Prof. Dr. Ethem CEBECİOĞLU, 1951 yılında Ankara’da doğdu. 1981’de Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesini bitirdi. 1983 yılında Yüksek Lisansını tamamladı. Bir süre ihtisas için yurtdışında bulundu. 1990 yılında; «Hacı Bayram Velî» hakkında tez hazırlayarak doktorasını tamamladı. 1991 yılında Yardımcı Doçent, 1993’te Doçent, 1999’da Profesör oldu. Hâlen Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanlık görevini yürütmektedir. Evli ve üç çocuk babasıdır. Bildiği yabancı diller İngilizce, Arapça ve Farsça’dır.
"Şehrullahi'l-Muharrem" olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.
Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir. Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
"Sizden öncekiler âhiret işlerinden arta kalan vakitlerini dünyaya harcarlardı. Sizler ise dünya işlerinden artan vakitlerinizi âhirete sarf ediyorsunuz."
Dumanlar içinde hasıra sarılmış gencecik bir beden... Adı; Zübeyr bin Avvam (ra) Suçu: Müslüman olmak Yaşı:Henüz onbeş İşkence yapan: Öz bir amca mayan Yusuf'lar olmak duâsıyla..
Ormanda bir fare varmış. Havalı kibirli her an bir hayvana musallat olan kuyruğu dik bir fareymiş Kuşların yuvasına pislemediği gün maymunun kuyruğunu ısırır, tavşanı korkutmadığı gün tilkinin başını şişirirmiş.
Bir yahudi ile bir münafık bir meselede anlaşamadılar. Yahudi meseleyi halletmek için Rasûlüllah'a gidelim diyor münafık ise yahudilerin başı Ka'b b. Eşref'e gidelim , diyordu.
Peygamber hazretlerinin huzuruna gelip meselelerini anlattılar. Peygamberimiz yahudiye hak verdi. Huzur-u Saadetten çıktıktan sonra münafık bu sefer:
1961'lerde evrimciligin iyice alevlendirildigi günlerdeydi. Rahmetli Haci Nazif Çelebi Süleymaniye camiinde bir ögle namazi kildirmis, turistler de etrafini alarak imam kiyafeti içinde iken kendisine suallar sormuslardi. Bunlar itirazci suallerdi. Kimi, insanin maymundan geldigini iddia etmek istiyor; kimi de, seyrettigimiz namazinizda niçin ayakta duruyor, egiliyor, basinizi yere koyuyorsunuz. Bunun ne manasi var? Bizim gibi sandalyeye oturun, papazin duasini dinleyin yeter, diyordu.
Dinle Neyden,dinlemeyi bilene,Mesnevi'nin bazı gizemli hikayeleri üstündeki perdeleri aralıyor,tasavvufun inceliklerine dair yol haritaları sunuyor,yolun erkanı ve edebini anlatıyor.Neyzenin ''Hu'' sadasıyla yakıcı bir ateş haline gelen neyden,Allah nidasıyla inleyen kudüme,ölüleri diriltip,padişahı kul eden aşktan,dehrin (geçici alem) bağından kurtulmak olan gerçek zühde kadar tasavvufi kavramların ve tarikat kültürüne ait unsurların sembolik manalarından dem vuruyor.Bu kitapla Mesnevi'nin anladığımızı sandığımız beyitleri ve
Tarihçi yazar Yavuz Bahadıroğlu , Mehmet Akif Ersoy `un İstiklal Marşı `nı yazarken başlangıç kelimesi olan "Korkma !" ifadesini Hz . Muhammed`in (sas ) hicret esnasında Sevr mağarasında Hz . Ebu Bekir `e söylediği "Korkma ey Ebu Bekir , ALLAH bizimledir !" sözünden ilham alarak yazdığını söyledi.
Tarihçi yazar Yavuz Bahadıroğlu , aylık olarak yayınlanan genel kültür dergisi Moral Dünyası `nda yayınlanan yazısında,
Seyyid Emir Külal (k.s.) Hazretleri bir gün sohbet ederken, kendisini bir hal kapladı. Bu sırada hac yapanların hallerini, nerede ve ne yapmakta olduklarını gördüğünü söyleyerek,anlatmaya başladı. Meclisinde bulunanlardan biri:
-" Kabe'yi nasıl görüp de anlatıyor? Kabe buraya çok uzakdır." Diye düşündü. Biraz sonra Seyyid Emir Külal (k.s.) Hazretleri, böyle düşünen kimsenin yanına yaklaşıp, elinden tuttu ve;
Sizin evinizde ne kadar eşya var hiç saydınız mı? İşte çok ibretli bir hikaye.... Hayatı daha yakından ve renkli olarak tanımak için dünyayı dolaşmaya çıkan meraklı bir genç, gezdiği ülkelerden birinde ünlü bir alimi ziyarete gitti. Seyyah, büyük alimin, yaşadığı evde, bütün duvarların kitaplarla dolu olduğunu gördü. Çok şaşırdı tabii. Bir mana da veremedi. Öyleki kitaptan başka duvar görünmüyürdu. Bu duygularla evin diğer bölümlerini de dikkatle gözden geçirdi. İyice şaşırdı. Yerde bir kilim, duvar dibinde yatak olarak kullanılan basit bir sedir, ortada ise bir masa ve sandalyeden başka hiçbir şey yoktu. Merakla: "Neden hiç eşyanız yok?"
ALLAH'ın emrettiği şekilde davranıp iyi bir kul olarak yaşayanlar cennetle mükâfatlanacak, kötüler ise cehennemde yaptıklarının cezasını görecek. Bunun tabii sonucu olarak inananlar cenneti özler, cehennemden korkar; cenneti kazanmak için çabalar ve cehenneme düşmemeğe çalışır.
Büyük âlim ve Allah Dostu Erzurumlu İbrahim Hakkı ks. Hazreteri'nden çağları aşan mutluluk reçetesi... Ey Aziz! Edeb ehli demişlerdir ki erkeğin hanımı ile sohbetinin edeb ve şartları şunlardır:
1. Hanımına iyi huylu olmalıdır.
2. Onunla rıfk ve yumuşaklıkla sohbet ve ülfet vedip tatlı ve hilm ile söylemelidir. Nitakim hadis-i şerifde: “İnsanların hayırlısı ehline hayırlı ve faydalı olan kimsedir” buyuruldu.
3. Eve girince hanımınaselam verip halini sormalıdır.
4. Tenhada neşeli görünce saçlarını okşayıp tatlı sözlerle bûs etmeli sarılmalıdır
01. Yatağından kalkarken besmele çeker. 02. Sabah namazını camide cemaatle kılmaya gayret eder. 03. Sabah erkenden işine giderken Allah' tan helâl rızık ister. 04. Kabir azabından her an Allah'a sığınır. 05. Cennete girmek için her fırsatta Allah'a dua eder. 06. Beş vakit namazını cemaatle kılma azminde olur. 07. Sünnet namazlarını terk etmez. Mümkünse nafile de kılar.