Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
Hallerle İlgili Bazı Açıklamalar
HALLERLE İLGİLİ
BAZI AÇIKLAMALAR
Muhabbet:
Allah ve Resulullah sevgisini herşeyden üstün tutulan hakkın ve imanın zevkine
varmış demektir.
Allah ve Resulü iman hükmü ile
sevilirken, çoluk çocuk da fıtratın hükmü ile sevilebilir.
Ruhun muhabbeti, kalbin muhabbeti, nefsin muhabbeti, aklın muhabbeti gibi
muhabbetin değişik saikleri vardır.
Genel anlamda sevgi emirleri yerine
getirmek olarak özel anlamda: Ruhun Cenab- Hakk'ı yakinen bilmesinden doğan zat
sevgisidir.
Gerçek manada sevenler, sevdiğine ve
sevdiğinin de sevdiğine ulaşmak gönülle olur.
El- Ruzbari:" Bütün varlığından
sıyrılmadıkça sevginin sınırına yaklaşamazsın."
Cüneyd:"Muhabbet, muhibbin, kendi
sıfatları yerine mahbub olan Allah' (cc) ın sıfatlarına bürünmektir.
Şevk: Seven kişide meydana gelen şevk,
şahsi gayreti ile değildir.
Tevbe istikrara kavuşunca zühd,
muhabbet istikrara kavuşunca şevk meydana gelir.
Şevk muhabbetin meyvesidir.
Muhitlerin dünyada bekledikleri şevk,
ölümden sonrası için, bekledikleri şevkten farklıdır.
Nice sadık muhibler yaşamaktan zevk
alırlar.
Mücahededen hasıl olan şevk bu'd ve
gaybubet halinde hasıl olan şevkten daha şiddetlidir.
Üns: Cüneyd:"Üns, heybetin varlığı ile
beraber yüksek haya duygusunun birlikte bulunmasıdır."
Zünnun "Üns, sevginin sevgilisine karşı
iç huzuru duymasıdır."
el-Vasit:"Kainattan kalben ve manen
bütünüyle uzaklaşmayan kimse ünsibillah haline eremez."
Allah' (cc) a olan tazım ve heybetin
artması ünsün de artması demektir.
Ünsün hakikatı"Cenab-ı Hakk'ın
azametini öğrenmenin ağırlığı ile beşeri varlığın bir kenara sürülüp atılması,
fetih meydanlarında ruhun serbestçe yayılmasıdır.
Zati üns feradan sonra gelir, zat
tecellilerinin mütaalasından sonra hasıl olan beka ve temkin makamın da meydana
gelir.
Nefsi mutmainnenin hudu ünsten, huşu de
heybettendir.
Kurb: Kulun Rabbisine en yakın hali
secde anıdır.
Nefsin ibadet ve taatla ifa etmesi ile
ruhun kurbiyetle olan nasibi gittikçe artar.
Cüneyd:"Cenab-ı Hakk, kulların kalbini
kendisine ne kadar yakın görürse, o nisbette onların kalbine yaklaşır."
Sehl:" Kurbiyet makamlarının en aşağı
derecesi hayadır."
Haya: Haya sahibi, organlarına ve
düşüncelerine hakım olmalıdır. Hz. Osman(ra):"Evde karanlıkta guslederken bile
Allah' (cc) tan utancımdan büzülür de öyle yıkanırım."
Haya, Cenab-ı Hakk'ın celal
tecellilerinin azameti karşısında ruhun teslimiyeti ve başını önüne eğmesidir.
Vuslak(İttisal) Nuri:"İttisal,
kalplerin mükaşefe, sırların müşahede makamına ermesidir."
Vuslak, kulun, Halık'ından başkasını
görmemesi ve içinde yaratıcıdan başkasına ait bir duygu bulunmamasıdır.
Vasıl, Allah'ın vuslata erdirdiği
kişidir.
Muttasıl ise, kendi şahsi gayret ve
çalışması ile vuslata eren kişidir.
Vasıl olan, Allah' (cc) dan alıkoyacak
hiçbir şey yoktur.
Zunnur:"Dönen, gittiği yönden
dönmedikçe Hakk'a rücü etmiş sayılmaz. Her şeyden kesilip O' (cc) na yönelmeyen
vuslata eremez.
Vuslak yolunun basamakları ebedi ahiret
hayatında bile asla katedilemez.
Kabz Ve Bast: Şeyhler, kabz ve bastın
alametlerine işaret etmişlerdir.
Kabz ve bastın kendilerine ait muayyen
mevsimi vardır. Bunların vakti, havvasa ait muhabbet makamında bulunan
kimselerde. kabz ve bast hali görülmez. Bu durumda birinin ancak havf ve recası
vardır. Bazen kabz ve bast haline benzer duygular hisseder ve buna da gerçek
kabz ve bast zanneder. Halbuki öyle değildir, kendisine arz olan bir sıkıntı
halidir, ancak o kabz zanneder. Veya nefsani bir rahatlama ve tabii bir
neş'edir. Fakat o bunu bast zanneder.
Kişide nefs-i emmareye aid sıfatlar
bulunduğu sürece bu tür rahatlık ve ferahlık ortaya çıkar.
el-Vasıt:"Cenab-ı Hakk, sana ait olan
şeylerden dolayı seni kabzeder. Kendisine ait şeylerden de seni bast eder."
Kabz ve bast nefs-i levvameden
kaynaklanır.
Fena ve beka makamına erdiği zaman kabz
ve bast yoktur.
Kabz, bazen bast konusunda aşırı
gitmenin neticesinde vaki olabilir.
Avama ait muhabbetin ilk devresinde
bulunan kimse, kabz ile himmi bast ile de neşatı karıştırır bazen, kabz ve basta
benzer haller meydana gelebilir; amma bu nefsin tabii sıfatlarından değil,
mutmainne halinden doğar.
Fena ve Beka: Fena; bütün hallerden
sıyrılmak, hiçbir şeye karşı haz duymamaktır.
Beka; kulun kendisine ait olan şeylerde fani ve Allah (cc) için olan şeylerle
baki olmasıdır.
Cüneyd:"Fena, beşeri ve nefsani
vasıfların bütünüyle susturulması, tüm varlığın Cenab-ı Hakk'la meşgul
olmasıdır."
Fena, Allah' (cc) ın emirlerinin kul
üzerinde tam bir hakimiyet kurmasıdır.
Fena, bazen Cenab-ı Hakk'ın
sıfatlarını, bazen de zat tecellilerini azametini müşahade etmekle meydana
gelir.
Beka makamına erişen kişiye, Hakk,
halktan, halk da Hakk'tan engelleyemez. Fena halinde bulunan kimse ise Hakk ile
halktan perdelenmiştir.
HALLERE
DAİR BAZI TASAVVUFİ ISTILAHLAR Cem' ve Fark'Tefrika Cem' asıl, fark ise
Fer'idir. Cem': Sahabinin
Allah' (cc) tan başka hiçbir şeyi müşahade edemediği vuslattır. Tefrika ise
dilediğini açık seçik görmektir. Cüneyd:"Kurbiyetin
vecd ile bulunması cem', kulun beşeri özellikleri ile kaybolması da tefrikadır.
Cem' ile tevhidin
her türlü beşeri sıfatlardan tecridine, fark ile de şahsi gayretle elde edilene
işaret edilmiştir. Kul amellerine kesb
nazarıyla bakacak ve nefsine bir şeyler izafe edecek olursa tefrikada, herşeyi
Hakk'a izafe edecek olursa cem'dir. Tefrika ubudiyyet,
cem' ise tevhiddir. Cem' fena ile
tahakkuk ederse "Cem'ul cem" adını alır. Hakk'ın fiillerini
görmek tefrika, sıfatlarını görmek cem' zatını görmek de cem'ul cemdir. Tecelli ve İstikrar:
İstikrar, kalbe ait sıfatların güçlü olması ve kemali sebebiyle nefsani
sıfatların ortadan kalkmasıdır. Tecelli ise, Cenab-ı
Hakk'ın bazen fiilleri, bazen sıfatları, bazen de zati ile olur. Tecelli, beşeri
perdelerin kaldırılması, Cenab-ı Hakk'ın zat tecellilerinde, kula göre bir
televvun ve değişikliğin olmamasıdır. İstikrar ise, beşeri
kişiliğinin seninle gaybı müşahade arasında bir engel olmasıdır. Denilmiştir. Tecrid ve Tefrid:
Tecrid: yaptığı şeylerde kulun bütün gaye ve garazlardan sıyrılması Telfid ise; kulun
kendisine gelen şeylerde nefsini görmemesi, Allah' (cc) tan bilmesi Vecd, Tevaccud,
Vucud: Vecd: Allah' (cc)
tan kulun batınına gelen ve ona ferah veya hüzün kazandıran bir haldir. Tevaccud: Zikir veya
fikirle vecdi elde etmeğe çalışmaktır. Vücud: Vecdin vicdan
boşluğuna ulaşarak ferahlığının genişlenmesi ve yayılmasıdır. Galebe: Vecdin
birbiri andından sürekli gelmesidir Muvamere: Sekr, hal
saltanatını kulu istila etmesi sahu ise, kulun yeniden sözleri ve işlerini
düzene koymaya yönelmesidir. Kimin üzerinde halin
cereyanından bir eser varsa, onda sekr den bir eser var demektir. Bütün duygular
yerli yerine dönünce de sahu hali meydana gelir. Mahu ve Isbat: Mahu: Nefse ve
nefsin kaynağına fena nazar ile bakarak amellerin kalıp ve şekillerini imha
etmek. Isbat; Hakk'ın o
kimse için bahşettiği vücud ile amellerin resimlerini isbat etmek. İlmel Yakin: Nazar
ve delel tariki ile Aynel yakin: Keşf ve
ilham yoluyla Hakkel yakin: Beşeri
vasıflardan sıyrılmanın gerçekleşmesi ve vuslat isteyen kimsenin bu dereceye
erişmesi ile elde edilir. İlmel yakin tefrika
hali, ayne'l yakin yolun cem' hali, hakka'l yakin de cem'ul cem halidir. Vakt: Vat, kula hakim olan
şeydir. Vakitle, kulun irade
ve gayreti dışında üzerine hücum eden haller kastedilir. Gaybet-Şühud: Şühud: Bir an
murakebe, bir an da müşahade vasfı ile birlikte olmaktır. Murakebe ve müşahede
halini kaybedip huzur dairesinden çıkınca gaybet halindedir. Kulun
Hakk'la eşyadan
kaybolması kasdedilir. Zevk-Şürb-Reyy: Zevk iman, şurb
ilim, reyy de haldir. Zevk bevadih erbabı, şurb, tevali, levaih ve levami
erbabı, reyy de hal erbabı içindir. Muhadara: Telvin
erbabı Muşahade: Temkin
erbabı Mükaşefe: Kul telvin
ve temkin arasında istikrar kazanıncaya kadar her ikisinin arasında bulunan
kimseler içindir. Tevarik-Bevadih-Levami:
Bütün bunlarla ifade edilmek istenen şey, halin başlangıcı ile ilk ondaki
görüntülerdir. Temkin ve Telvin: Telvin, erbab-ı
kulub içindir. Kalpler değişik sıfatlara yönelir. Kalp erbabına bu sıfatların
sayısınca telvinler zahirdir. Temkin erbabı ise;
hallerin olumsuz etkilerden kurtularak kalp perdelerini yırtmış ve ruhları
Cenab-ı Hakk'ın
tecellilerinde bir değişme söz konusu olmadığı için, telvin ortadan kalkmıştır. Telvin sahibinde,
nefsin sıfatları ortaya çıktığı zaman onda bazı şeyler eksilebilir. Nefes: Müntehi, hal
kendisinde sağlamca yerleştiği için nefes sahibidir. Huzur ve gaybet halleri
gelip geçici değildir. Vecd halleri nefesleri ile birlikte istikrar kazanmıştır.
- Bu yazı AVARİF-ÜL ME'ARİF (TASAVVUFUN ESASLARI) Sühreverdi
isimli kitaptan derlenmiştir.
Hallerle İlgili Bazı Açıklamalar
Haftanın Sohbeti
[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"