Ana Sayfa  |  İletişim  |  RSS 2.0
Kullanıcı Paneli
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Kayıt Ol | Şifremi Unuttum?
Arama :
     
Ana Sayfa

Ana Menü

Sohbetler Menu

İslâmî İlimler Menu

Kısa Mesaj - Üyeler İçin
Misafirlerimiz
Sitedekiler
Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Yok.

Arama Motorları: 3
Baidu SpiderGooglebot
Yandex

Ziyaretçi: 4
Toplam: 7

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
can ali cihan talebesi
Darussefa eslem
feride fureyzi
gönül_alemi Kaplumbaga
KARTAL1903 kılınç
muhammetali Nur
pdxwim Sail Dervis
SAKALLI swot
talebe tıfıl
Yabani bahçenin sahte çiçeği Âdi

Bedavacı Team
Son Yorumlar
Yazar: Âdi, Konu:
Aciz Bir Hamakat
Yazar: Âdi, Konu:
20.DERS''RABITA''
En Çok Okunanlar
» Güya:( .....sükun.....
» Aşkın Acep Halleri Var. ...
» Derviş olmak; devrilmiş ...
» Hadi Bakalım Buda Bizde ...
» Dervişin Fikri 5 Yaşınd ...
» Acemaşiran Ney Taksimi
» Bu Dergahta Yananlar Va ...
» Şerîat - Tarîkat - Hakî ...
» 5. Yılımıza Yenilikler ...
» [SOHBET -DİNLE] Mahmut ...
En Son Eklenenler
» Aciz Bir Hamakat
» Sıkı Tut Ellerimi Bırak ...
» Özlemek mi istiyorsun ?
» Bir Kâse Bal...
» SON 3 GÜN "5. Yıldönüm ...
» Çiz Beni Hattat!
» ALLAHU TEALA ,Kimlerle ...
» 20.DERS''RABITA''
» Eski Toprak
» Yazıyorum İşte... [Gece ...
Rasgele Konular
» Ahh Nefsim Ahhh..
» Nerdesin Gel Ay Yüzlü P ...
» Gönül Nuri Cemalinden..
» Şebnem Damlası.
» Kendimden Bile Kaçtığım ...
» Ne Oruç Ya!
» Gönül Mahsülü
» Kulaklara şık bir küpe. ...
» Siyah Gözlerine Beni de ...
» Sebelerde sukuta sarılm ...
Radyo
Reklam
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Ruhuna El-Fatiha
Büyük Hak Dostu
Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin
Vefatı-16 Ekim 1628
 

GÖREVİNE RAZI OLMA
Paylaş
  Kategori: Makale - Araştırma
  Yorumlar (0)

GÖREVİNE RAZI OLMA

Mutlu, genç güzel bir arı, bir yaz sabahı çiçeklerden bal toplamak için kovanından çıktı. Güneş o kadar parlak, hava o kadar sıcaktı ki güzel ve çiçekli bahçelere gelinceye kadar biraz değişik yerlerden uçtu. Orada sevinçli bir şekilde vızıldayarak..
GÖREVİNE RAZI OLMAMutlu, genç güzel bir arı, bir yaz sabahı çiçeklerden bal toplamak için kovanından çıktı. Güneş o kadar parlak, hava o kadar sıcaktı ki güzel ve çiçekli bahçelere gelinceye kadar biraz değişik yerlerden uçtu. Orada sevinçli bir şekilde vızılday


--------------------------------------------------------------------------------

Mutlu, genç güzel bir arı, bir yaz sabahı çiçeklerden bal toplamak için kovanından çıktı. Güneş o kadar parlak, hava o kadar sıcaktı ki güzel ve çiçekli bahçelere gelinceye kadar biraz değişik yerlerden uçtu. Orada sevinçli bir şekilde vızıldayarak birçok çiçeğin içine girdi, çıktı. Artık yükü taşıyabileceği kadar olunca kovanına dönmeyi düşündü. Fakat tam döneceği sırada yanlışlıkla bir köşkün açık bulunan penceresinden içeri girdi ve kendisini büyük bir yemek odasında buldu. Yemek vaktiydi. Orada bulunan misafirler birbirleriyle konuşuyorlardı. Gürültü ve karışıklık vardı. Genç arı önce korktu, sonra yemek masasının üzerinde onun iştahını kabartan tatlılardan tatmaya başladı. Birden bire bir çocuğun bağırarak:

_Ah! İşte bir arı! Şunu tutayım, dediğini duydu. Bunun üzerine kaçmaya karar verdi ve pencereden dışarı çıkacağını zannederek açık gördüğü pencereye doğru uçtu. Fakat eyvah! Zavallı arı hemen kendisini sert, şeffaf bir duvara fırlattığını anladı. Açık sandığı pencerenin camına çarpmıştı. Korku ve şaşkınlıktan dolayı, camlı pencere ile girdiği açık pencereyi birbirinden ayıramamıştı. Bu durum onun çok canını sıktı. Girdiği yeri aramakla çok yorulduğundan camların altındaki tahta çerçevenin önünde ağır ağır dolaşmaya başladı. Böylece eski gücünü ve hareketliliğini bulacaktı.

Orada dolaşırken iki çocuğun fısıldayan, tatlı seslerini işitti. Çocuklar diz çökmüş, ayaklarını ileriye uzatmış onu seyrediyorlardı. Biri diğerine,

_Kardeşim bu bir işçi arı! Bacaklarının altında çiçek tozu torbaları var.

_Aferin ona, ne çok çalışmış, dedi.

Sesinden kız olduğu anlaşılan diğeri:

_Evet. Onları çiçeklerin içinden alır. Biz, seninle arıların çiçeklerin içine girdiğini gördüğümüz zaman telaşlarına nasıl güldüğümüzü hatırlıyor musun? Sarı yaprakların yanında koyu renkleri ne de güzel görünüyordu. Keşke bunu da bu gün bal toplarken görmüş olsaydım. Fakat o bal toplamaktan da fazla iş görüyor. Kovanda hemen hemen her şeyi yapar. Zavallı iş arısı!

_Kardeşim iş arısı ne? Hem ona niçin zavallı diyorsun?

_Aa bunu bilmiyor musun? Mahmut dayı başkaları için iş görenlere zavallı diyor. İşte bu arı da başkaları için çalışıyor. Ondan zavallıdır. Kervandaki arıların kraliçesi bütün gün oturup emir vermek ve yavruları gözetmekten başka bir iş yapmaz. Bütün arılar ona hizmet ve itaat ederler. Erkek arılar da vardır. Bunlar da vakitlerini tembel tembel oturarak geçirirler. Sonra bu arı gibi iş arıları herkesin işini görüyorlar. Mahmut Dayı bilse onlara nasıl gülerdi.

_Mahmut Dayı arılar hakkında bir şey bilmez mi?

_Hayır zannetmem. Bana bahçıvan söyledi. Hem Mahmut Dayı onların kraliçesiz olmadıklarını bilseydi onlarla hepten alay ederdi. Dün, kral ve kraliçelerinin aslında bu arılardan bir üstünlüğü olmadığını söylerken duydum. Yaratılan her şey eşitmiş. Biri kral diğeri kraliçe diye ayırt edilemezmiş. Kral ve kraliçe haksız yere öyle mevkilere çıkarlarmış. Bütün bunları bahçıvan söylüyordu.

_Arıların bunu bilecek kadar fikirleri yok mu?

_Şüphesiz! Eğer bahçıvanın bana söyledikleri şeyleri bilseler ne kadar hiddetlenirler, düşün.

_Neler söylerdi Mahmut Dayı?

_Ne söyleyecek? Doğdukları zaman işçi arılar beyleriyle aynıymışlar. Aralarındaki fark yalnız aldıkları gıda ile içinde yaşadıkları evin şeklinden ileri geliyormuş. Bunları arı dadılar idare ederlermiş. Hepsine aynı tür gıdayı vermezler ve hücreleri başka biçim yaparlarmış. Onun için kimisi bey kimisi işçi olurmuş. İşte Mahmut Dayı krallar ve işçiler için tıpkı böyle söylüyor, hepsi eşit şekilde yaratılmış.

Kardeşim yemek bitmiş gideceğiz. Küçük kız arıyı yumuşak bir mendilin içine aldı.

_Kardeşim ben bu arıyı salıverinceye kadar bekle, dedikten sonra şefkatle arıya bakarak:

_Zavallıcık! Demek ki sana lazım olan şekilde bir hücreye koysaydılar sen de bey olabilecektin. Ne yazık! Böyle yapmamışlar. Mademki öyle olmuş, dostum sen de bütün ömründe bal ve mum için çabalayacaksın. Haydi, uğurlar olsun, Allah kolaylık versin diyerek arıyı bıraktı. Arı bir daha kendini havada uçarken buldu.

Aah! O ne güzel akşam! Güneş alçaldı ve ışığı daha yumuşak olduğu halde parlıyor, gölgeler daha uzanıyordu. Buna rağmen özgür olan arı böyle düşünmüyordu. Aslında çiçeklerin kokusu hiçbir zaman böyle güzel değildi. Fakat genç arı için sanki gökyüzünü karanlık bir bulut kaplamıştı. O karanlık bulut onun kalbini de kapladı; çünkü halinden memnun değildi. Kalbinde hırs uyanmıştı. Emir altında olduğuna isyan ediyordu. Nihayet yine sabahleyin mutlu bir kalple bıraktığı kovanına döndü. Acele ve sinirli bir turla içeri girdikten sonra bacakların altındaki torbalarının değerli polenlerini boşaltmaya başlarken kendi kendine:

_Ben yaratılmış şeylerin en şanssızıyım, diyordu. Akrabası ona:

_Ne oldu? Ne yapıyorsun? Zehirli çiçek mi yedin? diye bağırdı.

Arı üzüntülü ve bitkin bir sesle:

_Aah! Hiç biri değil. Yalnız pek çok yer dolaştım. Bizimle ilgili pek çok şey öğrendim. Şimdi hepimizin talihsiz bir varlık olduğunu biliyorum, dedi.

İhtiyar arı:

_Rica ederim, hangi akıllı hayvan seni bildiklerinin tersine inandırdı? dedi.

_(Hiddetli bir sesle) Ben bir gerçeği öğrendim. Kimin öğrettiğinin önemi yok.

_Elbette önemi var. Budala bir varlık sırf sen öylesin dedi diye kendini şanssız görmenin önemi yoktur. Bir başkası sana bahtsızsın deyinceye kadar bahtsız olmadığını biliyordun da başkasının böyle demesi üzerine kendini bahtsız zannetmek büyük bir budalalıktır. Ben sana artık bir şey söylemeyeceğim.

İhtiyar arı güzel güzel vızıldayarak kendi işiyle meşgul olmaya başladı.

İhtiyar akrabasının ona ehemmiyet vermemesinden dolayı sıkıntısı arttı. Etrafına genç arkadaşlarından bir kaçını toplayarak onlara köşkün yemek salonunda duyduklarını anlattı. Hepsi hayret etti ve bir birçoğu da kızdı. Genç arkadaşlarında bu derece heyecan uyandırdığına memnun olarak durumu gittikçe abarttı. Herkesin eşit yaratılmadığından, içlerinden birisinin bey olmasının haksızlık olduğundan, öyle ateşli bahsetti ki Mahmut Dayı bile işitseydi memnun olurdu. Arının konuşmasını önce sessizlik sonra da bazı istekler ve planlar takip etti. Bu kötü durumun engellenmesi için ne yapılması gerektiğini arılar da tam belirleyemedi.

Bazıları Mahmud Dayının gelip memleketin bütün arı kovanlarını idare etmesini istiyordu. Çünkü hepsini bey yapardı. O zaman çok güzel vakit geçireceklerini düşünüyorlardı.

İhtiyar arı yaptığı hücrenin köşesinden başını çıkarıp:

_Hizmet edecek işçi arı olmadıktan sonra bey olmanın zevki olmaz ki!
deyince asiler gurubu şiddetle vızıldadılar ve ona budala olduğunu söylediler. Çünkü Mahmud Dayı onlara hükmeden baskıcı beylerin ve hücrelerinde büyüyen bey adayı yavruların yaşamı boyunca onlara hizmet edeceğini düşünüyordu. Yani Mahmud Dayı onlara bakacak ve onları bey yapacaktı.

İhtiyar arı gülerek yine sordu:

_Pekâlâ! Ya daha sonra?

Cevap olarak arılar vız…. Vız…. dediler.

İhtiyar arı artık sustu. Sonra içlerinden bir arı hepsinin bey olmasının çok acayip bir şey olacağını söyledi. O zaman balı, mumu, gömeci kim yapacak ve yavrulara kim bakacaktı?

O halde hiç bey olmazsa hepsi işçi arı olsa daha iyi olmaz mıydı?

Fakat iç sıkıcı ihtiyar arı yine köşeden başını uzatarak:

_O halde bu değişikliğin size ne faydası olacaktır? Zaten hepiniz işçi arı değil misiniz? dedi.

Bunun üzerine yeniden hiddetli vızıltılar işitti. İş bitti ve kovanda ses seda kesildi. Fakat güneş doğar doğmaz isyankar fikirler tekrar edilmeye başlandı. İşçi arı ile arkadaşları zaman zaman bir araya toplanıyorlardı. Kendilerine yapılan haksızlıktan bahsedip, bunun çaresini arıyorlardı. Fakat kovanda çoğunun işi fazla olduğundan onları dinlemeye kimsenin vakti yoktu. Kimse onların, çalışmayıp dedikodu ile vakit geçirdiklerinin farkına bile varmadı. Nihayet birkaç genç arı farklı oylar ve fikirler üzerine o kadar kızıştılar ki eğer işçi arı: Şimdi hepsinin büyüdüğünü artık bey olamayacaklarını ve en iyi yol hepsinin işçi arı olup ne şekilde olursa olsun işçi arı olmanın daha iyi olduğunu söylemese idi aralarında büyük kavga çıkacaktı. Böyle güzel bir fikirle onları kovandan çıkmaya kolaylıkla ikna etti.

Sabah rüzgârından istifade ederek bahçeye yayıldıkları zaman güzel görünüyorlardı. Fakat sürünün yol göstermek için beyi olmayınca nihayet işe yaramaz bir şey olduğu da ispat edildi. Arıların ilk işi dünden beri fikirlerini meşgul eden konu hakkında toplanıp konuşmak üzere bir yer bulmaktı. Biri, elbette bir bahçede,

Diğeri, bir tarlada olsa daha iyi olur

Üçüncüsü, en iyisi bir ağaç kovuğunda

Dördüncüsü, bir tavan arası daha iyidir, yağmur yağarsa ıslanmayız,

Beşinci arı, serbest olmak için bir ağaç dalında toplanalım dedi ve hepsi de kendi fikrinden vazgeçmeyeceğini ileri sürdü. Böylece bir karara varılamadı. Nihayet bütün bu karışıklığa sebep olan işçi arı:

_Hepinize çok gücendim. Günün yarısı gitti, biz ise bir işe karar veremedik, dedi.

Kavgacı arılar:

_Senin böyle konuştuğunu duyan, beyimiz olacaksın zanneder. Eğer biz vaktimizi tartışma ve birbirimizle kavga etmekle geçirmek istiyorsak sana ne? Git kendin ne istersen onu yap! dediler.

O da öyle yaptı. Çünkü kızmış ve üzülmüştü. Kızgınlığını unutmak için bahçenin en uzak köşesine uçtu. Orada bir fulya tarlası vardı. Kendisini avutmak amacıyla hemen bir fulyanın içine daldı ve polenleri toplamaya başladı. Bu çok hoşuna gitti. Çiçekleri gezmeyi ve bal toplamayı her zamankinden daha çok sevdi. Memnun bir şekilde vızıldıyordu. Biraz sonra her zaman olduğu gibi kovana döndüğünde topladığını oraya boşaltmayı düşünüyordu. Çiçeğin içinden çıkarken diğer bir çiçekten çıkan akrabası ihtiyar arıya rast geldi. İhtiyar arı:

_Seni burada yalnız göreceğimi hiç tahmin etmiyordum! Arkadaşların nerede? dedi.

_Bilmiyorum! Onları bahçenin dışında bıraktım.

_Orada ne yapıyorlar?

_Birbirleriyle kavga ediyorlar.

_Ne için?

_Yapacakları işe karar veremediler de…

_(Alay edercesine ) Güneşli bir sabah, arılar için güzel iş…

_(Şaşırmış olduğu halde) Rica ederim. Bana gülme bir akıl ver. Mahmut Dayının, bütün varlıkların eşit yaratıldığına dair söylediği sözler doğruya benziyor. Buna rağmen hepimiz eşit olmaya kalkınca kavgadan başka bir şey yapamıyoruz.

_(Başını sallayarak ) Sen kaç yaşındasın?

_Yedi günlüğüm.

_ Peki, ben kaç yaşındayım?

_Sanırım birkaç aylık varsınız.

_Hakkın var, ben ihtiyar bir arıyım. Sevgili dostum şimdi haydi dövüşelim.

_Öyle şey mi olur? Ben genç ve kuvvetliyim canını yakarım.

_O halde niçin kendinden kuvvetsiz birinden nasihat istiyorsun?

_Ah! Benim iyi yürekli ihtiyar dostum. Senin güçsüz olmanın, zekâna tesiri olamaz. Ben senin daha akıllı olduğunu bildiğim için fikrini soruyorum. Beni utandırdın budalalığımı anlıyorum.

_İhtiyar ve genç, kuvvetli ve zayıf, akıllı ve budala… Hani hepimiz eşittik? Fakat zararı yok, seninle geçinebiliriz. Şimdi beraber yaşamaya karar verelim.

_Memnuniyetle; fakat nerede yaşayacağız?

_Onu sonra düşünürüz. Sen önce şunu söyle:[b]



Bir konuda ortak fikre varamadığımız zaman hangimiz karar verecek?

_Sen, çünkü akıllısın.

_Pekâlâ! Yemek için balı kim toplayacak?

_Ben toplayacağım, çünkü kuvvetliyim.

_Pekiyi. İşte şimdi beni bey kendini işçi arı yaptın. Aah! Budala mahlûk! Görmüyor musun iki kişi bile beraber yaşasa yol gösterecek bir kafa, itaat ederek çalışacak eller lazımdır. Büyük bir kalabalık için bu kurala ne kadar çok ihtiyaç var, onu bir kere düşün.


Genç arı ihtiyar arı ile yaptığı bu sohbetten sonra düşüncesini meşgul eden o fikri terk edip eskisi gibi mutlu bir şekilde çalışmaya karar verdi.

Adem Serverdi

       
  Bilgi

Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.




Haftanın Sohbeti

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Sohbetleri

[SOHBET DİNLE] Mahmut Zengin : "Allah Seni Bekliyor - Tevbeden Dönme! - Tövbe ve Gözyaşı"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Görüntülü Sohbet

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
Sohbeti izlemek için tıklayınız.
Tefsir Dersleri

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Fıkıh Dersleri

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Dersleri

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Radyo Sohbetleri

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
Sohbetleri dinlemek için tıklayınız.
Mesnevi Sohbetleri

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Haftanın Konusu

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
Okumak için tıklayınız.
Tasavvuf Dershanesi

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
Okumak için tıklayınız.
Anket

Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz?

Değişiklik iyidir.
Böyle kalsın.
Bir ay deneyebiliriz

Facebook Sayfamız
Dervişin Fikri

Sayfanızı Da Tanıtın
Dervişin Fikri ile ilgili en güncel haberleri almak ve orjinal videoları seyretmek için açılan sayfada BEĞEN butonuna basınız
Sayfaya gitmek için tıklayınız.
Diline Sahib Çık!



Duyurular

Sayın Editör,Yazar ve Üyelerimiz.Makaleleriniz için seçtiğiniz resimleri önce bilgisayarınıza kayıt edip,sonra yükleyiniz.Diğer sitelerden alıntı resimler bir müddet sonra silinmekte veya değişmektedir.

Dervişin Fikri İslami Portalı'nda Yazılarınızı veya Alıntılarınızı Yayınlamak İçin Üye Kontrol Panelindeki Konu Ekle Linkine Tıklayarak Yazılarınızı Bize Gönderebilirsiniz.

Namaz Vakitleri
Hoş Sadâ

Sami Sultanımız-Özel
Dervişane Musıki
Ayet-i Kerime
Hadis-i Şerif
Dua
Son Dakika Haberleri
  
Ana Sayfa  |  İletişim  | Üye Ol  | 
Copyright © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Çeviri By © 2009 zIRyuMRuL
GenelVideolar Hit Statistics
İslami Sitelerin Bulusma NoktasıiSLami Toplist, islami Siteler, ToplistislamiHit.comdomain