 |
| Kayıt Tarihi: --
|
| Grub : Ziyaretçi
|
| Konu Sayısı: 0
|
| Yarum: 0
|
| MSN: --
|
|
Biz ne dersek diyelim anlattıklarımız ancak karşı tarafın anladığı kadardır,ulaşabildiğimiz yer ise asıl ulaşmaya çalıştığımız nokta olmaz çoğu zaman.Amacımızı sorgularız!Beklentilerimizi...Doğrularımızı irdeleriz,daha sonra da neyin kime göre doğru addedildiğini...Başımızı ellerimizin arasına alır dalıp gideriz uzaklara... Birden farkederiz ki hayat sınavlardaki gibi çözümsel değil,bir formülü yok öyle elle tutulur,gözle görülür.Zira o oldukça acımasızdır bizlere karşı;toyluk zamanlarımızı,hatalarımızı fazlasıyla ödetir!Yanlışlarımız ödül bulmaz dizilerdeki gibi.Ektiğimiz ne olursa olsun,öderiz o ya da bu şekilde.Dört yanlış değildir bir doğruyu götüren;hatta beklentilerin tam tersine bazen bir yanlış dört doğruyu bile götürür... Götürür götürmesine de yanlışın nerede,nasıl ve niçin yapıldığı anlaşılmaz bile tarafımızdan çoğu kez...Yitip gidene,kaybedilene bakakalırız ağzımız bir karış açık.Hatta yüzsüzce haksızlık koyarız bunun adını.Yaptığımız yanlışın arkasında durabilecek,ondan ders çıkarabilecek kadar bile insan olamayız.Sevdalarda da bu böyledir.O çok sevdiğimiz kişiyi,üstüne delicesine titrediğimiz sevdaları öyle tüketir,öyle yıpratırız ki...Zamanla karşı tarafın duygularını,düşüncelerini,özlemlerini görmezden geliriz bencilce...Her şey bizim istediğimiz zamanda,istediğimiz şekillerde,ayarladığımız koşullarda gerçekleşsin isteriz.İsreriz ki karşı taraf bize hiç ters düşmesin.ne söylesek,ne dilersek koşulsuz kabul etsin.Bizden önce hiç yaşamamız sayarız onu ve bizden ayrı hayatı da olmasın isteriz.Aşık olduğumuz,sevdaya tutulduğumuz kişiyi bir başkasına dönüştürmek için çabalar dururuz bilinçsizce...sanki amaç kimsenin onu bizim sevdiğimiz kadar sevmemesi,bizim gördüğümüz gözle görmemesiymiş gibi... Deli divaneyken Mecnun misali,bir süre sonra anlam verilmez bir şekilde yetmez olur kan verenimiz...Hiç doymayan aç kurtlar gibi hala bizim olmayanlara takılır gözümüz.Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olacağımızın farkına varamayız bir türlü.Hataların zincir halinde oluşmaya başladığı nokta budur işte... Telafi konusunda da o kadar beceriksizizdir ki,yanlışmarımıza yenilerini ekleyiveririz.Sevda geçirmez yaptığımız kalbimiz adapte olamaz ödün vermeye,yumuşamaz bir türlü.İçinden bir ses "peşinden deli gibi koş,gitmesine izin verme"dese de zor gelir çaba harcamak.Konumumuz olur bahane,eş dost ya da onurumuzu yücelttiğimiz... Sanırız ki bir kuru özür yetecek tüm kırgınlıklara...Sanırız ki kopan bir ipa sıkı bbir düğüm attğımızda tüm halatın en sağlam yeri o düğüm olacak ilerde..Hiç hesaba katmayız ne kadar sıkı görünse de elimize aldığımızda canımızı acıtan tek noktanın bize sağlam görünen düğüm olacağını..Nedense hayatı sonsuz,fırsatları sayısız zannederiz.Heba etmeyi göze alırız sevgimizle birlikte,sevdiğimizi de... Hayatın karmaşasında bizi ayakta tutabilecek tek gerçeğin "sevgi"olduğunun hala kavranılmaması inanılır gibi değildir.O kadar yabancılaşmışızki samimiyete,dürüstlüğe,O kadar yabancılaşmışız ki fark etmeden kendimize bile...Hiçbir şeyin karşılıksız verilmemesini tasvip eder olmuşuz,ne acı..sevgimizi sevdiğimize göstermekten.Hüzünlerimizi,acılarımızı b,ile doya doya yaşayamıyoruz,üstünü çikolatayla kaplamış,yok saymışız onları,Polyannacılık oynuyoruz...Hayal ürünü kahramanlarla var olmayan sevdalar yaşıyoruz aslında...Aldatmacalar,yalanlarla örülü zamanlara tutsak ediyoruz yüreğimizi.Ama herkesten çok kendimiz kandırıyoruz biz.İçimizi ısıtacak aşklardan kaçırıyoruz ruhumuzu! Duvar örmüşüz üzarimize;geçit vermiyoruz bizi insana çevirebilecek güzellikteki hislere...Zırhımızı kuşanmış,kabuğumuzu çoğalttıkça kendimizi daha da güçlü sanmışız.Olamıyoruz çıkarsız,net,arı...Sevmeyi zayıflık sayıyoruz besbelli....Haşmetli ve haşyetli dağlar yükseltmişiz yüreklerimize kimsenin tırmanmaya cesaret edemeyeceği.İzin vermemişiz hiç,zirveyi hedefleyenlere.Dinmeyen fırtınalar yaratmış,kah boran,kah çığ olmuşuz hayallerine...Ulaşılmaz sanmışız kendimizi,aslında kendimize ulaşamazken...Buzullar kaplamış yüreklerimizi,eteklerinde ise ot bitmez.Yapayalnız kalmışız doruklarda.Zaman geçtikçe kapatmışız kendimizi güneşe bile.Kainatı kaplayacak düşlerimizdeki yüreklerimizde,sevgi tohumları yeşermez olmuş.Baş başa kalmışız soğukla yalnızlıkla.... Kim bilir artık kendimiz sandığımız kişi kendimiz bile değiliz............Ellerim buz kesti tir tir titriyor. |