Ana Sayfa  |  İletişim  |  RSS 2.0
Kullanıcı Paneli
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Kayıt Ol | Şifremi Unuttum?
Arama :
     
Ana Sayfa

Ana Menü

Sohbetler Menu

İslâmî İlimler Menu

Kısa Mesaj - Üyeler İçin
Misafirlerimiz
Sitedekiler
Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 1
Mesken-i Ravza

Arama Motorları: 3
YandexBaidu Spider
Googlebot

Ziyaretçi: 10
Toplam: 14

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Ali Turgut aliihvan
arafa_kg can ali
cihan talebesi Darussefa
Eliff fureyzi
hadika Kaplumbaga
kayıp gazel kethuda
Sail Dervis sır-a yolculuk
talebe tıfıl
Uhud Züveyra
Âdi şükrü kengil

Bedavacı Team
Son Yorumlar
Yazar: Âdi, Konu:
20.DERS''RABITA''
Yazar: Darussefa, Konu:
İmdâd Kıl
En Çok Okunanlar
» Güya:( .....sükun.....
» 5. Yıldönümü Fotoğraf Y ...
» Aşkın Acep Halleri Var. ...
» Derviş olmak; devrilmiş ...
» Hadi Bakalım Buda Bizde ...
» Dervişin Fikri 5 Yaşınd ...
» Acemaşiran Ney Taksimi
» Bu Dergahta Yananlar Va ...
» Şerîat - Tarîkat - Hakî ...
» 5. Yılımıza Yenilikler ...
En Son Eklenenler
» ALLAHU TEALA ,Kimlerle ...
» 20.DERS''RABITA''
» Eski Toprak
» Yazıyorum İşte... [Gece ...
» ... Gece ve Aşk ...
» Üç Aylar Takvimi
» Son Nefesin Garantisi Y ...
» Hizmet Eden İnsanların ...
» İmdâd Kıl
» Güle Bahçivan Gerek!
Rasgele Konular
» "Işıklı Kurabiye"
» Ed-dâi Nâyi AKDEMİR'in ...
» ''AH GÖNÜL YİNE SENLE ...
» ALLAH’ım SANA MERYEM İN ...
» Namaz...
» Közde Kahve;Mangalda ki ...
» Ağır Kazan Geç Kaynar
» Onlar, Allah cc Katında ...
» DUA DOSTLUGUNA SiZDE KA ...
» BİLMEM!..
Radyo
Reklam
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Ruhuna El-Fatiha
Büyük Hak Dostu
Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin
Vefatı-16 Ekim 1628
 

Beklenen Emanet...
Paylaş
  Kategori: Makale - Araştırma
  Yorumlar (0)

Beklenen Emanet...

Kendisini karsilayan sekretere; Nazif Beyle görüsmek istedigini söyledi. Bunun üzerine sekreter birden ciddilesti:
"Nazif Bey mi?" dedi.
"Evet, Nazif Bey!" diye cevap alinca, hüzünlü bir ses tonuyla "Nazif Bey sizlere ömür
efendim, onu kaybedeli dört yil oldu." dedi.
Hiç beklemedigi bu haberle bir aci saplandi yüregine. "Ya, öyle mi.?" diyebildi sadece.
Hicranli bir suskunlukla bir müddet öylece kalakaldi. Gözlerine hücum eden yaslar yanaklarindan süzülüp gögsüne damladi. Kendisini toparlayip
"Onun adina görüsebilecegim bir yakini var mi acaba?" diye sordu.
"Evet var, oglu Selim Bey....". T
itrek bir sesle "Öyleyse Selim Beyle görüsebilir miyim?" dedi.
Görevli hanim, insanda saygi uyandiran bu kibar beyefendiye,
"Selim Bey oldukça mesgul bir insan, randevusuz görüsmek pek mümkün
olmuyor; ama ben yine de kendisine bir haber vereyim." dedi ve telefona yöneldi..
Sonra "Kim diyelim efendim?" diye sordu.
"Kendimi ona ben tanitmak istiyorum kizim."

cevabi üzerine sekreter dahili telefonu çevirdi. Daha sonra mütebessim bir çehreyle,
"Selim Bey sizinle görüsmeyi kabul etti, lütfen beni takip edin." dedi.
Beraber merdivenden çiktilar. ?nce bir zevkle dösenmis genis bir salondan geçip büyük bir kapinin önünde durdular, sekreter kapiyi açarak,
'Buyurun!' dedi.
O da içeri girdi. Kendisini ayakta bekleyen vakur ve mütebessim gence dogru hizli adimlarla yürüdü, elini
uzatarak,
"Merhaba, ben Prof. Dr. Mehmet Baydemir." dedi.
"Bendeniz de Selim Cebeci. Lütfen buyurun, oturun." dedi, genç is adami.
Mehmet Bey, kendisine gösterilen yere oturur oturmaz:
"Yirmi üç yil, tam yirmi üç yil. Vaktiyle bana burs verip okumama vesile olan insanin elini
öpmek için bu âni bekledim." dedi ve dudaklari titredi, gözleri doldu.
"Ama o büyük insanin elini öpmek nasip degilmis, bunun için ne kadar üzgünüm anlatamam."
Yasarmis gözlerini kuruladiktan sonra Selim Beye döndü:
"Fakat en azindan o büyük insanin mahdumunun elini sikmaktan da bahtiyarim."
Misafirin bu sözleri üzerine Selim Bey yerinden firladi, kulaklarina inanamiyordu. Kelimelerinin her biri birer hayret nidâsi gibi dizildi cümlelerine:
"Mehmet Baydemir demistiniz degil mi, Tosyali Mehmet Baydemir mi?" Profesör, delikanlinin bu heyecanli haline bir anlam veremeyerek basiyla
"Evet" dedi.
Bunun üzerine Selim Beyin gözleri sevinçle parladi.
"Babamla sizi uzun yillar aradik; ama bulamadik." dedi.
Profesörün yanina gelerek iki eliyle elini tuttu, candan bir dost gibi sikti ve
"Sizi karsima ALLAH çikardi." dedi.
Bu sözler profesörü çok sasirtmisti.
"Uzun yillar beni mi aradiniz? Peki ama neden?" dedi.
Selim Bey gülen gözlerle profesöre bakarak "Bizdeki emanetinizi vermek için..." deyince,
profesörün saskinligi iyiden iyiye artti. "Emanet mi?" dedi.
Selim Bey cevap vermeden yerine geçip telefonu çevirdi. Karsisindakine "Gelebilir misiniz?" deyip telefonu kapatti. Mehmet Bey, saskin gözlerle Selim Beye bakarken kapi çalindi, odaya iyi giyimli bir bey girdi.
Selim Bey ona yanina gelmesini isaret etti, sonra kulagina bir seyler fisildadi. Gelen kisi bir sey söylemeden geldigi kapiya yöneldi. O çikarken Selim Bey, misafiriyle tatli bir sohbete basladi. Sohbetleri koyulastikça,
çehrelerindeki saskinlik, yerini birbirlerine hasret kirk yillik ahbaplarin yeniden bulusmalarindaki sevinç, samimiyet ve güvene birakmisti. Mehmet Bey yurt disindaki tahsilinden, arastirmalarindan ve yirmi üç yil boyunca her yil büyüyen memleket hasretinden bahsetti. Sonra Nazif Beyin duvardaki portresini göstererek,
"Bu günlerimi su büyük insana borçluyum." dedi.
"Bana yalnizca maddî destek vermedi, mânen de beni hiç yalniz birakmadi. Yurt disinda tahsil görürken yanlisa her yeltendigimde hayalen yanimda hazir oldu. 'Sana bunun için burs vermedim.' diyerek bana istikamet verdi. Ona her namazimda dua ediyorum." dedi ve
gözlerini Nazif Beyin duvardaki fotografina mihladi. Sonra gözleri portrenin altindaki ilk anda mânâ veremedigi diger tabloya kaydi. Son derece sik bir çerçevenin içinde, bazi yerleri yamali ve tamir görmüs oldukça eski bir çift çorap duruyordu. Biraz daha dikkatli baktiginda çerçevede bazi cümlelerin de siralandigini fark etti:
"Bir müddet zeytin yiyecegiz, sonra..."
Selim Bey, kendisine bir soru sordugu için basini ona çevirdi; fakat akli tabloda kalmisti. Selim Beye cevap verirken tabloya bir daha bakti. ?kinci cümle de birinci cümle gibi üç nokta ile bitiyordu:
"Bir müddet sabredecegiz, sonra..."
?yice meraklanmisti. Bu ilk görüsmeleri olmasaydi, yanina gidip tabloyu iyice inceleyecekti; fakat bu uygun düsmez, düsüncesiyle yalnizca sohbet arasinda göz ucuyla merakini gidermeye çalisiyordu. Ancak her seferinde biraz daha artan bir merakin içinde kaliyordu. Üçüncü cümlede:
"Bir müddet yürüyecegiz, sonra..." diye yaziyor ve altta böyle birkaç cümle
daha siralaniyordu. Artik akli hep tablodaydi. Sonunda dayanamayip,
"Selim Bey merakimi mazur görün. Su tabloya bir mânâ veremedim."
Selim Bey kendisine has bir gülüs ile misafirine bakti, derin bir nefes alarak:
"Malumunuz, babam varlikli bir insandi. Oldukça iyi bir hayatimiz vardi. Sonra ne olduysa her seyimizi kaybettik. O zenginlikten geriye hiçbir sey kalmadi. Köskümüzdeki hizmetçiler de gitti. Yemekleri artik annem
yapiyordu. Hatirliyorum da bir sabah, kahvaltiya sadece zeytin koyabilmisti. O zengin kahvaltilarimiza bedel, yalnizca zeytin... Saskinlik içinde, 'Baska bir sey yok mu?' diye sormustum. Bu soru karsisinda annemin hüngür hüngür aglayisi gözümün önünden hiç gitmiyor. Annemin aglayisina mukabil babam: 'Bir müddet zeytin yiyecegiz, sonra...' dedi ve durdu, güçlü bakislarini üzerimizde gezdirdi, 'Alisacagiz.' dedi. Ve istahla bir zeytin alip agzina atti. Birkaç gün sonra haciz memurlari gelip köskümüzü de elimizden aldilar. Kenar bir mahallede küçük, eski bir eve tasindik. Dogru dürüst bir esyamiz da kalmamisti. Annem bezgin bir sesle: 'Bu evde hiçbir sey yok! Burada nasil yasayacagiz.' diye haykirdi. Bunun üzerine babam: 'Bir müddet sabredecegiz, sonra alisacagiz.' dedi . Gittigim özel okuldan ayrilmis, bir devlet okuluna yazilmistim. Sabahleyin okula servisle gitmeyi umarken, babam elimden tuttu, 'Bu ilk günün, okula beraber gidecegiz.' dedi. Yürümeye basladik. Okul oldukça uzak gelmisti bana, yorulup geride kaldigimi hatirliyorum. Babam kim bilir hangi düsüncelere dalmisti. Geride kaldigimi fark etmemisti. Biraz sonra fark edince bana döndü. ?syan dolu bakislarimi yüzünde gezdirdim. Bir an bana izdirapla baktiktan sonra, yanima geldi. Bir sey söylemesine firsat vermeden, kizgin ayni zamanda nazli bir tavirla, 'Yoruldum.' dedim. Babam oldukça sakin bir sekilde: 'Bir müddet yürüyecegiz, sonra alisacagiz.' dedi. Babam her sabah erkenden çikiyor, geç saatlerde ancak dönüyordu. Döndügünde ise küçük odaya çekiliyor, bazen saatlerce orada kaliyordu. Çogu zaman buradan gözyaslari içerisinde çiktigini görüyordum. Bir gün, merakima yenilip babamin küçük odasina girdim. Yerde bir seccade, seccadenin
üzerinde de bir tespih vardi. Duvarda ise Arapça bir ibarenin altinda su yazi vardi: 'ALLAH borcunu ödeme niyetinde olanin kefilidir.' Babamin dedigi gibi oldu, zor da olsa zamanla alistik. Bu hal birkaç yil sürdü. Bir gün babam eve çok farkli bir yüz ifadesiyle geldi. Aglamakli bir yüz ifadesi vardi. Her birimize bir paket getirmisti. Köskten ayrildigimiz günden beri ilk defa paketlerle eve geliyordu. Bizi bir araya topladi. 'Bugün, benim için ne
mânâya geliyor biliyor musunuz?' dedi, kelimeleri bogazina dügümlendi, gözlerine yaslar hücum etti. Sözlerini kesmek zorunda kaldi. Her birimize hediyelerimizi teker teker verdi ve bizi ayri ayri kucaklayip yanaklarimizdan öptü, kendisi de bir koltuga o turdu. Cebinden gazeteye sarili bir sey çikardi. O sirada da agliyordu. Hepimiz saskinlik içinde babama bakiyorduk. Gazeteyi açti, içinden bir çift yeni çorap çikardi. Bu gözyaslariyla, bir çift çorabin alâkasini kurmaya çalisirken babam, beklemedigimiz bir sey yapti. Çorabi burnuna götürdü, kokladi, kokladi. Arkasindan hiçkirarak aglamaya basladi. Hepimiz sok olmustuk, tek kelime bile söylemeden bekledik. Babam nihayet kendisini topladi ve 'Bir zaman önce, büyük bir borcun altina girmistim. Borcumu ödeme niyetiyle yeniden çalismaya basladigim zaman kendi kendime 'bütün kazancim, borçlarimi ödeyinceye kadar alacaklilarimin hakkidir. Onlarin hakkini vermeden ayagima bir çorap almak bile bana haram olsun.' demistim. Bugün ise, ALLAH'in yardimiyla, borcumu bitirdim. Artik kimseye tek kurus borcum kalmadi." dedi. Sonra gözyaslari içinde ayagindaki çoraplari çikarip yeni çoraplarini giydi. Ben de o eski çoraplari hem aziz
bir baba yadigâri, hem de bir ibret nisanesi olarak sakladim. Bu çoraplar her gün bana: 'Paralarini ödeyinceye kadar bütün kazancim alacaklilarinin hakkidir.' diyor".
Selim Beyin bakislari bilinmez âlemlere dalarken o, nemlenen gözlerini kuruladi, sonra dönüp duvardaki siyah-beyaz fotografa hayran hayran bakti.
"Babaniz sandigimdan da büyükmüs Selim Bey. Ben olsaydim öyle müreffeh bir
hayattan sonra anlattiginiz gibi bir darlikta, herhalde çildirirdim."
Selim Beye döndü ve "Siz ne yapardiniz?" diye sordu. Selim Bey kendisine has tebessümü ile: "Bir müddet zeytin yerdim, sonra..." dedi ve gülümsedi.
O sirada kapi çalindi, biraz önceki beyefendi elinde bir kutuyla içeriye girdi. Kutuyu Selim Beyin masasina birakip çikti. Selim Bey yerinden kalkip kutuyu alarak Mehmet Beye uzatti.
"Buyurun, yillarca size vermek istedigimiz emanetiniz." dedi. Mehmet Bey bilinmez duygular içerisinde kutuyu açti. ?çinden kadife bir kese çikti. Keseyi açip içini kutuya bosalttiginda meraki iyiden iyiye artti. Keseden birkaç tane cumhuriyet altini ile bir not çikmisti. Mehmet Bey hassasiyetle katlanmis kâgidi açip okumaya basladi.

Sevgili Mehmet Bey oglum,
Bazen istedigimizi yapariz, çogu zaman da mecbur oldugumuzu... Tahsil hayatiniz boyunca size burs vermeyi taahhüt etmistim. Ancak egitiminizin son alti ayinda size burs verme imkânini bulamadim. Bir müddet sonra
imkânlarima yeniden kavustum; lâkin bu sefer de size ulasamadim. Dolayisiyla size borçlandim ve borçlu kaldim. Eger böyle bir borcu gözyasi ve izdirapla ödemek mümkün olsaydi, ben bu borcu fazlasiyla ödemis olurdum. Zira sevgili oglum, bu alti aylik zaman diliminde bursunu verememenin izdirabiyla kaç gece agladim onu Rabb'im bilir. Her neyse, bursunuzu tarihlerindeki degeriyle altina çevirdim. Bu altinlar sizindir. Bunlar elinize ulastiginda, borçlarimin tamamini ödemis olacagim.
Sevgilerimle, Nazif Cebeci.

Mehmet Bey neye ugradigini sasirmisti. Bu büyük insanin yüceligi karsisinda bir çocuk gibi yalnizca agliyor, agliyordu. Selim Bey de bir hayli duygulanmisti. Onun da yanaklarindan yaslar süzülüyordu. Bir ara yasli
gözlerle babasinin siyah-beyaz portresine bakti. Kendisine yillarca hüzünle
bakan gözleri, bu sefer sevinçle bakiyor gibiydi.
(alinti)

       
  Bilgi

Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.




Haftanın Sohbeti

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Sohbetleri

[SOHBET DİNLE] Mahmut Zengin : "Allah Seni Bekliyor - Tevbeden Dönme! - Tövbe ve Gözyaşı"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Görüntülü Sohbet

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
Sohbeti izlemek için tıklayınız.
Tefsir Dersleri

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Fıkıh Dersleri

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Dersleri

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Radyo Sohbetleri

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
Sohbetleri dinlemek için tıklayınız.
Mesnevi Sohbetleri

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Haftanın Konusu

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
Okumak için tıklayınız.
Tasavvuf Dershanesi

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
Okumak için tıklayınız.
Anket

Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz?

Değişiklik iyidir.
Böyle kalsın.
Bir ay deneyebiliriz

Facebook Sayfamız
Dervişin Fikri

Sayfanızı Da Tanıtın
Dervişin Fikri ile ilgili en güncel haberleri almak ve orjinal videoları seyretmek için açılan sayfada BEĞEN butonuna basınız
Sayfaya gitmek için tıklayınız.
Diline Sahib Çık!



Duyurular

Sayın Editör,Yazar ve Üyelerimiz.Makaleleriniz için seçtiğiniz resimleri önce bilgisayarınıza kayıt edip,sonra yükleyiniz.Diğer sitelerden alıntı resimler bir müddet sonra silinmekte veya değişmektedir.

Dervişin Fikri İslami Portalı'nda Yazılarınızı veya Alıntılarınızı Yayınlamak İçin Üye Kontrol Panelindeki Konu Ekle Linkine Tıklayarak Yazılarınızı Bize Gönderebilirsiniz.

Namaz Vakitleri
Hoş Sadâ

Sami Sultanımız-Özel
Dervişane Musıki
Ayet-i Kerime
Hadis-i Şerif
Dua
Son Dakika Haberleri
  
Ana Sayfa  |  İletişim  | Üye Ol  | 
Copyright © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Çeviri By © 2009 zIRyuMRuL
GenelVideolar Hit Statistics
İslami Sitelerin Bulusma NoktasıiSLami Toplist, islami Siteler, ToplistislamiHit.comdomain