 |
| Sitedekiler |  | Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Arama Motorları: 4
|
| MSN | Baidu Spider | | Googlebot | Yandex |
Ziyaretçi: 4
Toplam: 8
Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Bedavacı Team
|  |
|
| Ruhuna El-Fatiha |  | Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
|  |
|
|  |  |
 |
Dili Kalbe İndirdim, Buyur Yâr .. Paylaş
|
|
| Kategori: Makale - Araştırma
|
| Yorumlar (3)
|
*Zikirden gâfil olanlara,zikrin tadını unutanlara ,mazideki o tatlı günleri hatırlatacak ve gayrete getirecek bir yazı...Maşaallah!

"Bilmiş olun ki, kalpler ancak Allah'ın zikriyle huzur bulur" ayet-i kerimesini her okuyuş, "Hani ya aşkını O'na vermiştin; ispat et gönül, zamanı geldi" diye içimizi peşimize takıyor. Zira bu alemde daimi değildik, bir süre konar sonra göçerdik. O halde, gaflet daha fazla saadete galebe çalmadan, "İnsana şah damarından daha yakınız" buyuran Allah-u Teala'ya yakınlığımızın derecesini ölçmek için vücudun kıblegâhı sayılan kalbe bir davetimiz olmalı.
Belki aniydi hesapsızdı seslenişimiz. "Hey gönül nereden su alıp batıyorsun?" diye soramamıştık bile. Kimbilir belki de rahmetin tecellisi olarak dünya, nefis ve şeytanın sultası altındaki aksak yürüyüşümüze rağmen fıtrattan gelen bir ihtiyaçtı bu davet. Bilmiyor olsak ta huzur ve sükûnetin o mahalde kalıp kalmadığını "Yar sana daim nazar eder, seni gafil görürse güzar eyler" diyene kulak verilmeliydi. Zira sevilenden gelen sitem, sevene kederdi. Onun içindir ki, yakayı tümüyle kaptırmadan, dünya ve nefsin meşguliyetleriyle kararan, katılaşan kalbi huzur iklimine sürmeliydi.
Aşık Paşa'nın; "Gönül masiva kaygısından temizlenmedikçe tecelligah olmaz" sözü, sefa ile cefanın bir yerde barınamayacağı gerçeğini yüzümüze vuruyorken, ifsattan selamete çevirmeliydi viraneliğimizi. Eğer namaz, oruç, salavat, ilim talebi ve Kur'an tilaveti ile gönül derdini artıran iştiyakları bitirip, pusu kuran, aldatan nefsin ve şeytanın sırtını yere verecek kıvama gelemiyorsak, bunların yanında halimizi deşecek daha fazlasına ihtiyacımız var demekti.
Nefsimizin özel bir terbiye ve tedaviye tabi tutacak, sadece biz ve O (c.c.) arasında, meleklerin dahi bilip kalem oynatamayacağı bir hale varmalıydık. Bu arayış ölüm döşeğinde elinden tesbihi bırakmayıp, "Beni Teala'ya yaklaştıran bu nesneyi terk edemem" buyuran Cüneyd-i Bağdadi'nin (k.s.) halini getiriyor gözümüzün önüne...Yordam gösteren bu tabiata ram olup, varlığının ve bu alemin sırrına vakıf olan ehl-i hikmetin yoluna yoldaş olmalı, nefsin çirkin sıfatlarına şifa akıtacak gıdayı vermek için kalbe lafz-ı Celal birbiri ardınca akmalıydı.
" Allah'ı çokça zikreden erkekler ve kadınlar varya onlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır." müjdesine nail olabilmek ümidiyle, dünyaya set çeken örtünün altında evvela " Estağfirullah " dilenip, tesbihe gitmeliydi el. Silkelemeli tüm tozları ve fark etmeliydi gayeyi; "İlâhi ente maksûdi ve rıdâke matlûbi" bilinci ile.
Her halükârda O'nun (c.c.) zikrini yapmaya layık değilizdir tüm hata ve günahlarımıza rağmen. Ama zatına mahsus lütuf kapısına dayayıp ümidimizi, "olmalı, olacak gayret ve himmet ile" deyip her defasında yedeklemeli niyetlerimizi.
Bütün Allah dostlarının tecrübe ve tespitlerine göre; kalbin temizlenmesi ve nefsin terbiyesi için en etkili ilaç Allah Teala'yı zikretmektir. Lakin zikrullahın ardından tespihi kılıfına sokup, özümüze zikre devam ettiremiyorsak sadakatimiz eksik demektir. Değil mi ki, kirli nazarlarda dolaşan gözle, zulümle ortak mesaisi olan el ve dil ile yapılan zikrin, gaflet vadisindeki sayıklamalardan öteye geçmesi muhaldir.
El ayasında birleştirmek değil, kalpte toplamaksa zikir, O'nu (c.c.) anmayı taksim etmeli her hale. Sabır şükür ve tefekkür eşliğinde. Öğrenirken, öğretirken, hizmette, selamda, kelamda, aş ve iş telaşında her daim O'nunla (c.c.) olunabilirse işte bu farzların akabinde fazileti cem edip, kuşanabilmektir. Başka bir ifadeyle Muhammed Parisa Hazretlerinin;" El kârda, gönül yârda" şeklinde özetlediği manaya erişebilmektir. İşte vücuda yayılıp bütün duygu ve düşünceyi tesiri altına alan bu çeşit aşktır ki, kül eder kalpteki siyahı, nefsinde öldürüp ruhta diriltir insanı.
Öyleyse, harap kalplerimizi mamur edecek reçeteye sarılıp, evvela dile vurulan zikir, oradan kalbe ve sonra özümüze inip, etrafa saçılmalı ki, "Lebbeyk Yâr".. diyebilmeli.
-alıntı- |
|
|
#1 Yazar: Darussefa 15 Ocak 2011 10:10 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 13.11.2010
|
| Grub : Editör
|
| Konu Sayısı: 1686
|
| Yarum: 1741
|
| MSN: --
|
|
Kalbi zikir...gönlü zikir...fiili zikir.. |
| Açtığı Konular: 1686 | Yorum: 1741 |
|
|
|
|
#2 Yazar: nefes 15 Ocak 2011 10:55 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 6.05.2010
|
| Grub : Yönetici
|
| Konu Sayısı: 1519
|
| Yarum: 1738
|
| MSN: --
|
|
Vur zikri dile,..Bitmiş nefis hayır desede,sen zorla aç kilididi,hatta kır kapıyı zikr'de. "Beni Teala'ya yaklaştıran bu nesneyi terk edemem"diyebilmek,ne kadarda zor...Ne kadar da zor gelir...Ne tuhaftır ki dil bunu basitçe söyler geçer...Sonrada dil kapısından zikre almaz,aldırmaz... |
| Açtığı Konular: 1519 | Yorum: 1738 |
|
|
|
|
#3 Yazar: Ronin1453 15 Ocak 2011 11:57 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: 20.09.2010
|
| Grub : Üye
|
| Konu Sayısı: 0
|
| Yarum: 32
|
| MSN: --
|
|
Sen benim gibi birisini ararsan, kum sayısınca çokça bulursun. Ama, ben seni çıralarla arasam da bulamam. Ancak sana secde ettiğim zamandır ki, kendimde bir varlık bulurum. Var olduğumu anlarım. Sevgilim, sana secde etmek imkanını bulmam dualarımın kabul edilişindendir. Bana "Herkesi gönlünden çıkar at! Gönlünü cihan halkından yıka, temizle!" demiştin. Gönlümü nasıl yıkayayım? Ayrılık ateşin bende su bıraktı mı? Hz. Pir (k.s.)
--------------------
'' Altı Üstü Bir Bardak Sudur İçebildiğin.. Okyanus Olmak Ne Haddine..!! '' |
| Açtığı Konular: 0 | Yorum: 32 |
|
|
|
| Bilgi |
|
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
|
|
|  |  | | Haftanın Sohbeti |  |

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
|
|
| Tasavvuf Sohbetleri |  |

[SOHBET DİNLE] Mahmut Zengin : "Allah Seni Bekliyor - Tevbeden Dönme! - Tövbe ve Gözyaşı"
|
|
| Görüntülü Sohbet |  |

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
|
|
| Tefsir Dersleri |  |

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
|
|
| Fıkıh Dersleri |  |

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
|
|
| Tasavvuf Dersleri |  |

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
|
|
| Radyo Sohbetleri |  |

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
|
|
| Mesnevi Sohbetleri |  |

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
|
|
| Haftanın Konusu |  |

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
|
|
| Tasavvuf Dershanesi |  |

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
|
|
| Anket |  |
| Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz? |
|
|
| Duyurular |  | |
|
 |
|