Şems-i Tebrîzî hazretleri Şam'dan Konya'ya gelirken, yol üzerinde bulunan bir hana uğrayarak burada yatmak istedi. Fakat uğradığı bütün hanların dolu olduğunu, hiç kalacak yerlerinin olmadığını öğrenince, câmide sabahlamak istedi. Câmiye gidip yatsı namazını cemâatle kıldı. Cemâat dağıldığında, o hâlâ duâya devâm ediyordu. Duâsını bitirdiğinde, câmide kimse kalmamıştı. Cübbesini çıkarıp başının altına koyarak uzandı. Günlerce süren yolculuğun verdiği yorgunlukla hemen kendinden geçti. Bir müddet sonra câminin kapılarını kilitlemek üzere gelen görevli, camide birinin yattığını görünce, yanına yaklaşarak: "Burada yatılmaz kalk!" dedi.
Aşk-ı Gönül Dikensiz gül gibi görsede gönül, Ümidi acıyla bilemektir aşk. Kapanınca birgün bütün kapılar, Vuslatı ahrette dilemektir aşk. Kıvrımlı, upuzun öyle bir yol ki, Asırlar, içinde noktadır sanki. Belki Züleyha’dır, Yusuf’tur belki, Belki de beyhude bir emektir aşk. Aça dursun bir gül hasret çölünde Bülbülün nabzıdır atar gülünde,
Konuşmasından anlaşılır insan. Güzel konuşmasından… Kalpten kalbe yol vardır derler. Bunu biraz daha değiştirerek söylersek: Dilden kalbe yol vardır.
Gönlü yumuşak insanların konuşmaları da yumuşak ve ılımlıdır. Onlar asla kalp kırmaz. Çünkü bir mihenk vardır gönülde; sözünü önce ölçer biçer sonra muhatabına sunar.
Dedim: Çok yalnızım. Dedin: ... فَإِنِّي قَرِيبٌ Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186
Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim. Dedin: وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205
Dedim: Bu da senin yardımını ister Dedin: أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ ALLAH'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Nur-22
Ey benlik zindanının kapısını kıranlar, Kim güzel düşünüp güzel davranarak (samimiyetle) özünü Allah'a teslim ederse, hiç şüphesiz o, en sağlam kulpa yapışmış olur. Öyle ya bütün işlerin sonu Allah'a dayanır. [Lokman, 22]
Ömür testisi doldu dolacak, gün ha ağardı ha ağaracak mektubun gelmedi aziz dost? Beklettik lakin biz de feryadın dinmesini bekleriz… Durulunca kıyıya vuranları toplayıp ikram ederiz canlara… Her nefeste bin perde aralayıp gelen o feryad da neyin nesi?
Gül ki, yanaklarında varlığın tazeliği al aldır; sanki yokluktan varlığa geçişiyle hâlâ heyecanlıdır, sanki ummadığı bir hayatı kazandığına utanmaktadır.
Gül ki, inceliği ve zerafetiyle, tazeliği ve yeniliğiyle, her an yoktan var edilme titrekliğine tanıktır.
Gül ki, sanki varlığına her dem sevinmekte, sanki karşılıksız gördüğü iyilikle mahcup olmakta, iste(ye)meden edindiği güzelliğe teşekkür için telaştadır.