ölümsüzlük tahtından haber ver bize..
Bizi bizden al götür, O Mesnevi ummanına. O İlâhî aşk kervanına.
Ey yılları yıllara ulayıp aşan,
Ey nesillerden nesillere ulaşan..
Doyumsuz sevgine doymuyor ihvan.. Sulha, sükûna susamış cihan..
Yetiş imdada aman ey büyük dost.. Ey koca Sultan. Bir kerre değil asla, bin kerre gel. Yine de gel, yine de gel, yine gel.

       
#1 Yazar: esra                                                                                                                 4 Mart 2010 11:53 | MSN: --
Kayıt Tarihi: 14.01.2010
Grub : Editör
Konu Sayısı: 193
Yarum: 1560
MSN: --
ve mevlana derki...aşk bir hastalık degildir..
devam edin hocam..bugün olsun dinleyim can kulagıyla sizi...

Ne olur beni de kendine benzet. Beni de sen gibi yak!” Bunun üzerine Hz Şems, şöyle konuştu: “Sen zaten sevgi için seçilmişsin. Senin gönlünde bir aşk güneşi gizli. Şimdi bazı bulutlar ona perde oluyor. Eğer güneşin meydana çıkmasını diliyorsan, bütün bildiklerini unut ve bana tam teslim ol. Tıpkı toprağın çiftçiye teslim olduğu gibi… Zira aşk deryasında teslimiyet yelkeni açmadan yol alınmaz.” Hz Mevlânâ bu teklife bütün kalbi ile “Kabul!” dedi. Ve Hz Şems hemen ilk imtihanına başladı: “Öyleyse çarşıya git, bir şişe şarap al da, içelim… ” Hz Mevlânâ o güne kadar hiç içki içmemiş, daima içkinin haram olduğunu söylemiştir. Buna rağmen Hz Şems’in söylediğinde mutlaka bilmediği bir hayır vardır diye derhal çarşıya koşar. Bir şişe şarabı alır. Hızlı hızlı geri dönerken çarşının en kalabalık yerinde şişe birden elinden kayar ve yere düşer. Hz Mevlânâ kırılan şişenin başında öylece durur. Kalabalık başına üşüşür. Bir de bakarlar ki dökülen şaraptan etrafa mis gibi gül kokulan yayılmaktadır. Hz Mevlânâ anlar ki bu bir teslimiyet sınavıdır. Ve imtihanı kazanmanın sevinci içinde doğruca Hz Şems’ine koşar…


burda kaldım sizi beklemekten hocam....fakat siz dualarnızı eksik etmeyin tanımasakta sizi,bizim hakkımızdaki hüsnü zanlarınıza layıkmıyız????
hocamı talebeyi bulur
talebe mi hocayı...
içi boş....bihaber yada dolu fakat bulunmayı bekleyen gönüllere merhem olmanız.kifayetsiz kelimeler...yazılamayacak sözler...kalbinizin bize göre konuşması..biz bu ağırlıga dayanamayız ki...biz kaldıramayız dualarınızı çünkü kabımız dar hocam....
kalbi dua ve saygılarımla...


--------------------
Açtığı Konular: 193 | Yorum: 1560    

#2 Yazar: Darussefa                                                                                                                 4 Mart 2010 13:37 | MSN: --
Kayıt Tarihi: --
Grub : Ziyaretçi
Konu Sayısı: 0
Yarum: 0
MSN: --
yanılmıyorsam hoca talebeyi bulur.afff .bilsayar bozuldu.anlamıyorum teknolojiden. sınavdan sınava imtihandan imtihana fark vardır.ameller niyetlere göredir.doğru tektir yanlış çoktur.telafisi mümkün olmayan hadiseleri rabbim yaşatmasın.RABİA ADEVİYYA HZ.gibi sadece ve sadece kendi zatıyla hemdem eylesin.ilk önce rabbulalemin kendi nurunu yarattı.sonra o nurdan resulünün nurunu hepimiz biliyoruz o nurlar bölündü.sonra gözümüzün nurunu kalbimizin nurunu ve dilimizin nurunu hal böyle olunca [ gözümüzü zatından başkasına baktırmasın .kalbimizi kendinden başkasına meylettirmesin.dilimizide zikrinden gayrısıyle meşgul ettirmesin] sevgileride kendi uluhiyyetinde noktalandırsın.imtihanlarımızıda hafif eylesin .rabbim iki cihanda rezil rüsva eylemesin.başımızı öne eğdirmesin.
Aşka teslim olmak güzelde............özür diliyorum yazamıycam.
kalbim titredi.
Açtığı Konular: 0 | Yorum: 0    

#3 Yazar: esra                                                                                                                 4 Mart 2010 13:58 | MSN: --
Kayıt Tarihi: 14.01.2010
Grub : Editör
Konu Sayısı: 193
Yarum: 1560
MSN: --
bütün yorumlarınızla...imameyi yaktı ateş hocam..bizimde titredi kalbimiz...
........
duanıza amin deme cesaretini gösteremeyecek kadar aciz zavallı;yorumlarınıza layık olmak isteyecek kadarda umutluyuz....


--------------------
Açtığı Konular: 193 | Yorum: 1560    

#4 Yazar: Darussefa                                                                                                                 4 Mart 2010 14:00 | MSN: --
Kayıt Tarihi: --
Grub : Ziyaretçi
Konu Sayısı: 0
Yarum: 0
MSN: --
Sarp dağları aşarak,
gelebilmek mesele!...

Gönülden masivayı
silebilmek mesele!...

İnsan ilim öğrenir,
herşeyi bildim sanır,
asıl hüner kendini
bilebilmek mesele!...

Sevgi için
belki çok şeylere katlanır,
Ferhat gibi dağları
delebilmek mesele!...

Nefsine hoş gelene
gönül verir seversin,
nefsine zor geleni
sevebilmek mesele!...

Ölmek elbet mukadder
insan için velakin,
asıl ölmeden evvel
ölebilmek mesele!...

Açtığı Konular: 0 | Yorum: 0    

#5 Yazar: esra                                                                                                                 4 Mart 2010 14:04 | MSN: --
Kayıt Tarihi: 14.01.2010
Grub : Editör
Konu Sayısı: 193
Yarum: 1560
MSN: --
asıl ölmeden evvel
ölebilmek mesele!...
ALLAHU EKBER....lütfen devam edin....


--------------------
Açtığı Konular: 193 | Yorum: 1560    

#6 Yazar: Darussefa                                                                                                                 4 Mart 2010 14:04 | MSN: --
Kayıt Tarihi: --
Grub : Ziyaretçi
Konu Sayısı: 0
Yarum: 0
MSN: --
Mâşıta Hatun

O, firavun’un kızının hizmet karıydı. Bir gün firavun’un kızının saçlarını taramak için tarağı alırken besmele çekti. Kız bunu duydu, hemen koşup babasına haber verdi. Firavun hemen maşita hatunu yanına çağırtıp ondan hesap sordu. O, içindeki iman heyecanıyla cesur bir şekilde firavuna:

“-sene bizim gibi bir fanisin! Nasıl olurda tanrı olabilirsin?”dedi.

Firavun buna çok öfkelendi:

“-demek sende musaya iman ettin, ona tâbî oldun, öyle mi?” dedi.

Ardından maşıta hatuna işkence yaptırmaya başladı. Fakat maşıta hatun, her şeye rağmen tevhid akidesinden dönmüyordu. Bunun üzerine onun beş yaşındaki kızını gözünün önüne getirdiler:

“-eğer firavunun tanrılığını kabul etmezsen, kızının gırtlağını keseceğiz!” diye tehdit etiler.

Maşıta hatun yine imanından dönmedi. Nihayet kızını gözlerinin önünde katlettiler ve kanlarını da maşıta hatunun yüzüne sürdüler. O hala büyük bir aşk ve vecd içinde:

“-Allah birdir! Allah birdir! Musa onun resulüdür!” diyordu.

Firavun ve avânesi, bu duruma iyice sinirlendiler. Bu sefer onun üç aylık çocuğunu getirdiler. Açlıktan ağlayan bebeği annesine doğru uzattılar. Çocuk süt emmek için annesinin göğsünü aramaya başladı. Hemen geri çektiler ve:

“-eğer davandan ine vazgeçmezsen, bu çocuğu da fırına koyacağız!” dediler.

Maşıta hatun, bu acıya da sabrederek imanından vazgeçmedi. Bir rivayete göre de çocuk ateşlerin arasında dile gelip de şöyle demiştir:”-Anneciğim! Sakın imanından vazgeçme, sabret! Cennet ile senin aranda bir adım mesafe kaldığını görüyorum!”

Bu sözü duyanların çoğu Hz. Musa’ya iman ettiler.

Nihayet maşıta hatun şehit edildi. O da cennete yavrularının yanına gitti.

Bir hadis-i şerifte maşıta hatunla ilgili şöyle buyrulmaktadır:

Übey bin ka’b (ra) nın anlattığına göre rasulullah s.a.v miraç gecesinde bir hoş koku duymuş ve:

“ey Cebrail, bu güzel koku da nedir?” diye sordu.

Cebrail a.s da şöyle buyurdu:

“bu maşita hatun’un, iki çocuğunun ve kocasının kabir kokusudur
Açtığı Konular: 0 | Yorum: 0    

#7 Yazar: esra                                                                                                                 4 Mart 2010 14:07 | MSN: --
Kayıt Tarihi: 14.01.2010
Grub : Editör
Konu Sayısı: 193
Yarum: 1560
MSN: --
Ateş olmak hostur amma;
Yanık olmak başkadır başka...
size yoldaşım bugün ...

Aşıkların sevinçleri de, kederleri de Hak'tır. Hizmetleri de, hizmetlerine karşılık aldıkları da Hak'tır. Bir âşık, sevgilisinden başkasını seyre dalarsa, o gerçek âşık değildir. Onun aşkı boş bir sevdadır.
Aşk öyle bir ateştir ki, alevlenince, sevgiliden başka ne varsa, hepsini yakar, yandırır. "LA" kılıcı,Hak aşkından başka ne varsa,hepsini keser,silip süpürür.Bir bak da gör, "LA" (YOK) dan sonra ne kalır?Ancak, "İLLALLAH" kaldı,hepsi gitti.


--------------------
Açtığı Konular: 193 | Yorum: 1560    

#8 Yazar: Darussefa                                                                                                                 4 Mart 2010 14:21 | MSN: --
Kayıt Tarihi: --
Grub : Ziyaretçi
Konu Sayısı: 0
Yarum: 0
MSN: --
yavuz sultan süleyman mısır seferine çıkıyor orya vardığında çadırını kurduruyor sultan sultanın çadırının temizliğini yapan kadınlar var
onlardan birtanesi birgün temizlik yaparken sultanı görüyor ve sultana aşık oluyor ama nasıl bir aşk yakıyor kadıncağızı ne yapayım derdi düşüyor içine ben bunu sultana nasıl söylerim düşünün koca sultan celadetli birde aklına birşey geliyor bir kağıda
DERDİ OLAN NEYLESİN yazıp sultanın yastığının altına koyuyor ve akşam sultan yatağında yastığının altında bu yazıyı görüyor ve karşılık yazıyor
DERDİ OLAN SÖYLESİN yazıp oda yastığın altına koyuyor ertesi gün kadın temizliğe geldiğinde bu yazıyı görüyor tabi içinde bir heyacan bir ümit var ama çakinceli sonuçta karşısındaki koskaca yavuz sultan han var bu sefer kağıda
YA ÇEKİNİYORSA yazıp yine yastığın altına koyuyor akşam sultan bu yazıyı görüyor ve cevap yazıyor
ÇEKİNMESİN SÖYLESİN sabah kadıncağız bu yazıyı görüyor bu sefer tamam söyleyeceğim deyip cesaretini, topluyor sultan çadırına girerken
SULTANIM diyor yavuz sultan han
BUYUR diyor kadıncağız sultanın buyur demesiyle bile heyacanlanıyor titremiye başlıyor kalp atışları hızlanıyor celadetli padişah yavuz han kadına
BUYURSANA KADIN diyor kadın bu ses karşısında hiç birşey diyemiyor ve oracıkta yığılıp kalıyor tabi yavuz sultan han durumu anlıyor o yazıları bu kadının yazdığını anlıyor ve bu tablo karşısında yanındakilere şunu söylüyor
HAKİKİ AŞIK SEVDİĞİNİN YANINDA KALBİNİN DURACAĞI HALE GELENDİR DİYOR
acaba fani bir mahbup karşısında bile bu ruh haletine giriliyorsa hakiki mahbup olan sultanlar sultanının karşısında ne olunur
Açtığı Konular: 0 | Yorum: 0    

#9 Yazar: esra                                                                                                                 4 Mart 2010 14:26 | MSN: --
Kayıt Tarihi: 14.01.2010
Grub : Editör
Konu Sayısı: 193
Yarum: 1560
MSN: --
bende takat kalmadı artık....kabımız hakkaten dar....
darüssefa hocam...
gemi fırtına yüklü.dinecek elbette deryamız var.....
sabretmek....te aşıyor bizi...
[ gözümüzü zatından başkasına baktırmasın .kalbimizi kendinden başkasına meylettirmesin.dilimizide zikrinden gayrısıyle meşgul ettirmesin
AMİN AMİN AMİN.....


--------------------
Açtığı Konular: 193 | Yorum: 1560    

#10 Yazar: Darussefa                                                                                                                 5 Mart 2010 13:26 | MSN: --
Kayıt Tarihi: --
Grub : Ziyaretçi
Konu Sayısı: 0
Yarum: 0
MSN: --
Aşk-ı Gönül Dikensiz gül gibi görsede gönül,
Ümidi acıyla bilemektir aşk.
Kapanınca birgün bütün kapılar, Vuslatı ahrette dilemektir aşk.
Kıvrımlı, upuzun öyle bir yol ki, Asırlar, içinde noktadır sanki.
Belki Züleyha’dır, Yusuf’tur belki, Belki de beyhude bir emektir aşk.
Aça dursun bir gül hasret çölünde Bülbülün nabzıdır atar gülünde,
Göçmen kuş misali yarın gönlünde, Birkaç günlüğüne tünemektir aşk.
Kurşun geçmez, kılıç kesmez hasreti, Yaşamayan anlatamaz gurbeti,
Bazen bir ömürdür aşkın diyeti, Eceli yürekte belemektir aşk.
Âşığın her zaman böyledir hali, Mecnun’u var eden Leylâ hayali,
Bîsütün önünde Ferhat misali, Dağları kalburla elemektir aşk
Açtığı Konular: 0 | Yorum: 0    

  Bilgi

Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.




Facebook Sayfamız
Dervişin Fikri

Sayfanızı Da Tanıtın
Dervişin Fikri ile ilgili en güncel haberleri almak ve orjinal videoları seyretmek için açılan sayfada BEĞEN butonuna basınız
Sayfaya gitmek için tıklayınız.
Diline Sahib Çık!



Bir Muhabbet Çağrısı!


Kapıyı Çalmak İçin Tıklayınız.
Kısa Mesaj - Üyeler İçin
Haftanın Sohbeti

***YENİ*** [SOHBET DİNLE] Osman Nuri Topbaş Hocaefendi: "Halin İyi Olabilmesi İçin Dikkat Edilecekler 2. Bölüm "
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Görüntülü Sohbet

*** YENİ *** [SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 10. Bölüm : " İslam'ın Şartları "
Sohbeti izlemek için tıklayınız.
Fıkıh Saati - Sesli

Sual: "Babanın verdiği para ile açılan marketin miras hukuku açısından durumu"
Cevap için tıklayınız.
Sual: "Boşanmış Ailelelerde Çocukların Yaş ve Cinsiyete Göre Durumu"
Cevap için tıklayınız.
Haftanın Konusu

***YENİ*** " Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir'in kaleminden içinde bulunduğumuz Rebiulevvel ayına uygun bir muhabbet aşısı : " Bir Nefes Ümit "
Okumak için tıklayınız.
Tasavvuf Dershanesi

12. Ders Müridin Aile İçinde Riâyet Etmesi Gereken Âdâbı
Okumak için tıklayınız.
Duyurular

Sayın Editör,Yazar ve Üyelerimiz.Makaleleriniz için seçtiğiniz resimleri önce bilgisayarınıza kayıt edip,sonra yükleyiniz.Diğer sitelerden alıntı resimler bir müddet sonra silinmekte veya değişmektedir.

Dervişin Fikri İslami Portalı'nda Yazılarınızı veya Alıntılarınızı Yayınlamak İçin Üye Kontrol Panelindeki Konu Ekle Linkine Tıklayarak Yazılarınızı Bize Gönderebilirsiniz.

Namaz Vakitleri
Anket

Dervişin Fikri içeriğinde en beğendiğiniz bölüm hangisidir?

Tasavvuf Yazıları
Makale-Araştırma
Videolar
Sesli-Görüntülü Sohbetler
Kısa Mesaj
Ku'an-ı Kerim Meali/Hadis/İslam Tarihi gibi sabit içerikler
İlahi-Ezgi/Dini Film İndir-Dinle-İzle
Özel Mesaj Servisi

Hoş Sadâ

Sami Sultanımız-Özel
Dervişane Musıki
Ayet-i Kerime
Hadis-i Şerif
Dua
Son Dakika Haberleri
   
Ana Sayfa  |  İletişim  |  Üye Ol  | 
Copyright © 2008-2009 Dervişin Fikri  |  Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2009 Dervişin Fikri  |  Çeviri By © 2009 zIRyuMRuL
Genel Videolar Hit Statistics
İslami Sitelerin Bulusma NoktasıiSLami Toplist, islami Siteler, Toplist islamiHit.com domain