 |
| Sitedekiler |  | Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Arama Motorları: 3
|
| Yandex | Baidu Spider | | Googlebot |
Ziyaretçi: 11
Toplam: 14
Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Bedavacı Team
|  |
|
| Ruhuna El-Fatiha |  | Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
|  |
|
|  |  |
 |
Anka.dan Notlar .. İçine Girdiği Manalar Aleminin Bir Çadıra Sığdırmanın İmkanı Yoktur Paylaş
|
|
| Kategori: Makale - Araştırma
|
| Yorumlar (1)
|
 Sadık Yalsızuçanlar, yeni kitabında yaşadığı hayatın karmaşası içinde Niyazi-i Mısri’nin izini sürerken, her an hakikatin başka başka halleriyle yüzleşen Mehmet’in hikâyesini anlatıyor. Mısri üzerine bir doktora tezi hazırlamaya çalışan Mehmet, daha hazırlık aşamasında büyük mürşidin ateşiyle yanmaya başlamış, sanki onun çilehanelerde eprimiş abasının içindeymişçesine onunla beraber meşakkat yolculuğuna çıkmıştır. Karısıyla ve oğluyla da sorunlar yaşayan Mehmet için Niyazi-i Mısri üzerine tez hazırlamak bir yerden sonra imkânsız hale gelmiştir artık; içine girdiği manalar âlemini bir çadıra sığdırmanın imkânı yoktur. Mehmet’in durumu, Dorian Gray’e tutulduktan sonra, artık Jülyet rolünü oynayamaz hale gelen Sibyl Vane’e benzemiş, aşk, aşka düşeni dilsizleştirmiştir. Mesele de, doktora öğrencisinin hocasını ziyareti esnasında kendiliğinden hallolmuştur zaten. Aşkın görünmez ulakları vardır! Hoca, öğrencisine Mısri’yi değil, Yunus’u çalışmasının daha uygun düşeceğini söylemiştir laf arasında...
Anka” da bir işaret… Aslında Anka, Simurg’dur ve efsaneye göre dünyanın yıkılışına üç kez tanıklık edecek kadar yaşlıdır. Bu bitmez yaşam onu bilgeleştirmiş, bilgeliğin kuşu haline getirmiştir. Öyle ki, Simurg uçmaya başladığında rüzgârı bilgi ağacının yapraklarını sarsmakta, sayısız tohum dünyanın şurasına burasına saçılmaktadır. Yeşeren bitkiler, insanoğlunun tüm hastalıklarına şifadır. Simurg – bilgi ve şifa arasındaki bu mitolojik ilişki bir işaretler örüntüsünden ibarettir. Feridüddin Attar, bu örüntüyü Mantık al Tayr’da, bir seyr-i süluk yolculuğunun zemini haline getirmiş, ortaya muazzam bir metin çıkmıştır. Sadık Yalsızuçanlar, hem Simurg’a doğru yolculuğa çıkan kuşların hallerine, hem de onların geçtiği meşakkat vadilerine dil ve gönül olarak vakıf bir kalem. Modern kahramanı Mehmet’i yalnızca Mısri’nin değil, Mısri’nin yarenlerinin de çile kapılarında, vadilerinde dolaştırıyor, bir değil birkaç ocakta eritiyor madenini: Mevlana’nın, Yunus’un, İbn-i Arabi’nin, Bedrettin’nin ocağında… Bedrettin dedim de, demeden geçemedim. Âli Osman, Bedrettin’in boynunda sicim, Niyazi’nin ayağında pranga olarak kaldı. Ol Varidat hiç kapanmadı bilinsin! Nihayet, başından beri Mehmet’in hikâyesi olarak okuduğum Anka’yı, Mısri’nin hikâyesi olarak bitirdim. Mehmet’e gelince, “ne çok kitap, ne çok dosya, ne çok fişin; Karabaş-ı Veli biyografisinin, Wittgenstein’ın, Reşat Nuri’nin, Derrida’nın, Marks’ın, Kafka’nın arasından” kaldırıp yola uğurladım onu. Kendisi anlatsın hikâyesinin sonunu: “Bütün bu olup bitenlerden sonra, okuldan ayrıldım. Yıllardır yaşadığım kenti terk ettim. Yolum nereye uğrarsa oraya gitmeye karar verdim. Senin, ‘biz şol abdalız bıraktık eğnimizden şalımız / varlığından soyunup üryan olan anlar bizi’ dizelerindeki sırrının peşine düştüm. Bugün bir dostum aradı. Birkaç kez adımdan söz edince, ‘onlar’ dedim, ‘dünyaya, adlarını dünyadan silmek için gelmişler.” Mehmet’in başından neler geçti, bunlara fazla değinmedim farkındayım; yazarın, farklı zamanları ve mistik tecrübeleri modern bir metnin hendesesinden geçirmekteki ustalığına da girmedim çok. Sebebi şu: Bu bir yanmalar kitabı, herkes okuyup kendi payını çıkarsın…
Ali Ayçil |
|
|
#1 Yazar: azize1 3 Kasım 2010 15:43 | MSN: -- |
|
 |
| Kayıt Tarihi: --
|
| Grub : Ziyaretçi
|
| Konu Sayısı: 0
|
| Yarum: 0
|
| MSN: --
|
|
bir kere girince çıkmanın imkanı yok evet daha ne notlar var kısa kısa yazıcam inşAllah kendi farkettiklerimi kitap çok güzel:)
Rivayet olunur ki ; Kuslarin hukumdari olan Simurg ( Zümrüd-ü Anka, Kaknus, ya da batida bilinen adiyla Phoenix ), Bilgi Agaci'nin dallarinda yasar ve her seyi bilirmis. Bu kusun ozelligi gozyaslarinin sifali olmasi ve yanarak kul olmak suretiyle olmesi, sonra kendi kullerinden yeniden dirilmesidir. ....
Kuslar Simurg'a inanir ve onun kendilerini kurtaracagini dusunurmus. Kuslar dunyasinda her sey ters gittikce onlar da Simurg'u bekler dururlarmis.
Ne var ki, Simurg ortada gorunmedikce kuskulanir olmuslar ve sonunda umudu kesmisler. Derken bir gun uzak bir ulkede bir kus surusu Simurg'un kanadindan bir tuy bulmus. Simurg'un var oldugunu anlayan dunyadaki tum kuslar toplanmislar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardim istemeye karar vermisler.
Ancak Simurg'un yuvasi, etekleri bulutlarin uzerinde olan Kaf Dagi'nin tepesindeymis. Oraya varmak icin ise yedi dipsiz vadiyi asmak gerekirmis, hepsi birbirinden cetin yedi vadi...
Istek, Aşk, Marifet, İstisna, Tevhid, Hayret ve Yokluk vadileri...
Kuslar, hep birlikte ğöğe dogru ucmaya baslamislar.
Istegi ve sebati az olanlar, dunyevi seylere takilanlar yolda birer birer dokulmusler. Yorulanlar ve dusenler olmus...
"Ask denizi"nden gecmisler once...". "Ayrilik vadisi"nden ucmuslar..." .
"Hirs ovasi"ni asip,
"kiskanclik golu"ne sapmislar...
Kuslarin kimi "Ask denizi"ne dalmis,
kimi "Ayrilik vadisi"nde kopmus suruden...
Kimi hirslanip dusmus ovaya,
kimi kiskanip batmis gole...
Önce Bulbul geri donmus, gule olan askini hatirlayip; Papagan o guzelim tuylerini bahane etmis (oysa tuyleri yuzunden kafese kapatilirmis) ; Kartal, yukseklerdeki kralligini birakamamis; Baykus yikintilarini ozlemis; Balikcil kusu batakligini.
Yedi vadi uzerinden uctukca sayilari gittikce azalmis.
Ve nihayet bes vadiden gectikten sonra gelen Altinci Vadi "saskinlik" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokolus"ta butun kuslar umutlarini yitirmis...
Kaf Dagi'na vardiklarinda geriye otuz kus kalmis.
Sonunda sirri, sozcukler cozmus:
Farsca "si", "otuz" demektir... murg" ise "kuş"...
Simurg'un yuvasini bulunca anlamislar ki; "Simurg - otuz kuş" demekmiş.
Onlarin hepsi Simurg'mus.
30 kus, anlamislar ki,
Aradiklari sultan, kendileridir ve Gercek yolculuk, Kendine yapılan yolculuktur. |
| Açtığı Konular: 0 | Yorum: 0 |
|
|
|
| Bilgi |
|
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.
|
|
|
|  |  | | Haftanın Sohbeti |  |

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
|
|
| Tasavvuf Sohbetleri |  |

[SOHBET DİNLE] Mahmut Zengin : "Allah Seni Bekliyor - Tevbeden Dönme! - Tövbe ve Gözyaşı"
|
|
| Görüntülü Sohbet |  |

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
|
|
| Tefsir Dersleri |  |

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
|
|
| Fıkıh Dersleri |  |

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
|
|
| Tasavvuf Dersleri |  |

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
|
|
| Radyo Sohbetleri |  |

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
|
|
| Mesnevi Sohbetleri |  |

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
|
|
| Haftanın Konusu |  |

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
|
|
| Tasavvuf Dershanesi |  |

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
|
|
| Anket |  |
| Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz? |
|
|
| Duyurular |  | |
|
 |
|