Ana Sayfa  |  İletişim  |  RSS 2.0
Kullanıcı Paneli
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Kayıt Ol | Şifremi Unuttum?
Arama :
     
Ana Sayfa

Ana Menü

Sohbetler Menu

İslâmî İlimler Menu

Kısa Mesaj - Üyeler İçin
Misafirlerimiz
Sitedekiler
Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 2
Darussefa Züveyra

Arama Motorları: 3
YandexGooglebot
Baidu Spider

Ziyaretçi: 7
Toplam: 12

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Ali Turgut aliihvan
arafa_kg arbekbey
can ali cihan talebesi
Eliff fureyzi
hadika Kaplumbaga
KARTAL1903 kethuda
Mesken-i Ravza Sail Dervis
sır-a yolculuk talebe
tıfıl Uhud
Âdi şükrü kengil

Bedavacı Team
Son Yorumlar
Yazar: Darussefa, Konu:
İmdâd Kıl
Yazar: Eliff, Konu:
Adam olmak ..
En Çok Okunanlar
» Güya:( .....sükun.....
» 5. Yıldönümü Fotoğraf Y ...
» Aşkın Acep Halleri Var. ...
» Derviş olmak; devrilmiş ...
» Hadi Bakalım Buda Bizde ...
» Dervişin Fikri 5 Yaşınd ...
» Acemaşiran Ney Taksimi
» Şerîat - Tarîkat - Hakî ...
» 5. Yılımıza Yenilikler ...
» Bu Dergahta Yananlar Va ...
En Son Eklenenler
» ALLAHU TEALA ,Kimlerle ...
» 20.DERS''RABITA''
» Eski Toprak
» Yazıyorum İşte... [Gece ...
» ... Gece ve Aşk ...
» Üç Aylar Takvimi
» Son Nefesin Garantisi Y ...
» Hizmet Eden İnsanların ...
» İmdâd Kıl
» Güle Bahçivan Gerek!
Rasgele Konular
» Regaib Kandili-Bir Dua
» Âteşin perdeden bir ah ...
» VUR KALBE ALLAH DESİN!
» Dilimde dua ile, kefeni ...
» Aşka Dair Ne Varsa
» Filistinde Çocuk Olmak
» Aşk; yanmaktır ey sevgi ...
» DERMANIMMI VAR !
» Derviş olmak; devrilmiş ...
» Hizmette Edeb!
Radyo
Reklam
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Ruhuna El-Fatiha
Büyük Hak Dostu
Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin
Vefatı-16 Ekim 1628
 

Cebrâil'in (as), Şekline Girdiği Sahâbî: DIHYE-İ KELBÎ ra
Paylaş
  Kategori: Kıssadan Hisseler
  Yorumlar (2)

Cebrâil'in (as), Şekline Girdiği Sahâbî: DIHYE-İ KELBÎ ra


Dıhye-i Kelbî ticâretle meşgul olup çok zengindi. Kabîlesinin reisiydi. Müslüman olmadan önce de Resûlullah efendimizi severdi. Ticaret için Medîne’den ayrılır her dönüşünde Resûlullahı ziyâret eder ve hediyeler getirirdi. Fakat Peygamberimiz bunlara kıymet vermez ve;

- Yâ Dıhye eğer beni memnun etmek istiyorsan îmân et! Cehennem ateşinden kurtul buyurur onun îmân etmesini isterdi. Dıhye ise zamanı olduğunu söylerdi. Peygamberimiz onun hidâyet bulması için duâ ederdi.

Yüzüne gözüne sürdü

Bedir gazâsından sonra bir gün Cebrâil aleyhisselâm Dıhye’nin îmân edeceğini Resûlullaha haber vermişti. Îmânla şereflenmek için huzuru saâdetlerine girince Resûlullah efendimiz üzerindeki hırkasını Dıhye’nin oturması için yere serdi.
Dıhye-i Kelbî Resûlullah efendimize hürmeten Hırka-i saâdeti kaldırıp yüzüne gözüne sürdükten sonra başının üzerine koydu. Resûlullahın duâları bereketiyle kalbinde îmân nûru doğmuş ve öylece Resûlullaha gelmişti.

Cebrâil aleyhisselâm çok defa Resûlullahın huzuruna onun sûretinde gelirdi. Resûlullah efendimiz Ümeyyeoğullarından üç kimseyi üç kimseye benzetti ve buyurdu ki:

- Dıhye-i Kelbî Cebrâil’e Urve bin Mes’ûd-es-Sekâfi Îsâ’ya Abdülüzzi ise Deccâl’a benzer.

Yine bir gün Cebrâil aleyhisselâm Hz. Dıhye sûretinde Mescid-i Nebîye Resûlullah efendimizin yanına geldi. Bu sırada daha çocuk yaşta olan Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin de mescidde oynuyorlardı. Cebrâil aleyhisselâmı Dıhye zannedip hemen ona doğru koştular ve ceplerine ellerini sokup bir şeyler aramaya başladılar. Resûlullah efendimiz buyurdu ki:

- Ey kardeşim Cebrâil! Sen benim bu torunlarımı edebsiz zannetme! Onlar seni Dıhye sandılar. Dıhye ne zaman gelse hediye getirirdi. Bunlar da hediyelerini alırlardı. Bunları öyle alıştırdı.

Cebrâil aleyhisselâm bunu işitince üzüldü. 'Dıhye bunların yanına hediyesiz gelmiyor da ben nasıl gelirim' dedi. Elini uzatıp Cennetten bir salkım üzüm kopardı ve Hz. Hasan’a verdi. Bir daha uzattı bir nar koparıp onu da Hz. Hüseyin’e verdi.

Hz. Hasan ve Hüseyin hediyelerini alıncaC Dıhye zannettikleri Cebrâil aleyhisselâmın yanından uzaklaştılar ve Mescid-i Nebevî’de oynamaya devam ettiler. Bu sırada mescidin kapısına ak sakallı elinde baston toz-toprak içerisinde beli bükülmüş ihtiyâr bir kimse gelip dedi ki:

- Yavrularım günlerdir açım Allah rızâsı için yiyecek birşeyler verin.

Ona harâmdır

Hz. Hasan ve Hüseyin biri üzümü diğeri de narı yiyecekleri sırada bir ihtiyârı böyle görünce hemen yemekten vazgeçip ihtiyâra vermek için mescidin kapısına doğru yürüdüler. Tam verecekleri sırada Cebrâil aleyhisselâm gördü:

- Durun vermeyin o mel’ûna! O şeytandır. Cennet ni’metleri ona harâmdır buyurarak şeytanı kovdu.

Hicretin beşinci senesinde Resûlullah Benî Kureyza seferine gitmeden önce Medîne’nin yakınında bir mevki olan Savreyn’de Eshâb-ı kirâmdan bir cemâ’ate rastladı ve onlara sordular:

- Kimseye rastlamadınız mı?

- Yâ Resûlallah biz Dıhye-i Kelbî’ye rastladık. Eyerli beyaz bir katır üzerine binmişti. O katırın üzerinde atlastan bir kadife vardı.

Bunu işitince Resûlullah efendimiz buyurdu ki:

- O Cebrâil’dir. Kalelerini sarssın ve kalblerine korku versin diye Benî Kureyza’ya gönderildi.

Mühürsüz mektubu okumazlar

Dıhye-i Kelbî Rumca’yı iyi bilirdi. Resûlullah efendimiz onu Bizans’a sefîr olarak gönderdi. Resûlullah efendimiz Bizans Kayseri Heraklius’u İslâma da’vet için bir mektup yazdırdı. Bu mektubu yazdırdığı zaman Eshâb-ı kirâmdan ba’zıları dediler ki:

- Yâ Resûlallah! Rum tâifesi mührü olmayan bir mektubu okumazlar.

Bunun üzerine Resûlullah efendimiz emretti; gümüşten bir mühür kazdırıldı. Mührün üzerinde birinci satırda Muhammed ikincide Resûl üçüncü satırda Allah yazılı idi. Mektubu bu mühürle mühürledi ve Dıhye’ye verdi.

Hz. Dıhye mektubu Bizans Kayserine sunması için Î Busrâ’daki Gassân emîri Hâris’e başvurdu. Hâris de Dıhye’yi Heraklius’a götürmesi için Adiy bin Hâtem’i vazîfelendirdi.

Adiy bin Hâtem de Dıhye’yi alıp Kudüs’e götürdü. Bu sırada Heraklius da Kudüs’te bulunuyordu. Heraklius; eğer İranlılar üzerine galip olurlarsa Humus’tan Kudüs’e kadar yürüyeceğini adamıştı. Heraklius İran ordularını yenince adağını yerine getirmek için; Humus’tan yaya olarak yola çıkmış yoluna halılar serilmiş kokular serpilmiş ve bu hâl ile Kudüs’e ulaşmış adağını yerine getirmişti.

Dıhye Heraklius’tan sonra Kudüs’e vardı ve Heraklius ile görüşmek için temaslarda bulundu. İmparatorun adamları kendisine dediler ki:

- Kayser’in huzuruna çıktığın zaman başını eğip yürüyeceksin ve yaklaşınca da yere kapanıp secde edeceksin. Secdeden kalkmana izin vermedikçe de aslâ başını yerden kaldırmayacaksın.

Bu sözler Dıhye’ye ağır geldi ve onlara şunları söyledi:

- Biz Müslümanlar Allahü teâlâdan başka hiçbir kimseye secde etmeyiz. Hem insanın insana secde etmesi insanın yaratılışına terstir.

Derdini dinler sıkıntısını giderir

Bunun üzerine Kayser’in adamları dediler ki:

- O hâlde Kayser getirdiğin mektubu hiçbir zaman kabûl etmez ve seni huzurundan kovar.

- Bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm başkasının kendisine değil secde etmesine; önünde eğilmesine bile müsâade etmez. Kendisiyle görüşmek isteyen köle bile olsa; ona ilgi gösterir huzuruna alır derdini dinler sıkıntısını giderir gönlünü alır. Bunun için Ona tâbi olanların hepsi hürdür şereflidir.

Dıhye-i Kelbî’nin Rum Kayser’inin huzurunda eğilmeyeceğini belirtmesi üzerine orada bulunanlardan biri dedi ki:

- Mâdem ki Kayser’e secde etmeyeceksin o hâlde üzerine aldığın vazîfeyi yerine getirebilmen için sana başka bir yol göstereyim. Kayser’in sarayının önünde dinlendiği bir yer var. Her gün öğleden sonra bu avluya çıkar oraları dolaşır. Orada bir minber vardır. Onun üzerinde herhangi bir şikâyet veya yazı varsa önce onu alır okur sonra istirâhat eder.

Sen de şimdi git hemen mektubu o minbere koy ve dışarda bekle. Mektubu görünce seni çağırtır. O zaman vazîfeni yerine getirirsin.

Hükümdârları değilim


Bunun üzerine Hz. Dıhye mektubu söylenen yere bıraktı. Heraklius mektubu aldı. Tercüman Resûlullahın mektubunu okumaya başladı.

'Bismillâhirrahmânirrahîm. Allahın Resûlü Muhammed’den Rumların büyüğü Heraklius’a 'diye başlandığını görünce Heraklius’un kardeşinin oğlu Yennak çok kızdı ve tercümanın göğsüne şiddetli bir yumruk vurdu ve adam yere düştü. Bu sırada Resûlullahın mektubu da tercümanın elinden düştü. Heraklius kardeşinin oğluna ne yaptığını sordu. O da dedi ki:

- Görmüyor musun? Mektuba hem senin isminden önce kendi ismi ile başlamış hem de senin hükümdâr olduğunu söylemeyip 'Rumların büyüğü Heraklius’a ' demiş. Niçin 'Rumların hükümdârı' diye yazmamış ve senin isminle başlamamış? Onun mektubu bugün okunmaz. Bunun üzerine Heraklius şöyle cevap verdi:

- Vallahi sen ya çok akılsızsın veya koca bir delisin. Senin böyle olduğunu bilmiyordum. Ben daha mektubun içinde ne olduğuna bakmadan yırtıp atmak mı istiyorsun? Hayatıma yemîn ederim ki eğer O söylediği gibi Resûlullah ise mektubuna benim ismimden önce kendi ismini yazmakta ve beni Rumların büyüğü diye anmakta haklıdır. Ben ancak onların sahibiyim
Sonra Yennak’ı dışarı çıkarttı.

       
#1 Yazar: nefes                                                                                                                 14 Aralık 2010 13:34 | MSN: --
Kayıt Tarihi: 6.05.2010
Grub : Yönetici
Konu Sayısı: 1519
Yarum: 1738
MSN: --
SubhanALLAH.Çok etkiliyeceyici tarifsiz ilk kez duyuyorum bende.

Hocam bazı cümleler neden ısrarla sık tekrar edilmiş acaba?

demiştim ki düzelmiş:::)
Açtığı Konular: 1519 | Yorum: 1738    

#2 Yazar: Sail Dervis                                                                                                                 14 Aralık 2010 14:01 | MSN: --
Kayıt Tarihi: 5.05.2009
Grub : Yönetici
Konu Sayısı: 1991
Yarum: 1201
MSN: --
:)


--------------------
Açtığı Konular: 1991 | Yorum: 1201    

  Bilgi

Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.




Haftanın Sohbeti

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Sohbetleri

[SOHBET DİNLE] Mahmut Zengin : "Allah Seni Bekliyor - Tevbeden Dönme! - Tövbe ve Gözyaşı"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Görüntülü Sohbet

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
Sohbeti izlemek için tıklayınız.
Tefsir Dersleri

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Fıkıh Dersleri

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Dersleri

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Radyo Sohbetleri

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
Sohbetleri dinlemek için tıklayınız.
Mesnevi Sohbetleri

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Haftanın Konusu

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
Okumak için tıklayınız.
Tasavvuf Dershanesi

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
Okumak için tıklayınız.
Anket

Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz?

Değişiklik iyidir.
Böyle kalsın.
Bir ay deneyebiliriz

Facebook Sayfamız
Dervişin Fikri

Sayfanızı Da Tanıtın
Dervişin Fikri ile ilgili en güncel haberleri almak ve orjinal videoları seyretmek için açılan sayfada BEĞEN butonuna basınız
Sayfaya gitmek için tıklayınız.
Diline Sahib Çık!



Duyurular

Sayın Editör,Yazar ve Üyelerimiz.Makaleleriniz için seçtiğiniz resimleri önce bilgisayarınıza kayıt edip,sonra yükleyiniz.Diğer sitelerden alıntı resimler bir müddet sonra silinmekte veya değişmektedir.

Dervişin Fikri İslami Portalı'nda Yazılarınızı veya Alıntılarınızı Yayınlamak İçin Üye Kontrol Panelindeki Konu Ekle Linkine Tıklayarak Yazılarınızı Bize Gönderebilirsiniz.

Namaz Vakitleri
Hoş Sadâ

Sami Sultanımız-Özel
Dervişane Musıki
Ayet-i Kerime
Hadis-i Şerif
Dua
Son Dakika Haberleri
  
Ana Sayfa  |  İletişim  | Üye Ol  | 
Copyright © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Çeviri By © 2009 zIRyuMRuL
GenelVideolar Hit Statistics
İslami Sitelerin Bulusma NoktasıiSLami Toplist, islami Siteler, ToplistislamiHit.comdomain