'Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur'an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir...'(Duhan, 44/1-4)
Hizmet; sözlük anlamı, birinin işini yapma veya ona yardım etme anlamına gelir. Fakat hiç kimse işin bir de takva boyutuna bakıpta yorum getirmez. Hizmet'in çok çeşitleri vardır. Misal; Allah'a hizmet, ana babaya hizmet, Din'e hizmet vb. diye sıralanır. Fakat insana 'Hizmet Nedir?' diye sorduğunda kimisi yardım etmek der. Ama fetva boyutunda bile olsa sadece yardım etmekle sınırlandırılamaz. Mesela ben işin fetva boyutunda cevap vermek zorunda kalsam şunları örneklendirebilirdim; 'Bir kişiye yardım etmek, O'na kolaylık sağlamak, O'nun ihtiyaçlarını karşılamak diyebilirdim. Hizmet için aslında ne kadar konuşsak neler söylesek hiçbiri yetmez. Bu yazıyı Yazarak Muhterem Hocamız Osman Nuri Topbaş Üstadımızın bazı kaynaklarından alıntılar yapacağım.
1915 yılında Konya’nın Kadınhanı ilçesinde dünyaya geldi. Doğduğu yıl, Birinci Dünya Savaşı’nın hüküm sürdüğü savaş ve mahrumiyet yılları idi. Büyük dedesi, “Seyyidü’l-Muhaddisîn” ünvânı ile anılan, ezberinde kırk bin hadîs-i şerîf bulunan, beş Mushaf yazmış, hattat Ahmed Kudsî Efendi’dir. Dedesi Mehmed Hulûsî Efendi ise, dinini güzel yaşamaya çalışan, hâfızlara husûsî bir muhabbet besleyen sâlih bir kimsedir. Topbaş âilesi, tasavvuf ehli, ilim ve hayır işlerine düşkün ve islâmî hizmetlere gönül vermiş, ticâretle uğraşan bir âiledir.
Müşerref Hanım da böyle dindar bir âile çevresinde doğup büyümüştür.
"Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış altın ve gümüşten, nişanlı atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere aşırı düşkünlük, insanlara süslü, câzip gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer, Allah katındadır.
" De ki, bunlardan daha hayırlısını size haber vereyim mi? Allah'tan korkanlar için Rab'leri katında altlarından ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. Allah kullarını görür.
" Rabbimiz, biz inandık, bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateşin azabından koru! diyenleri, sabredenleri, doğru olanları, huzurunda boyun büküp divan duranları, Allah için mallarını harcayanları ve seherlerde istiğfar edenleri görmektedir. (3/14-17)
Gençler zamanlarını iyi değerlendremiyorlar. Şuanki cahiliye dönemindeki gençler zamanlarını sırf eğlenmeye, gezmeye, yemeye, içmeye ayırıyorlar. Ama düşünmüyorlar ki bir imtihandalar. Ama ÖSS dedikleri zaman gözleri parlıyor ve yumuluyorlar derse kitaba. Tabi kide ders te çalışacaksınız çalışmayın demiyoruz, ama ibadetlerinizide yapın. Çünkü...