Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
İlim-Amel Seyr-ü Süluk
İLİM-AMEL SEYRU
SULUK
Yazar:
Aziz Mahmut Hüdayi
CAMİ'UL FAZAİL VE KAMİLİR-REZAİL
İlim ve Amellerin Faziletleri
İlim ve Amellerin Fazileti: İlim,
insanların manevi derecelerinin yükselmesine sebep olduğu gibi, göklerin ve
yerin Rabbı olan Yüce Allah'ın sevgisini kazanmaya da vesile olur. Efendimizin
(sav) "Alim mümin" alim olmayan müminden yedi yüz derece daha faziletlidir. Her
derecenin arası, arz ile sema arası kadardır" buyurmaktadır.
İlim sahipleri, insanlara
peygamberlerin getirdiği ahkama göre yol gösterir. Bu yüzden halk. Daima
alimlere muhtaçtır. Nitekim cennete, ehl-i cennete "Bir şeyler isteyin"
denildiğinde onlar ne isteyeceklerini yine alimlerden öğreneceklerdir.
Muaz b. Cebel (ra) derki: İlim öğrenin
zira Allah rızası için ilim öğrenmek nimet, ilim talep etmek saadet, ders okumak
tesbih, ilim mubahsesi cihat, bilmeyene öğretmek sadakadır. Hasılı ilim imam,
amel de ona tabi olan cemaat gibidir.
Öğrenilmesi farz olan ilim, Hakk'ı
arayan kimseyi, Allah Teala'ya yaklaştırandır. İlimlerin en yükseği marifetullah
(Hak bilgisi)'dir. Tam ve külli yakınlığı sağlayan ilim, süfiyyenin ilmidir.
Tasavvuf yolunda kurtuluş arayanların evvela ilim öğrenip sonra sufilik yoluna
girmeleri gerekir.
İlim iki çeşittir. Biri ilim-i
ubudiyet, diğeri ilm-i rububiyettir. Kişi ilm-i ubudiyeti, yani sağlam inanç ve
salih amel için gerekli olan din bilgisini öğrendikten sonra ilm-i rububiyet,
yani tarikat tahsiline yönelir.
Zikir yolunu tutmak sevaba nail olmaya
vesile olduğu gibi, nefs perdelerin kalkmasına da müessir olur.
Amellerin Fazileti:
Namazın Faziletleri
Temizliğin altı derecesi vardır.
Namaz kılacak kimsenin azalarını,
elbiselerini ve bulunduğu yeri her türlü pislikten temizlemesi
Kötü huy ve sıfatlardan temizlenmek
Nefis kötü ahlaktan uzak tutmak
Kalbi kötü isteklerin kederlerinden
arıtmak
Ruhu cehalet ve ayıplarından kurtarmak
Sırrı masivadan uzaklaştırmak. Bu
temizlik mertebesi nebilerin, kamil velilerin ve onların yolunda giden
Salihlerin temizliğidir.
Farz namazların fazileti hususunda
Efendimizin (sav) şöyle buyurur:
"Allah Teala'nın insanlara farz kıldığı
şeylerden kendi katında tevhidden sonra en sevimli olanı namazdır. Eğer Allah
Teala katında namazdan daha efdal bir ibadet olsaydı, melekler onunla ibadet
ederlerdi. Halbuki meleklerin kimisi rükuda, kimisi secdede, kimisi kuû ddadır."
Teravih namazı; sünnet olup yirmi rekattır. Ramazan ayında yatsı namazını
müteakip kılınır. Efendimiz (sav) "Allah Teala size Ramazan gecesi namazın
sünnet kılmıştır." Buyurarak sünnet ve Allah rızasının sebep olduğunu
belirtmiştir.
Teheccüd namazı, geceleyin bir miktar
uyuduktan sonra kılınır. Uyumadan kılınan namaz teheccüd olmaz. Teheccüdün en
güzel şekli önce iki rekat tahiyyetül-vudü kılınır. Bu iki rekatın ikisinde
Fatiha'dan sonra Nisa suresinin 64. Ayeti ikincisinde yine Nisa suresinin 110.
Ayeti okunur. Sonra ilkinde Ayetel kürsü ikincisinde Amenerrasulü okunan iki
rekat namaz daha kılınır. Sonra da ikişer rekat olmak üzere on iki rekata
tamamlanır. Teheccüd sekiz rekat kılınabileceği gibi yirmi, otuz, kırk, elli,
rekata kadar kılınabilir.
Teheccüd namazını adab ve erkana riayet
ederek kılana Allah Teala beşi dünyada, dördü ahirette olmak üzere dokuz ikramda
bulunacaktır. Dünyadakiler, afetlerden korumak, kıldığı namazın eserinin yüzde
görülme, salih kulların muhabbetine nail olmak, sadır olması ve iffet
duygusudur. Ahirettekiler ise yüz aklığı, hesap kolaylığı, sıratı rahat geçmek,
kitabının sağ elden verilmesi gibidir.
İşrak namazı, iki rekattır. Güneş iki
mızrak yükseldikten sonra kılınır. Efendimizin (sav) "Bir kimse" sabah namazını
cemaatle kıldıktan sonra oturup güneş doğuncaya kadar zikir ile meşgul olsa,
güneş doğuncaya kadar iki rekat namaz kılsa bir nafile hac ve umre sevabına nail
olur." Buyuruyor.
Güneş doğarken, müstehab olan
zikrullahtır. Çünkü bu değerli vakitte zikrullaha devam etmenin nefislerde büyük
bir tesiri vardır.
Kuşluk namazı iki veya dört rekattan on
iki rekata kadar kılınabilir. Kuşluk vaktinde dört rekat ile Allah Tealaya
hatırlayan kişinin o günün akşamına kadar mekruhlardan uzaklaştıracağı rivayet
edilir.
Evvabin namazı, altı rekattır. Akşamla
yatsı arasında kılınır. Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur. " Bir kimse akşam
namazından sonra hiç konuşmadan altı rekat namaz kılarsa, o namaz on iki yıllık
ibadete denk olur."
Bu namazların haricinde Tesbih,
istihare, Tevbe, Hacet, Regaib, Berat Gecesi, istika, yolcu, Küsuf namazları da
anlatılmıştır.
Orucun Faziletleri: Bakara suresinin
183. Ayetinin Allah Teala "sizden öncekilere farz kıldığı gibi oruç size de farz
kılındı" buyuruyor. Ramazan ayı orucunun tutulması farzdır. Bu ayda bir tesbih
diğer aylarda olan bin tesbihten daha faziletlidir, hayırlıdır.
Hz. Peygamber (sav) buyurmuştur ki,
"oruç tutan kimsenin iki sevinci vardır. Bir sevinmesi iftar vaktindedir. Bir
sevinci de Rabbına kavuştuğu zamandır."
Şevval ayında altı sonuç tutmak
sevaptır. Zilhicceden dokuz gün, zilkadenin son günü ile birlikte oruç tutmak
müstehabdır. Ramazan orucundan sonra Aşure günü orucunu diğer günlerde tutulan
oruçların hiçbiri tercih edilmemiştir. Pazartesi ve Perşembe oruçlarda
müstehabdır. Çünkü ameller Allah Teala'ya Pazartesi ve Perşembe günleri arz
olunur.
Zekatın Faziletleri: Efendimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır. "Zekatı verilen mal
helak olmaz. Zekat vermeyen kavminden
Allah yağmuru alır. Mallarınızı zekatla koruyan, hastalıklarınızı sadaka ile
tedavi edin"
Müslüman'a yakışan çok mükafat olmak
için bol bol sadaka vermektedir. Sadaka verirken minnet ve eziyetle verilmemesi
gerekir. Yoksa dileyiciye güzele "Allah versin" diyerek göndermek, yaptığı
iyiliği boşa çıkarmaktan daha iyidir. Emr-i bi'l maruf sadakadır. Nehyi
anil-münker sadakadır. Zar hangi şeyi Allah rızası için sarf edersen elbette
onunla memur olursun. Yani Allah onun ecir ve sevabını sona ihsan eyler.
1- Haccın Faziletleri:
Hz. Peygamber (sav) " Bir kimse cima ve fısktan hazar ederek Kabe'yi ziyaret
etse anasından doğduğu zamanki gibi günahından tertemiz olur" buyurmuştur.
Hacc'da esas olan kişinin kalbindeki
niyetini riyadan halis kılması, ticaret ve emsali dini ve dünyevi maksatlardan
temizlenmesi tertemiz mal ile yola çakmasıdır. Yine hacıya yakışan ve gerekli
olan Allah'ın hukuku ile mahlukatın haklarına riayettir.
Aile Hukukunca Aid Faziletleri:
Nikahın Faziletleri: Efendimiz (sav)
şöyle buyuruyor, "Nikah benim sünnetimdir, fıtrat ve sünnetimi seven ona sahip
çıksın, iyi sarılsın"
Allah için evlenen ve Allah için
müminleri evlendiren Allah Teala'nın dostluğuna hak kazanır.
Evlenmenin Afetleri:
Kadınların istekleri bitip tükenmek
bilmediğinden onlara helal kazanç götürmek zordur.
Kadınların kötü huylarına tahammül ve
eziyetlerine sabır çok güçtür.
Çoluk çocuk ile meşguliyet insan dünya
peşinde sevk ederek Allah Telaya'yı unutturabilir.
Evlenmenin Faydaları:
Allah'ın vaadine güvenerek zengin
olmak.
Evlat ve zürriyet çoğalır.
Nikah, şerefe delalet eder.
Evlilik sayesinde kadınların güçlük ve
sıkıntılara tahammül ederek zamanla güzel huy sahibi olmasına sağlar.
Evlenilecek kadında aranan
şartlar:
Dindarlık ve namusluluk
Güzel huyluluk
Fizik, yüz ve soy güzelliği
Kadın gezmeye düşkün olmamalı.
Kadın kanaatkar olmalıdır.
Evlatlarına şefkatli olmalı.
Kadının mehiri az olmalıdır.
Evlenilecek kadın nikah düşen yakın
akrabalarından olmamalıdır.
Kadın kısır olmamalıdır.
Evlenilecek kadının kız olması tercih
edilmelidir.
2-
Karı-Kocanın Hak ve Vazifeleri
Erkeğin kadın üzerindeki hakları:
Kadın kocasının günah olmayan bütün
emirlerine riayet etmelidir.
Kadının kocasının hakkın,
kendisinden ve bütün akrabalarından haklarına takdim etmelidir.
Kadın kocasının izni olmasan asla
evden çıkmamalıdır.
Kadın kocasının izni olmadan
evinden hiç bir şey vermemelidir.
Kadın, evin halini düzeltip, ıslah
etmeye ihtimam göstermelidir.
Kadın, kocasının namusunu ve
sırrını muhafazadan sorumlu, din işlerinde ona yardımcı olmakla yükümlüdür.
Kadının Kocası Üzerindeki Hakları:
Erkek hanımına yediğinden yedirmeli
giydiğinden giydirmelidir.
Hanımını her bakımdan iyi idare
etmeli, kırıp incitmemelidir.
Erkek hanımına zulmetmemelidir.
Fesada sebebiyet verecek şekilde
gevşek ve aşarı olacak şekilde kıskanç davranmamalıdır.
Erkek hanımına karşı su-i zandan
kaçınmalıdır.
Erkek, Allah Teala kendisine bol
rızık verdiği zaman hanımına bol bol vermeli, fakat israfa girmemelidir.
3- Ana-Baba- Evladın Hak ve
Vazifeleri:
Doğumdan sonra kulağına ezan okuma
adab-ı veladetlendir.
Çocuk doğduğu zaman ağzı hurma gibi
tatlı bir şeyle açılmalıdır.
Doğan yavrunun yedinci günde başı
tıraş edilir.
Yedinci günde akika kurbanı
kesilir.
Yedinci günde sünnet ettirmek.
Çoğu anasının emzirmesinde adabdır.
Evlat, kız-erkek, her ne olursa
olsun ihsan-ı ilahi add olunmalıdır.
Meme emen çocuğun ağlamasıyla
darlanmamalıdır.
Evladan Ana-Baba Üzerindeki
Hakları:
Çocuğu güzel bir ad koymak.
Helal ve temiz bir rızkla beslemek
Kitab-ı Kerim-i öğretmek.
Altı yaşına varınca edep öğretmek
On altı yaşına gelince evlendirmek
Evlada kötü muameleden sakınmak
Evladın Ana-Babaya Karşı
Vazifeleri:
Ana-babaya eza ve cefa etmemek
Onlara iyilik ve şükranla muamele
edip güzel sözlerle gönüllerini almak
Mübah olan her meselede ana-babaya
itaatkar olmak.
Ana-babaya ölümlerine kadar iyi
bakmak yeterli değildir. Ölümlerinden sonra çocuğunun iyi halinden dolayı
kabirde ferahtır. Dirilerin ölülere hediyesi dua ve istiğfardır.
Akraba Hukukuna Dair Faziletler
Sıla-i rahim, ömrü uzatır, rızkı
arttır, rızkı artırır. Efendimiz (sav) "Sıla-i rahmi terketme sıla yap, sana
zulmedeni bağışla, sana kötülük yapana bile iyilik yap" buyurmaktadır.
Köle ve hayvanların
Hakları:
Aç bırakmamak
Bilindiği hayvanın yüzüne vurmamak
Hayvana azab ve işkence etmemek
Kendisine eziyet vermeyen karınca
ve hüd hüd kuşuna öldürmemek.
Akrep, yılan, fare, alaca, karga ve
kuduz köpek gibi zararlıların dışında hayvanat öldürmemek.
Amme Hukukuna Dair
Faziletleri
Amme hukuku denilince insanların
ırz ve namuslarına dil uzatmaktan sakınmalı ve dedikodu, kovuculuk, yalan ve
benzeri dil ile işlenen günahlardan çekinmek akla gelir.
Gıybet, müminin duyunca
hoşlanmayacağı sözleri ortasından söylemektir. İstir dini ister dünyevi ne
olursa olsun gıybet yapılmamalıdır. Bir Müslüman'ın şerefine dil uzatmak en
büyük günahlardan biridir. Gıybete şu dört yerde başka çare kalmadığı zaman
izin verilmiştir.
Zalimin zulmünü padişaha şikayet etmek.
Hak sahibinin hakkın almak için
yardım isteğini kişiye olayı yada kişiyi anlatması
Fetva almak için yardım isteği kişiye olayı da kişiyi anlatması
Açıktan günah işleyen fasıkı, fısıktan korunmak amacıyla söylemek.
Kovuculuk, açıklanması, istenmeyen
sırların açıklanmasıdır. Efendimiz (sav) " Korucu cennet giremez"
buyurmuştur. Akıllı olana yakışan gördüklerini söylemektir. Bir fayda
sağlamak veya günah önlemek siz konusu ise caizdir. Mesela birinin tasallut
ederken gördüğün kimse hakkında şahitli yapma mecburiyetin vardır.
Doğruluk mutlaka hayra götürür.
Efendimiz (sav)'e "Mümin yalancı olabilirim:" diye sorulunca "Hayır asla
olamaz! Buyurmuşlardır. Çünkü yalan uyduranlar Allah'ın ayetlerine
inanmayanlardır. Yalan bütün kötülüklerin temeli, günahların esasıdır.
Yalan ancak bir kaç yerde mübahtır.
Dargınların arasını bulmak için,
Harpte düşmana hile yapmak için,
Erkeklerin hanımına ve kadının
kocasına muhabbet ve yuva saadeti için söylediği yalan sözler.
Müminin yalan vaadden kaçınması
gereklidir. Çünkü yalan vaad münafıklık alametidir.
Nefsin Islah Yolları
Kul, nefsin azgınlık ve
taşkınlığından kurtularak itiminan makamına erince nefs insana güzel bir
binit olur. En büyük cihad ile mücadeledir. Nefsin kötü ahlakı pek çoktur.
Bunların başlıcaları, kibir, vebriya, öfke, hased, mal sevgisi ve makam
tutkusudur.
Tevazu ile kul nefsini kibir ve
ucbün çirkinliğinden uzak tutmalıdır. Efendimiz (sav); "Dünyada böbürlenip
büyüklük taslayanlar, kıyamet gününde küçük karınca suretinde yaratılacak ve
halk onların üzerine basarak çiğneyecektir." Buyurmaktadır.
Yusuf b. Esbat tevazu şu güzel
sözleri açıklıyor, "Evinden çıktıktan sonra karşılaştığın herkesi kendine
üstün görmektir."
Küçük şirk
sayılan riyanın nefisten uzaklaştırılması ancak yapılan her şeyin Allah
rızası için olduğunu bilmekle mümkündür. Kişi bir amele yöneldiği zaman
aklında sadece Allah'ın rızasını kazanmak olmalıdır.
Efendimiz (sav) yumuşak huyluluğu
da şu sözlerle açıklıyor,
" Sizin en hayırlınız öfkelendiği zaman kendine hakim olandır. En yumuşak
başlı olanınızda elinde intikam alma imkanı olduğu halde insanların
kusurlarını bağışlayandır.
Hased, Allah'ın kullarına ihsandan
memnun olmamak manasına gelir. Bu ise insanı günahla götürebilir. Bir kimse
dünyaya aid bir şey için hassal ediyorsa bu tutumu ona hiç bir şey
kazandırmaz. İbn Şirin derki: " Hased ettiğim kimse Cennet ehliyse onun ehl-i
cennet olduğunu kıskanmayayım da dünyalığını mı kıskanayım? Zira dünya
cennet nazaran çok hafiftir. Eğer hased ettiğim kimse cehennemlik ise, onu
cehenneme götüren dünyasını niye kıskanayım?
Müminlerde olması gerekli olan
güzel huylardan biride isar'dır Yani kendine verilmesi gerekin ihsanın
başkasını arzu etmektir. Nitekim Allah Teala bu konuda Haşr suresinde "
Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile, kardeşlerini kendilerinden önce
tutarlar" buyurmaktadır.
Nefsin kötü huylarından olan hırs
kişiyi hasrete götürür. Bunu önüne geçmek amacıyla müminlerin kanaatkar
olması gereklidir. Kanaat konusunda aslolan iktisatlı, tutumlu olmaktır.
İktisat, harcamada tutumlu, vermede minnetsiz davranmaktadır.
Bilmek gerekir ki, makam sevgisi ve
şöhret tutkusu, nefse en çekici gelen özelliklerdendir. Bu sebeple sıdk
makamına ermiş kimselerden en son çıkan nefsani duygu, "makam sevgisi" veya
"baş olması" arzusundadır. Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur. "Siz baş
olmaya çok meraklısınız, fakat bu duygu, kıyamet gününde size pişmanlık
sebebi olacaktır.
Sülük, Ma'rifet ve Tevhidin
Fazileti.
Sülük'ün niteliği: Bu alemde gerçek
maksat, biricik gaye Allah Teala Hazretleridir. Bu yüce gayeye götürülen
yollar, yaratıkların nefesleri sayısıncadır. Bu yolların en sağlam, en zor,
en yüce ve en doğru olan, riyasat, mücahede ve şiddet yoludur. Kalp
temizliği batın tasfiyesi, zikir ve tevhid ile olur. Allah Teala ile
aramızda bulunan perdelerin en kalını şüphesiz nefs perdesidir.
Nefsin arzularına karşı koyabilmek
için gerekli bazı hususlar vardır.
Gönlünün ısındığı bir kamil şeyhe
bağlanmak.
Tevbe ve inabeden sonra Hak'a
yönelmek
Sünnet uymaya ihtimam göstermek
Ehl-i dünyaya yaltaklanmamak.
Aç kalmak (ve az yemek).
Sükut (ve az konuşmak).
Zikri ilahi ile meşgul olmak.
Halvete devam.
Vakıasını başkasına söylememek.
Ma'rifet'i İlahiyyenin
Fazileti: Marifet ve ilm-i ilahi, yani, Cenabı Hakk'ı iyice tanımak
faziletlerin en yücesidir. Nitekim rivayet olunduğuna göre Resulullah (sav)
" En fazileti amel nedir? Sonuncusu "Allah'ı bilmek ve tanımaktır."
Buyuruyor. Ayrıca yine bu konu ile alakalı olarak "Bilerek yapılan az amel,
bilinmeden yapılan çok amelden daha hayırlı ve faydalıdır." Buyurmaktadır.
Tevhid-i İlahinin Fazileti:
Tevhid hakkında pek çok söz söylenmiştir. Fakat tevhidin hakikati dil ile
beyan olunamaz. Çünkü tevhid hakikatinin yörüngesi, tatmak ve yaşamaktır, on
ancak vicdan ile anlaşılabilir.
Ebül Abbas es-Seyyari derki: "
Tevhid; kalbin Hakk'tan başka bir şey hatırlamamasıdır."
MİFTHU'S-SALAT VE
MİRKATÜN-NECAT
(Namaz Anahtarı ve Kurtuluş
Merdiveni)
Namazın Sırları ve Adabı
Namazı kılacak kişi yemek ve
içmekle ilgili ihtiyaçlarını görmüş, kalbi huzur ve teveccühünü bozabilecek
düşünceleri zihinden çıkarmış olmalıdır. Bedeninin ve kalbini tevbe ile
temizlemelidir. Burada temizlenmesi gerekli olan en önemli şey kalptir.
Çünkü kalp nazargah-ı ilahi'dir.
Bedenen kıbleye, batınen ise
Cenab-ı Hakk'ın huzur-u ilahisine yönelmeli ve son namaz imiş gibi kılmak
gerekir.
Niyetten sonra tekbir alınır ve
namaza durulur. Burada mümin bir miraçtadır. Bunu hiçbir an unutmamalı ve
Allah'ın huzuruna yakışır şekilde namaz eda eylemelidir.
Tekbirden sonra sağ ele elin
üzerine konularak bağlanır. Yeni ise insanın iki denizinin kavuştuğu yer
olan göbeğin biraz aşağısındadır. Göbeğin üst kısmı (kalp ve daha yukarısı)
semavi sırlar hazinesi, alt kısmı ise nefsini orduların karargahı ve arzın
sırları deposudur. Eller bu şekilde bağlanınca nefsini duygu ve güçlerin
yukarı çıkması önlenmiş olur. Nefsle mücadele ve ihtilaf ortadan kalkınca
ellerin birleştirilmesi ihtiyacı ortadan kalkan ve eller yana salıverilir.
Bu konuda görüş ayrıcalığı çıkmaktadır.
Bu durum namaz kılan kişinin
ahvalinin farklığından kaynaklanır.
Namaz kılana yakışan, padişahlar
padişahı Allah'ın huzurunda zelil bir kulun oluşu gibi huşu ve hudu halinde
bulunmaktadır. Ruküdan doğrulunca belini ve sırtını dümdüz yapmak
gereklidir. Yoksa Allah Teala nazar buyurmaz.,
Secdeye giderken dizler, eller
sonra alan ve burun sırasıyla yere konur. Dirsekler yere yapıştırılmaz.
Secdede sünnet ve farzlara riayetle özen gösterilmelidir. Çünkü kulun
Cenab-ı Hakk'ın en yakın olduğu an secde anıdır. Secdeden kalkınca sol ayak
üzerine oturulur ve sağ ayak parmakları kıbleyi gösterecek şekilde dikilir.
Eller açılıp kapanmaya zorlanmadan uyluklar üzerine konur.
Teşehhüdde et-Tahiyyat okunurken
Mirac'ın sırrı düşünülmelidir. Çünkü namaz Mi'raç çıkmak için sağ ve solda
bulunan meleklerle, Müslüman ins ve cinlere selam verilmelidir.
Namazın Faziletleri:
İkindi namazı çok önemlidir. Bu
namazı kılana büyük mutluluk vardır. İyiliklerin kötülükleri giderdiği gibi
namazda dünya karanlıklarını giderir. Beş vakit namaz Cenab-Hakk'a açılan
baş huzur kapısıdır.
Nefsin namazı insanı kötü
huylardan, kalbin namazı gaflet ve gereksiz uğraştan, sırrın namazı da
masivaya iltifattan alıkor.
Namaz lugatta dua demektir. Çünkü
tam anlamıyla Allah'a yönelince bütün organları sanki dil kesilir ve Allah
Telalaya zahirin ve batınen dua eder.
Cuma ve Cemaatin Faziletleri:
Allah Teala buyuruyor ki. " Cuma günü namaza
çağrıldığında hemen Allah'ın zikrine koşunuz. Alış verişi terkediniz. Eğer
bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır. (Cuma-9)
Cuma namazını terk etmek kalbin
nurlanıp inkişaf etmesine sebep olur.
Cuma namazında gerekli olan adabdan
birinin de sessizce hutbe dinlemek olduğu bilinmelidir. Çünkü Allah Resulü
(sav) "imam minbere çıktığında zaman namaz kılmak da, konuşmak da caiz
değildir." buyurmuşlardır.
Günlerin en hayırlı olan Cuma
günüdür.
Cemaatle namaz, sünnet-i
müekkededir. Cemaatle kılının namazın yirmiyedi kat sevabı olduğu
unutulmamalıdır.
Saf bağlayıp namaz kılan mü'minler,
nefs gibi haramilere şeytan misli hırsızlara karşı mücadele etmek için
birbirlerine destek olarak kenetlenmiş binalar gibidir. Namaza duran
cemaatin zahirleri şartlarını taşıyarak bir araya gelirse batınlarıda onlara
uyar. Takva ve iyilik hususunda birbirlerine karşılıklı olarak yardımcı
olurlar. Birbirlerine nur ve bereket sirayet eder.
Tenbih
Namaz, kalbi ve kalple ilgili
amelleri, cehri ve hafi zikri toplayan ve kulu yüksek derecelere ulaştıran
bir ibadettir.
Ammelilerin bir ruhu, bir cesedi
vardır. İnsanoğlu dünyada bulunduğu sürece onun amellerinden yüz çevirmesi
azgınlık ve isyanın ta kendisidir. Ameller haller ile tezkiye görür.
Haller (ahval) ammelileri gelişir.
Dinin ikamesi için gayret göster.,
lakin (ölüm) gelinceye kadar Rabbına kulluğuna devam et.
- Bu yazı ilim2000.tripod.com adlı internet adresinden
alınmıştır.
Haftanın Sohbeti
[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"