Sen, Allah’a, itaatle, ibadetle yaklaştıkça, O’nun ismini andıkça, O’na yöneldikçe kalb kapıların açılıyor Kalbin O’na doğru yöneliyor Allah da O’na yöneldiğin için sana nurani tecellilerle tecelli ediyor
Ve o tecellilerden O’nu tanıyorsun “Beni zikret Ben de seni zikredeyim” Allah’ı görmek istiyor musun? “Evet istiyorum!” Öyleyse Allah’ı bu şekilde severek zikretmeye çalış, vallahi ve billahi O’nu mutlaka tanır ve bilirsin
Önümüzde hiç unutmamamız gereken, ama aksine, unutmak için ne lâzımsa yaptığımız büyük bir hakikat var: Ölüm.
Bu gafletimizin en büyük devası: “Lezzetleri acılaştıran ölümü çok zikrediniz.” Hadis-i Şerifi...
Bu Hadis-i Şerif’de ölümü çokça hatırlamamız ve üzerinde önemle durmamız tavsiye ediliyor. Bu tavsiyeye kulak tıkamak akıl kârı değil. Zira göz kapamak hiçbir hakikatı gizleyememiştir. Ölüme sırt çevirip yarını düşünmekten kaçan insanlar, kabre geri geri gitmekten başka birşey yapmıyorlar.
Gerek önceki ümmetlerde, gerekse günümüzde oluşturdukları zanni bilgilere dayanarak dini tekellerine almaya çalışan kimi kişi, grup ve ekoller Allah adına haramlar, helaller koymakta, itikada temel teşkil edecek inanç konuları oluşturmakta, sonra da bunlara Allah’ın kitabındanmış gibi inanmaya devam etmektedirler. Oysa Gayb’e tekabül eden konularda söz söylemek, inanılması gereken konuları tespit etmek Allah’ın tekelindedir. (Cin 72:26-27, Al-i İmran 3:179, Nisa 4:157)