Ana Sayfa  |  İletişim  |  RSS 2.0
Kullanıcı Paneli
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Kayıt Ol | Şifremi Unuttum?
Arama :
     
Ana Sayfa

Ana Menü

Sohbetler Menu

İslâmî İlimler Menu

Kısa Mesaj - Üyeler İçin
Misafirlerimiz
Sitedekiler
Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Yok.

Arama Motorları: 3
GooglebotBaidu Spider
Googlebot-Image

Ziyaretçi: 7
Toplam: 10

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
Abdel Altun EROĞLU
arafa_kg can ali
cihan talebesi Darussefa
İlkbahar Kaplumbaga
KARTAL1903 kethuda
Mesken-i Ravza Nur
Oraryadjunny Sail Dervis
sürgün tıfıl
varta vermrhvqdx
wekbouca Züveyra

Bedavacı Team
Son Yorumlar
Yazar: varta, Konu:
Dem bu Demdir
Yazar: Sail Dervis, Konu:
Merhaba
En Çok Okunanlar
» Güya:( .....sükun.....
» Hafif bir rüzgar esiyor
» Sabah Kahvesi
» Aşkın Acep Halleri Var. ...
» Derviş olmak; devrilmiş ...
» Hadi Bakalım Buda Bizde ...
» Dervişin Fikri 5 Yaşınd ...
» Acemaşiran Ney Taksimi
» 5. Yılımıza Yenilikler ...
» Şerîat - Tarîkat - Hakî ...
En Son Eklenenler
» Adam olmak ..
» Ey dil, demi bidar sev!
» Mehmet Emin Ay - Yanmak ...
» Âşık oldur kim kılar câ ...
» Balıklar ve Kuşlar
» Tasavvuf ve Gül Gazeli
» GAMIN KİME SENİN?
» "Sevenin Halinden Seve ...
» Her Türlü Zorlukları Aç ...
» Biteceksem Sende Bitir. ...
Rasgele Konular
» [İZLE] Tefsir Dersleri ...
» İMANA VE ÜMİDE SARIL EY ...
» Allah De Kalbim...
» 700 YILLIK ALTIN ÖĞÜT
» Düşünmeye Değer
» ''Yetiş, dostumu kurt ...
» Eşrefoğlu Rumi Hazretle ...
» Hüzün Evi, Gül Bahçesin ...
» Anka kuşu ve Deniz
» insan
Radyo
Reklam
Takvim
«    May 2012    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Ruhuna El-Fatiha
Büyük Hak Dostu
Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin
Vefatı-16 Ekim 1628
 
  Avarifü'l-maârif - Tasavvufun Esasları

AVARİF-ÜL ME'ARİF (TASAVVUFUN ESASLARI)
 

   Yazar: Sühreverdi

   GİRİŞ
   SÜHREVERDİNİN HAYATI VE ESERLERİ
   1.Hayatı:
   " Devrin siyasi ve kültürel durumu

   Müellifin yaşadığı çağ Abbasi hilafetinin yıkılışına tekaddüm eder.
   Bu dönem aynı zamanda İslam dünyasında medreselerin ve tekkelerin kurulup yaygınlaşmaya başladığı dönemdir.
   İbn-i Arabi, N. Kübra, A. Geylani, Razi gibi büyük kametler bu dönemde boy gösterir.
   " Müellifin adı ve nesebi
   Adı Ömer bin Muhammed Künyeleri Ebu Hafs, Ebu Abdullah, Ebu Nasr, Ebul Kasım Nesebi Ebubekir (ra)' e dayanır. Sühreverdi 6 aylık çocukken babası kadılık makamında bir iftira sonucu idam edilir.
   Lakabları, Şihabuddin, Şeyh-ül İslam, Şeyh-uş Şuyuh,
" Memleketi ve doğumu
   Doğum yeri Irak-I Acem bölgesinin kuzey batı köşesinde Cibal eyaleti, Zencan'a bağlı küçük bir kasaba olan Sühreverdi 16 yaşına kadar burada, geri kalan ömrünü Bağdat'ta geçirdi. Doğum tarihi H. 539 Şabanın ilk gecesi (27 Ocak 1145)
   " Yetişmesi ve hocaları
   1.Abdulkahir Es-Sühreverdi (d.488) Sühreverdi'nin amcasıdır.
   Ebulkasım b. Fadlan (ö. 565)
   Ebul Muzaffer Hibetullah eş Şibli (ö. 563)
   Ebul Feth ibn-ul Batti (ö.564)
   Ma'mer bin El Fahir (ö.564)
   Ebu Zür'a el Makdisi (ö.566)
   Ebul Fütuh et Tai (ö. 555)
   A. Kadir Geylani (ö. 561)
   Bir ara uzlete çekildi. Daha sonraları irşad ve vaazlara başladı. Zamanın halifesi (Nasır) kendisine ciddi hürmet gösterdi. Halife tarafından muhtelif yerlere (Harezm, Konya vs.) elçilik vazifesi ile gidip gelmiştir. Hayatının sonlarına doğru gözlerini kaybetti. 26 Kasım 1234'te vefat etti. Bahauddin veled, İbnu Farid, İbni Arabi'lerle mülakatı olmuştur. Münziri, Hafız Zeynettin gibi kimseler kendisinden icazet almışlardır.
   " Halife ve müridleri
   1. Ebu Cafer Muhammed bin Ömer es Sühreverdi ( ö.655)
   2. Bahauddin Zekeriyya el Multani (ö. 661)
   3. Necmuddin Alibuzguş eş Şirazi (ö.678)
   4. Kemaleddin İsfahani (ö.635)
   5. İzzeddin b. Abdüsselam (ö.660)
   6. Sadi-i Şirazi (ö.691)
   2. Eserleri:

    1. Avarif-ül Mea'rif
   En meşhur eseridir. 63. Bölümden meydana gelir. Muhtelif konuları bakımından Kuşeyri Risalesi, Kut-ul Kulup ve İhya ile ciddi benzerlik gösterir. Yıllarca tekkelerde hassaten okutulmuştur.
   2. Nuğbet-ül Beyan Fi tefsir-ül Kur'an
   3. Reşf-ul Nesayih-il İmaniye ve Keşf-ul Fadayih-il Yunaniye
   4. İrşad-ül Müridin ve Mecd-ad Talibin
   5. İ'lamül hüda Akidetü Erbaa'tü-t Tüka
   6. Er-Rahik-ul Mahtum
   MÜELLİFİN ÖNSÖZÜ
   Allah (cc) kalp temizliğine ermiş olanlara kendini tanımaya bahşeder. Onlar zikirle hoş ve derin nefes alırlar. Dünyayı ve menfaatini hor görür geceleri kaim, gündüzleri saimdirler. Dünyevi lezzetlere bedel Kur'an'dan tad alırlar. Kur'an ve sünnete bağlılıklarından ötürü. Onlara taraf-ı ilahiden halkı irşad, Hakk'a davet vazifesi verilmiştir.
Bir kavmin sayısını arttıran onlardan olur.
İlmi Tasavvuf, saf gönüllere, ihlaslı kalplere inen Rabbani bir hak vergisidir.

   1. BÖLÜM
   TASAVVUF İLMİNİN MENŞEİ
   Tasavvuf hali, zevki ve keşfi bir ilimdir.
   İnsan tabiatının devamlı değişen istekleri cehaletin, gafletin, bir çeşitidir. Sufilerin kalpleri ise Allah ile doludur.
   Her ilmin kendi sahasında temel dinamikleri belirlenip usulleri tayin edilmiştir. Tasavvuf da bu tasniften nasibini almıştır.
   Allah gökten su indirdi, demek nurları taksim etti, dereler onunla dolup taştı ayeti ise Allah Teala'nın ezelde taksim ettiği nur kalplerde dolup taştı manasına gelir. Fıkıh, dünyada tam manasıyla züht hayatı yaşayan tasavvuf aliminin ilmidir. Birinci dereceden ilim, istikamet ve hidayet kaynağı Peygamberimiz (SAV) dir.
   Aşağıda olan her şey mütevazi olur. Din insanın kendisini Rabbine adaması onun karşısında varlık iddia etmemesidir.
   İlim pınarlarının suyu kalbe ulaşınca kalp gözleri tam manasıyla açılır. Kişi hakkı batıldan ayırdeder.

   İbn-i Abbas: En iyi ibadet dini anlamaktır.
   Efendimiz (SAV)'in ilim ve marifeti, bütün varlıların isimleri kendisine öğretilen Hz. Adem (AS)'den intikal etmiştir.
   Gerçek sufi mukarrebdir.
   Ebrar, mukarrebin haliyle hallenmedikçe "mutasavvuf", hal kendilerinde tahakkuk ederse "sufi" olur.

   2. BÖLÜM
   SUFİLERİN DUYDUKLARINI ANLAMALARI
   İşitmenin hayırlı oluşunun alameti, kişinin Hakk'tan duyduğunu bütün özellik ve vasıflarıyla anlayarak işitmesi ve dinlemesidir.
   Sufi anlatılan ve ilham edilene kulak verir.

   Şibli: "Kur'an'ın nasihatleri kalbi Allah ile beraber olan ve göz açıp kapayıncaya kadar da olsa O (cc)'ndan gafil olmayanlar içindir."
   Anlayış makamı, sohbet ve konuşma yeridir. O da kalbin işitmesinden ibarettir. Müşahade makamı ise kalbin basiretli olmasıdır. Anlayış, ilham ve semain tabi neticesidir.
Kalbin ölümü nefsin şehvetlere dalmasındandır.
   Allah Teala'ya kulak vermeye mani olan her şey nefisden kaynaklanır.
   Anahatlar umumi bir bakışla idrak edilir. Tefarruat ise insan yaratılışının kifayetsizliği sebebiyle tamamiyle idrak edilemez.
   Tohum eken hakime benzer, tohum ise doğru söze benzer.
   Heva ve hevesten tad almak asalak bir dikenin gelişmekte olan bir bitkiye mani olması gibidir.
   Sufinin kalbi ilahi sevginin bütün lezzetleriyle konakladığı yerdir. Saf sevgi ruhu huzur-u ilahiye ulaştıran bir bağdır.
   Rasulullah (SAV) kainat yaratılmadan önce makam-ı istikrara en yakın kişi olmuş, temkin sohbetine katılmış bulunduğundan bütün hal ve davranışlarında ilahi n urlar apaçık görülmüştür.
   Fehimden ilme, ilimden amale ulaşılır.
   Ayetler, ilahi hususiyet ve vasıflar taşır. Okunması ve dinlenilmesiyle ilahi tecelliler yenilenir ve kişi Allah'ın azamet ve cemalinin aksettiği bir ayna olur.

   Cafer-i Sadık "Allah kullarına kelamı ile tecelli eder, fakat onlar bunu idrak edemezler."
Duydukları ve dinledikleri Allah katından olunca, duyduğu gördüğü, gördüğü duyduğu olur. Sonu evvelki haline döner. Evveli sonu olur.
   Konuşana sözünü bitirinceye kadar mühlet vermek, dinlerken sağa sola bakmamak ve hatibin yüzüne bakmak iyi dinleme adabındandır.
   Rasulullah (SAV)'tan gelen haberleri, salihlerin hayatını, ahiret ahvalini dinlemek, ilim öğrenmek isteyene gereklidir.

   3.BÖLÜM
   TASAVVUF İLMİNİN FAZİLETİ
   Ulema, ümmetin yol göstericisi, delili, dinin direğidir.
Süfyan b. Uyeyne "İnsanların en cahili bildiği halde yapmayan ve en faziletlisi ise Allah'tan en çok korkandır."
   " İlmi ile amil olmayan alimin ilmi bereketiyle amele dönmesi umulur. İlim hem farz hem de fazilettir. Kitap ve Sünnete istinat etmelidir.

   Farz ilim, ihlas ilmidir. Tehlikeli davranışları incelikleriyle bilmektir. Vakit ilmidir. Helali bilmeye yarayan ilimdir. Alış-veriş, nikah ve talak ilmidir. Cahili olduğu ilmi elde etme ilmidir. İlmi tevhidi öğrenmek, yerine getirilmesi farz olan şeyleri amel etmeyi bilecek kadar öğrenmek, emir ve nehy ilmini öğrenmek farz olan ilimdir denilmiştir.
   Ebu Ali el Cüzcani: Allah'tan istikamet üzere olmayı isteyenlerden ol, keramet sahibi olmayı isteyenlerden değil.
   Kırık kalpli ve amelinden ötürü kendini sorumlu tutmak, nefsini itham etmek, keramet ve keşiften üstün tutulmalıdır.
   Yakin bir defa hasıl oldumu yeni harikuladeliklerle yakin artmaz. Bulunduğu makam istiğna makamı olduğundan ilahi kudretin harikuladelikler vasıtasıyla bilinmesine ihtiyacı olmadığı gibi, bunda ilahi bir hikmet de yoktur.
   Eğer kişi marifet yolunda ilerlerken keramet ve harikuladeliklere rastlarsa bu caiz ve güzeldir, rastlamazsa bu mühim olmadığı gibi eksiklik de değildir.
   Bütün ilimlerin tahsili esnasında dünya muhabbeti ve takvanın hakikatlerinden uzak kalmak tahsile mani olmaz hatta bazen bu ilmi elde etmeye (çünkü ilimle uğraşmak çok zordur) yardımcı olur.
   Ehl-i tasavvufun ilmi, dünya ile elde edilmez, heva ve hevesten kaçınmadıkça bu ilmin hakikatlerine ulaşılmaz. Takva medresesi dışında da öğrenilemez.
   Sufiler, muhabbetin her çeşidine vakıftırlar. Muhabbet-i Zati'den muhabbet-i sıfatı, kalbi muhabbetten ruhi muhabbetin farkını bilirler.
   Saf bir takva ve zühdde kemal, ilimde üstün olmakla elde edilir.
   Kalp aynası cilalanmış kimse, Levh-i Mahfuz'dan bazı bilgilere sahip olabilir. Külli ilimleri ihata eden, cüz'i ilimlere dönmeye onlarla uğraşmaya ihtiyacı yoktur.
   Yaşanmayıp çok ilim elde etme düşüncesi şeytanın bir aldatmacasıdır.
   İlm-ül verase ilm-ül diraseden geçer. Hakka'l yakin derecesi ilimleri vicdanidir. Müşahade makamından üstündür.
   Sahabe yakin ilmini kendileri hallederken, fetva ilmini tabiine havale ediyordu. Mufassal bilgi, kalp temizliği, üstün seciye ve kabiliyetle elde edilir. Mücmel bilgi ilmin aslıdır.
   Allah (cc) kuluna hayır murad ettimi onu taate muvaffak kılar.
   Salih amel, salih amele götürür. Alim ve zahid sufi kendini kimseden üstün görmez. Tercih edildiğinde aleyhinde bir fitne olmasından korkar.

    4. BÖLÜM
   SUFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLERİ

   En mühim şey, her türlü kin ve düşmanlıktan arınma. Kin adavete saik dünya sevgisi, makam ve mevki tutkusu.
   Kötü sıfatlar değiştikçe perdeler kalkar, sünnete muvafakat mümkün olur. Resulullah (sav)' a intiba eden ilahi muhabbetten en çok nasib dar olandır.
   Resulullah (sav)'intiba etmekle elde edilen başarıların en şereflisi Allah (cc)'a sığınma ve ilticadır. Bunda ruhi bit istiğrak ve dua makamına yakın olma gizlidir.
   " Murad" ilahi yardıma mazhar olmuş, şuhum aleminin kötülüklerinden korunmuş demektir.
   Tasavvuf nefsin tabii arzularına sed çekme, açlık ve dünyayı terkle elde edilir. Mutabakat yolu dışındaki bir hareket mahrumiyet, sünnete ittiba ise hikmetli konuşmayı netice verir.
Sehl b. Abdullah: Kitap ve sünnetin kabul etmediği bütün vecd halleri batıldır.

   5. BÖLÜM
   TASAVVUFUN MAHİYETİ
   Tasavvufun mahiyeti "fakr" oluşturur. Fakrın sıfatı; yokluk anında sükunet ve rıza, varlıkta dağıtma ve isar.
   Fakir, Allah' a arzedilecek haceti olmayandır.
   Fakir, hiçbir şeye malik olmayan, hiç bir şeyin de kendisine malik olmadığıdır.
   Fakir, kulluk vazifesiyle meşguldür. Rabb'isinin hacetini bildiğini bilir.
   Tasavvuf, fakr ve zühdü cem eden bir isimdir. Tasavvuf edeptir, güzel oydur.
   Sadık müridin izn-i ilahiye olan bağlılığı sağlamlaşmadıkça zenginliğe dalıvermesine izin verilmez.
   Tasavvuf iyi geçinme, alınana üzülmeme, altınla toprağı bir görmedir.
   Tasavvuf, kendinde ölüp Hakk'la dirilmedir.
   Sufi toprak gibidir, ona her şey atılır, ama ondan sadece güzel ve hoş şeyler çıkar.
   Tasavvuf çiledir, sıkıntıdır, ıstıraptır.

    6. BÖLÜM
   SUFİ KELİMESİNİN KÖKÜ
   Sufiler yün giyerler yün (suf) e izafeten "sufi" denir.
Huzur-u ilahide ön safta bulunduklarından "saff"a izafeten
Safevi kelimesinden türemiştir. Eshab-ı suffe'ye izafeten.
   Horasanlılar yerleştikleri mağaraya izafeten "Şikufiyye", Şamlılar ise "Cuiyye" ile adlandırılırlar.
   Tercihe şayan ise "suf" ( yün) e nisbet edilenidir.
   Sufi, H.200'üncü yıla kadar kullanılan bir kelime değildir.

    7. BÖLÜM
   MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER
   Kişi sevdiği ile beraberdir.
   Müteşebbihin sufilere olan sevgisi, sufilerin ruhlarının kendisini anladığı gibi kendi ruhunun da onları anlaması ve yakınlaşmasından kaynaklanır.
   Sufiyye yolunun basamakları; iman, ilm, zevk.
   Sufinin telvini (halden hale geçmek) kalbini bulma, mutasavvıfınki kalp mertebesinden nefis mertebesine düşerek, nefsini görmekle gerçekleşir. Müteşebbihin telvini yoktur.
   Sufinin şarabı saf ve halis, mutasavvıfınki biraz karışık, müteşebbihin şarabı ise daha katkılıdır.

   İbn- i Ata: "Cenab-ı Hakk'ı dünyevi endişe veya menfaatı nedeniyle seven zalim, ahiret için seven muktesid, iradesini Cenab-ı Hakk'm iradesine terkeden sabıktır.
   Cüneyd: "Marifete ihtiyacı olanla karşılaştığın zaman ona ilimle değil, rıfk ve hilmle yanaş." Sufilerle veya müteşebbihlerle beraber olan şaki olmaz.

    8.BÖLÜM
   MELAMETİLİK VE MELAMETİLER
   Melameti, halis, sadık kimselerdir ki amellerine başkalarının vakıf olmasını istemezler. Amelinin ortaya çıkmasından, günahının ortaya çıkmasından korktuğu gibi korkar.
Sufi ise ihlasından dolayı kendi ihlasını da unutmuştur.

   Osman el Mağribi: "Melameti; halkı aradan çıkaran, fakat nefsine karşı bunda muvaffak olamayan kimsedir. Bu "muhlis"tir. Sufi ise kalbinden ve amelinden halkı çıkarıp nefsini de bertaraf eden kimsedir ki bu da "muhlas"tır."
   Arif gerektiğinde amelini maslaha için izhar eder.
   Melameti, mutasavvıftan ileri, sufiden geri bir mertebededir.
   Melamatiyye Usulüne Göre Zikir:
   1. Dil ile
   2. Kalp ile
   3. Sır ile
   4. Ruh ile

   9. BÖLÜM
   SUFİ OLMADIKLARI HALDE SUFİ GÖRÜNENLER
   Fitneye tutulmuş çarpık kimselerin zannettiği şeyler melametilerde yoktur.
   "Kalenderiyye", kalp temizliğinin verdiği sarhoşlukla şer'i hudutları bozan, bir arda oturma ve birlikte olma konusundaki her türlü kayıtları ve adabı ortadan kaldıran gruptur.
   Allah ile beraber olduğuna inandıkları kalplerinin güzelliği ve temizliği ile yetinirler.
   Kimisi ibahilerin yolunu tutarak içlerinin Allah'a ulaştığını iddia ederek, bunun da ulaşılması gereken hedef olduğunu savunmuşlardır.
   Şeriatın reddettiği her şey zındıkadan başka bir şey değildir.
   Aldatılmış olan bu tür kimseler, şeriatın kulluğun gerektirdiği bir hak ve vecibe, hakikatin da kulluk görevinin inceliklerine vakıf olmak, demek olduğunu bilemediler.
   Hz. Ömer (ra): "Kendisini töhmet altında bırakacak duruma sokan kimse, bu yüzden hakkında da kötü düşünen kimseleri kınamasın."
   Allah(cc) her hangi bir şeye hululdan münezzeh olduğu gibi, kendisine de her hangi bir şeyin hululünden münezzehtir.
   Hakikat derecesine ermiş bazı muhakkiklerin, sohbetlerinde duydukları gibi konuşmaya ve yanlış anlamaya sebep olacak sözler söylemeye cesaret etmelerinin sebebi, uzun muamele ve mücahade neticesinde zahiri ve batıni olarak bu sözlerin kendilerine gelmesi, sufiye topluluğunun esasları olan takvada sadakat, dünyaya karşı gösterilen zühd ve kemal gibi prensiplere sımsıkı sarılmalarıdır.

    10. BÖLÜM
   ŞEYHLİK MAKAMI
   Şeyh, Allah'ı kullarına gerçek manada sevdiren, kullarını da Allah(cc)'a sevdiren ve yaklaştıran kimsedir.
   Şeyh, ittiba-i Resul(sav)'u şart koşar ve oraya götürür.
   Tezkiy-i nefis yoluyla Cenab-ı Hakk'ı bildirir ve sevdirir.
   Şeyhin üzerinde Cenab-ı Hakk' m verdiği bir vakar vardır.
   Şeyhlik yolundaki salik nefsini iradesiyle iyiliğe sevkeder.
   Kalbin biri nefse diğeri ruha bakan iki yüzü vardır.
   Şeyh, kendi nefsini daha önce nasıl düzeltmiş ise müridini de öylece düzeltir.

   Hz. İsa: "İkinci doğumu gerçekleştiremeyen kimse, semanın melekutuna yükselemez."
   Akıl, mülk aleminde tasarrufa sahip olduğu için matematik ilminin delillerine vakıf olabilir.    Fakat, melekut alemine yükselemez.
   Şeyhlik konusunda salih salikin durumu
   1-Mücerred Salik: Cenab-ı Hakk'ın kendisine lutfettiği kadar nasibini alır. Nefse ait bazı sıfatlardan dolayı şeyhliğe erişemezler.
   2. Mücerred Meczup: Farzların dışında belli bir amelleri ve seyr-i sulukları olmadığı halde    Allah(cc)'m kendilerine lutfettiği kadar, ruhi huzur ve sükuna erişilen hallerden nasibini alabilirler. Şeyhlik makamına layık olamazlar.

   1. Salik-i Meczub: Diğer ikisine nazaran daha açık, lutf-u ilahiye daha mazhar, daima avlar ama avlanmaz. Bazı sıfatlardan dolayı şeyhlik makamına ulaşamazlar.
   2. Meczub-u Salik: Mutlak şeyhlik makamına en layık olanlar ; "Perde-i gayb kalksa yakinim ziyadeleşmeyecek." diyebilenler. Halin etkisinden kurtulmuş, hal ona değil o hale galiptir. Bedenler ve kalıplar Hakka yaklaştırılmış ruhların uzanıp kısalarak secde eden gölgeleri gibidir. Asılları şehadet aleminde kesif, gölgeleri latiftir. Gayıp aleminde ise asıllara latif, gölgeleri kesiftir.
   Şeyhlik makamına eren;
   Hakkal yakine ulaşmış bir arif ,
   Maddi - manevi, nurani ve zulmani perdelerden sıyrılmış,
   Hakk tarafından sevilen, nazarı deva, sözü şifa,
   Sukutu Allah'la
   Lutf-u kahrı bir gören kimsedir.

 11.BÖLÜM
   HADİMLER VE ONLARA BENZEYENLER

   Cenab-ı Hakk: Davut (as) 'a " Ey Davut bana talip olan ve beni isteyen birini gördüğün zaman onun hizmetçisi ol" diye vahyetmiştir.
   Şeyh her konuda Cenab-ı Hakk'ın muradını, hadim ise niyetini bilir. Hadim her işini Allah için, Şeyh ise Allah ile birlikte, O' ondan gafil olmaksızın yapar.
   Hizmet, kişinin Allah ile beraber olabilme halini düzeltmek ve devamlı yaptığı nafileler hariç sair nafilelerden daha hayırlıdır.
   Yapılan hizmet ne olursa hepsi de kendi arzuları ile başkalarına hizmeti tercih ettiği ve sufiler grubuna benzemeye çalıştığı için onların bereketine nail olur.
   " Onlar kendileriyle bulunanların şaki olmadığı bir topluluktur"

   12.BÖLÜM
   SUFİLER GÖRE HIRKANIN HÜKMÜ

   Hırka giymek, Şeyh ile mürit ile arasında bir bağlantı kurmak, müridin nefsi ile kendi arasında şeyhin hakemliğini kabul etmesi ve şeyhine ait elbise ile talibin nefsinde şeyhin iradesinin hakimiyet tesis etmesi demektir.
   Kendiliğinden yetişen ağaç, yapraklansa da meyve vermez, meyve verse de bakımlı meyve gibi olmaz.
   Hırka giymek sünnet-i Peygamberi'de açıkça yoktur. Kabulü maslahata dayanır.
   *Batını yönü ile şeyhine itiraz eden bir müridin feyz alıp, felaha ermesi pek nadirdir.
   Şeyh, hırkanın şartlarını yerine getireceğine ve edebine riayet edeceğine dair müritten söz alır.
   Mürit, şeyhe bir emanettir, heva ve hevesle tasarruf edilmez. Müridin şeyhin sohbetinden izinsiz ayrılması uygun değildir. Müridin süt emme zamanı şeyhin sohbet vakitleridir.

   Hırka
   1.Müritlik hırkası Sadece gerçek müridlere giydirilir.
   2.Teberrük hırkası Mürid olmayıp onlara benzemeye çalışanlara giydirilir.
   Hz. Yusuf (as)'un gömleği Hz. Yakup (as)'un gözlerini nasıl açmışsa şeyhin giydirdiği hırka da müridde aynı tesirleri yapar.
   Teberrük hırkası giydirilene şeriatın sınırlarına sıkı sıkıya bağlı kalması tavsiye edilir. Bu haldeki kimse müridlik hırkası giyme seviyesine yükselebilir. Hırka konusunda yapılan tercihler (renk, cins) dinden ve hakikatten bir şey değildir. Hırka giydirme ve giydirmemede bir beis yoktur.
   
    13.BÖLÜM
   RİBAT (TEKKELER)'DE YAŞAYAN DERVİŞLER

   Ribat ve tekkelerde yaşayan dervişler "ne ticaret ne de alışverişin kendilerini Allah'm zikrinden alıkoymadığı" kimselerdir.
   Ribatın aslı, atların bağlandığı yer idi. Sonraları ardından gelecek tehlikelere karşı, içindekileri korumak için hudut boylarındaki tekkelere "ribat" denilmiştir. Salih bir müslüman vesilesiyle çevresindeki nice kimseler ıslah olur. Ribat; bir ibadetin ardından diğerini gözlemektir. Ribat, nefisle savaştır.
   *Masivayla ilişkiyi kesen, bütün organlara hakkını tam veren, kefalet-i ilahi ile yetinen... kimse hakiki murabıttır.
   
    14.BÖLÜM
   SUFFE ASHABI VE RİBATLARDAKİ DERVİŞLER
   Çokça temizlenmeyi severler. Ribat onların evi ve ikametgahıdır. Ribatlardaki dervişlerin içlerinden kin sökülüp atılmıştır. Zahidler halveti, sufiler halvet de- encümeni tercih ederler.
   * Cemaat evlerindeki kaidelerle gençler üzerindeki nefsin hakimiyeti daraltılır. Gözlerin ona çevrilmesi, üzerimde davranışlarını kontrol eden bakışların çoğalması ile gençler cemaat içinde murakabe altına alınır ve terbiye edilirler.
   Hizmet, başkalarına karşı davranmanın ve hizmet etmenin lezzetini almış, muamelenin tadına varmış, ribatlara ilk defa giren, acemi ve mübtedilerin yapacağı iştir. Kalp kazanma bereketine ve abidlere yardım sevabına böylece nail olur.

    15.BÖLÜM
   MURABITLAR VE SUFİLERİN ÖZELLİKLERİ

   Mevzii ve arizi bir takım kusurların varlığı, işin ruhuna zarar vermez. Mü'min seven ve sevilen, iyi geçinen ve iyi geçinilen insandır. Zıddında hayır yoktur. Karşılıklı murakabe altındadırlar. Tefrika nefsin zuhuruyla ortaya çıkar.
   Ruveym: "Sufiler aralarında anlaştıkları ve kınamayı kaldırdıkları vakit helak olurlar."
Nefis, kalple karşılaştığında ondan kötülük ve şer def'olur.
   Şikayet eden de şikayet edilen de şeyh tarafından tekdir edilir.
   Dervişler kusurlarından dolayı istiğfar ederler, kusurda ala ısrar etmezler.
   Af ve özür dilendiğinde kabul edip reddetmezler. Af diledikten sonra kardeşlerine bir şey takdim etmek sünnettendir.
   Sufi yapılan bir iltifattan dolayı kalbine bir gurur gelirse, kendini bundan alıkor.
   Ribatlardaki dervişlerin dünyevi tasa ve meşgaleye düşmemeleri için ihtiyaçları giderilir.
   Şeyh, vaktini bütünüyle Hakk'a veremeyen dervişlerin ribatlardan yedirilip içirilmelerini uygun görebilir.
   Sufiler ve şeyhler, gençleri başı boşluktan korumak için onları istihdam ederler. Hakiki derviş ve mürid döner dolaşır gene ribata gelir.

    16.BÖLÜM
   SEFR VE İKAMET ADABI

   A. Başlangıçta sefer edip nihayette ikameti tercih edenler
   1. Sefer vesilesiyle ilim öğrenmek için. İlm kastıyla evinden çıkan Allah yolundadır. Ona cennetin yolu kolaylaştırılır.
   2. Şeyh aramak ve sadık ihvan bulmak için. Sadık ve salih kimselerle görüşme inkişafa vesiledir.
   Nazarı ve vakarı fayda sağlamayanın sözü de tesir ve fayda sağlamaz. Sözün nuraniliği kalp nuraniyeti kadardır. Kalp nuraniyeti de istikametin ve ubudiyyetin hakkıyla ifasıyla gerçekleşir.
   3. Alışkanlık ve hoşa giden şeylerden uzaklaşmak için
Eğer kişi doğduğu yerden başka bir yerde ölürse, kendisine cennetten doğduğu yerle izinin bulunduğu yer arası mesafe ölçülür.
   4. Nefsin ince tuzak ve hilelerini ortaya çıkarmak için
   
   1. Eskiye ait ibretli eserleri görmek için.
   2. Hüsn-ü teveccühten sıyrılmak ve unutulmak için.
   Hüsn-ü teveccüh ayakların kaydığı bir makamdır. Eğer teveccüh nefsin müdahalesi olmaksızın geliyorsa bunda mahzur yoktur, bilakis sıhhat-ı hale işarettir.

   B-Başlangıçta ikameti tercih edip, nihayette sefere yönelenler.
   C. Devamlı ikameti tercih edenler. Bunlar Hakk'ın terbiye ve murakabesinde yetişirler.

    A. Devamlı seferde olmayı tercih edenler. Tanınmaktan sakınırlar. İkametin tevekküle mani olduğuna kanidirler.
   " Bazen nefsin coşkunluğu ve heyecanı kalp hareketine karıştırılır. Bu ise felakete götürür.
Sefere çıkmadan istihare namazı kılmak adabtandır.

   17.BÖLÜM
   SEFERİN FARZLARI VE FAZİLETLERİ

   Sefere karar veren sufinin;
   Teyemmümün,
   Namazın kasr ve cem durumunu,
   Mest üzerine mesh ahkamını bilmesi gerekir.

   Sefer adabı:
   1. Yoldaş ve arkadaş edinilmeli.
   Tek başına yolculuk uygun değildir.
   Üç kişi olunduğunda biri imam tayin edilir.
   Tasallut ve cah düşüncesiyle riyasete talip olma heva ve hevesten kaynaklanır
   2. Sefere niyetlenen sufi arkadaşlarına veda eder ve onlara duada bulunur.
   3. Uğranılan yerlerde en azından iki rekat namaz kılar.
   4. Binite bindiğinde mesnun olan duayı okur.
   5. Yolculuğa sabah erkenden ve Perşembe günü çıkmak iyi olur.
   6. Konak yerine uğrandığında dua etmek
   7. Temizlik malzemelerini yanında bulundurmak
   8. Sefere çıkmadan evvel iki rekat namaz kılmak.
   Bu kaidelere bağlı kalanlar reddolunmaz. Kabul etmeyenlerin görüşü de büsbütün atılmaz.

    18. BÖLÜM
   SEFERDEN DÖNME ADABI
   İkamet edilecek yerin ölü ve dirilerine selam vermek.
   Kardeş edindiği kimseyi ziyaret edenin yolu asan olur.
   Mescidlerden birine girince iki rekat namaz kılmak.
   Tekkeye girince hususi ve maslahata dayalı bazı sebeplerden dolayı selam vermek bazen terkedilir.
   Seferden dönene hoş amedide bulunmak.
   Sefer dönüşü geridekilere hediye getirmek.
   Seferden dönen kimsenin istirahatı için hazırlık yapmak.
   Gelir gelmez konuşmaya dalmama, sorulmadıkça konuşmama
   Ziyaret ettiklerinin yanından izinsiz ayrılmama
   
    19. BÖLÜM
   ESBABA TEVESSÜL VE SUFİLER

   Aslolan kimseden bir şey istememektir.
   Yakin durumuna göre esbaba tevessül farklılık gösterir.
   Tevekkülde vesvese maruz kimseler, esbaba kafi miktarda tevessül edebilirler.
Gerçek miskin insanlardan bir şey istemeyendir.
   Sufiler Hz. İbrahim (as) vari Allah (cc)'dan bir şey istemekten haya ederler. O (as) "Allah (cc) beni biliyor mu ?" demişti.
   Bazen rızka meyil Cenab-ı Hakk'ın verdiği bir intibah, bazen de bir günahın cezasıdır. Rızık bazan hikmet yollu, bazen de kudret - Hz. Meryem'e olduğu gibi- yollu gelir. Rızık ve borç konusunda daim sabır hazinesine müracaat edilmelidir. Bütün bu tevekkül ve esbab dairesinde bir şey gelmiyorsa zaruret miktarı istenilebilir. Veren el alan elden üstündür.
Kendine verilen mala emanet nazarıyla bakan fakr-ı lisanıyla, kendi malı gibi seyre dalan, fahr lisanıyla ve hayalperestlerin diliyle konuşur.
   Gerçek fakir indirileni değil, asıl indirenin yakınlığını taleb eder.

   20.BÖLÜM
   FETH-İ MANEVİ VE İHSAN-I İLAHİ

   Sufi Allah ile meşguliyetin kemaline ererek takvada kemal sahibi olunca, hali onu esbaba tevessülü terke mecbur edebilir.
   Bunun mebdeinde bir kapı açılır ki, gerek kendinin gerekse şeriatın günah saydığı şeye duçar olursa yaptığının cezası olarak telakki eder. "Günaha düştüğümü çocuğumun kötü ahlakından anlıyorum." sözü meşhurdur.
   Allah (cc), bahşedeceği idrakle onu tevhide ve Hakk'la meşgul olmaya muvaffak kılar.
Allah(cc)'m tecelliyat-ı ef'alinden kendisine münkeşif olan hadiseleri tarassut ve mülahazaya devamla kul, tecelliyat-ı ef'alden tecelliyat-ı zata yükselir.
   Tecelli-i ef'al; rıza ve teslimiyeti doğurur.
   Tecelli-i sıfat; heybet ve üns kazandırır.
   Tecelli-i zat ; fena ve beka duygularını bahşeder.
   Fena, terk-i ihtiyar ve fiil-i ilahiye vukufun adıdır.
   Cenab-ı Hakk'ın zatının bizzat tecellisi ancak ahirette olacaktır.
   Resulullah (sav), ashabını tedricen ve nefsin tedbirinden, fiil-i ilahiyi müşahade ve Hakk'ın hüsn-ü tedbirine yönelmeye hazırladı.
   Cenab-ı Hakk'ın kendisine sevkettiği rızkı kabul hususunda ilm-i ilahiye vakıf olan kul, korktuğundan emindir.
   Feth-i ilahinin farkında olan da vardır olmayan da.
   Mükaşefeye mazhar olanlar ;
   Allah'tan ilm sunularak,
   Ef'alden tecrid ile ilim sunularak,
   Her ikisi de olmaksızın mükaşefeye ulaştılar.
   Rızık alırken de verirken de işaret beklenir. Nefis endişesi kalkarsa işaret beklenmez.
   Dervişlerin bazısına musallat olan sıkıntılar, kalplerin Allah ile meşguliyetini, kulluk hukukuna riayetini kemale erdirmek içindir.
   Kul, Allah(cc) ile olan meşguliyetinden hali olduğu ölçüde dünya sevgisine müptela olur.
Zühd, ehlinin son adımı, tevekkül ehlinin ilk adımı mesabesindedir.
   Feth-i ilahiye mazhar olana, hikmet veya kudret elinden merzuk olması müsavidir.
   İhtiyacından ve zaruret miktarından fazlasını isteyenin sufilikle alakası yoktur.

21. BÖLÜM
   SUFİLERE GÖRE EVLİLİK VE BEKARLIK

   Sufi'lere göre her ikisinin de bir gaye ve zamanı vardır. Herhangi bir halin (evlilik-bekarlık) ihtiyar edilmesi, Allah (cc) içindir.
   Nefsin isyanından emin olundukça, bekarlık tercih edilir. Nefis, ilimle dizginlenir.
   Evlenme adına şehevi bir acelecilik, erkeklerin manevi yolda gerilemesi demektir. Sadık mürid buluğa ermedikçe evlenmez. Buluğu ise 'Rical' olmasıdır.
   Evlilik ve bekarlık hakkındaki haberlerin farklılık göstermesi, muhatabın farklılığındandır.    Fazileti muhataba göre değişir.
   Evli sufiye yardım edilmelidir.
   Mücerred yaşamak, dervişini işini kolaylaştırır. 'Bizim arkadaşlarımızdan evlenip de manevi derecesini muhafaza edeni görmedim. S. ed Darani Evlenmek, azimetten, ruhsata düşmektir.
Sıkıntıya sabır, refaha sabırdan daha kolaydır.
   Oruç tutulmalı, nefis, ibadete alıştırılmalı.
   Müridin evliliği düşünmemesi, hüsn-ü edebdendir. Kadın ve şehvet akla gelince tevbe edilmelidir.
   Kalbi namaz ve ibadetten meşgul olacak derecede evlenme düşüncesi arız olunca, şeyhe müşkil arzedilir ve duası talep edilir.
   Bazen keşfen, yakazaten veya bir zatın işareti ile evlilik telkin, bekarlık men'edilir. Evliliğe basiretle gidilir; gözü kapalı gidilmez.
   Tezkiye olmuş nefisler, nasibi olan hazlara eriştiğinde kalblerin inşirahı artar.
   Süfyan b. Uyeyne; 'Çok kadınla evlenmek, dünya sevgisinden değildir. Çünkü Hz. Ali (ra) Peygamber Efendimiz (sav)'in Ashab'ının en zahidi olduğu halde, dört hanımla evli idi, on yedi kariyesi vardı'.
   Evlilik nedeniyle hanımdan gelen iki fitne vardır:
   1-Maişet derdi
   2-Kadınla ihtilat ve mübaşerette ifrat, hizmetten uzaklık.
   Evliler için büyük bir gizli fitne de, fuhuş cemal lütfunda sükunet bulması ve neticede ruhta bir donukluk hasıl olur ki, bunun farkedilmesi çok zordur.
   Ariflerin gönlüne zina düşüncesinin arız olması, onu işleyenin durumuna düşmeleri demektir.

    22.BÖLÜM
   SUFİLER'İN SEMAI

   'Sözü dinleyip, en güzeline uyanları müjdele! Onlar Allah (cc)'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Onlar, akıl ve basiret sahibidirler' (Zümer Suresi, Ayet: 18)
   Bütün sema'ın harareti, yolu, duygusunun burudeti üzerine gelince, gözlerinden yaşlar boşanır. Bazen bu vecdden de ürperti ve titremeyle zahir olur. Beyne ve ruha da etkisi vardır.
   Ehl-i batıl, heva sahiplerinden de bütün haller nakledilir.
   Kalb incelendiğinde duaya yönelinmelidir.
   Allah korkusundan, derisi ürperince Cenab-ı Hak Cehennemi haram kılar.
   Semaın ihtilaflı olanı, name ile söylenen şiirlerin dinlenmesidir.
   Sema, nefse hitabı, eş ve cariyelerin şöylesi eğlenceli ve Hakk'a davet itibariyle haram, şüpheli ve helal pozisyonu sözkonusudur. Bunların helal ve şüpheli hallerine de acz-u müsamaha gösterilmesi uygun değildir.
   Sema yapanın diri bir kalb ve ölü bir nefisle sema yapması gerekir. Aksi halde sema helal değildir (Abdurrahman es-Sülemi)
   Nefsini rahatlatmak için, hal iddiasından uzak olarak sema yapanın raks ve semaı faydalı da değildir, zararlı da...
   Şeyh ve manevi liderlerin raksetmeleri hiç yakışık almaz.

   SEMA'I İNKAR EDENLER
   1-Sünnet-i Seniyye ve Asar'dan habersizdir.
   2-Kendisinin iyi amellerine aldanmıştır.
   3-Soğuk tabiatlı, zevkten nasibi yoktur.
   Haram olan, mücerred değil, fitne endişesidir.
   Taat, zahiri sıfatların sırrı, vecd batıni sıfatların özüdür. Zahiri sıfatlar hareket ve sükunet, batıni sıfatlar ahval ve ahlak şeklindedir.

    23.BÖLÜM
   SEMA'A KARŞI ÇIKANLAR

   Sema, temkin ehli ariflerden başkası için sahih olmadığı gibi, mübtedi müridlere de mübah değildir.
   Şarkıyla çokça meşgul olan, sefih sayılır. Sefihin de şehadeti muteber değildir. (İmam Şafi'i).
   Şarkı kalbe nifak tohumu eker. (Abdullah b. Mes'ud)
   Şarkı zinanın büyüğüdür (F. b. İyaz)
   Sema, eğer bir oğlanın sesini dinleyerek yapılıyorsa, ona fitne karıştığından, dindar kimselerin bunu reddi gerekir.
   Tasavvufun tamamı ciddiyet'dir.

    24.BÖLÜM
   SEMA'A İHTİYAÇ DUYMAYANLAR
   Vecd, kaybettiğini hissetmektir.
   Ehl-i batın, nefsinin hevasını bulduğunda vecde ulaşır. Ehl-i Hak ise, kalbinin muradına erdiğinde vecd duyar.
   Nefsin perdeleri, arızi ve zulmani hicaplar, kalbin perdeleri ise semavi ve nurani hicaplardır.
   Vecd bazen manaların anlaşılmasından, bazen de sadece musıki ve namelerin tesiriyle olur.
   Vecd kaynağı Hak Teala olan, bir varidatdır. Allah'ın zatını murat eden O'nun (cc) indinden gelenle yetinmez. Mekan-ı kurba erişmiş olan kimseyi nezd-i ilahiden gelen bir varidat meşgul etmez ve harekete geçirmez. Varidat kulun Allah (cc)'a uzaklığını gösterir. Halbuki kurb makamındaki kimse aradığını bulmuştur.
   Varidat güçlü ve kamil olanı değiştirmez. Hz. Ebubekir (ra)'in sözüne telmihen.
'Allahım! Beni gözü yaşlı olmakla merzuk kıl'. (H. Şerif)

    25. BÖLÜM
   SEMA ADABI
   Sıdk, ciddiyet, halis niyet, vakar ve semadan önce istihare, bereket ve istifade için dua.
   Sema meclisinde vecde davetiye çıkarmaktan korkmalıdır.
   1- Vecd gelmeden, vecd gösterisinde bulunulursa:
   2- Allah'a yalan isnadı
   3- Halkı aldatma
   4- Salah düşüncesinin bozulmasına sebep olur.
   5- Halkı batıl yola zorlama.
   En güzeli, vecd anında hırka yırtmamaktır.
   Hırkayı parçalayıp dağıtmak Sufilere göre ahdi yenilemektir.
   Hırka hususunda söz hakkı, şeyhindir.
   Sema'a ehil olmayanın katılması mekruhtur.

    26.BÖLÜM
   HALVET, ÇİLE VEYA ERBAİN

   Erbain, sair zamanlarda hak, ters düşen arzuların bastırılması için yapılır.
Kırk gün ihlasla amel eden kimsenin kalbinden diline doğru hikmet pınarları akseder, ilm-i ledünne açılan kapı, buradadır.
   Kul, insanlardan ayrılıp, Allah-u Teala'ya yönelmesi sayesinde mesafeler kat'ederek nefis madeninden ilim cevherini çıkarır.
   Erbain'de muvaffak olmanın şartı, şartları ihlasla yerine getirmektir.
Halvette nefsin arzularından uzaklaşma vardır.
   Peygamber Efendimiz (sav) de nübüvvet öncesi halvet yaşamıştı.

    27. BÖLÜM
   HALVETTE VAKİ OLABİLECEKLER
   Halvet, dinin selameti, nefis ahvalinin yok olması, amelin Allah için yapılması içindir. Keşf ve Fetih mülahazasıyla yapılan halvet fitneye düşme demektir. Taleb edilecek istikamettir; keramet değildir.
   Dinin esaslarına uygun halvet, kalbi nurlandırır, dünya rağbetini keser, zikrin tadına erdirir, namaz, tilavet vs. ibadetlerin ihlasla yapılmasını sağlar.
   Bazen zihne hayaller düşer ki, bunları vehametle karıştırmamak lazımdır.
   Zikre, hususiyle 'La ilahe illallah' mülazemet esastır.
   Kalbe yermeşen kelime-i tevhid, kalbe yerleşince nefsin itirazlarını önler. Zikir nurunun kalbe bir cevher halinde yerleşmesi, halvetten gaye budur.
   Bazı hayaller asılsız bazen de mevhibe-i ilahi olarak belirir ki, onlar da hakikatle irtibatlıdır.
Hakikatler misal elbisesinden sıyrılarak, özel bir haber ve keşif halini alır.
   Mükaşefelerin hepsi yakin duygusunu takviye içindir. Asıl kayine ulaşan kimsenin bunlara ihtiyacı yoktur. Her ne olursa olsun, takva ve zühdün hakkı verilmeli, asla aldanılmamalıdır.

    28. BÖLÜM
   HALVETE NASIL GİRİLİR
   Dünyada tecerrüd, halvete girip, gusül, iki rekat namaz, gözyaşı tevbe, ahlak-ı zemimeden arınma, cemaatle kılınacak namazlara sadece devam.
   Halka halveti belli etmeme, daim zikr-i İlahi ile meşgul olma, hayale başka şeylerin girmesine izin verilmemelidir.
   Daim abdestli bulunmaya çalışılmalıdır. Uykuya karşı mücadele etmelidir.
   Azık, tuz ve ekmektir. Çok zor durumda katık da alınabilir.
   Kıllet-i Taam, Kıllet-i menam, Kıllet-i kelam, uzlet ani'l enam esastır. Yeme, tedricen azaltılabilir.
   Açlığın sınırı; ekmek-katık ayırt edilemeyecek seviyeye gelmesi.
   Belli bir dönemden sonra Allah (cc) yemeği unutturur. Unutmasa bile, kalbin nur ile dolması, ruhun çekici kabiliyetini güçlendirir. Ruh, onu kendi merkezine ve alem-i ruhanideki yerine doğru çıkmaya başlar. Bu sayede salik, nefsani şehvet duygularından nefret eder. Lüzumsuz, konuşma gibi, şeyler nefsi uyarıcı etki yapar.
   Fakat Cenab-ı Hakk'ın mevahib-i İlahiyesi buna münhasır değildir.
   Erbain için tercih edilen zaman: Zi'l-Ka'de, Zi'l-Hicce'nin ilk on günüdür.

   29. BÖLÜM
   SUFİYYENİN AHLAK ANLAYIŞI

   Ahlakta model Peygamber Efendimiz (sav)'dir. O (sav)'nun ahlakıyla ahlaklanmak esastır.
Rasulullah (sav)'dan Şeytani sıfat sökülüp alınmıştır.
   Bazı sıfatların bulunması ise Allah (cc)'ın Nebi'sini (sav) özel rahmeti ile terbiye etmesi ve ümmetine örnek almasına vesiledir.
   Tasavvuf halka iyi muamele, Hakk'a sadakattir.
   İyi geçim, sabır, cömertlik, ülfet, nasihat ve şefkat hukuk-u azimdendir. Allah (cc)'ın ahlakıyla ahlaklanmak hedeftir.
   Güzel ahlak, insanı Cennet'e götürür.

    30. BÖLÜM
   SUFİLERİN AHLAKI

   1-Tevazu:
   Her davete icabet, hediye kabulü, selam verme, selam alma.
Kendinde bir değer görmeme, hakkı her kimden olursa olsun kabul etme, herkesi kendinden hayırlı görme.
   Böbürlenerek yürümeme, insanın yaratılığı şeye bakması.
   Zillet ve meskenete düşmek, uygun değildir.

   2-İnsanlara yumuşak davranmak:
Halkın arasına karışıp ezalarına sabır, uzletten daha hayırlıdır. Öfkeyi yutma, aff-u safv memduhdur.
   Yumuşaklık hayırdan nasipdarlık demektir.

   3-İsar:
   Kendileri muhtaç iken başkalarını kendilerine tercih edenler.
   Kendisini mülkün emanetçisi görenin isarı en sağlıklı isardır.
   Huzeyfetü'l-Adevi'nin Yermük'teki su hadisesi, Ebu Talha ve misafiri Sa'd b. Rebi ve Abdurrahman b. Avf kardeşliği.
   Cömertlik, buhl'la kazanılır
   4-Afv ve Müsamaha:
   İhsan sana kötülük yapana iyilik yapmandır. İnsan, güneş, rüzgar ve yağmur gibi umumidir.

   5-Güler Yüzlülük ve Tatlı Dillilik:
   Güler yüzlülük, tebessüm, sadakadır.
mü'minin kalbinin aydınlığı yüzüne vurur.
Sevinç ve neşe Allah için ve O'ndan (cc) ötürüdür.

   6-Şakalaşma ve Yumuşak Muamele
   Sufiyye ahlakındandır.
   Rasulullah (sav) latife ve şaka yapardı.
   Mübtedilerin çokça şakalaşmaları uygun olmaz. İşin içine nefs karışabilir.
   İnsanları rahatlatmak için şaka yapılsa da, halvette ciddiyyet esastır.
Mizah bast ve recadan ileri gelir,
   7-Yapmacık Davranışları Terketmek:
   Tekellüf, nefsin arzusu üzere insanlara gösteriş olsun diye yapılan yapmacık hareketlerdir.
   İkram ederken dahi tekellüften uzak peygamberane ahlaktır.
ziyaretçiye elde olanı, davetliye elden geleni ikram etmek esastır.
   8-Mal Biriktirmeyi Terketmek:
   Rasulullah (sav) ertesi gün için evde bir şey bırakmaz ve bıraktırmazlar.
   Sufilerin Cenab-ı Hakk'ın hazinelerini deniz gibi (tükenmez) bilir.
   Allah (cc) kuşlar gibi tevekkül içinde olmak
   9-Aza Kanaat Etmek:
   Kanaat rızadan kaynaklanır. Şerefi ar




Haftanın Sohbeti

[SOHBET İZLE]Osman Nuri Topbaş Hocaefendi : "Yüreğimizin Ulaştığı Her Yerden Mesulüz"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Sohbetleri

[SOHBET DİNLE] Mahmut Zengin : "Allah Seni Bekliyor - Tevbeden Dönme! - Tövbe ve Gözyaşı"
Sohbeti dinlemek için tıklayınız.
Görüntülü Sohbet

[SOHBET İZLE] Ahmet Taşgetiren - 16.Bölüm - "Günaha Karşı Duyarlılık"
Sohbeti izlemek için tıklayınız.
Tefsir Dersleri

[İZLE] Dr. Adem Ergül Tefsir Dersleri 2. Ders " Besmele "
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Fıkıh Dersleri

[İZLE] Ahmet Hamdi Yıldırım 2. Ders "Temizlik - Abdest"
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Tasavvuf Dersleri

[İZLE] Doç. Dr. Süleyman Derin "İhya Okumaları" 2. Ders
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Radyo Sohbetleri

Fatih Çıtlak İle Tasavvuf Sohbetleri -Toplam 14 Bölüm- Her birinde Mârifetullah ikliminde aşk yağmurlarına tutulacağınız,uzun soluklu sohbetler
Sohbetleri dinlemek için tıklayınız.
Mesnevi Sohbetleri

[İZLE] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz " Mesnevi Sohbetleri " Toplam 23 Bölüm
Dersi dinlemek için tıklayınız.
Haftanın Konusu

*Doç. Dr. Fahreddin Yıldız'ın kaleminden :" Allah Elçisinin Örnekliği "
Okumak için tıklayınız.
Tasavvuf Dershanesi

19. Ders "Nakşibendiyye büyüklerine göre Allah’a en çabuk vâsıl eden dört esastan biri=Sohbet "
Okumak için tıklayınız.
Anket

Dervişin Fikri olarak 4 yıldır aynı temayı (görünüm) kullanıyoruz.Sizce değiştirmelimiyiz?

Değişiklik iyidir.
Böyle kalsın.
Bir ay deneyebiliriz

Facebook Sayfamız
Dervişin Fikri

Sayfanızı Da Tanıtın
Dervişin Fikri ile ilgili en güncel haberleri almak ve orjinal videoları seyretmek için açılan sayfada BEĞEN butonuna basınız
Sayfaya gitmek için tıklayınız.
Diline Sahib Çık!



Duyurular

Sayın Editör,Yazar ve Üyelerimiz.Makaleleriniz için seçtiğiniz resimleri önce bilgisayarınıza kayıt edip,sonra yükleyiniz.Diğer sitelerden alıntı resimler bir müddet sonra silinmekte veya değişmektedir.

Dervişin Fikri İslami Portalı'nda Yazılarınızı veya Alıntılarınızı Yayınlamak İçin Üye Kontrol Panelindeki Konu Ekle Linkine Tıklayarak Yazılarınızı Bize Gönderebilirsiniz.

Namaz Vakitleri
Hoş Sadâ

Sami Sultanımız-Özel
Dervişane Musıki
Ayet-i Kerime
Hadis-i Şerif
Dua
Son Dakika Haberleri
  
Ana Sayfa  |  İletişim  | Üye Ol  | 
Copyright © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2009 Dervişin Fikri  | Çeviri By © 2009 zIRyuMRuL
GenelVideolar Hit Statistics
İslami Sitelerin Bulusma NoktasıiSLami Toplist, islami Siteler, ToplistislamiHit.comdomain