Günümüzde organ nakli alternatifsiz bir tedavi yöntemi olması yanında, organı veren ve alan iki tarafın da insan olması ve insanın organı üzerinde bir tasarrufta bulunulması yüzünden konu din, hukuk ve ahlâkı ilgilendirmektedir.
XVI. yüzyılda başlayan oto-organ nakli giderek geliştirilmiş, XIX. yüzyılda insandan insana doku ve organ nakline başlanmış, önceleri deri, damar, kas nakli yapılabilirken, kalp, karaciğer, böbrek ve kemik iliği, kornea gibi hayatî organların nakli aşamasına geçilmiştir.
Ehl-i sünnet bilginlerinin ve kelâmcıların çoğunluğu, âhirette haşrin ruh ve bedenle birlikte olacağı görüşündedir.( bk. Tâhâ, 20/55; Hac, 22/5, 7; Nûr, 24/20; Yâsîn, 36/78, 79; Kıyâme, 75/3, 4) Burada, nakledilen organın hangi bedende yer alacağı sorusu akla gelirse de, her gün insandan kopan, ayrılan sayısız hücre ve dokular dikkate alınır, öldükten sonra organların toprakta çürümesi, yanıp kül olması, hayvanlar tarafından parçalanıp yenilmesi düşünülürse böyle bir sorunun anlamı kalmaz. Nitekim Allahü Teâlâ’nın ibret için öldürüp, yüz yıl sonra dirilttiği Uzeyr (a.s)’ın ve arkasından eşeğinin parçalarının bir araya gelerek canlanması, yeniden dirilme konusunda bize fikir vermektedir. (Bakara, 2/259. krş. Kitab-ı Mukaddes, Hezekiel, bab: 37, 1-14)
Akıllı ve ergen müslüman bir erkekle müslüman veya ehl-i kitap bir kadının evlenmesinde iki şahidin hazır bulunması, icap ile kabulün o anda akdi meydana getirecek siyga ile ifade edilmesi akdin sıhhati için yeterlidir. Kur’an’da, evlilikte kadını doğrudan muhatap alan ve veliden söz etmeyen âyetler vardır.( Bakara, 2/230; Ahzâb, 33/50) Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Dul kadın hakkında velinin yapabileceği bir iş yoktur.”( Ebû Dâvûd, Nikâh, 25; A. İbn Hanbel, I, 334) “Bekâr kadın, kendisi hakkında velisinden daha fazla hak sahibidir.”( Ebû Dâvûd, Nikâh, 25. Hadislerin kritiği için bk. Ebû Dâvûd, Çağrı baskısı, II, 577-579) Bu delilleri dikkate alan Hanefîler, evlilikte velinin onayını, nikâhın bir rüknü veya şartı değil, sünnet veya müstehap olarak değerlendirmişlerdir.
Bölüm: Aile Hayatı Müslüman erkek veya kadının örtülmesi gereken yerler âyet ve hadislerle belirlenmiştir. Bu dışarıda erkeğin göbekle diz kapağı arası, kadının ise el, ayak ve yüz dışındaki bütün vücudunun örtülmesi şeklinde olur. Allah Rasûlü belli bir elbise modeli üzerinde durmamıştır. Gerek Hz. Peygamber ve gerek dört halife döneminde çeşitli giyim kuşamı olan topluluklar İslâm’a girmiş fakat bunlara modeli belirli standart giysi tipi öngörülmemiştir. Yalnız şu dört çeşit elbise bunun dışında tutulmuştur:
a) Küfür ehli için sembol niteliği taşıyan giysi. Hz. Peygamber, bir gün İbn Amr’ın üzerinde usfur ile boyalı giysi görmüş ve bunun ehl-i küfre ait olduğunu bildirerek giyilmemesini, hatta yakılmasını emretmiştir. Bazı bilginler bu yasağı haramlığa bazısı ise kerahete hamletmiştir.( Ali Nasif, Gâyetü’l-Me’mûl, Mısır, 1381, s. 156) Günümüzde müslüman bir din bilgininin papaz kıyafeti ile dolaşması veya tişörtün ön veya arkasında büyük bir haç şeklinin bulunması buna örnek verilebilir.
Sual:Bir baba hayatta iken, çocuklarından birisine sermaye vererek bir market açmasını sağlamıştır. Baba ölünce mirasçılar bu market üzerinde hak iddia edebilirler mi?
Cevap:Babanın oğluna tasarrufta bulunmak üzere verdiği bu sermaye, tasarruf sonucunda artmışsa, artan bu malın aslı (anapara) hibe yoluyla verilmişse, ana para ve artan bölümü (ribh) ona ait olur. Eğer ticaret yapmak üzere verilmişse bütün mirasçılar o maldan hak alabilirler. Çünkü artan mal, babanın malından artmış bulunur.( Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuki İslâmiyye ve İstilâhâtı Fıkhıyye Kâmusu, IV, 274)
Sual:On yıl evlilikten sonra boşanan eşlerin birisi üç yaşında erkek, diğeri dört yaşında kız çocukları vardır. Bu çocuklar hangi eşe verilmeli ve bakım sorumluluğu kime ait olmalıdır?
Cevap:Bir erkek evlenince hanımının ve küçük çocuklarının nafaka sorumluluğunu üstlenmiş olur. Boşandıktan sonra iddet süresince (üç hayız ve temizlenme süresi) de kocanın nafaka yükümlülüğü devam eder (bk. “Nafaka” konusu)
Çocukların bakım ve eğitim masrafları ise erkek çocuğunda bir meslek ve gelir sahibi oluncaya, kız çocuğunda ise evleninceye kadar babaya aittir. Ancak küçük çocukların nafaka sorumluluğunun babalarının üzerinde olması, boşandıktan sonra çocukların ona verilmesini gerektirmez. Bu yüzden ayrılan eşlerin küçük çocuklarını hangi eşe verileceği konusu İslâm’da “hıdâne” esaslarına göre çözümlenir.
*Bölüm= Helaller ve Haramlar Bir kadının, yolculukta, toplantıda, park ve bahçelerde kendine nikah düşen bir erkeğin yanında oturması haram mıdır? Cevap: Bir kadının, erkeğin oturduğu koltuğun yanındaki boş koltuğa oturması haram olmadığı gibi, erkeğin de kadının oturduğu koltuğun yanındaki boş koltuğa oturması haram değildir.
Ancak, "Yabancı bir erkeğin yanında oturmayacağım, çünkü yolculukta belki uyurum da yanımdaki yolcuya yaslanarak uyumuş olurum, halbuki yabancı bir erkeğe yaslanarak uyumak haramdır." diyerek, yolculuk arkadaşının kadın olmasını talep etmeye her kadının hakkı vardır.
Aynı şekilde erkekler de erkek yolcu yanında oturmayı ve uyumayı talep edebilirler.
Bir kadın ne kadar tesettürlü olursa olsun, yanlarında üçüncü bir şahıs yoksa, nikah düşen bir erkekle bir arada baş başa bulunmaları caiz olmaz. Başkaları varsa ve bir ihtiyaç ve zaruret söz konusu ise, aynı mekânda oturur, ihtiyacını gördükten sonra da oradan ayrılır.
Cevap:İslâm ister peşin, ister vadeli olsun alış-verişi mübah kılmıştır. Ayet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Allah alış verişi helâl, faizi haram kılmıştır.”( Bakara, 2/175) Peşin satışlarda kâr eklemek meşru olduğu gibi vadeli satışta da meşrudur. Hatta vadeli satışta para bir süre ticaret işinde kullanılamayacağı ve eşyanın alış fiyatlarının yükseleceği dikkate alınarak kâr oranı yüksek tutulabilir. Kısaca bir kimse peşin alan müşterisine %15 kâr uygularken, altı ay vadeli almak isteyene %35 kâr oranı uygulasa bu mümkün ve caizdir.
*Bölüm= Helaller ve Haramlar Sual:Diş dolgusu yaptırmak veya diş kaplatmak boy abdestine engel olur mu? Cevap:Diş ve ağız sağlığının önemi her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber’in diş temizliği hakkındaki şu hadisi koruyucu hekimlik açısından önemlidir: “Ümmetime ağır gelmeyeceğini bilseydim, her namaz için misvak kullanmayı emrederdim.”( Buhârî, Cum’a, 8)
Diş takma, doldurma, kaplama ve protez yaptırma gibi tedaviler, ağız sağlığını korumak için başvurulan çarelerdir. Diş dolgusu ve kaplamasının abdest veya boy abdestine engel olup olmadığı, bu tedavilerde altın veya gümüş madenini kullanmanın caiz olup olmadığı, müslümanların zihnini meşgul eden bir konudur.
Kur’an’da ve hadislerde doğrudan diş dolgusu veya kaplaması ile ilgili açık bir hüküm yoktur. Ancak hasta olan veya bedeninde bir problemi bulunan kişinin tedavi olma hakkı ve görevi vardır. Kur’an’da; “Elinizle kendinizi tehlikeye atmayınız.”( Bakara, 2/195) “Kendinizi öldürmeyiniz.”( Nisâ, 4/29) buyurulmuştur. Bu konuda Hz. Peygamber’in de çeşitli hadisleri vardır. “Allah’a göre güçlü mü’min, zayıf mü’minden daha hayırlı ve daha sevimlidir.”( Müslim, Kader, 34) Allah’ın Elçisi, tedavi olalım mı? diye soran bedevilere, “tedavî olunuz, çünkü Allah yaratmış olduğu her derdin devasını da yaratmıştır. Ancak bir dert, bunun dışındadır. O da yaşlılıktır”( Ebû Dâvûd, Tıb, 1) cevabını vermiştir. Başka bir hadiste şöyle buyurulur: “Her derdin bir devası, her hastalığın bir ilacı vardır. Hastalığın ilacı bulunduğu zaman azîz ve celîl olan Allah’ın izniyle iyileşir.”( Müslim, Selâm, 69) Bu duruma göre, diş ağrısı olan veya dişleri çıkan ya da kırılan kimsenin önemli bir rahatsızlıkla karşı karşıya bulunduğu açıktır. Bu kişinin tıbbın son tekniklerinden yararlanarak tedavi olma hakkının bulunduğunda şüphe yoktur.
Sual:Günümüzde çeşitli yer ve zeminlerde mü’min bir erkek, kadınlarla tokalaşmak zorunda kalıyor. Bu caiz midir?
İslâm’da mahrem olmayan bir kadına bakmak caiz olmadığı gibi, ona dokunmak veya tokalaşmak da caiz olmaz. Delil; Hz. Peygamber’in karşılaştığı erkek sahabilerle tokalaştığı halde, kadınlarla toka yapmamasıdır. Nitekim O, Medine’ye hicret edince biat için kadınları toplamış ve kendilerine sadece “Seninle biat yaptım” demekle yetinmiştir. Hz. Âişe’den nakledildiğine göre biat sırasında Hz. Peygamber’in eli hiç bir kadının eline değmemiştir.( Buhârî, Ahkâm, 49, Şurût 1; Müslim, İmâre, 88, 89; Ebû Dâvud, İmâre, 9; İbn Mâce, Cihâd, 43) Diğer yandan
İslâm’da ticaret meşru kılınmıştır. Ticaretin esası alış-verişe ve sermaye riskine dayanır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyiniz. Ancak, karşılıklı rızaya dayanan ticaret bunun dışındadır.”( Nisa, 4/29) “Allah alış-verişi helâl, faizi haram kılmıştır.”( Bakara, 2/275) “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman hemen Allah’ı anmaya (namaza) koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın fazlından rızkınızı arayın. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.”( Cum’a, 62/10-11)
Hz. Peygamber (s.a)’in ticarî ve iktisadî hayatla ilgili birçok söz, fiil veya takrirleri vardır. Aşağıda bunlara bir kaç örnek vereceğiz. Allah’ın Rasûlü’ne en üstün kazancın hangisi olduğu sorulunca şöyle cevap vermiştir: “Kişinin elinin emeği ve mebrûr alış-veriştir.”( Ahmed İbn Hanbel, III, 466, IV, 141) Bu da, yalan yere yemin ve aldatma karışmayan alış-verişi ifade eder. Hadislerde doğru tüccar şöyle övülmüştür: “Sözü ve muamelesi doğru tüccar, kıyamet gününde arşın gölgesi altındadır.”( İbn Mâce, Ticârât, 1) “Bir kimse gıda maddelerini toplayıp günün rayiç fiyatı ile satsa, sanki onu tasadduk etmiş gibi ecir alır.”( İbn Mâce, Ruhûn, 16) “Ey tüccar topluluğu, alış-verişe boş söz ve yalan yere yemin çokça karıştığı için bunu sadakalarınızla telafi ediniz.”( Ebû Dâvud, Büyû’, 1) “Dürüst, sözüne ve işine güvenilen tüccar, nebîler, sıddîklar ve şehitlerle beraberdir.”( Tirmizî, Büyû’, 4; İbn Mâce, Ticârât, 1; Dârimî, Buyû’, 8)
Akra FM stüdyolarında hazırlanan soru cevaplı "FIKIH SAATİ" programını isifadenize sunuyoruz.
9.Bölüm :İman
1.Allah cc kâinatı ve insanı niçin yaratmıştır?
2."Kelime-i Tevhid'i söyleyen her insan cennete girecektir." şeklinde bir hadis var mı? Bu Hadis'in arkasına sığınarak İslâm'ın hiç bir hükmünü yerine getirmese dahi o inanan cennete girecektir deniyor.Bu doğru mu?
3.Yaptığımız ibadetlerde ihlaslı olamadığımız zaman ibadetleri terk etmelimiyiz?
4.Bazı insanlar Allah'a tanrı diyorlar.Bu doğru mudur?Allah ile tanrı arasında ki fark nedir?
5.Bir kimse Resulullah sav.evliyaullah veya sevdiğin kullar hürmetine şu işim olsun derse küfre girer deniyor.Birşey istendi mi Allah'tan cc istenir.Kimse vesile edininmez deniyor.Ne dersiniz?
6.Kazanılan amellerin sevaların gitmesi kaybolması var mıdır?Varsa bu nasıl olur?
7.Bir insanın eceli değişir mi? Ana-babaya hayır hasenatta bulunan evladın ömrü uzar deniyor.İzah eder misiniz?
Halil Gönenç Hocamızın "Güncel Meselelere Fetvalar" isimli eserinden faydalanılarak Akra FM stüdyolarında hazırlanan soru cevaplı "FIKIH SAATİ" programını isifadenize sunuyoruz.
8.Bölüm :Zekat
1. İtimat telkin eden bazı kimseler, müslümanların zektını toplayıp müstehak kimseleri bulana kadar yanlarında alı koymaktadırlar.Bunda bir sakınca var mıdır?
2. Bir kimse müstehak kimselere dağıtmak üzere bazı kimselerin zekatını yanına alsa,zekat verenin nâmına malından zekat verebilir mi?
3. Kumar, fazi ve meyhane işletmeciliği gibi meşru olmayan vasıtalarla elde edilen malların zekatları verilebilir mi? ve bu paralarla hacc farizası yerine getirilebilir mi?
4.Zekat vermekle mükellef bulunan bir kimse, borçlusu bulunan bir muhtaca borcunu kapatmak şartı ile zekat verirse caiz olur mu?
5.Öşrü yani zekatı çıkarılmamış malı satmak veya ipotek etmek caiz midir?
6. İslam'ın tümüne veya bir kısmına inanmayan bir kimseye zekat verilir mi?
7. Ben ticaret ile uğraşmaktayım.Ticarethanemde 5 milyon değerinde enfiya var.Masa, kasa ve telefon gibi demirbaş eşyanın ticaret malı ile birlikte hesap edilip,zekatı verilecek mi?
8. İmam-Hatip kadrosu bulunmayan köy halkının zekat ve fitre yardımı vaadi ile kendilerine ezan okuyup namaz kıldıracak ve dini alanda ihtiyaçlarını karşılayacak bir imam tayin etmesi caiz midir?
9. Bir kimse zengin çocuğunun fitresini çocuğun malından çıkarmak isterse, bu fitreyi çocuğun ana cihetinden dedesine veya ninesine verebilir mi?
10. Bir kimse ticaret yapmak maksadı ile 100.000 Tl lik bir malı karz-ı hasen olarak birisinden alıp o malla alışveriş yaparsa zekata tabi sayılır mı?
11.Ticaret malı yıl sonunda değerlendirilip zekatı verilmelidir denilmektedir.Ama nasıl değerlendirilecek?Alış fiyatı ile mi yoksa satış fiyatıyla mı?
Halil Gönenç Hocamızın "Güncel Meselelere Fetvalar" isimli eserinden faydalanılarak Akra FM stüdyolarında hazırlanan soru cevaplı "FIKIH SAATİ" programını isifadenize sunuyoruz. 7.Bölüm :Temizlik-Gusül-Kıyafet
1. Tuvalet kağıdı ile temizlenmek caiz midir?
2. Cünüp olan kimseye yasak olan şeyler nelerdir?
3. Cünüp olan kimsenin traş olması veya tırnak kesmesi caiz midir?
4. Biz köylüyüz,çalışıyoruz.Zaman zaman tırnaklarımızın altında kir toplanıyor.Abdest aldığımız veya yıkandığımız halde yine kir yerinde kalıyor.Bu durumda abdest veya guslümüz sahih midir?
5. Tırnaklarını oje ile boyayan bir kadının durumu nasıldır?
6. Yani abdesti veya guslü sahih midir?Günahkar olur mu?
7. Güneş enerjisi ile ısıtılan suyla, açıkta kalan veya bir kapta güneşle ısınan su arasında fark var mıdır? Güneş enerjisi ile ısıtılan suyla abdest almanın veya gusl etmenin hükmü nedir?Varsa mahsur ve zararı nedir?
8. Gözlükten kurtulmak için gözlere takılan küçük lenslerin yani merceklerin hükmü nedir?Abdest veya gusle mani midir?
9. Güzel elbise giymek dinen nasıldır?
10. Müslüman olmayan kimselerin giydikleri elbiseleri giymek caiz midir?
11. Uzun gömlek gibi bir şey sünnet ve İslami bir kıyafet sayılır mı?
12. İpekli elbise giymek caiz midir?
13. Altın ve gümüş kaplar kullanmak caiz midir?
14. Altın ve gümüş yüzük takmak caiz midir?
15. Dişi altın ve gümüşle kaplamak caiz midir?
16. Dinen şeker hastalığı için domuz insülini kullanmak caiz midir?
17. Memleketimizde zeytin ağacı bolca bulunur ve bir çok evde klasik zeytinyağı imalathanesi vardır.Zeytinyağı imal eder ve satarız.Bazen fare gibi necis şeyler içine düşüyor.Onu sabun fabrikasına satıyoruz.Ondan yapılan sabun necis sayılır mı?
Halil Gönenç Hocamızın "Güncel Meselelere Fetvalar" isimli eserinden faydalanılarak Akra FM stüdyolarında hazırlanan soru cevaplı "FIKIH SAATİ" programını isifadenize sunuyoruz.
5.Bölüm :Cami Âdabı- Cenaze Namazı
1-Birisi bir araziyi gasp edip, hile ile nâmına tescil ettirdikten sonra cami inşa ettirse, bu camide namaz kılmak caiz midir?
2-Camide yatmak caiz midir?
3-Camide konuşup sohbet etmek caiz midir?
4-Peygamber sav.'in cenaze namazı kılınmış mıdır?Kılınmışsa, kıldıran kimdir?
5-Cenaze namazının ayakkabı ile kılınması meselesini açıklar mısınız?
6-Cenaze namazı kılınacak vakitlerde, camilerde namazarın tesbihatı terk edilmekte, buna mukabil bir takım lüzumsuz konuşmalar, nutuklar ve merasimler gibi bahaneler ile cenaze bir hayli geç defn edilmektedir.Namazın tesbihatının terkine ne buyrulur?
7-Ölüm döşeğinde bulunan kimsenin yanında Yasin-i Şerif okunur.Bunun aslı var mıdır?
8-Ölmüş olan kimseyi öpmek caiz midir?
9-İntihar eden veya içki içen kimsenin cenaze namazını kılmak caiz midir?
10-Bir insanın el ve ayak gibi bir uzvu yani organı bir yerde bulunsa yıkanıp cenaze namazı kılınır mı?
11-Camide cenaze namazını kılmak caiz midir?
12-Gurbete vefat eden kimsenin cenazesini memleketine götürmek caiz midir?
13-Ölünün namaz oruç ve yemin gibi şeylerin mesuliyetinden kurtulması için verilen keffaret ve yapılan devrin dinimzideki yeri nedir?
Halil Gönenç Hocamızın "Güncel Meselelere Fetvalar" isimli eserinden faydalanılarak Akra FM stüdyolarında hazırlanan soru cevaplı "FIKIH SAATİ" programını isifadenize sunuyoruz.
5.Bölüm : Cuma Namazı - Camiler
1. Bir şehirde birkaç yerde Cuma namazı kılınabilir mi?
2. Ceza evinde atan kimseler ,ceza evinde cuma namazını kılabilir mi?
3. Bugün Türkiye’de hutbe Türkçe olarak okunmaktadır.Arapça’dan başka bir dilde hutbe okumak caiz midir?
4. Hatib hutbe okumak için minbere çıkarken, her basamakta biraz durup dua ediyor.İslam’da bunun yeri var mıdır?
5. Teybe alınmış hutbeleri cemaate dinletmek, hutbe sayılır mı?
6. Kimi yörelerde bazı hatipler birinci hutbeyi okuduktan sonra,bir basamak aşağıya inip ikinci hutbeyi okur,sonra eski yerine döner. İslam’da bunun yeri var mıdır?
7. Cuma günleri için Perşembe’den hazırlık yapılıp Cuma günleri tıraş olunmaması, tırnak kesilmemesi meselesinin hükmü nedir?
8. İstanbul’un bir çok camilerinde vaaz yapılıp, ezan okunduktan sonra imam veya müezzin tarafından hatim duası okunuyor.Dinde bunun yeri var mıdır?
9. Müslüman olmayan bir kimse cami gibi dini müesseselere yardım etse, bu yardımı kabul etmek caiz midir?
10. Dar bir camiyi yıktırıp, daha genişini yaptırmak ve üstünde görevliye lojman altında da işletmek üzere dükkan ve benzeri işyeri yaptırmak caiz midir?
11. Bir gayr-i müslimin camide çalışması veya yardım etmesi caiz midir?
12. Çevrede ki evleri istimlak etmek sureti ile onu genişletmek caiz midir?
13. Bir camimiz vardır.Üzerine imam ve müezzin için bir kat yapılmıştır.Caminin damı camiden sayıldığına göre, orada aile ile birlikte ikamet etmek caiz midir?
14. Caminin avlusunda veya kapısının önünde kitap, takke, tesbih ve benzeri şeyleri satmak caiz midir?
15. Müslüman olmayan kimsenin camiye girmesi caiz midir?
16. Camiyi altın suyu ile süsleyip, nakışlı taşlar ile inşa etmek caiz midir?
Halil Gönenç Hocamızın "Güncel Meselelere Fetvalar" isimli eserinden faydalanılarak Akra FM stüdyolarında hazırlanan soru cevaplı "FIKIH SAATİ" programını isifadenize sunuyoruz.
4.Bölüm : Namaz-2 -Günlük Hayat - Cuma Namazı
1-Bazı kimseler, azab, ateş ve hastalık gibi musibetlerin def'i için dua yaptıkları zaman avuçlarını değil, ellerinin sırtını yukarıya kaldırıyorlar.Bu hususta bir şey vârid olmuşmudur?
2- Medine ve Kudüs resmi bulunan seccadeler, namazın ifsâdına yol açar mı?
3- Beş vakit namazla , bayram namazının akabinde yapılan musafaha, yani tokalaşmanın İslam dininde yeri var mıdır?
4-Bir çok caminin imamı teravih namazını acele kıldırarak, kısa bir zamanda namazı bitirmektedir.Teravih namazını acele kıldırmak hususunda birşey vârid olmuş mudur?
5-Savaş ve çarpışma halinde olan müslümanlar nasıl namaz kılacaklar?
6-Müslümanlar Hacc ve Bayram gibi kutsal sayılan günler münasebetiyle bayramlaşıp, birbirlerini tebrik ediyorlar.Bunun aslı var mıdır?
7-Dua ederken elleri birleştirmek veya birbirinden uzak tutmak arasında fark var mıdır?
8-Ayakkabı ile namaz kılmak câiz midir?
9-Türkiye'nin güney doğu kesiminde ezandan sonra müezzinler yükses ses ile selavât-ı şerife okumayı adet haline getirmişlerdir.Buna bid'at diyen olduğu gibi sünnet diyende vardır.Dinimizde bunun yeri nedir?
10-Tesbih ve Ramazân-ı Şerif dışında vitir namazını cemaatle kılma hususunda halk arasında ihtilaf vardır.Caizdir diyen olduğu gibi caiz değildir diyende vardır.Bu hususta ne diyorsunuz?
11-Fabrikada çalışan bir işçi öğle paydosu dolayısı ile namazını rahatlıkla kılabilmektedir.Ancak ikindi namazı için vakit müsait değildir.Amirlerin müdahelesine imkan vermemek ve işi aksatmamak gayesi ile işçinin ayakkabısı ile namaz kılması caiz olur mu?
12-Bir kimse seferde iken 4 rekatlık bir namazı kazaya kalır ve mukimken kaza etmek isterse nasıl kaza edecektir?
13-Malum olduğu gibi bugün hayat şartları değişmiştir.Eskiden 100 km'lik bir mesafa ancak 2-3 günde kat edilirken,bugün taksi ile bir saatte 100,uçakla 1000 km'lik bir mesafe kat edilebilir.Bu dururma göre seferi namazın ölçüsü eskisi gibi devam edecek mi,yoksa yeni bir ölçü mü vermek lazım?
14-İslamiyetin uygulanmadığı yerde Cuma namazının farz olup olmadığı hakkında çelişkili sözler söylenmektedir.Bunun mahiyeti nedir?Cuma namazı ne zaman farz olmuştur?
15-Yunanistan gibi İslam'a inanmayan bir devlet tarafından tayin edilen bir din görevlisinin arkasında namaz kılınması caiz midir?
16-Daire amiri memurların cuma namazına gitmelerine izin vermezse ne yapmaları gerekir?
17-Bulaşıcı bir hastalığa müptela olan bir kimsenin cuma namazına gitmesi caiz midir?
Halil Gönenç Hocamızın "Güncel Meselelere Fetvalar" isimli eserinden faydalanılarak Akra FM stüdyolarında hazırlanan soru cevaplı "FIKIH SAATİ" programını isifadenize sunuyoruz.
3.Bölüm : Ölüm-Cenaze-Kabir Ziyareti
1-Kabir ziyaretinin mekruhları nelerdir?
2-Ölüler ziyaretlerine gelenleri tanırlar mı?
3-Ölüler hayatta olanların hallerini bilirler mi?
4-Kafir ve din düşmanlarının kabirlerini ziyarete gitmek caiz midir?
5-Müslüman olmayan birisinin cenaze merasimine katılmak caiz midir?
6-Bazı illerde birisi öldüğü zaman minareden veya belediye hoparlörinden vefat eden kimsenin ölümü ilan edilir.Dinen bu ilanın yeri var mıdır?
7-Bir çok yerde saygı göstermek maksadı ile cenaze için çelenk gönderilir.İslam'da bunun yeri var mıdır?
8-Bazı yerlerde ölen kimsenin fotoğrafı nâşına ve dostlarının göğüslerine asılıyor.Böyle bir şey caiz midir?
9-İstanbul ve Konya gibi illerimizde bazı zevâtın mezarı çok muhteşem yapılıp,kabir üzerine sanduka yerleştirirlir ve üzerine perde çekilir.Bazılarının da baş tarafları üzerine sarık yerleştirilir.İslam'da bunun yeri var mıdır?
10-Kabir üzerine kubbe inşâ etmek dinen caiz midir?
11-Bir çok yerde ölünün 40. veya 52. gecesi münasebetiyle merâsim tertip edilip sadaka verilir.İslam dininde bunun yeri var mıdır?
12-İslam aleminin bir çok yerinde ölü için Kur'an-ı Kerim okunur ve okutulur.Bunun aslı var mıdır ? Ölüye fayda verir mi?
13-Dinimizde mevlidin yeri nedir?Farz mı sünnet mi? Açıklar mısınız?
14-Camide mevlidin yüksek sesle okunduğunu, namaz kılanları şaşırtacak kadar bağrıldığını görüyoruz.Bu hareket doğru mudur?
15-Şehit kimdir?Savaş sahasında ölüpte İslam'ın tamamını veya bir kısmını inkar eden kimse şehit sayılır mı?
Halil Gönenç Hocamızın "Güncel Meselelere Fetvalar" isimli eserinden faydalanılarak Akra FM stüdyolarında hazırlanan soru cevaplı "FIKIH SAATİ" programını isifadenize sunuyoruz.
2.Bölüm : NAMAZ (1.Bölüm)
1-Hasta olan kimse secde için başını yere koyamazsa,namazını nasıl kılar?
2-Birçok kimse namaz kılmak için başına sarık sarar veya takke koyar.İslam dininde bunun yeri var mıdır?
3-Erkekler için başı açık olarak namaz kılmaz caiz midir?
4-Kısa kollu gömlekle namaz kılmak hususunda çeşitli sözler söylenmektedir.İslam fıkhının görüşü nedir?
5-Uçak,gemi ve tren gibi vasıtalarda nasıl namaz kılınacaktır?
6-Bir çölde veya kırda bulunan kimse elinde pusula bulunmazsa kıbleyi nasıl bulacaktır?
7-Bir kimse taksi veya otobüs gibi bir vasıtaya biner ve uykuya dalarsa abdesti bozulur mu?
8-Erzurum ve benzeri iklimi soğuk bir muhitte misafir bulunan kişi ihtilam halinde soğk sudan başka gusledecek başka bir su bulamıyorsa ve bu durumda büyük bir ihtimalle hasta olacaksa ne yapmalıdır?
9-Vücudun rengini belli edecek şekilde naylon veya çok ince bir şey giyip namaz kılmak veya dışarıda dolaşmak caiz midir?
10-Bir kimse gözünden ameliyat olduğu için sırt üstü yatmak durumunda kalırsa nasıl namaz kılacaktır?
11-Kadının örtünmesini emreden ayetteki cilbab ne demektir?Manto giymek haram mıdır?
12-İstihare ne demektir?
13-Selatin camilerinin çoğunda mahfer vardır.Yer çok geniş olduğu halde bazı kimseler mahferde namaz kılmayı tercih ediyor.Bunun durumu nasıldır?
14-Dilsiz ve sağır olan müslümana namaz ve oruç farz mıdır?
15-İnsanoğlu üzerinde yaşadığı yerküresinin hududunu aşarak aya gitti ve daha uzaklara gitmek için çaba göstermektedir.Ama insan nereye giderse gitsin Allah'ın kuludur.Aya veya başka bir yıldıza giden kimse Allah'a nasıl kulluk yapacak?Nereye yüzünü çevirip namaz kılacaktır?
16-Hoparlör ile ezan okumaz caiz mi değil mi?
17-Namaz kılmayan kimse dinen müslüman sayılır mı sayılmaz mı?
18-Kazası olan kimse sünnet kılabilir mi?
19-Bizim imam İslam'ı yaşamayıp birçok hususlarda Allah'ın hududunu aşmaktadır.Arkasında namaz kılmak doğru olur mu?
20-Bazı imamlar Fatiha veya zammı sure okurken başını sallayarak okurlar.Özellikle nefes alıp verirken başını yularıya kaldırıp indirirler.Hele hafızlar için baş sallamak adet haline gelmiştir.Kasıtsız olarak baş sallamak namaza bir halel getirir mi?
21-Öğle namazını kılan kimse kaide-i ahireye oturmadan 5. rekata kalkarsa ne lazım gelir?
Halil Gönenç Hocamızın "Güncel Meselelere Fetvalar" isimli eserinden faydalanılarak Akra FM stüdyolarında hazırlanan soru cevaplı "FIKIH SAATİ" programını isifadenize sunuyoruz.
1.Bölüm : İMAN
1-İman Nedir? Üzerine ne gibi şeyler tereddüp eder?
2-Halk dilinde "Kâlu Belâ'dan beri iman ettim!" şeklinde dolaşan bir söz vardır.Bu söz doğru mudur ve manası nedir?
3-Bir kimse "Allah her yerdedir veya heryerde hazır ve nâzırdır" derse ne lâzım gelir?
4-Peygamber Efendimiz sav.'in Mirac Gecesi'nde semalara çıkıp Cenâb-ı Allah'ın ruhiyeti ile müşerref olduğuna inanıyoruz.Bunun manası Cenâb-ı Allah'ın yerinin sema olduğu lâzım gelmez mi?
5-Cenâb-ı Hakk Kur'an-ı Kerim'de:"-Ben ancak bana ibadet etsinler diye ins ve cinleri yarattım!" buyuruyor.Bazı kimseler bu söze pek inanmıyor.Nasıl bizim vazifemiz sadece namaz kılmak, oruç tutmak ve zekat vermek olsun diyorlar.Bu konuda ne dersiniz?
6-Herhangi bir kimse zina etmek, içki içmek ve Allah'ın emrine ters düşen bir hüküm vermek gibibüyük bir günah işlerse İslam'dan çıkıp kafir olur mu?
7-Güçlü biri tarafından tehtitle küfre vesile olacak sözleri mecbur kaldığı için söyleyen kimse kafir olur mu?
8-Bir kimse bilmeyerek küfrü gerektiren bir söz söylerse kafir olur mu?
Ya sen, a pervane! Bilirim ki sen tastamam âşıksın; hatta belki âşıksın. Sevgilini bir kerecik görmeye can verirsin: Bir vuslata iki cihan verirsin. Sen ki mumun başındaki yalıma âşıksın Ve onu kucaklamak için Her daim uğraşırsın. Senin kavuşman bir yok olmadır. Müşkül olan da bunu biliyor oluşun… Sen bir ışığa canını saçarsın; ben candan gamdan ışığını isterim. Öyleyse de bana, aynı değil miyiz seninle geceler boyu? Ta seherlere dek birlikte yanmaz mıyız? Sende alev, bende Mecnun sevdası.