Şu tenimiz ruhumuzun bir köşküdür. Orası bir tepe bir yıkık yer değildir. Ruhumuz bizim biricik dostumuz yârimizdir. O bize hiçbir zaman yabancı olmaz. Gönül yolu korkunç bir çölden geçer. Yürekli bir er Rüstem gibi bir yiğit olmayan oraya nasıl varabilir? Oraya varacak kişi bir pehlivan gibi hasmını yere vuran çeşitli gıdalarla bedenini besleyen kuvvetli güçlü kişi değildir. Oraya varacak kişi nefsini yenen kendi benliğini yıkıp alt eden dünya âşığı değil Allah âşığı olan kişidir. Böyle bir kişinin bedeni mezara girince; mezarın toprağı ile örtülünce o bedenden tohum nasıl baş verir yücelirse tıpkı onun fini Hak tarafından kabul edilmiş ağacı yükselir boy atar. Nurlu bir gönül erinden başka o nura âşık olan kimdir? Hz. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (k.s)
Ey AŞK! Ne olur bükme boynunu, gafiller seni ayaklar altına alsa da cevherliğinden bir şey kaybetmezsin. Oysa neye talipsin, nerelerde tüketilmektesin. Elmas çamura düşsede elmastır iyi bilirsin! Olsun, o kadar insan içinde biri dahi seni yaşasa yeter bilmez misin? Sen Hz. Muhammed (sav) libâsı giydin yâ daha ne istersin. Sen köle diye değer biçilsende Hz. Yusuf (as) gibisin, âşıkların nezdinde kantara gelmezsin...