Ana Sayfa  |  İletişim  |  RSS 2.0
Kullanıcı Paneli
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Kayıt Ol | Şifremi Unuttum?
Arama :
     
Ana Sayfa

Ana Menü

Sohbetler Menu

İslâmî İlimler Menu

Kısa Mesaj - Üyeler İçin
Misafirlerimiz
Sitedekiler
Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 2
Sail Dervis tıfıl

Arama Motorları: 2
GooglebotBaidu Spider

Ziyaretçi: 13
Toplam: 17

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Ali Turgut arafa_kg
arbekbey can ali
cihan talebesi Darussefa
Eliff hadika
Kaplumbaga KARTAL1903
kethuda Mesken-i Ravza
mhmmdrmz sır-a yolculuk
talebe Uhud
varta Yabani bahçenin sahte çiçeği
Züveyra şükrü kengil

Bedavacı Team
Son Yorumlar
Yazar: Darussefa, Konu:
İmdâd Kıl
Yazar: Eliff, Konu:
Adam olmak ..
Yazar: Eliff, Konu:
Merhaba
En Çok Okunanlar
» Güya:( .....sükun.....
» 5. Yıldönümü Fotoğraf Y ...
» Hafif bir rüzgar esiyor
» Aşkın Acep Halleri Var. ...
» Derviş olmak; devrilmiş ...
» Hadi Bakalım Buda Bizde ...
» Dervişin Fikri 5 Yaşınd ...
» Acemaşiran Ney Taksimi
» 5. Yılımıza Yenilikler ...
» Şerîat - Tarîkat - Hakî ...
En Son Eklenenler
» ... Gece ve Aşk ...
» Üç Aylar Takvimi
» Son Nefesin Garantisi Y ...
» Hizmet Eden İnsanların ...
» İmdâd Kıl
» Güle Bahçivan Gerek!
» "ÜÇ AYLAR" Geliyor! H ...
» Arşiv Belgelerinde Hac ...
» Ölüm yok mu satın alsam ...
» Veysel karani ilahi Ara ...
Rasgele Konular
» Züleyha Olabilmek
» Sen Böyle Değildin...Ey ...
» Sevdim Seni..
» İkliminde ihya olmaya g ...
» Uğramayacaktı!!
» Padişahlara Taç Olan Al ...
» samimiyet
» Kardeşlik satırlarda tu ...
» Allahım!
» Giyimde Haya ve Takva Ç ...
Radyo
Reklam
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Ruhuna El-Fatiha
Büyük Hak Dostu
Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin
Vefatı-16 Ekim 1628
 

Gerçek Müslümanın Farkı
Paylaş
  Kategori: Haftanın Konusu
  Yorumlar (0)

Gerçek Müslümanın Farkı

Bir insanın sahip olabileceği en büyük nimet Müslüman olmaktır. Müslüman olmak dünya-ahiret saadetine nail olmak demektir. Müslüman olmayan kişi her ne kadar dünyada müreffeh yaşasa da ebedi saadetten mahrum, ebedi felakete mahkûm olduğu için bedbahttır.

Müslüman ile Müslüman olmayan arasında dini ölçülere göre siyah-beyaz kadar zıtlık vardır. Allah müslümanı sever, günahını bağışlar, ona rahmetiyle tecelli eder, ebedi cennetiyle mükâfatlandırır. Kâfir ise tam bunun aksinedir. Peki, iki insanı bu derece farklı kılan nedir? Hâlbuki ikisini de Allah yaratmıştır. Şekilleri aynıdır. Aynı havayı solurlar, aynı gıdaları yerler. Mümin-kâfir arasındaki fark sadece birinin Abdullah, ötekini George ismini taşımasından mı kaynaklanıyor? Birinin domuz eti yemesi, ötekinin yememesi, birinin içki içip ötekinin içmemesi böyle bir farka sebep olabilir mi?


Bir insanın, mahiyetini tam kavrayıp içine sindirmediği ve hayat tarzı haline getirmediği birkaç kelimeyi telaffuz etmekle yani kuru kuruya kelime-i şahadeti söylemekle böyle bir imtiyaz elde etmesi makul ve mümkün müdür? Sadece yemeğin adını söylemek açlığı gidermediği, sadece suyu telaffuz etmek harareti söndürmediği, ateşten bahsetmek üşümeyi gidermediği gibi sözde Müslümanlık da gerçek Müslümanlığın faydalarını sağlayamaz. Müslümanlık Allah’ın insana en büyük armağanıdır. Müslüman bir ülkede Müslüman bir ana babadan doğmak ilahi bir kredidir fakat bilgi düşünce ve davranışlarla korunup geliştirilmeyen, hayat tarzı haline getirilmeyen bu kredinin devam etmesi mümkün değildir. Merhum Mevdudi’nin dediği gibi, müslümanım diyen bir kimse bir kâfir kadar İslam’dan habersizse, Allah’a itaati yoksa, hayatı bütünüyle isyan içinde geçiyorsa sadece ismin değişik olmasıyla kâfirden üstün sayılabilir mi? Hiç kimse sadece isminden dolayı kâfir ya da Müslüman olmaz. Fark sadece sarık sarmak veya kravat takmakla ilgili değildir. Sadece altı yedi kelime söylemekle ne kâfir Müslüman olur ne de cehennem yerine cennete gidilir. Müslüman İslam’ın sınırlarından çıkmadığı sürece müslümandır. Kelime-i şehadet Allah ile en sağlam ve en ciddi sözleşmedir. Aptallıkların en büyüğü Allah ile sahte sözleşme imzalamaktır. Münafıkların yaptıkları da budur. “Onlar Allah’ı ve müminleri aldatmaya kalkarlar. Hâlbuki kendilerinden başkasını aldatmazlar ama bunu bilmezler” (Bakara, 9)

İslam teslimiyet ve itaat, küfür ise ret ve isyan anlamına gelir. Müslüman Yaratıcıyı tanır, Onun emir ve yasaklarını dikkate alarak yaşar, böylece Rabbi katında değer kazanır. Kâfir ise Yaratanını tanımadığı, Onun emir ve yasaklarını yok sayarak yaşadığı için Allah katındaki değerini düşürür. Böylece mümin “Ahsen-i takvimi” , kâfir ise “esfel-i safilini” temsil eder.

Hayatta bir meslek sahibi olmak için yıllarca emek ve paralar harcanır. Doktor olmak, mühendis olmak, öğretmen olmak, çırak, kalfa ve usta olmak için nice gayretler sarf edilir. Mücerret doktor oldum, mühendis oldum, öğretmen oldum, usta oldum demekle bu mesleklere sahip olunmuyorsa, sadece Müslüman oldum demekle de gerçek Müslüman olunmaz. Sadece iki cümle söylemekle cennete girilmez. “İnsanlar sadece iman ettik demekle bırakılacaklarını ve kendilerinin imtihandan geçirilmeyeceklerini mi sandılar?” (Ankebut, 2) “Yoksa siz, Allah içinizden cihat eden ve direnenleri ortaya çıkarmadan kolayca cennete gireceğinizi mi sandınız? (Âl-i İmrân, 142) Kelime-i tevhid kalbin derinliklerine inmiyorsa, düşünceleri, ahlakı, davranışları etkilemiyorsa sadece dil ile söylenmesi çok şey ifade etmez. Allah’ın birliğine, Hz. Muhammed’in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna inanmak bir sorumluluk yüklenmektir. Bu, Allah’ın mutlak otoritesini kabul etmek, Hz. Peygamberin açıkladığı ve uyguladığı gibi ilahi buyrukları kabullenip uygulamaya geçmektir. Kelime-i tevhidi söyleyen bir insan Allah’tan başka mabut tanımaz, önce Ona itaat eder, sadece Onun huzurunda rükû ve secdeye varır.

Müslüman olmak yeni bir kimlik kazanmaktır. Kelime-i şehadeti söylemek İslam hududunda gösterilen bir pasaport mesabesindedir. O huduttan içeriye girince o ülkenin kurallarına uymak, yasaklarını çiğnememek gerekir. Aksi halde hudut dışı ederler.

Şehadet, İslam’a giriş beyanıdır, bir bakıma Müslüman olmaya başlamaktır. Bu kişi kendini vahyin inşasına teslim etmiş demektir. Zaman içinde kademe kademe olgunlaşacak ve insan-ı kâmil olma yolunda mesafe kat edecektir. Kuran-ı Kerim peyderpey nazil olup neticede din kemale erdiği gibi, insan da İslam içinde imanı içine sindire sindire İslam’ı amellerine yansıta yansıta olgunlaşır.

İmanın da inkârın da dereceleri vardır. Cennet ve cehennemin kat kat olması da bunu göstermektedir. Hz. Ebu Bekir’in imanıyla herhangi bir Müslümanın imanı, Ebu Leheb’in inkârı ile herhangi sıradan bir kâfirin inkârı aynı seviyede değildir. Herkes iman ve amelinin, inkâr ve isyanının derecesine göre muamele görür.

Gerçek anlamda mümin olmaya veya olmamaya dair Hz. Peygamberden pek çok hadis-i şerifler varit olmuştur. Bunlardan çarpıcı birkaç örnek sunalım:

“Sizden biriniz kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe gerçek mümin olamaz.” (Buhari, K. İman, 7) “Kudretiyle yaşadığım Allah’a andolsun ki; sizden biriniz ben kendisine anasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevimli gelmedikçe gerçek mümin olamaz.” (Buhari, K. İman,8) “Müminlerin iman yönünden en mükemmeli, ahlakı en güzel olan ve ailesine en nazik davranandır.” (Tirmizi, Hadis no: 2612) “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçek mümin olamazsınız.” (Müslim, İman,94) “Kendisine güvenilmeyen kişinin imanı yoktur.” (Ahmed b. Hanbel, III, 135)

Ömer b. Abdilaziz, Adıyy b. Adıyy’e yazdığı mektupta şunları söyledi: “İmanla ilgili birtakım farzlar, ölçüler, sınırlar ve edepler vardır. Kim bunları tam yaparsa imanı kemale erdirmiş olur. Kim de eksik yaparsa imanı tamamlamamış olur.” (Buhari, K. İman, 1)

Genel manada iman, dil ile ikrar, kalp ile tasdik ve amelle teyit edilen bir olgudur. Biz burada taklidi iman, tahkiki iman, icmali iman, tafsili iman, iman amelden cüz müdür, değil midir? gibi kelami konulara girmek istemiyoruz. Zaten Muhammed İkbal’in dediği gibi kelime-i tevhid bir ilm-i kelam konusu olmaktan önce bir aksiyon ve inkılâp parolasıdır. Netice itibarıyla iman belirtilen iman esaslarını kavli ve fiili olarak benimsemek, hayata yansıtmaktır. İman bir zevk ve hayat tarzı haline gelirse meyve verir. Mümin, kâfirden farklı kılmayan sözde bir iman neye yarar? Bir ilaç faydalıysa alınır.

Müslümanların uzun zamandır yaşadıkları zillet, özde, Müslüman olmamalarından kaynaklanmaktadır. Cenab-ı Hak Müslümanların dünyada örnek, önder, en hayırlı ve en üstün olduklarını belirtmiştir. “Böylece sizi insanlara şahit olmanız, peygamberin de size şahit olması için dengeli bir ümmet yaptık.” (Bakara,143) “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz, iyiliği emredip, kötülükten menedersiniz.” (Âl-i İmran, 110) “Gevşeyip üzülmeyin, eğer inanıyorsanız mutlaka siz üstün geleceksiniz” (Âl-i İmran, 139).

Peki, biz bugün Kuran-ı Kerim ve hadislerde belirtilen vasıfları tam taşıyor muyuz? Hem Müslüman hem köle, hem Müslüman hem cahil, hem Müslüman hem de ahlaksız, sahtekâr, yalancı, tembel olmak mümkün müdür? Hz. Peygamber: “Cimrilikle iman, hasetle iman, kibirle iman bir kalpte bulunmaz” buyurmuşken bu ve benzeri hastalıklarla malul olan Müslümanlar neden kendilerini gözden geçirmezler, neden manevi bir check-up yaptırma ihtiyacı duymazlar? Yaşadıkları maddi ve manevi felaketlerin sebeplerini neden araştırmazlar? İsme ve resme dayalı Müslümanlığın bir fayda sağlamadığını neden görmezler? Hayâ imandan olduğu halde mevcut hallerinden neden utanmazlar? Hz. Peygamber: “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” buyurmuşken muazzam servet sahibi Müslümanlar yoksul Müslümanların açlık ve çaresizliği karşısında sanki onlarla alay eder gibi nasıl lüks ve israf içinde yüzerler? İstenen işi yapmayıp efendisi önünde el pençe divan duran ve durmadan sadece efendisinin adını zikredip onu metheden hizmetçiye ne denir? Herhalde dürüst, çalışkan ve ücreti hak eden bir hizmetçi denmez. Peki, sabahtan akşama kadar Kuran okuyup tesbih çeken, namaz kılan fakat Kuran’ın ruhundan habersiz, insanı kötülüklerden meneden namazın ve orucun faydasından nasipsiz bir insana “ ne iyi Müslüman” denebilir mi?

Müslümanların bugünkü hal-i pür melalini gören pek çok âlim ve mütefekkirlerimiz ciddi bir uyanış ve yeniden yapılanma için yazdıkları kitaplara çarpıcı isimler koymuşlar. Muhammed Kutub, “Biz Müslüman mıyız?”, Hasan el-Nedvi, “Yeniden İslam’a” Mevdudi, “Gelin Müslüman Olalım” isimli eserleriyle mevcut durumumuzu sorgulamışlardır. Bizler de onların çağrı ve sorgulamalarına duyarsız kalmamalıyız.

“İmanınızı yenileyin” diyen Hz. Peygambere, “Ey iman edenler! Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği kitaplara iman edin.” (Nisa, 136) buyuran Mevla’ya kulak verelim ve işe yaramayan sözde Müslümanlıktan, hayat ve diriliş olan özde Müslümanlık için seferber olalım. Mümini kâfirden ayıran ve ona ebedi saadeti kazandıran iman bu imandır.


Ali Rıza Temel

       
  Bilgi

Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.




Haftanın Sohbeti

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Sohbetleri

[SOHBET DİNLE] Mahmut Zengin : "Allah Seni Bekliyor - Tevbeden Dönme! - Tövbe ve Gözyaşı"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Görüntülü Sohbet

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
Sohbeti izlemek için tıklayınız.
Tefsir Dersleri

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Fıkıh Dersleri

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Dersleri

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Radyo Sohbetleri

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
Sohbetleri dinlemek için tıklayınız.
Mesnevi Sohbetleri

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Haftanın Konusu

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
Okumak için tıklayınız.
Tasavvuf Dershanesi

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
Okumak için tıklayınız.
Anket

Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz?

Değişiklik iyidir.
Böyle kalsın.
Bir ay deneyebiliriz

Facebook Sayfamız
Dervişin Fikri

Sayfanızı Da Tanıtın
Dervişin Fikri ile ilgili en güncel haberleri almak ve orjinal videoları seyretmek için açılan sayfada BEĞEN butonuna basınız
Sayfaya gitmek için tıklayınız.
Diline Sahib Çık!



Duyurular

Sayın Editör,Yazar ve Üyelerimiz.Makaleleriniz için seçtiğiniz resimleri önce bilgisayarınıza kayıt edip,sonra yükleyiniz.Diğer sitelerden alıntı resimler bir müddet sonra silinmekte veya değişmektedir.

Dervişin Fikri İslami Portalı'nda Yazılarınızı veya Alıntılarınızı Yayınlamak İçin Üye Kontrol Panelindeki Konu Ekle Linkine Tıklayarak Yazılarınızı Bize Gönderebilirsiniz.

Namaz Vakitleri
Hoş Sadâ

Sami Sultanımız-Özel
Dervişane Musıki
Ayet-i Kerime
Hadis-i Şerif
Dua
Son Dakika Haberleri
  
Ana Sayfa  |  İletişim  | Üye Ol  | 
Copyright © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Çeviri By © 2009 zIRyuMRuL
GenelVideolar Hit Statistics
İslami Sitelerin Bulusma NoktasıiSLami Toplist, islami Siteler, ToplistislamiHit.comdomain