Ana Sayfa  |  İletişim  |  RSS 2.0
Kullanıcı Paneli
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Kayıt Ol | Şifremi Unuttum?
Arama :
     
Ana Sayfa

Ana Menü

Sohbetler Menu

İslâmî İlimler Menu

Kısa Mesaj - Üyeler İçin
Misafirlerimiz
Sitedekiler
Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Yok.

Arama Motorları: 2
GooglebotBaidu Spider

Ziyaretçi: 10
Toplam: 12

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Ali Turgut arafa_kg
arbekbey can ali
cihan talebesi Darussefa
Eliff hadika
Kaplumbaga KARTAL1903
kethuda Mesken-i Ravza
Sail Dervis sır-a yolculuk
talebe tıfıl
Uhud Yabani bahçenin sahte çiçeği
Züveyra şükrü kengil

Bedavacı Team
Son Yorumlar
Yazar: Darussefa, Konu:
İmdâd Kıl
Yazar: Eliff, Konu:
Adam olmak ..
Yazar: Eliff, Konu:
Merhaba
En Çok Okunanlar
» Güya:( .....sükun.....
» 5. Yıldönümü Fotoğraf Y ...
» Hafif bir rüzgar esiyor
» Aşkın Acep Halleri Var. ...
» Derviş olmak; devrilmiş ...
» Hadi Bakalım Buda Bizde ...
» Dervişin Fikri 5 Yaşınd ...
» Acemaşiran Ney Taksimi
» 5. Yılımıza Yenilikler ...
» Şerîat - Tarîkat - Hakî ...
En Son Eklenenler
» Eski Toprak
» ... Gece ve Aşk ...
» Üç Aylar Takvimi
» Son Nefesin Garantisi Y ...
» Hizmet Eden İnsanların ...
» İmdâd Kıl
» Güle Bahçivan Gerek!
» "ÜÇ AYLAR" Geliyor! H ...
» Arşiv Belgelerinde Hac ...
» Ölüm yok mu satın alsam ...
Rasgele Konular
» Az önce Rabbiyle berabe ...
» Öfkeliyim....
» Kapının Arkasında ki Ha ...
» Yol Arkadaşı
» Ahmedinejad'dan ABD ve ...
» O'nu arıyorum.O bulunm ...
» Derviş Kime Denir Bilir ...
» Kalp Huzuruyla İbadetin ...
» İlahi bir ikaz!..
» Kördüğüm
Radyo
Reklam
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Ruhuna El-Fatiha
Büyük Hak Dostu
Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin
Vefatı-16 Ekim 1628
 

Fatiha’yı İdrak
Paylaş
  Kategori: Haftanın Konusu
  Yorumlar (0)


 Fatiha’yı İdrak


“Namaz dinin direğidir."

Ve...

"Fatihasız namaz olmaz."

Bu iki net hüküm, Peygamber (s.a.) sözü ile sabittir.

Dinin ikamesi için namaz şarttır, namazın ikamesi için de Fatiha...

Hazreti Mevlana der ki: "Beni Allah'a götürmeyen bir dini, bir inancı ben ateşe atar da yakarım."

Yani dinin insanı Allah'a götürecek kıvamda yaşanması lâzımdır. Mevlana herhalde şöyle düşünür: Allah'a götürmeyen dinin içi boşalmıştır, canlılığı kaybolmuştur. Varlığı ile yokluğu farksız hale gelmiştir.

Namaz, insanın hayatında Allah ile birliktelik idraki oluşturacak böyle bir din ikamesi için olmazsa olmazdır. Namazın arınma ile başlayıp, kıble duyarlılığı, niyet sağlamlığı, tekbirler, kıyamlar, kıraatler, secdeler, rükularla devam eden tüm şartları ve rükünleri böyle bir idraki temin yönünde belirlenmiştir.

Ve o rükünler içinde Fatiha, başlıbaşına bir idrak (kavrama, anlama, özümseme, kendine maletme) potasıdır. Eğer gerçekten bir idrak halinde kıraat edilebilir, okunabilirse...


Namazda tekbirler gibi, tesbihat gibi, tahiyyat gibi, selam gibi "okunan" kısımlar mevcuttur.

Ama namazın asıl okunan kısmı, yani asli ifadesiyle "kıraat"i Fatiha ve ona eklenen sure ve ayetlerden ibarettir.

Ama Fatiha temeldir.

Burada bir bilgi daha:

"Fatiha'nın bir diğer ismi Ümmü'ül Kur'an"dır. Yani Kur'an'ın anası, özü...

Kur'an'dan süt emmek isteyen bir İslam çocuğu, Fatiha'ya yüreğini dayayabilirse, neredeyse ruhunu Kur'an'dan beslemiş gibi olabilir.

İşte onun için günde 40 defa Fatiha ile buluşturulur Müslüman.

Günlük namazların farz ve sünnetlerinin her rek'atinde...

Peki neyi idrak eder, etmesi gerekir Müslümanın Fatiha'da?

Her daim besmele ile yani "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile ..." başlamak kaydıyla şunu:

"Hamd Allah'a mahsustur. O Alemlerin Rabbidir. O Rahman ve Rahimdir. O din gününün malikidir.

"Biz ancak O'na ibadet - kulluk ederiz. Ancak O'ndan yardım dileriz.

"(Ey Rabbimiz!) Bize müstakıym olan - doğru yolu göster. Yolumuzu Müstakıym olan yola çıkar, kendilerine nimet verdiğin insanların yoluna...

"Üzerlerine gazab edilmiş olanların değil, sapkınların değil."

Bu, gerçek idrak halinde insanın kendini Rabbine sunuşu, takdimidir. Bir iman bildirimidir. Bir duruştur. Hac ikliminden alarak söylemek gerekirse özünde "Lebbeyk - İşte huzuruna geldim Yarabbi, buyur Yarabbi" seslenişi bulunan bir arzdır.

"Allahüekber - Allah en yücedir" diye başlayan ve tüm varlığı dışarda bırakıp huzur-u ilahiye giren insan, Rabbin her tür noksan sıfatlardan uzak olduğunu seslendiren kısa bir tesbihattan sonra kendini okumaya başlar:

"Elhamdü lillah!!! Her türlü sena, övgü, yani hamd diye ne kastedilirse o Allah'a mahsustur. Hamd edilecekse O'na edilir.

Çünkü:

"O’dur alemlerin Rabbi. O'dur rahman, O'dur Rahim, O’dur, din günün maliki..."

Bizleri büyüleyen, boyutlarını kavramakta aciz kaldığımız bir alemler yekunu görüyorsak, beslenip büyütülüyorsak, rızık diye bir şey geliyorsa gökten yerden, semalar varsa, insan diye nitelenebilecek bir kişiliğimiz varsa ve saymak istesek sayamayacağımız şeylerle perverde isek onların hepsi O'nun lütfu keremi iledir.

Elmalılı Hamdi Efendi der ki Hak Dini Kur'an Dili'nde:

"Burada "âlemin - âlemler" kelimesi, Arapça'da şuurlu varlıklar gibi çoğul yapılmış. Yani âlemlere şuur yüklenmiş. İşte özlerinde bir bilinçle yaratılan âlemler söz konusu ve . "Rabb" bütün bu bilinç yüklü "Âlemlerin rabbi!"

İdrak şu:

-Sensin Rabbim, Senin, benim varlığımla, şu âlemlerin varlığı ile ilgili kudretini idrak ettim. Özümsedim, bilincimi onunla dokudum.

Sonra Rabbin "rahmaniyyet"ini, "rahimiyyet"ini idrak...

Bu, besmele ile Müslümanın hayatının her safhasına, Fatiha'dan da çok, giren bir idrak hali... Dünyada - ahirette, Zatına "rahmeti yazan", adeta "Farz kılan", "Rahmetinin gazabını geçtiğini" bizzat bildiren bir "Rabb" e yöneliyor, O'nun huzuruna duruyor Müslüman. Bir sığınış arzusu ile... "Sen Rahmansın, Sen Rahimsin, acımayı, merhameti dileyen benim. Bana dünyada - ukbada Rahmetinle muamele et Rabbim!" arzı söz konusu Fatiha'nın bu kelimelerinde...

Sonra "Din gününün maliki"ni idrak...

Din günü... Büyük muhasebe günü... Hayat defterlerinin tartıya sunulacağı gün... İnsanın hayattaki artılarının eksilerinin karşılığını alacağı gün...

Din günü... İnsanın "Allah nezdinde tek din olarak kabul edilen" İslam'la ilişkisinin kaç karat ettiğinin ortaya konacağı gün...

"Din gününün maliki"ni idrak.... Burada iki idrak boyutu var. Önce "Din günü"nü idrak, sonra da onun "Malik"ini...

Ne demiş olmalı insan:

"Ya Rabbi, Ey Âlemlerin Rabbi, ey Rahman ve Rahim olan Rabbim, ben öncelikle bir "Din günü" bulunduğunu biliyorum, buna bütün kalbimle inanıyorum. Bu dünya abes değil: boşuna yaratılmış olamaz. Bu dünya bu dünya ile sınırlı olamaz. Bir başka dünya var. Bütün sadık haberciler bildirmiş bunu, Sen'den getirdikleri bilgi ile. Oraya doğru gidiyor gidenler. Ben de gideceğim oraya. Bu dünyada yazdığım hayat defterim açılacak gün ortasına, yaptığım her şeyin hesabını vereceğim. Hiçbir şey karşılıksız kalmayacak. Kalamaz. "Bende bir hakkı olan varsa işte sırtım, gelsin vursun" diyen bir Kutlu haberci var önümde, ona bakıp nasıl endişe etmem, nasıl kendimi derleyip toplamam... Biliyorum Rabbim, içimde depreşiyor bu bilgi, havf ve reca burçları arasında gidip geliyor... "Bir din günü var, bir din günü var" idraki, içimde çağlayıp duruyor.

Ve...

"O günün sahibi Sen'sin Rabbim."

Sahiplik her neyi anlatıyorsa, gerçek anlamda orada ortaya çıkar ve o, Sen'den başkasına gerçek anlamda yakışmaz. Melik Sensin, Malik Sensin! Mülk Senin Rabbim, ve orası, bu hükmün artık herkes tarafından idrak edileceği bir yer.

"Ve' l-emru yevmeizin lillah - O gün hüküm Allah’ındır" bilgisini nasıl unuturum. O gün bey - paşa yok, o gün kral - hükümdar yok, o gün Karun yok, Şeddat yok, o günün bir tek hakimi, maliki var, o da "zü'l - celali ve'l - ikram" olan Sen'sin!

Orada, bu dünyada bir şeylere "mâlik" olduğunu sananlar da gerçek malikiyyetin ne olduğunu anlayacak ve "Ya Rabbi" diye Senin huzurunda lütuf kırıntılarına kavuşmaya çalışacaklar... "Affet ya Rabbi, lutfet Ya Rabbi! Cennetin bir köşeciğinde bir küçük sığınmalık ver ya Rabbi!" nidalarıyla...

Fatiha'nın ilk ayetleri ile bu idraki kazandıktan sonra bir adım daha atmalı insan.

"Hamdini idrak ettim, kudretini idrak ettim, rahmaniyyetini, rahimiyyetini idrak ettim, bir ahiret bilinci yüklendim, orada senin malikiyyetini, yani oraya gitmekten başka çıkar yol yoksa - ki yok - orada Senin hoşnutluğunu kazanmanın da tek çıkar yol olduğunu idrak ettim...

İşte şimdi bir idrak halinde daha Senin huzurundayım:

"Ben ve biz, tüm varlığımızla başkasına değil, ancak Sana kulluk ederiz.... Kulluk, ibadet ancak Sana yapılır. İbadete lâyık olan Sensin.

"Ben ve biz, tüm varlığımızla ancak Senden yardım dileriz. Biz zayıf varlıklarız. Lütfa muhtacız her zaman... Ve bütün lütufların kaynağı Sensin. Senden başka kime el açılır ki. Kimden bir şey istenir ki, herkese veren Sen değil misin!

Ve bir idrak adımı daha:

Lütufların en yücesi "Hidayet"tir. Hidayetinle elimden tut, bana "Sırat-ı Müstakim"i göster.

Bu dünyada yollar çok... Eğriler var, doğrular var. "Hadi" sıfatınla Rabbim, şaşkınlığa düşmemizi önle, doğru yol, Senin yolundur. Senin çizdiğin, senin elçilerinle bildirdiğin, elçilerini yürüttüğün yoldur. Sevgili Muhammedinin yoludur. O yolla buluştur bizi. İçimizde bir "Sırat-ı Müstakım" bilinci oluşsun. Bir yol haritası oluşsun içimizde. Ve o yolda durabilmenin bir hidayet-i ilahi lütfu olduğu bilinci oluşsun. Yollarında yürüt bizi Rabbim! Yarın "Sırat"ı kazasız - belasız geçecek bir Sırat-ı Müstakim olsun dünyadaki yolumuz. Burada güzel yürüt ki, orada ayaklarımız titremesin. Burada yol kaygısı ver içimize... Hayat kaygısı ver. Müstakim olma kaygısı ver. Eğrilikten kaçınma, sakınma kaygısı ver.

"Öyle kulların var senin, kendilerine bu güzelliği nimet olarak verdiğin kulların var... Tıpkı onlar gibi..."

"Habibullah" diyerek tebcil ettiğin, "halilullah" diyerek tebcil ettiğin, "veliyyullah" diyerek tebcil ettiğin kulların... Güzel yollarda yürüyüp, Sana varanlar... Vuslat coşkusuyla yürüyenler, koşanlar... "Yoluna kurban olduğum..." diye coşanlar... Onların yanında yürümeyi nasip et, onların ellerinden tutarak yürümeyi, onların izine basarak yürümeyi, onlardan kopmamayı nasib et bizlere...

Bir de...

Koru bizleri...

"Üzerlerine gazap çökmüş olanların yanında durmaktan...

"Sapkınlardan..."

Onlar gibi yapma bizleri...

Bu da "ilahi gazab"a düçar olma ve "sapkınlığa yönelme" endişesinin idrakini sağlıyor Müslümanın yüreğinde...

Yani içimizde bir, güzel ile çirkinlik bilinci oluşmasını, birine doğru tutku ile yönelirken, diğerinden de şiddetle kaçınmayı hassasiyet haline getirmek...

Bir uçta sırat-ı müstakıym, diğer uçta ilahi gazaba düçar olmak ve sapkınlık...

Birine ulaşma, orada sabit kalma tutkusu, diğerinden uzaklaşma, oraya yönelmekten kaçınma duyarlılığı...

Ve sonunda bütün kalblerden kopan "Amin"ler... "Kabul et Ya Rabbi, işte kapındayım, huzurundayım."

Fatiha'da maiyyet bilincini besleyen bir muhteva var.

Yani tam da Namazın insanda inşa etmek istediği şuur hali... Kişilik terbiyesi...

Fatiha, günde 40 defa okunmak suretiyle, insanın Rabbi'yle ilişkisindeki mutlak muhtaçlık halini, bunun hemen akabinde doğacak olan kulluk ifadesi ve yardım talebiyle seslendirilen tevhid hassasiyetini, ardından dünya hayatının önemini idrakten yola çıkan bir hayat disiplini kaygısını, doğruluk bilincini, bunun lütfu ilahiye bağlılığına dair hassasiyeti, müstakıym bir yolda bulunmanın ilahi bir nimet olduğu bilincini, gazaba uğrama endişesini, dünyada sapkınlık diye bir gerçekliğin de bulunduğunu ve bundan kaçınmanın da hayat disiplinini gerektirdiğini,....

Bütün bunları idrak etmek amacını taşıyor Fatiha'yı günde 40 kere okumak...

Fatiha'yı idrak.... Dua ile yaşamak demek... Günde 40'larca Rabbin huzuruna dua ile çıkmak demek...

Rabbin kapısı açık demek...

Rahmeti yağıyor demek...

Yüreğini açabilene lütufları sonsuz demek...

Fatiha'yı günde kırk kere okumak, yeryüzündeki milyonlarca Müslümanla birlikte "Amin" diyerek gökleri dualarla doldurmak demek...

Rabbimiz Fatihalarımıza idrak lutfetsin, "Amin"lerimize şuur yüklesin, gönül yüklesin...

"Amin!!!" namaz dinin direğidir."

Ve...

"Fatihasız namaz olmaz."

Bu iki net hüküm, Peygamber (s.a.) sözü ile sabittir.

Dinin ikamesi için namaz şarttır, namazın ikamesi için de Fatiha...

Hazreti Mevlana der ki: "Beni Allah'a götürmeyen bir dini, bir inancı ben ateşe atar da yakarım."

Yani dinin insanı Allah'a götürecek kıvamda yaşanması lâzımdır. Mevlana herhalde şöyle düşünür: Allah'a götürmeyen dinin içi boşalmıştır, canlılığı kaybolmuştur. Varlığı ile yokluğu farksız hale gelmiştir.

Namaz, insanın hayatında Allah ile birliktelik idraki oluşturacak böyle bir din ikamesi için olmazsa olmazdır. Namazın arınma ile başlayıp, kıble duyarlılığı, niyet sağlamlığı, tekbirler, kıyamlar, kıraatler, secdeler, rükularla devam eden tüm şartları ve rükünleri böyle bir idraki temin yönünde belirlenmiştir.

Ve o rükünler içinde Fatiha, başlıbaşına bir idrak (kavrama, anlama, özümseme, kendine maletme) potasıdır. Eğer gerçekten bir idrak halinde kıraat edilebilir, okunabilirse...

Namazda tekbirler gibi, tesbihat gibi, tahiyyat gibi, selam gibi "okunan" kısımlar mevcuttur.

Ama namazın asıl okunan kısmı, yani asli ifadesiyle "kıraat"i Fatiha ve ona eklenen sure ve ayetlerden ibarettir.

Ama Fatiha temeldir.

Burada bir bilgi daha:

"Fatiha'nın bir diğer ismi Ümmü'ül Kur'an"dır. Yani Kur'an'ın anası, özü...

Kur'an'dan süt emmek isteyen bir İslam çocuğu, Fatiha'ya yüreğini dayayabilirse, neredeyse ruhunu Kur'an'dan beslemiş gibi olabilir.

İşte onun için günde 40 defa Fatiha ile buluşturulur Müslüman.

Günlük namazların farz ve sünnetlerinin her rek'atinde...

Peki neyi idrak eder, etmesi gerekir Müslümanın Fatiha'da?

Her daim besmele ile yani "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile ..." başlamak kaydıyla şunu:

"Hamd Allah'a mahsustur. O Alemlerin Rabbidir. O Rahman ve Rahimdir. O din gününün malikidir.

"Biz ancak O'na ibadet - kulluk ederiz. Ancak O'ndan yardım dileriz.

"(Ey Rabbimiz!) Bize müstakıym olan - doğru yolu göster. Yolumuzu Müstakıym olan yola çıkar, kendilerine nimet verdiğin insanların yoluna...

"Üzerlerine gazab edilmiş olanların değil, sapkınların değil."

Bu, gerçek idrak halinde insanın kendini Rabbine sunuşu, takdimidir. Bir iman bildirimidir. Bir duruştur. Hac ikliminden alarak söylemek gerekirse özünde "Lebbeyk - İşte huzuruna geldim Yarabbi, buyur Yarabbi" seslenişi bulunan bir arzdır.

"Allahüekber - Allah en yücedir" diye başlayan ve tüm varlığı dışarda bırakıp huzur-u ilahiye giren insan, Rabbin her tür noksan sıfatlardan uzak olduğunu seslendiren kısa bir tesbihattan sonra kendini okumaya başlar:

"Elhamdü lillah!!! Her türlü sena, övgü, yani hamd diye ne kastedilirse o Allah'a mahsustur. Hamd edilecekse O'na edilir.

Çünkü:

"O’dur alemlerin Rabbi. O'dur rahman, O'dur Rahim, O’dur, din günün maliki..."

Bizleri büyüleyen, boyutlarını kavramakta aciz kaldığımız bir alemler yekunu görüyorsak, beslenip büyütülüyorsak, rızık diye bir şey geliyorsa gökten yerden, semalar varsa, insan diye nitelenebilecek bir kişiliğimiz varsa ve saymak istesek sayamayacağımız şeylerle perverde isek onların hepsi O'nun lütfu keremi iledir.

Elmalılı Hamdi Efendi der ki Hak Dini Kur'an Dili'nde:

"Burada "âlemin - âlemler" kelimesi, Arapça'da şuurlu varlıklar gibi çoğul yapılmış. Yani âlemlere şuur yüklenmiş. İşte özlerinde bir bilinçle yaratılan âlemler söz konusu ve . "Rabb" bütün bu bilinç yüklü "Âlemlerin rabbi!"

İdrak şu:

-Sensin Rabbim, Senin, benim varlığımla, şu âlemlerin varlığı ile ilgili kudretini idrak ettim. Özümsedim, bilincimi onunla dokudum.

Sonra Rabbin "rahmaniyyet"ini, "rahimiyyet"ini idrak...

Bu, besmele ile Müslümanın hayatının her safhasına, Fatiha'dan da çok, giren bir idrak hali... Dünyada - ahirette, Zatına "rahmeti yazan", adeta "Farz kılan", "Rahmetinin gazabını geçtiğini" bizzat bildiren bir "Rabb" e yöneliyor, O'nun huzuruna duruyor Müslüman. Bir sığınış arzusu ile... "Sen Rahmansın, Sen Rahimsin, acımayı, merhameti dileyen benim. Bana dünyada - ukbada Rahmetinle muamele et Rabbim!" arzı söz konusu Fatiha'nın bu kelimelerinde...

Sonra "Din gününün maliki"ni idrak...

Din günü... Büyük muhasebe günü... Hayat defterlerinin tartıya sunulacağı gün... İnsanın hayattaki artılarının eksilerinin karşılığını alacağı gün...

Din günü... İnsanın "Allah nezdinde tek din olarak kabul edilen" İslam'la ilişkisinin kaç karat ettiğinin ortaya konacağı gün...

"Din gününün maliki"ni idrak.... Burada iki idrak boyutu var. Önce "Din günü"nü idrak, sonra da onun "Malik"ini...

Ne demiş olmalı insan:

"Ya Rabbi, Ey Âlemlerin Rabbi, ey Rahman ve Rahim olan Rabbim, ben öncelikle bir "Din günü" bulunduğunu biliyorum, buna bütün kalbimle inanıyorum. Bu dünya abes değil: boşuna yaratılmış olamaz. Bu dünya bu dünya ile sınırlı olamaz. Bir başka dünya var. Bütün sadık haberciler bildirmiş bunu, Sen'den getirdikleri bilgi ile. Oraya doğru gidiyor gidenler. Ben de gideceğim oraya. Bu dünyada yazdığım hayat defterim açılacak gün ortasına, yaptığım her şeyin hesabını vereceğim. Hiçbir şey karşılıksız kalmayacak. Kalamaz. "Bende bir hakkı olan varsa işte sırtım, gelsin vursun" diyen bir Kutlu haberci var önümde, ona bakıp nasıl endişe etmem, nasıl kendimi derleyip toplamam... Biliyorum Rabbim, içimde depreşiyor bu bilgi, havf ve reca burçları arasında gidip geliyor... "Bir din günü var, bir din günü var" idraki, içimde çağlayıp duruyor.

Ve...

"O günün sahibi Sen'sin Rabbim."

Sahiplik her neyi anlatıyorsa, gerçek anlamda orada ortaya çıkar ve o, Sen'den başkasına gerçek anlamda yakışmaz. Melik Sensin, Malik Sensin! Mülk Senin Rabbim, ve orası, bu hükmün artık herkes tarafından idrak edileceği bir yer.

"Ve' l-emru yevmeizin lillah - O gün hüküm Allah’ındır" bilgisini nasıl unuturum. O gün bey - paşa yok, o gün kral - hükümdar yok, o gün Karun yok, Şeddat yok, o günün bir tek hakimi, maliki var, o da "zü'l - celali ve'l - ikram" olan Sen'sin!

Orada, bu dünyada bir şeylere "mâlik" olduğunu sananlar da gerçek malikiyyetin ne olduğunu anlayacak ve "Ya Rabbi" diye Senin huzurunda lütuf kırıntılarına kavuşmaya çalışacaklar... "Affet ya Rabbi, lutfet Ya Rabbi! Cennetin bir köşeciğinde bir küçük sığınmalık ver ya Rabbi!" nidalarıyla...

Fatiha'nın ilk ayetleri ile bu idraki kazandıktan sonra bir adım daha atmalı insan.

"Hamdini idrak ettim, kudretini idrak ettim, rahmaniyyetini, rahimiyyetini idrak ettim, bir ahiret bilinci yüklendim, orada senin malikiyyetini, yani oraya gitmekten başka çıkar yol yoksa - ki yok - orada Senin hoşnutluğunu kazanmanın da tek çıkar yol olduğunu idrak ettim...

İşte şimdi bir idrak halinde daha Senin huzurundayım:

"Ben ve biz, tüm varlığımızla başkasına değil, ancak Sana kulluk ederiz.... Kulluk, ibadet ancak Sana yapılır. İbadete lâyık olan Sensin.

"Ben ve biz, tüm varlığımızla ancak Senden yardım dileriz. Biz zayıf varlıklarız. Lütfa muhtacız her zaman... Ve bütün lütufların kaynağı Sensin. Senden başka kime el açılır ki. Kimden bir şey istenir ki, herkese veren Sen değil misin!

Ve bir idrak adımı daha:

Lütufların en yücesi "Hidayet"tir. Hidayetinle elimden tut, bana "Sırat-ı Müstakim"i göster.

Bu dünyada yollar çok... Eğriler var, doğrular var. "Hadi" sıfatınla Rabbim, şaşkınlığa düşmemizi önle, doğru yol, Senin yolundur. Senin çizdiğin, senin elçilerinle bildirdiğin, elçilerini yürüttüğün yoldur. Sevgili Muhammedinin yoludur. O yolla buluştur bizi. İçimizde bir "Sırat-ı Müstakım" bilinci oluşsun. Bir yol haritası oluşsun içimizde. Ve o yolda durabilmenin bir hidayet-i ilahi lütfu olduğu bilinci oluşsun. Yollarında yürüt bizi Rabbim! Yarın "Sırat"ı kazasız - belasız geçecek bir Sırat-ı Müstakim olsun dünyadaki yolumuz. Burada güzel yürüt ki, orada ayaklarımız titremesin. Burada yol kaygısı ver içimize... Hayat kaygısı ver. Müstakim olma kaygısı ver. Eğrilikten kaçınma, sakınma kaygısı ver.

"Öyle kulların var senin, kendilerine bu güzelliği nimet olarak verdiğin kulların var... Tıpkı onlar gibi..."

"Habibullah" diyerek tebcil ettiğin, "halilullah" diyerek tebcil ettiğin, "veliyyullah" diyerek tebcil ettiğin kulların... Güzel yollarda yürüyüp, Sana varanlar... Vuslat coşkusuyla yürüyenler, koşanlar... "Yoluna kurban olduğum..." diye coşanlar... Onların yanında yürümeyi nasip et, onların ellerinden tutarak yürümeyi, onların izine basarak yürümeyi, onlardan kopmamayı nasib et bizlere...

Bir de...

Koru bizleri...

"Üzerlerine gazap çökmüş olanların yanında durmaktan...

"Sapkınlardan..."

Onlar gibi yapma bizleri...

Bu da "ilahi gazab"a düçar olma ve "sapkınlığa yönelme" endişesinin idrakini sağlıyor Müslümanın yüreğinde...

Yani içimizde bir, güzel ile çirkinlik bilinci oluşmasını, birine doğru tutku ile yönelirken, diğerinden de şiddetle kaçınmayı hassasiyet haline getirmek...

Bir uçta sırat-ı müstakıym, diğer uçta ilahi gazaba düçar olmak ve sapkınlık...

Birine ulaşma, orada sabit kalma tutkusu, diğerinden uzaklaşma, oraya yönelmekten kaçınma duyarlılığı...

Ve sonunda bütün kalblerden kopan "Amin"ler... "Kabul et Ya Rabbi, işte kapındayım, huzurundayım."

Fatiha'da maiyyet bilincini besleyen bir muhteva var.

Yani tam da Namazın insanda inşa etmek istediği şuur hali... Kişilik terbiyesi...

Fatiha, günde 40 defa okunmak suretiyle, insanın Rabbi'yle ilişkisindeki mutlak muhtaçlık halini, bunun hemen akabinde doğacak olan kulluk ifadesi ve yardım talebiyle seslendirilen tevhid hassasiyetini, ardından dünya hayatının önemini idrakten yola çıkan bir hayat disiplini kaygısını, doğruluk bilincini, bunun lütfu ilahiye bağlılığına dair hassasiyeti, müstakıym bir yolda bulunmanın ilahi bir nimet olduğu bilincini, gazaba uğrama endişesini, dünyada sapkınlık diye bir gerçekliğin de bulunduğunu ve bundan kaçınmanın da hayat disiplinini gerektirdiğini,....

Bütün bunları idrak etmek amacını taşıyor Fatiha'yı günde 40 kere okumak...

Fatiha'yı idrak.... Dua ile yaşamak demek... Günde 40'larca Rabbin huzuruna dua ile çıkmak demek...

Rabbin kapısı açık demek...

Rahmeti yağıyor demek...

Yüreğini açabilene lütufları sonsuz demek...

Fatiha'yı günde kırk kere okumak, yeryüzündeki milyonlarca Müslümanla birlikte "Amin" diyerek gökleri dualarla doldurmak demek...

Rabbimiz Fatihalarımıza idrak lutfetsin, "Amin"lerimize şuur yüklesin, gönül yüklesin...

"Amin

Ahmet Taşgetiren

       
  Bilgi

Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.




Haftanın Sohbeti

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Sohbetleri

[SOHBET DİNLE] Mahmut Zengin : "Allah Seni Bekliyor - Tevbeden Dönme! - Tövbe ve Gözyaşı"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Görüntülü Sohbet

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
Sohbeti izlemek için tıklayınız.
Tefsir Dersleri

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Fıkıh Dersleri

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Dersleri

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Radyo Sohbetleri

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
Sohbetleri dinlemek için tıklayınız.
Mesnevi Sohbetleri

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Haftanın Konusu

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
Okumak için tıklayınız.
Tasavvuf Dershanesi

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
Okumak için tıklayınız.
Anket

Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz?

Değişiklik iyidir.
Böyle kalsın.
Bir ay deneyebiliriz

Facebook Sayfamız
Dervişin Fikri

Sayfanızı Da Tanıtın
Dervişin Fikri ile ilgili en güncel haberleri almak ve orjinal videoları seyretmek için açılan sayfada BEĞEN butonuna basınız
Sayfaya gitmek için tıklayınız.
Diline Sahib Çık!



Duyurular

Sayın Editör,Yazar ve Üyelerimiz.Makaleleriniz için seçtiğiniz resimleri önce bilgisayarınıza kayıt edip,sonra yükleyiniz.Diğer sitelerden alıntı resimler bir müddet sonra silinmekte veya değişmektedir.

Dervişin Fikri İslami Portalı'nda Yazılarınızı veya Alıntılarınızı Yayınlamak İçin Üye Kontrol Panelindeki Konu Ekle Linkine Tıklayarak Yazılarınızı Bize Gönderebilirsiniz.

Namaz Vakitleri
Hoş Sadâ

Sami Sultanımız-Özel
Dervişane Musıki
Ayet-i Kerime
Hadis-i Şerif
Dua
Son Dakika Haberleri
  
Ana Sayfa  |  İletişim  | Üye Ol  | 
Copyright © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Çeviri By © 2009 zIRyuMRuL
GenelVideolar Hit Statistics
İslami Sitelerin Bulusma NoktasıiSLami Toplist, islami Siteler, ToplistislamiHit.comdomain